Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264794" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Cevap: Haşir Bahsindeki Teşbih ve Temsiller</strong></p><p></p><p>Arap baharını tetikleyen alim ve Risale Akademi’nin konferansı</p><p> 08 Ekim 2011 Cumartesi 07:14</p><p> <span style="color: #f00"><strong><span style="font-family: 'verdana'">Arap baharını tetikleyen alim ve Risale Akademi’nin konferansı</span></strong></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Risale Akademi, bize bir davet mektubu gönderdi. Mektupta, 1 Ekim 2011 Cumartesi Ankara-Kızılcahamam Asya Termal Tesislerinde <strong>“Münâzarât Ekseninde Milliyetçilik Fikri ve Demokrasi” </strong><strong>konulu bir konferans</strong> tertiplendiği söyleniyor, bizim de bu konferansa bir tebliğle katılmamız isteniyordu. </span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Ben de bu nazik daveti memnuniyetle kabul ettim. Belirlenen günde ve mekânda hazır bulunarak tebliğimi sundum. </span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Böyle bir konferans düzenlemelerinden ve bizi davetlerinden dolayı başta Risale Akademi’ye, Akademik Araştırmalar Vakfına ve Risale Haber’e teşekkür eder, daha büyük ve güzel organizasyonlara imza atmalarını Ceneb-ı Hak’tan niyaz ederim. Program organizatörlerinin birleştirici, kucaklayıcı, olumlu, ılımlı, nazik, samimi, efendi, hürmetkâr olmaları ve bazı eksikliklere rağmen konferansın başarılı geçmesi bizi memnun eylemiştir.</strong></span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Konferansta sunduğum tebliğimin başlığı şu idi:<strong> “1911 Tarihli “Kürt Reçetesi”nin Günümüz “Kürt</strong> <strong>Meselesi”yle İlgisi”.</strong> Şimdi o tebliğden bir özet siz sevgili okurlarıma arz etmek istiyorum:</span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Sadece Münâzarat’tan değil, Bediüzzaman’ın Hutbe-i Şâmiye’sinden ve Nur Külliyat’ından da yola çıkarak, derim ki: Bediüzzaman, kıyamet öncesi son devrin imamı, müceddidi, görevlisi olması hasebiyle Sözleri’ni, eserlerini sadece yaşadığı günler için değil, gelecek günler, aylar, yıllar için kaleme almıştır. </span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Bu davet mektubundan sonra “Münâzarat”ı bir kere daha gözden geçirdim. Bildiklerimin ve inandıklarımın doğru çıktığını görmenin hazzını, sevincini yaşadım. Bir kere daha inandım ki Bediüzzaman’ın Münâzarat’ı ve Külliyat’ı sadece o günler için değil, bu günler ve yarınlar için yazılmış hattâ bir çoğu mânevî canipten yazdırılmıştır. </span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Bu sözlerimin aksini iddia edenleri, Risale-i Nur’u ve Münâzarat’ı <strong>objektif bir gözle, insaf ve vicdan gözlüğü ile </strong>okumaya davet ediyorum. Benim düşüncelerimin ve sözlerimin aynını düşünmez ve söylemezlerse ben bu sahadan çekileceğim.</span></span></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Anayasa çalışmalarının yapıldığı bu günlerde Bediüzzaman’ın eserleri, özellikle Münâzarât’ı istifade edilmesi gereken eserlerin başında olmalıdır.</span></span></strong> </p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Gerek Münâzarât ve gerekse Nur Külliyatı’nın omurgasını teşkil eden ve Bediüzzaman’ın seksen küsür yıllık hayat felsefesini özetleyen iki cümlesi var:</span></span></p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">“Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba'-ı Kur'andır. Azametli bahtsız bir kıt'anın, şanlı tali'siz bir devletin, değerli sahibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.” (1)</span></span></strong></p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Günümüz Türkçesiyle ifade edecek olursak:</strong></span></span></p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Hasta bir çağın, hasta bir milletin, hasta bir organın reçetesi </strong></span></span><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Kur’an’a uymaktır.</span></span></strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong> Büyük ama bahtsız bir kıtanın, şanlı ama tali’siz bir devletin, değerli ama sahipsiz bir toplumun reçetesi </strong></span></span><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">İslâm birliğidir.</span></span></strong></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Bu iki cümle, Bediüzzaman’ın, günümüz problemleri için hazırladığı çözüm paketinin de bir özetidir. </strong></span></span></p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Yukardaki cümlelerden ve 6000 sayfalık Nur Külliyat’ından de anlaşılıyor ki, Bediüzzaman, Kürt kavgası vermemiştir. İman ve Kur’an kavgası vermiştir. Bediüzzaman’ın talebelerinin çoğu Türk’lerdendir. Eğer o Kürt kavgası vermiş olsaydı, bu gün her kesimden ve her ırktan insanlar onun arkasına düşmeyeceklerdi.</span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Bediüzzaman’ın, Münâzarat’ı, Ekrad (Kürt) reçetesi olduğu gibi aynı zamanda Etrak (Türk) reçetesidir. Hattâ bütün ırkların reçetesidir. Reçete hasta olanlara verilir. Münâzarat Türk ve Kürtlerden ırkçılık hastalığına yakalanmış ve yakalanması muhtemel olanlar için yazılmıştır. </span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>1911’lerde 100 sene sonraki boğuşmaları manevî bir sinema ile gören Bediüzzaman, Kürtlerin şahsında Türkler’e, Kürt’lere ve Arap’lara ders vermiştir. </strong></span></span><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Kızım sana diyorum, gelinim sen anla” kabilinden. Onun için dedim ki, “Münâzarat” sadece kürt değil, aynı zaman da Türk, aynı zaman da Arap vs. milletlerin reçetesidir. “Sizin milliyetiniz İslamiyet’le mezc olmuş, kaynaşmış İslam milliyetidir.”</span></span></strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong> demiştir. Ve yine demiştir ki</strong></span></span><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">:</span></span></strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"> “<strong>Milliyetimiz bir vücuttur; ruhu İslamiyet, aklı Kur’an ve imandır.” (2)</strong></span></span></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Bu reçeteyi yazan Üstad, milliyet fikrini inkâr etmez. Hatta onunla iftihar edileceğine bile dikkat çeker. (3) Ancak Bediüzzaman’ın bu iftiharı, herkesin anasıyla-babasıyla iftihar etmesi gibi bir iftihardır ki bu meşrudur. Yoksa kendi ana-babasını üstün görme uğruna başkasının ana-babasını inkâr, red ve tahkir iftiharı değildir. </span></span></strong></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Bir ailenin çocukları birbirinin aynı olmadığı halde, kardeştirler diye nasıl birbirini sevmekte, birbirlerinin meziyetleriyle iftihar etmekte, birbirlerinin imkânlarından yararlanmakta; aynen bunun gibi biz insanlık ve İslam ailesinin çocuklarıyız. Kardeşiz. Öyleyse neden birbirimizin meziyetleriyle iftihar etmeyelim? Neden birbirimizi sevmeyelim, neden birbirimizin imkânlarından yararlanmayalım, yararlandırmayalım?</strong></span></span></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Kubbeyi oluşturan taşlar, düşmemek için baş başa verirler. İslam binasını ve kubbesini ayakta tutmakla görevli olan ve bu şerefe layık görülen Türkler, Kürtler, Araplar ve bütün Müslümanlar bu taşlardan daha mı taş, daha mı aşağıdırlar ki düşmemek için baş başa vermezler, iç ve dış düşmanların işini kolaylaştırırlar?</span></span></strong></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Bediüzzaman’nın, talebelerinin çoğu Türklerdendir. Bediüzzaman, Müslümanlığının yanında Kürtlüğünü de öne sürseydi ve Kürt milliyetçiliği yapsaydı, bu gün onu canından çok seven ve ayrı ırka mensup olan Müslümanlar, onu bu kadar çok sevmeyeceklerdi. </strong></span></span></p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Biz Kürd’ü Kürt olduğu için değil, Müslüman olduğu için, Türk’ü Türk olduğu için değil, Müslüman olduğu için severiz. Çünkü Yaradan’ın arzusu ve rızası bunu gerektirmekte ve bunu istemektedir. (4)</strong></span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Peygamberimiz, nasıl Araplara değil de, âlemlere peygamber gönderilmişse, onun hakiki varislerinden biri olan Bediüzzaman da Kürtlere değil, Türk’lere ve bütün milletlere hizmet vermekle görevlendirilmiştir. Zâten Bediüzzaman da bundan başkasını yapmamıştır.</strong></span></span></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Bediüzzaman, Türklerin ve Kürtlerin üzerinde ittifak edebilecekleri bir odak noktadır. Bediüzzaman, barış elçisidir, barış köprüsüdür. Kürtler ve Türkler o noktada buluşmalı, o köprüden birbirlerine gidip gelmeli, onun mirasını paylaşmalı, onun eserleriyle dirilmeli, şahlanmalı, sulh ve sükûna, saadet ve selamete kavuşmalıdır. Onu bulan Türkler ve Kürtler zaten bundan başka bir şey de yapmamaktadırlar. Problem onu bulamamış olanlardadır!</span></span></strong></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>1911’de söylenmiş şu cümleye dikkatlerinizi rica ediyorum:</strong></span></span></p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">“Şu hayat, <span style="font-family: 'verdana'">âlem-i İslâm</span>daki <span style="font-family: 'verdana'">galeyan</span> eden <span style="font-family: 'verdana'">fikr-i hürriyet</span>ten istimdad ederek, <span style="font-family: 'verdana'">umum âlem-i İslâm</span> üzerine çökmüş olan <span style="font-family: 'verdana'">istibdad-ı mânevî-i umumî</span>nin perdelerini parça parça edecektir.” (5)</span></span></p><p> </p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">İşte bir asır önceden bu günü görmek buna derler. Bin maşallah! Zâten Bediüzzaman’ın gündemde kalmasının ve sözlerinin eskimemesinin sebebi bu günü görerek konuşmuş olmasındandır. Allah o zat-ı muhtereme bu kuvveti ihsan ve ikram eylemiştir. Bu asrın etkili ve yetkililerine düşen, onun sözlerinden ilhamla günün problemlerini çözmek ve milleti rahata kavuşturmak olacaktır. </span></span></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Başta Allah’ın lutfu, sonra din ricalinin ve dindar devlet ricalinin cesaretli, basiretli tavrı, milletimizin sağduyusu bir araya geldi. Bir asra yakın bir zamandır milletimizin üzerine bir kara bulut gibi çöken despot yönetimlerin, bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat kararlarının belini kırdı. Keser döndü, sap döndü, hesap döndü. Milletin kollarına vurulan kelepçeler, milleti kelepçeleyenlerin kollarına takıldı. Millet, özgürlüğüne kavuştu. Milletimiz derin bir nefes aldı. Maddeten ve manen güçlenen Türkiye Allah Teâlâ’ya hamdolsun bir bahar dönemine girdi. </span></span></strong></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Türkiye’nin bu bahar dönemi, Arap baharını tetikledi. Despot yönetimler yıkıldı, kalanlar da yıkılacak. Bana bu sözleri söyleten Bediüzzaman’ın en karanlık günlerde verdiği şu müjdedir: “Ümitvâr olunuz, şu istikbal inkılapları içinde en yüksek gür sadâ İslam’ın sadâsı olacaktır!” (6) </span></span></strong></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Daha da önemlisi, Bediüzzaman bundan yüz sen önce bu gün dünyanın kavuştuğu bahar döneminin ismini veriyor ve şöyle diyor: “Ne yapayım acele ettim, kışta geldim, sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaktır. (7)</span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">Şimdi biz karşımızda o çiçekleri görüyoruz. </span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">(Devam edecek)</span></span></strong></p><p> </p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">DİPNOTLAR:</span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'verdana'">1-</span></span></strong><span style="font-family: 'verdana'">Nursi, Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, s. 440</span></p><p> <span style="font-family: 'verdana'">2-Nursi, Said, Münâzarat, 50</span></p><p> <span style="font-family: 'verdana'">3-Bkz. Nursî, Said, Münâzarat, 16</span></p><p> <span style="font-family: 'verdana'">4-Bkz. Hucurat, 49 /13</span></p><p> <span style="font-family: 'verdana'">5-Nursî, Münâzarat,</span></p><p> <span style="font-family: 'verdana'">6-Nursî, Siad, Sünûhat, 61 </span></p><p> <span style="font-family: 'verdana'">7-Nursî, Münâzarat, 39-40</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264794, member: 1016557"] [b]Cevap: Haşir Bahsindeki Teşbih ve Temsiller[/b] Arap baharını tetikleyen alim ve Risale Akademi’nin konferansı 08 Ekim 2011 Cumartesi 07:14 [COLOR=#f00][B][FONT=verdana]Arap baharını tetikleyen alim ve Risale Akademi’nin konferansı[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Risale Akademi, bize bir davet mektubu gönderdi. Mektupta, 1 Ekim 2011 Cumartesi Ankara-Kızılcahamam Asya Termal Tesislerinde [B]“Münâzarât Ekseninde Milliyetçilik Fikri ve Demokrasi” [/B][B]konulu bir konferans[/B] tertiplendiği söyleniyor, bizim de bu konferansa bir tebliğle katılmamız isteniyordu. [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Ben de bu nazik daveti memnuniyetle kabul ettim. Belirlenen günde ve mekânda hazır bulunarak tebliğimi sundum.[B] [/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B] [/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Böyle bir konferans düzenlemelerinden ve bizi davetlerinden dolayı başta Risale Akademi’ye, Akademik Araştırmalar Vakfına ve Risale Haber’e teşekkür eder, daha büyük ve güzel organizasyonlara imza atmalarını Ceneb-ı Hak’tan niyaz ederim. Program organizatörlerinin birleştirici, kucaklayıcı, olumlu, ılımlı, nazik, samimi, efendi, hürmetkâr olmaları ve bazı eksikliklere rağmen konferansın başarılı geçmesi bizi memnun eylemiştir.[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Konferansta sunduğum tebliğimin başlığı şu idi:[B] “1911 Tarihli “Kürt Reçetesi”nin Günümüz “Kürt[/B] [B]Meselesi”yle İlgisi”.[/B] Şimdi o tebliğden bir özet siz sevgili okurlarıma arz etmek istiyorum:[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Sadece Münâzarat’tan değil, Bediüzzaman’ın Hutbe-i Şâmiye’sinden ve Nur Külliyat’ından da yola çıkarak, derim ki: Bediüzzaman, kıyamet öncesi son devrin imamı, müceddidi, görevlisi olması hasebiyle Sözleri’ni, eserlerini sadece yaşadığı günler için değil, gelecek günler, aylar, yıllar için kaleme almıştır. [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Bu davet mektubundan sonra “Münâzarat”ı bir kere daha gözden geçirdim. Bildiklerimin ve inandıklarımın doğru çıktığını görmenin hazzını, sevincini yaşadım. Bir kere daha inandım ki Bediüzzaman’ın Münâzarat’ı ve Külliyat’ı sadece o günler için değil, bu günler ve yarınlar için yazılmış hattâ bir çoğu mânevî canipten yazdırılmıştır. [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Bu sözlerimin aksini iddia edenleri, Risale-i Nur’u ve Münâzarat’ı [B]objektif bir gözle, insaf ve vicdan gözlüğü ile [/B]okumaya davet ediyorum. Benim düşüncelerimin ve sözlerimin aynını düşünmez ve söylemezlerse ben bu sahadan çekileceğim.[/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Anayasa çalışmalarının yapıldığı bu günlerde Bediüzzaman’ın eserleri, özellikle Münâzarât’ı istifade edilmesi gereken eserlerin başında olmalıdır.[/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana]Gerek Münâzarât ve gerekse Nur Külliyatı’nın omurgasını teşkil eden ve Bediüzzaman’ın seksen küsür yıllık hayat felsefesini özetleyen iki cümlesi var:[/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana]“Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba'-ı Kur'andır. Azametli bahtsız bir kıt'anın, şanlı tali'siz bir devletin, değerli sahibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.” (1)[/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=verdana][B][/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Günümüz Türkçesiyle ifade edecek olursak:[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Hasta bir çağın, hasta bir milletin, hasta bir organın reçetesi [/B][/FONT][/COLOR][B][COLOR=black][FONT=verdana]Kur’an’a uymaktır.[/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=verdana][B] Büyük ama bahtsız bir kıtanın, şanlı ama tali’siz bir devletin, değerli ama sahipsiz bir toplumun reçetesi [/B][/FONT][/COLOR][B][COLOR=black][FONT=verdana]İslâm birliğidir.[/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=verdana][B][/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B] [/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Bu iki cümle, Bediüzzaman’ın, günümüz problemleri için hazırladığı çözüm paketinin de bir özetidir. [/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Yukardaki cümlelerden ve 6000 sayfalık Nur Külliyat’ından de anlaşılıyor ki, Bediüzzaman, Kürt kavgası vermemiştir. İman ve Kur’an kavgası vermiştir. Bediüzzaman’ın talebelerinin çoğu Türk’lerdendir. Eğer o Kürt kavgası vermiş olsaydı, bu gün her kesimden ve her ırktan insanlar onun arkasına düşmeyeceklerdi.[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]Bediüzzaman’ın, Münâzarat’ı, Ekrad (Kürt) reçetesi olduğu gibi aynı zamanda Etrak (Türk) reçetesidir. Hattâ bütün ırkların reçetesidir. Reçete hasta olanlara verilir. Münâzarat Türk ve Kürtlerden ırkçılık hastalığına yakalanmış ve yakalanması muhtemel olanlar için yazılmıştır. [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B] [/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B]1911’lerde 100 sene sonraki boğuşmaları manevî bir sinema ile gören Bediüzzaman, Kürtlerin şahsında Türkler’e, Kürt’lere ve Arap’lara ders vermiştir. [/B][/FONT][/COLOR][B][COLOR=black][FONT=verdana]Kızım sana diyorum, gelinim sen anla” kabilinden. Onun için dedim ki, “Münâzarat” sadece kürt değil, aynı zaman da Türk, aynı zaman da Arap vs. milletlerin reçetesidir. “Sizin milliyetiniz İslamiyet’le mezc olmuş, kaynaşmış İslam milliyetidir.”[/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=verdana][B] demiştir. Ve yine demiştir ki[/B][/FONT][/COLOR][B][COLOR=black][FONT=verdana]:[/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=verdana] “[B]Milliyetimiz bir vücuttur; ruhu İslamiyet, aklı Kur’an ve imandır.” (2)[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana][B] [/B][/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Bu reçeteyi yazan Üstad, milliyet fikrini inkâr etmez. Hatta onunla iftihar edileceğine bile dikkat çeker. (3) Ancak Bediüzzaman’ın bu iftiharı, herkesin anasıyla-babasıyla iftihar etmesi gibi bir iftihardır ki bu meşrudur. Yoksa kendi ana-babasını üstün görme uğruna başkasının ana-babasını inkâr, red ve tahkir iftiharı değildir. [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Bir ailenin çocukları birbirinin aynı olmadığı halde, kardeştirler diye nasıl birbirini sevmekte, birbirlerinin meziyetleriyle iftihar etmekte, birbirlerinin imkânlarından yararlanmakta; aynen bunun gibi biz insanlık ve İslam ailesinin çocuklarıyız. Kardeşiz. Öyleyse neden birbirimizin meziyetleriyle iftihar etmeyelim? Neden birbirimizi sevmeyelim, neden birbirimizin imkânlarından yararlanmayalım, yararlandırmayalım?[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Kubbeyi oluşturan taşlar, düşmemek için baş başa verirler. İslam binasını ve kubbesini ayakta tutmakla görevli olan ve bu şerefe layık görülen Türkler, Kürtler, Araplar ve bütün Müslümanlar bu taşlardan daha mı taş, daha mı aşağıdırlar ki düşmemek için baş başa vermezler, iç ve dış düşmanların işini kolaylaştırırlar?[/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Bediüzzaman’nın, talebelerinin çoğu Türklerdendir. Bediüzzaman, Müslümanlığının yanında Kürtlüğünü de öne sürseydi ve Kürt milliyetçiliği yapsaydı, bu gün onu canından çok seven ve ayrı ırka mensup olan Müslümanlar, onu bu kadar çok sevmeyeceklerdi. [/B][/FONT][/COLOR][B][COLOR=black][FONT=verdana][/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Biz Kürd’ü Kürt olduğu için değil, Müslüman olduğu için, Türk’ü Türk olduğu için değil, Müslüman olduğu için severiz. Çünkü Yaradan’ın arzusu ve rızası bunu gerektirmekte ve bunu istemektedir. (4)[/B][/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana][B]Peygamberimiz, nasıl Araplara değil de, âlemlere peygamber gönderilmişse, onun hakiki varislerinden biri olan Bediüzzaman da Kürtlere değil, Türk’lere ve bütün milletlere hizmet vermekle görevlendirilmiştir. Zâten Bediüzzaman da bundan başkasını yapmamıştır.[/B][/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Bediüzzaman, Türklerin ve Kürtlerin üzerinde ittifak edebilecekleri bir odak noktadır. Bediüzzaman, barış elçisidir, barış köprüsüdür. Kürtler ve Türkler o noktada buluşmalı, o köprüden birbirlerine gidip gelmeli, onun mirasını paylaşmalı, onun eserleriyle dirilmeli, şahlanmalı, sulh ve sükûna, saadet ve selamete kavuşmalıdır. Onu bulan Türkler ve Kürtler zaten bundan başka bir şey de yapmamaktadırlar. Problem onu bulamamış olanlardadır![/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana][B]1911’de söylenmiş şu cümleye dikkatlerinizi rica ediyorum:[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]“Şu hayat, [FONT=verdana]âlem-i İslâm[/FONT]daki [FONT=verdana]galeyan[/FONT] eden [FONT=verdana]fikr-i hürriyet[/FONT]ten istimdad ederek, [FONT=verdana]umum âlem-i İslâm[/FONT] üzerine çökmüş olan [FONT=verdana]istibdad-ı mânevî-i umumî[/FONT]nin perdelerini parça parça edecektir.” (5)[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana]İşte bir asır önceden bu günü görmek buna derler. Bin maşallah! Zâten Bediüzzaman’ın gündemde kalmasının ve sözlerinin eskimemesinin sebebi bu günü görerek konuşmuş olmasındandır. Allah o zat-ı muhtereme bu kuvveti ihsan ve ikram eylemiştir. Bu asrın etkili ve yetkililerine düşen, onun sözlerinden ilhamla günün problemlerini çözmek ve milleti rahata kavuşturmak olacaktır. [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Başta Allah’ın lutfu, sonra din ricalinin ve dindar devlet ricalinin cesaretli, basiretli tavrı, milletimizin sağduyusu bir araya geldi. Bir asra yakın bir zamandır milletimizin üzerine bir kara bulut gibi çöken despot yönetimlerin, bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat kararlarının belini kırdı. Keser döndü, sap döndü, hesap döndü. Milletin kollarına vurulan kelepçeler, milleti kelepçeleyenlerin kollarına takıldı. Millet, özgürlüğüne kavuştu. Milletimiz derin bir nefes aldı. Maddeten ve manen güçlenen Türkiye Allah Teâlâ’ya hamdolsun bir bahar dönemine girdi. [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Türkiye’nin bu bahar dönemi, Arap baharını tetikledi. Despot yönetimler yıkıldı, kalanlar da yıkılacak. Bana bu sözleri söyleten Bediüzzaman’ın en karanlık günlerde verdiği şu müjdedir: “Ümitvâr olunuz, şu istikbal inkılapları içinde en yüksek gür sadâ İslam’ın sadâsı olacaktır!” (6) [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Daha da önemlisi, Bediüzzaman bundan yüz sen önce bu gün dünyanın kavuştuğu bahar döneminin ismini veriyor ve şöyle diyor: “Ne yapayım acele ettim, kışta geldim, sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaktır. (7)[/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana]Şimdi biz karşımızda o çiçekleri görüyoruz. [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana](Devam edecek)[/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana] [/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana]DİPNOTLAR:[/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=black][FONT=verdana]1-[/FONT][/COLOR][/B][FONT=verdana]Nursi, Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, s. 440[/FONT] [FONT=verdana]2-Nursi, Said, Münâzarat, 50[/FONT] [FONT=verdana]3-Bkz. Nursî, Said, Münâzarat, 16[/FONT] [FONT=verdana]4-Bkz. Hucurat, 49 /13[/FONT] [FONT=verdana]5-Nursî, Münâzarat,[/FONT] [FONT=verdana]6-Nursî, Siad, Sünûhat, 61 [/FONT] [FONT=verdana]7-Nursî, Münâzarat, 39-40[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst