Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Yarına Çıkabilecek miyiz?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 232473" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred"><strong><em>Yarına Çıkabilecek miyiz?</em></strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: purple">Cenâb-ı Hak buyuruyor:</span></span></strong></em></p><p></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">“Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür, 8)</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: purple"><em>Rasûlullah (sav) buyurdular:</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen"><em>“Müslüman olan, kendisine yeteri kadar rızık verilen, Allah’ın kendisine verdiği nimete kanâat eden kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”</em> (Müslim, Zekât 125. Tirmizî, Zühd 35; İbni Mâce, Zühd 9)</span></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 9px"></span></p><p> <span style="font-size: 9px"></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Halîfe Ömer bin Abdülazîz, insanlara güzel örnek olabilme husûsunda zirve şahsiyetlerden biridir. Onun pek çok güzel hâllerinden biri de şöyledir:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">O, bir gece evinde otururken vezirlerinden biri kapıya geldi. Halîfe:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Böyle vakitsiz ziyâretinizin sebebi nedir?” diye sordu. Vezir:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Müzâkeresi elzem olan bir mesele için geldim.” cevâbını verdi. Ömer bin Abdülazîz:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Ayrı bir odada meseleyi müzâkere için başka kandilim yok. Beytülmâl’den ancak bir kandile kifâyet edecek kadar yağ almaktayım, onu da âilem ile birlikte kullanıyorum.” dedi.</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Vezir:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Yarınki istihkâkınıza mahsûben lâzım olan yağı Beytülmâl’den</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">alsak olmaz mı?” diye sordu.</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Halîfe; “–Olur.” diyerek bir senet yazdı ve veziri, kiler emînine gönderdi. Kiler emîni senedi okuduktan sonra:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Bu yalnız yarınki istihkâkın senedidir, kifâyet etmez. Halîfenin, yarına çıkacağına dâir de bir senet imzalaması lâzımdır ve o senedi de getirmeniz îcâb eder.” cevâbını verdi.</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Bu cevap üzerine çâresiz kalan vezir, kendi evinden tedârik ettiği yağ kandilini alarak tekrar halîfenin huzûruna çıktı. Görüşmek istediği meseleyi müzâkere edip karara bağladıktan sonra vezir, halîfeye hitâben:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Efendim, Beytülmâl’den aldığınız şeylerin kâfî gelmediği görülüyor. Biraz daha fazlasını emir buyursanız da bir kısmını ihtiyaten biriktirip vefâtınızdan sonra evlât ve torunlarınızın zarûrî ihtiyaçları için bıraksanız?!” dedi.</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Bu teklif karşısında Ömer bin Abdülazîz şu muhteşem cevâbı verdi:</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“–Eğer benim geride kalan evlâtlarım sâlih kimselerden olurlarsa, onların sıkıntıya düşmelerinden korkmam. Zîrâ Cenâb-ı Hak; “…Allah sâlih kullarının velâyet ve vesâyetini bizzat deruhte eder.” (A’râf, 196) buyurmuştur. Cenâb-ı Hak, onların velîsi ve vasîsi olduktan sonra onların ilerde karşılaşacakları hâllerden hiç endişe etmem. Yok, sâlih değil de sefih olacaklarsa, böyleleri hakkında da yine Kur’ân-ı Kerîm’de; “Mallarınızı sefihlere vermeyiniz…” (Nisâ, 5) buyrulmuştur. Bu nehy-i ilâhîye rağmen sefih olacak çocuklarıma mal mı toplayacağım!” (Osman Nûri Topbaş, Faziletler Medeniyeti II, Erkam Yay.)</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 9px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 232473, member: 1004566"] [SIZE=4][COLOR=darkred][B][I]Yarına Çıkabilecek miyiz?[/I][/B][/COLOR][/SIZE] [I][B][SIZE=2][COLOR=purple]Cenâb-ı Hak buyuruyor:[/COLOR][/SIZE][/B][/I] [B][SIZE=2][COLOR=darkgreen]“Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür, 8)[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=purple][I]Rasûlullah (sav) buyurdular:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=1][B][SIZE=2][COLOR=darkgreen][I]“Müslüman olan, kendisine yeteri kadar rızık verilen, Allah’ın kendisine verdiği nimete kanâat eden kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”[/I] (Müslim, Zekât 125. Tirmizî, Zühd 35; İbni Mâce, Zühd 9)[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]Halîfe Ömer bin Abdülazîz, insanlara güzel örnek olabilme husûsunda zirve şahsiyetlerden biridir. Onun pek çok güzel hâllerinden biri de şöyledir:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]O, bir gece evinde otururken vezirlerinden biri kapıya geldi. Halîfe:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Böyle vakitsiz ziyâretinizin sebebi nedir?” diye sordu. Vezir:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Müzâkeresi elzem olan bir mesele için geldim.” cevâbını verdi. Ömer bin Abdülazîz:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Ayrı bir odada meseleyi müzâkere için başka kandilim yok. Beytülmâl’den ancak bir kandile kifâyet edecek kadar yağ almaktayım, onu da âilem ile birlikte kullanıyorum.” dedi.[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]Vezir:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Yarınki istihkâkınıza mahsûben lâzım olan yağı Beytülmâl’den[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]alsak olmaz mı?” diye sordu.[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]Halîfe; “–Olur.” diyerek bir senet yazdı ve veziri, kiler emînine gönderdi. Kiler emîni senedi okuduktan sonra:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Bu yalnız yarınki istihkâkın senedidir, kifâyet etmez. Halîfenin, yarına çıkacağına dâir de bir senet imzalaması lâzımdır ve o senedi de getirmeniz îcâb eder.” cevâbını verdi.[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]Bu cevap üzerine çâresiz kalan vezir, kendi evinden tedârik ettiği yağ kandilini alarak tekrar halîfenin huzûruna çıktı. Görüşmek istediği meseleyi müzâkere edip karara bağladıktan sonra vezir, halîfeye hitâben:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Efendim, Beytülmâl’den aldığınız şeylerin kâfî gelmediği görülüyor. Biraz daha fazlasını emir buyursanız da bir kısmını ihtiyaten biriktirip vefâtınızdan sonra evlât ve torunlarınızın zarûrî ihtiyaçları için bıraksanız?!” dedi.[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]Bu teklif karşısında Ömer bin Abdülazîz şu muhteşem cevâbı verdi:[/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=black]“–Eğer benim geride kalan evlâtlarım sâlih kimselerden olurlarsa, onların sıkıntıya düşmelerinden korkmam. Zîrâ Cenâb-ı Hak; “…Allah sâlih kullarının velâyet ve vesâyetini bizzat deruhte eder.” (A’râf, 196) buyurmuştur. Cenâb-ı Hak, onların velîsi ve vasîsi olduktan sonra onların ilerde karşılaşacakları hâllerden hiç endişe etmem. Yok, sâlih değil de sefih olacaklarsa, böyleleri hakkında da yine Kur’ân-ı Kerîm’de; “Mallarınızı sefihlere vermeyiniz…” (Nisâ, 5) buyrulmuştur. Bu nehy-i ilâhîye rağmen sefih olacak çocuklarıma mal mı toplayacağım!” (Osman Nûri Topbaş, Faziletler Medeniyeti II, Erkam Yay.)[/COLOR][/SIZE][/B] [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Yarına Çıkabilecek miyiz?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst