Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
yaşamak ''bir daha'' değil...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="medine gülü" data-source="post: 16627" data-attributes="member: 221"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>YAŞAMAK 'BİR DAHA' DEĞİL</em></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Gözlerimi açtım. Yapışkan göz kapaklarının ardında uyuşuk bir bedenin içinde buldum kendimi. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Gün doğmuştu. Sabahın tazeliği kaybolmuştu. Seher vaktinin çiğleri kurumuştu. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Fecrin cıvıltıları susmuş, şehir homurtuları başlamıştı. Güneş benden önce uyanmıştı.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Nasıl da imrenirim böylesi vakitlerde, güneşin henüz doğmadığı yerlerde olanlara.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Şimdiki pişmanlığımı alıp yanıma, Atlas Okyanusu’nun ucunda bir ıssız adaya atmak isterdim kendimi. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Henüz güneşin doğmadığı o yerde, heyecanla sabah namazı vaktini bekleyenlerden olmak için neler vermezdim. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Şimdi haritanın o yerinde olmakla, öylesine tatlı bir bekleyişin kahramanı olacaktım ki... </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Öylesine kârlı bir secdenin eşiğinde duracaktım ki... </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Öylesine derin bir huzurun eşiğine baş koyacaktım ki...</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Kaçırdım. Bir daha yetişemeyeceğim kadar uzakta artık bugünün seher vakti. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Hüsran... </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>“Göçtü kervan, kaldık dağlar başında...” Sofra kaldırıldı. Dostlar dağıldı. Kutlu alışveriş tezgâhı toplandı. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Gül tazeliğini yitirdi. Kuşlar lâl oldu. Bir daha içinde var olamayacağım o vaktin. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Asla o vaktin secde edeni olamayacağım. Herkesi uykuda bırakıp alnını sonsuz bir uyanıklıkla secdeye koyanlara eşlik edenlerden sayılmayacağım. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>O vaktin uyanığı yazılmayacağım ebediyen. Geç kaldım. Sanki şimdi vaktin sahtesine kaldım. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Sanki varlığın kucağından kovuldum. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Üvey çocuğuyum vaktin.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Sığlaşıyor her şey. Kazaya uğruyor namaz. Secde uzağında kalıyor alnımın. Seccadem beni tanımıyor gibi. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Gövdemin değdiği yerler soğuk. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Çırpındıkça yanan bir pervane gibi yüreğim. Coştukça kül oluyor. Yakınlık vaad etmiyor hiçbir köşe.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bir yanım ağlıyorken, diğer yanım susturmaya çalışıyor. Bir yanım kanarken, diğeri kabuk bağlıyor.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Savunmam hazır: “Bir sabahı kaçırmaktan ne çıkar? Nasılsa, dün kaçırmamıştın. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Önceki gün de. Bu sabah olmadıysa, yarın sabah var.. Üzülecek ne var!” Ama “hayatımın olayı bu” diyor içimden daha cılız bir ses.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>“Ya şimdi ya hiç...”</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>“Şimdi” o kadar sahici ki, “sonralar” da “önceler” de hiçe iniyor onun sahiciliği karşısında. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Şimdi diye bildiğim dünün kopyası değil. Şimdi diye yaşadığım yarının gölgesi, müsveddesi, denemesi değil.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bana “bugün”ümü veren, hiç yoktan veriyor. Hiç ummadığım halde veriyor. Hiç hak etmediğim halde hediye ediyor. “Bugün dünkü nefeslerinin kopyasıyla idare et!” demiyor.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>“Bugünlük kalbini durduruyorum, dün ve önceki günler çalıştırdığım yeter!” demiyor. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bugün, yine ama yeniden çalışıyor kalbim. Kanım terütaze bir heyecanla dolanıyor.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>“Yarın nasılsa sana rızık vereceğim, bugünkü suyunu, ekmeğini, nefesini yarına erteliyorum. Bana biraz vade tanı.” demiyor. “Günlerce baktın gözlerinle, bugün de görmesen ne çıkar!” sıradanlığıyla muhatap olmuyor bana. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bugün de ilk defa görüyorum.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Dün de ilk defa gördüm. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Yarın da ilk defa görüyor olacağım.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bugün dudağım orijinal. Dünkü dudağın noter tasdikli fotokopisi ile konuşmuyorum.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bugün yüzüm taptaze. Yarın da yüzüm olacak nasılsa diye, yüzümü aynalardan sakınmaya kalkmıyorum. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bugün sözüm yine bi’tane. İlk defa konuşuyorum. Bugün parmaklarım olması gereken yerde. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Eskiz değil parmak uçlarım. Deneme yanılma ile ayar ediyor değilim sözlerimi. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Eğreti değil saçlarım. İlk defa olurcasına taze. Bir defalığına olurcasına sıra dışı. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi -ki gelmeyecek-olağanüstü ve özenli. Hep yine. Hep yeni. Hep yeniden.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Göğün altında biricik varlığım. Her an, el üstünde tutuluyorum. Her an, özenilmiş bir varlığın göğsüne ağırlanıyorum. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Her saat başı başköşeye oturtuluyorum. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Yedekte bekletilmiyorum. Asil ve özgün nefesler alıp veriyorum.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Şimdi kaçırdığım, sabahlardan bir sabah değil, hayatımın biricik sabahı. Bir daha gelmeyecek. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bir daha gidilmeyecek. Bir daha tekrarlanmayacak. Gelirse ve gidebilirsem, bir başka sabahım daha olacak belki. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>İçinde sonsuz teşekkürle duracağım taze bir sabah. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Eşiğine tanımsız bir minnetle baş koyacağım yeni bir sabah. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>“Bir sabah daha” değil, sadece “bir sabah...” </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Biricik sabah... </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Bi’tane sabah...</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Hiç kimseye, hiçbir şeye “bir daha” muhatap olmayacağını bilerek, bir kereliğine muhatap olanlara ne mutlu. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Varlığın orjinal. Yüzün orjinal. Sözün orjinal. Bakışın orjinal. Sadece bir kere. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Ne daha önce oldu böylesi, ne de daha sonra tekrarlanacak. Bir kere varsın. Bir daha olamayacaksın şimdinin içinde...</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Öyleyse özen borçluyum secdeye. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Öyleyse, özen borçluyum sevdiklerime.</em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Öyleyse, özen borçluyum kendime. </em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Sadece bir kereliğine...</em></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"><em>Senai Demirci</em></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="medine gülü, post: 16627, member: 221"] [SIZE=3][COLOR=purple][I]YAŞAMAK 'BİR DAHA' DEĞİL[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Gözlerimi açtım. Yapışkan göz kapaklarının ardında uyuşuk bir bedenin içinde buldum kendimi. Gün doğmuştu. Sabahın tazeliği kaybolmuştu. Seher vaktinin çiğleri kurumuştu. Fecrin cıvıltıları susmuş, şehir homurtuları başlamıştı. Güneş benden önce uyanmıştı.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Nasıl da imrenirim böylesi vakitlerde, güneşin henüz doğmadığı yerlerde olanlara. Şimdiki pişmanlığımı alıp yanıma, Atlas Okyanusu’nun ucunda bir ıssız adaya atmak isterdim kendimi. Henüz güneşin doğmadığı o yerde, heyecanla sabah namazı vaktini bekleyenlerden olmak için neler vermezdim. Şimdi haritanın o yerinde olmakla, öylesine tatlı bir bekleyişin kahramanı olacaktım ki... [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Öylesine kârlı bir secdenin eşiğinde duracaktım ki... Öylesine derin bir huzurun eşiğine baş koyacaktım ki...[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Kaçırdım. Bir daha yetişemeyeceğim kadar uzakta artık bugünün seher vakti. Hüsran... “Göçtü kervan, kaldık dağlar başında...” Sofra kaldırıldı. Dostlar dağıldı. Kutlu alışveriş tezgâhı toplandı. Gül tazeliğini yitirdi. Kuşlar lâl oldu. Bir daha içinde var olamayacağım o vaktin. Asla o vaktin secde edeni olamayacağım. Herkesi uykuda bırakıp alnını sonsuz bir uyanıklıkla secdeye koyanlara eşlik edenlerden sayılmayacağım. O vaktin uyanığı yazılmayacağım ebediyen. Geç kaldım. Sanki şimdi vaktin sahtesine kaldım. Sanki varlığın kucağından kovuldum. Üvey çocuğuyum vaktin.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Sığlaşıyor her şey. Kazaya uğruyor namaz. Secde uzağında kalıyor alnımın. Seccadem beni tanımıyor gibi. Gövdemin değdiği yerler soğuk. Çırpındıkça yanan bir pervane gibi yüreğim. Coştukça kül oluyor. Yakınlık vaad etmiyor hiçbir köşe.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Bir yanım ağlıyorken, diğer yanım susturmaya çalışıyor. Bir yanım kanarken, diğeri kabuk bağlıyor. Savunmam hazır: “Bir sabahı kaçırmaktan ne çıkar? Nasılsa, dün kaçırmamıştın. Önceki gün de. Bu sabah olmadıysa, yarın sabah var.. Üzülecek ne var!” Ama “hayatımın olayı bu” diyor içimden daha cılız bir ses.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]“Ya şimdi ya hiç...”[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]“Şimdi” o kadar sahici ki, “sonralar” da “önceler” de hiçe iniyor onun sahiciliği karşısında. Şimdi diye bildiğim dünün kopyası değil. Şimdi diye yaşadığım yarının gölgesi, müsveddesi, denemesi değil. Bana “bugün”ümü veren, hiç yoktan veriyor. Hiç ummadığım halde veriyor. Hiç hak etmediğim halde hediye ediyor. “Bugün dünkü nefeslerinin kopyasıyla idare et!” demiyor. “Bugünlük kalbini durduruyorum, dün ve önceki günler çalıştırdığım yeter!” demiyor. Bugün, yine ama yeniden çalışıyor kalbim. Kanım terütaze bir heyecanla dolanıyor. “Yarın nasılsa sana rızık vereceğim, bugünkü suyunu, ekmeğini, nefesini yarına erteliyorum. Bana biraz vade tanı.” demiyor. “Günlerce baktın gözlerinle, bugün de görmesen ne çıkar!” sıradanlığıyla muhatap olmuyor bana. [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Bugün de ilk defa görüyorum. Dün de ilk defa gördüm. Yarın da ilk defa görüyor olacağım.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Bugün dudağım orijinal. Dünkü dudağın noter tasdikli fotokopisi ile konuşmuyorum. Bugün yüzüm taptaze. Yarın da yüzüm olacak nasılsa diye, yüzümü aynalardan sakınmaya kalkmıyorum. Bugün sözüm yine bi’tane. İlk defa konuşuyorum. Bugün parmaklarım olması gereken yerde. Eskiz değil parmak uçlarım. Deneme yanılma ile ayar ediyor değilim sözlerimi. Eğreti değil saçlarım. İlk defa olurcasına taze. Bir defalığına olurcasına sıra dışı. Bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi -ki gelmeyecek-olağanüstü ve özenli. Hep yine. Hep yeni. Hep yeniden.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Göğün altında biricik varlığım. Her an, el üstünde tutuluyorum. Her an, özenilmiş bir varlığın göğsüne ağırlanıyorum. Her saat başı başköşeye oturtuluyorum. Yedekte bekletilmiyorum. Asil ve özgün nefesler alıp veriyorum.[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Şimdi kaçırdığım, sabahlardan bir sabah değil, hayatımın biricik sabahı. Bir daha gelmeyecek. Bir daha gidilmeyecek. Bir daha tekrarlanmayacak. Gelirse ve gidebilirsem, bir başka sabahım daha olacak belki. İçinde sonsuz teşekkürle duracağım taze bir sabah. Eşiğine tanımsız bir minnetle baş koyacağım yeni bir sabah. “Bir sabah daha” değil, sadece “bir sabah...” Biricik sabah... Bi’tane sabah...[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Hiç kimseye, hiçbir şeye “bir daha” muhatap olmayacağını bilerek, bir kereliğine muhatap olanlara ne mutlu. Varlığın orjinal. Yüzün orjinal. Sözün orjinal. Bakışın orjinal. Sadece bir kere. Ne daha önce oldu böylesi, ne de daha sonra tekrarlanacak. Bir kere varsın. Bir daha olamayacaksın şimdinin içinde...[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Öyleyse özen borçluyum secdeye. Öyleyse, özen borçluyum sevdiklerime. Öyleyse, özen borçluyum kendime. Sadece bir kereliğine...[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=purple][I]Senai Demirci[/I][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
yaşamak ''bir daha'' değil...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst