Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yavuz Bahadıroğlu Bozulma sürecinin dindar Müslüman tipleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 252457" data-attributes="member: 1008315"><p><span style="color: teal"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: #000000">Yavuz Bahadıroğlu</span></strong></span></span></p><p> <strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #ff5050"><span style="color: #ff5050"><span style="font-family: 'Verdana'">Bozulma sürecinin dindar Müslüman tipleri</span></span></span></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> Dindar Müslümanlar (derken, dini hükümleri hayatının tamamına hâkim kılmaya çalışan Müslümanları kastediyorum, yoksa “Ben Müslümanım” diyen herkes Müslümandır) olarak biz, eskiye göre daha başarılı, daha varlıklıyız...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Çünkü daha muktedir (iktidar sahibi), daha politik, makam mevki ve güç-kuvvet sahibiyiz.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Bunlara paralel olarak, daha görkemli, daha gösterişli bir hayat yaşıyoruz...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Son 20-30 sene içinde kavuştuğumuz bu imkânları, “Devr-i Saâdet ölçeği”nde kullanıp başkalarına da yansıtsak sorun yoktu. Ne var ki, bir sürü imkânla birlikte bize bir de “Rabbena hep bana” anlayışı musallat oldu: Ferdileştik,şahsileştik,bireyselleşip ve bencilleştik!</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Sonuç olarak, eskiye nispetle daha kolaycı, daha rüşvetçi, daha vurguncu, daha soyguncu, daha vurdumduymaz, daha duyarsız, daha kaba-saba, daha kültürsüz, daha sevgisiz, daha saygısız, daha meraksız, daha ürkek, daha korkağız!..</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>“Para”nın getirdiği her kolaylığı ve her uygunsuzluğu, tıpkı “ötekiler=dünyacılar” gibi, biz de doludizgin yaşıyoruz!</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Uzun zamandır, tıpkı “ehl-i dünya” dediğimiz tek dünyalılar gibi, alabildiğine para endeksli, köşe dönücü, iş bitirici bir hayat felsefemiz var...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Yürek pusulamız eskiden sadece “kıble”yi gösterirken, çoktan beri “para”yı ve “iktidar ve gücü” gösteriyor!</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Biz de yüreklere basa basa yürüyüp hedefe (paraya-başarıya-güce-iktidara) ulaşmayı sevmeye başladık!</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Komşumuzun yokluktan ve yoksulluktan dolayı aç uyuması, çoktan beri bizi ilgilendirmiyor, bundan rahatsız olmuyoruz!</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></span></span></span>[/FONT][FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 10px"><span style="color: #990033"><span style="color: #990033"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>“Dost” saydıklarımızın bile dertlerini kendimize dert edinmiyoruz...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #990033"><span style="color: #990033"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></span></span></span>[/FONT][FONT=verdana,sans-serif]<strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Zaten topu topu birkaç dostumuz var: Bize “dostluk maskesi” geçirilmiş menfaat ortaklığı yetiyor... </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu yüzden ayağımız sürçtüğü an, etrafımız boşalıveriyor. </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Menfaat ortaklığının özelliği budur: Sadece ortada paylaşılacak menfaat olduğu ve paylaşma sürdüğü müddetçe devam edip yaşar. </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Taraflardan biri tökezler tökezlemez, “dost” zannedilen kişiler bu tökezlemeden nasıl faydalanacaklarını hesaplayıp gerekirse bir tekme daha yapıştırırlar...</span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu epey zamandan beri böyleydi; 1983 yılından bu yana ise yoğun biçimde böyle...</span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Rahmetli Özal pek çok güzelliğin yanı sıra, maalesef, kapitalizmin en acımasız boyutlarını da içimize yerleştirdi. </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333399"><span style="color: #333399"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Çok kazanıp çok harcamanın, marka giyip fark edilmenin fani lezzeti ile birlikte, “Altta kalanın canı çıksın” felsefesi, maalesef, dindarlara da bulaştı...</strong></span></span></span></span></strong>[/FONT]<span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">[FONT=verdana,sans-serif]<strong>Sanki boynumuza “Versace” kravat, bileğimize “Rolex” saat, gözümüze milyarlık “Rayban” gözlük takmasak, kabir meleklerinin suallerini cevaplandıramayacağız.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Ahirette ve kabirde kravatımızın, saatimizin, gözlüğümüzün, gömleğimizin markasını sorarlar mı acaba? Sorarlarsa, bir ihtimal, kabir azabından yırtıp cennetin yolunu tuttuk demektir! (“Yürek Seferi” isimli kitabım böylesi çelişkilerimizden derlenmiştir).</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Özellikli ve pahalı markalar öteki dünyada da geçiyor olmalı! Yoksa fani dünyayı baki dünyanın “bekleme salonu” sayan dindar Müslümanlar, ne diye geçici heveslerin peşine düşelim?</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Çok kazanmak, çok zengin olmak, çok iyi giyinmek, kocaman lüks otomobillere binmek, yalılarda oturmak; kısacası “bir eli yağda, bir eli balda” yaşamak Müslümanlığımıza bir şey katmıyor.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Sürekli olarak başkalarını sorgulamak da bize bir şey kazandırmıyor.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Başkalarını sorgulamak yerine artık biraz da kendi iç âlemimizi, değişen, değiştikçe sünnetten uzaklaşan hayat felsefemizi sorgulamaya başlamamız lâzım.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Ucundan başladık gibi de gözüküyor aslında. Çünkü “tek dünyacı yaşam şekli” beklentilerimizi karşılayamıyor. İnançlarımızın hâlâ diri olması dolayısıyla, “fani dünya” ile yetinemiyoruz.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>İkisini birden istiyoruz. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>İnsan olduğumuza göre ihtiraslarımızın sonsuz olması gayet normal ve tabii. İnsan olarak hem dünyayı tüm güzellikleriyle yaşamak, hem de ahirette safa sürmek emelindeyiz...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Olabilir elbette, neden olmasın?</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span>[/FONT]</span></span></span>[FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Peki ama “tercih” yapmak zorunda kalırsak ne olacak?</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Dünyayı mı tercih edeceğiz, ahireti mi?.. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Ahlâkı mı, parayı mı?.. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Yüreği mi, kavgayı mı?..</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Sevgiyi mi, nefreti mi? </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></span></span></span>[/FONT][FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Bu duygular hepimizin içinde mevcut; hangisini öne çıkarıp hayatımıza egemen kılacağımıza biz karar veriyoruz. </strong></span></span></span></span>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> • • • • • • • •</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Tesettürlü kadınlarımızın fazla süslendiği yolunda eleştiriler sıralarken, dindar erkekleri teğet geçmemiz ne kadar garip...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Kendi kendimize sanırım iltimas geçiyoruz.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Oysa dindar erkeklerimize de bir şeyler oldu: Eski duyarlılığımızdan eser kalmadı. Biz de artık tek dünyalılar gibi saçıp savuruyor, kendimiz için yaşıyor, bencilce davranıyoruz.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Bizim de artık göz kamaştıran,muhteşem evlerimiz, teknoloji harikası otomobillerimiz var.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Düne kadar takke-cübbe giyenler, boyunlarından kravatı çıkarmıyor. (Bendeniz oldum olası kravatlıyım zaten, kıyafeti hiç sorun yapmadım).</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Sakallar önce kısaldı, sonra da “kirli sakal”a dönüştürüldü.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Böylece “sünnet”i “moda” ile buluşturduğumuzu zannederken, yüreklerimizin uzağına savrulduğumuzu fark edemedik.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Bir adım, bir adım daha derken, öyle bir “sath-ı mail”e girdik ki, kaymakla bitmiyor.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>İnşallah bu hızlı kaymanın son durağı Cehennem olmaz!</strong></span></span></span></span>[/FONT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 252457, member: 1008315"] [COLOR=teal][FONT=Verdana][B][COLOR=#000000]Yavuz Bahadıroğlu[/COLOR][/B][/FONT][/COLOR] [B][FONT=Verdana][SIZE=5][COLOR=#ff5050][COLOR=#ff5050][FONT=Verdana]Bozulma sürecinin dindar Müslüman tipleri[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=verdana,sans-serif][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B] Dindar Müslümanlar (derken, dini hükümleri hayatının tamamına hâkim kılmaya çalışan Müslümanları kastediyorum, yoksa “Ben Müslümanım” diyen herkes Müslümandır) olarak biz, eskiye göre daha başarılı, daha varlıklıyız... Çünkü daha muktedir (iktidar sahibi), daha politik, makam mevki ve güç-kuvvet sahibiyiz. Bunlara paralel olarak, daha görkemli, daha gösterişli bir hayat yaşıyoruz... Son 20-30 sene içinde kavuştuğumuz bu imkânları, “Devr-i Saâdet ölçeği”nde kullanıp başkalarına da yansıtsak sorun yoktu. Ne var ki, bir sürü imkânla birlikte bize bir de “Rabbena hep bana” anlayışı musallat oldu: Ferdileştik,şahsileştik,bireyselleşip ve bencilleştik! Sonuç olarak, eskiye nispetle daha kolaycı, daha rüşvetçi, daha vurguncu, daha soyguncu, daha vurdumduymaz, daha duyarsız, daha kaba-saba, daha kültürsüz, daha sevgisiz, daha saygısız, daha meraksız, daha ürkek, daha korkağız!.. “Para”nın getirdiği her kolaylığı ve her uygunsuzluğu, tıpkı “ötekiler=dünyacılar” gibi, biz de doludizgin yaşıyoruz! Uzun zamandır, tıpkı “ehl-i dünya” dediğimiz tek dünyalılar gibi, alabildiğine para endeksli, köşe dönücü, iş bitirici bir hayat felsefemiz var... Yürek pusulamız eskiden sadece “kıble”yi gösterirken, çoktan beri “para”yı ve “iktidar ve gücü” gösteriyor! Biz de yüreklere basa basa yürüyüp hedefe (paraya-başarıya-güce-iktidara) ulaşmayı sevmeye başladık! Komşumuzun yokluktan ve yoksulluktan dolayı aç uyuması, çoktan beri bizi ilgilendirmiyor, bundan rahatsız olmuyoruz! [/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=verdana,sans-serif][SIZE=2][COLOR=#990033][COLOR=#990033][FONT=Verdana][B]“Dost” saydıklarımızın bile dertlerini kendimize dert edinmiyoruz... [/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=verdana,sans-serif][B][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Zaten topu topu birkaç dostumuz var: Bize “dostluk maskesi” geçirilmiş menfaat ortaklığı yetiyor... Bu yüzden ayağımız sürçtüğü an, etrafımız boşalıveriyor. Menfaat ortaklığının özelliği budur: Sadece ortada paylaşılacak menfaat olduğu ve paylaşma sürdüğü müddetçe devam edip yaşar. Taraflardan biri tökezler tökezlemez, “dost” zannedilen kişiler bu tökezlemeden nasıl faydalanacaklarını hesaplayıp gerekirse bir tekme daha yapıştırırlar... Bu epey zamandan beri böyleydi; 1983 yılından bu yana ise yoğun biçimde böyle... Rahmetli Özal pek çok güzelliğin yanı sıra, maalesef, kapitalizmin en acımasız boyutlarını da içimize yerleştirdi. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][SIZE=2][COLOR=#333399][COLOR=#333399][FONT=Verdana][B]Çok kazanıp çok harcamanın, marka giyip fark edilmenin fani lezzeti ile birlikte, “Altta kalanın canı çıksın” felsefesi, maalesef, dindarlara da bulaştı...[/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/B][/FONT][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] [FONT=verdana,sans-serif][B]Sanki boynumuza “Versace” kravat, bileğimize “Rolex” saat, gözümüze milyarlık “Rayban” gözlük takmasak, kabir meleklerinin suallerini cevaplandıramayacağız. Ahirette ve kabirde kravatımızın, saatimizin, gözlüğümüzün, gömleğimizin markasını sorarlar mı acaba? Sorarlarsa, bir ihtimal, kabir azabından yırtıp cennetin yolunu tuttuk demektir! (“Yürek Seferi” isimli kitabım böylesi çelişkilerimizden derlenmiştir). Özellikli ve pahalı markalar öteki dünyada da geçiyor olmalı! Yoksa fani dünyayı baki dünyanın “bekleme salonu” sayan dindar Müslümanlar, ne diye geçici heveslerin peşine düşelim? Çok kazanmak, çok zengin olmak, çok iyi giyinmek, kocaman lüks otomobillere binmek, yalılarda oturmak; kısacası “bir eli yağda, bir eli balda” yaşamak Müslümanlığımıza bir şey katmıyor. Sürekli olarak başkalarını sorgulamak da bize bir şey kazandırmıyor. Başkalarını sorgulamak yerine artık biraz da kendi iç âlemimizi, değişen, değiştikçe sünnetten uzaklaşan hayat felsefemizi sorgulamaya başlamamız lâzım. Ucundan başladık gibi de gözüküyor aslında. Çünkü “tek dünyacı yaşam şekli” beklentilerimizi karşılayamıyor. İnançlarımızın hâlâ diri olması dolayısıyla, “fani dünya” ile yetinemiyoruz. İkisini birden istiyoruz. İnsan olduğumuza göre ihtiraslarımızın sonsuz olması gayet normal ve tabii. İnsan olarak hem dünyayı tüm güzellikleriyle yaşamak, hem de ahirette safa sürmek emelindeyiz... Olabilir elbette, neden olmasın? [/B][/FONT][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][FONT=verdana,sans-serif][SIZE=2][COLOR=#666699][COLOR=#666699][FONT=Verdana][B]Peki ama “tercih” yapmak zorunda kalırsak ne olacak? Dünyayı mı tercih edeceğiz, ahireti mi?.. Ahlâkı mı, parayı mı?.. Yüreği mi, kavgayı mı?.. Sevgiyi mi, nefreti mi? [/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=verdana,sans-serif][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B]Bu duygular hepimizin içinde mevcut; hangisini öne çıkarıp hayatımıza egemen kılacağımıza biz karar veriyoruz. [/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B] • • • • • • • • Tesettürlü kadınlarımızın fazla süslendiği yolunda eleştiriler sıralarken, dindar erkekleri teğet geçmemiz ne kadar garip... Kendi kendimize sanırım iltimas geçiyoruz. Oysa dindar erkeklerimize de bir şeyler oldu: Eski duyarlılığımızdan eser kalmadı. Biz de artık tek dünyalılar gibi saçıp savuruyor, kendimiz için yaşıyor, bencilce davranıyoruz. Bizim de artık göz kamaştıran,muhteşem evlerimiz, teknoloji harikası otomobillerimiz var. Düne kadar takke-cübbe giyenler, boyunlarından kravatı çıkarmıyor. (Bendeniz oldum olası kravatlıyım zaten, kıyafeti hiç sorun yapmadım). Sakallar önce kısaldı, sonra da “kirli sakal”a dönüştürüldü. Böylece “sünnet”i “moda” ile buluşturduğumuzu zannederken, yüreklerimizin uzağına savrulduğumuzu fark edemedik. Bir adım, bir adım daha derken, öyle bir “sath-ı mail”e girdik ki, kaymakla bitmiyor. İnşallah bu hızlı kaymanın son durağı Cehennem olmaz![/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yavuz Bahadıroğlu Bozulma sürecinin dindar Müslüman tipleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst