Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Yemeğe Tuzla Başlama Mu'cizesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zeyka" data-source="post: 63281" data-attributes="member: 3816"><p>Yemekten önce ve sonra, bir miktar tuz almanın sünnet olduğunu hepimiz biliyoruz. Tuz alarak yemeğe başlamakla sefalik faz birkaç defa sidimüle edilir. Tükürük guddeleri daha fazla salgı yapar, sindirim ve ağızdaki karbonhidrat parçalanması daha kolay olur. Mide motilitesi artar. Pankreas ve barğırsaklar üzerinde müsbet etkiler meydana gelir. </p><p>Yemekten sonra alınan tuz miktarında ise ağızda bol miktarda gelen pityalin ile, dişlere yapışmış olan karbonhidratlar çözülüp eritilir ve diş çürümeleri önlenir. Ayrıca ağızda antiseptik özelliği gösterir.1 </p><p>Yine bir diğer mucize olarak; mikrop ve mikroskobun bilinmediği, hattâ düşünülmediği bir dönemde, Resûl-i Ekrem’in (asm), karasineğin kanadının “birinde zehir, diğerinde ise panzehir vardır” demesi, doğrudan doğruya İlâhî vahiy ve aynı zamanda bu asrın insanlarına bir mu’cize değilse nedir? Zîrâ, ümmî bir peygamberin böyle ilmî meseleleri bilmesi aklen imkânsızdır. </p><p>Diğer taraftan, hangi şifalı bitki, sebze-meyvenin hangi hastalıklara karşı nasıl şifâ kaynağı olduğu, ilâç özelliği taşıdığı ve tedâvî şeklini de en ince detayına kadar açıklamıştır. Gerçi, bitki-sebze ve meyveler eskiden beri kullanılmaktadır. Onlar da, hiç şüphesiz, peygamberler diliyle aktarılmış veya onların getirdiği perspektifle bulunmuştur. Ancak, nebâtî orijinli ilaçlara ilgi, son zamanlarda artış kaydetmiştir. </p><p>İlim ve teknolojinin ileri seviyelerde olduğu sanayi ülkelerinde zirâî orijinli hammadde çokça kullanılmaya başlanmıştır. Meselâ Almanya’da bu miktar yüzde 64 iken, Türkiye’de yüzde ikidir.2 </p><p>Gerek Kur’ân-ı Kerim, gerekse onun tefsiri olan hadis-i şerifler, içerisinde her fenden, her ilimden bir öz, bir esas bulundurarak ilimlerin temellerini atmışlardır. </p><p>Oysa, bir insan, fevkalâde hârika bir zekâ ve yapıya sahip olsa dahi, birçok fende ihtisas sahibi olması imkânsızdır. </p><p>Öyle ise o bir peygamberdir. Öyle ise haber verdiği herşey doğrudur..</p><p>Saygılar</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zeyka, post: 63281, member: 3816"] Yemekten önce ve sonra, bir miktar tuz almanın sünnet olduğunu hepimiz biliyoruz. Tuz alarak yemeğe başlamakla sefalik faz birkaç defa sidimüle edilir. Tükürük guddeleri daha fazla salgı yapar, sindirim ve ağızdaki karbonhidrat parçalanması daha kolay olur. Mide motilitesi artar. Pankreas ve barğırsaklar üzerinde müsbet etkiler meydana gelir. Yemekten sonra alınan tuz miktarında ise ağızda bol miktarda gelen pityalin ile, dişlere yapışmış olan karbonhidratlar çözülüp eritilir ve diş çürümeleri önlenir. Ayrıca ağızda antiseptik özelliği gösterir.1 Yine bir diğer mucize olarak; mikrop ve mikroskobun bilinmediği, hattâ düşünülmediği bir dönemde, Resûl-i Ekrem’in (asm), karasineğin kanadının “birinde zehir, diğerinde ise panzehir vardır” demesi, doğrudan doğruya İlâhî vahiy ve aynı zamanda bu asrın insanlarına bir mu’cize değilse nedir? Zîrâ, ümmî bir peygamberin böyle ilmî meseleleri bilmesi aklen imkânsızdır. Diğer taraftan, hangi şifalı bitki, sebze-meyvenin hangi hastalıklara karşı nasıl şifâ kaynağı olduğu, ilâç özelliği taşıdığı ve tedâvî şeklini de en ince detayına kadar açıklamıştır. Gerçi, bitki-sebze ve meyveler eskiden beri kullanılmaktadır. Onlar da, hiç şüphesiz, peygamberler diliyle aktarılmış veya onların getirdiği perspektifle bulunmuştur. Ancak, nebâtî orijinli ilaçlara ilgi, son zamanlarda artış kaydetmiştir. İlim ve teknolojinin ileri seviyelerde olduğu sanayi ülkelerinde zirâî orijinli hammadde çokça kullanılmaya başlanmıştır. Meselâ Almanya’da bu miktar yüzde 64 iken, Türkiye’de yüzde ikidir.2 Gerek Kur’ân-ı Kerim, gerekse onun tefsiri olan hadis-i şerifler, içerisinde her fenden, her ilimden bir öz, bir esas bulundurarak ilimlerin temellerini atmışlardır. Oysa, bir insan, fevkalâde hârika bir zekâ ve yapıya sahip olsa dahi, birçok fende ihtisas sahibi olması imkânsızdır. Öyle ise o bir peygamberdir. Öyle ise haber verdiği herşey doğrudur.. Saygılar [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Yemeğe Tuzla Başlama Mu'cizesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst