Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Beşinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 257284" data-attributes="member: 1"><p><strong>Yirmibeşinci Söz - Sayfa 567</strong></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 22px">وَاٰتيٰكُمْ مِنْ كُلِّ مَاسَاَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللهِ لاَ تُحْصُوهَا</span> </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İşte şu âyetler, evvelâ Cenâb-ı Hakkın insana karşı şu koca kâinatı nasıl bir saray hükmünde halk edip, semâdan zemine âb-ı hayatı gönderip, insanlara rızkı yetiştirmek için zemini ve semâyı iki hizmetkâr ettiği gibi, zeminin sair aktârında bulunan herbir nevi meyvelerinden herbir adama istifade imkânı vermek, hem insanlara semere-i sa’ylerini mübadele edip her nevi medar-ı maişetini temin etmek için gemiyi insana musahhar etmiştir. Yani, denize, rüzgâra, ağaca öyle bir vaziyet vermiş ki, rüzgâr bir kamçı, gemi bir at, deniz onun ayağı altında bir çöl gibi durur. İnsanları gemi vasıtasıyla bütün zemine münasebettar etmekle beraber, ırmakları, büyük nehirleri insanın fıtrî birer vesait-i nakliyesi hükmünde teshir, hem güneşle ayı seyrettirip mevsimleri ve mevsimlerde değişen Mün’im-i Hakikînin renk renk nimetlerini insanlara takdim etmek için iki musahhar hizmetkâr ve o büyük dolabı çevirmek için iki dümenci hükmünde halk etmiş. Hem gece ve gündüzü insana musahhar, yani hâb-ı rahatına geceyi örtü, gündüzü maişetlerine ticaretgâh hükmünde teshir etmiştir. İşte bu niam-ı İlâhiyeyi tâdât ettikten sonra, insana verilen nimetlerin ne kadar geniş bir dairesi olduğunu gösterip, o dairede de ne derece hadsiz nimetler dolu olduğunu, şu</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 22px">وَاٰتيٰكُمْ مِنْ كُلِّ مَاسَاَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللهِ لاَ تُحْصُوهَا</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">fezleke ile gösterir. Yani, istidat ve ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla insan ne istemişse, bütün verilmiş. İnsana olan nimet-i İlâhiye tâdât ile bitmez, tükenmez. Evet, insanın madem bir sofra-i nimeti semâvât ve arz ise ve o sofradaki nimetlerden bir kısmı şems, kamer, gece, gündüz gibi şeyler ise, elbette insana müteveccih olan nimetler had ve hesaba gelmez.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>YEDİNCİ SIRR-I BELÂĞAT:</strong> Kâh oluyor ki, âyet, zâhirî sebebi icadın kabiliyetinden azletmek ve uzak göstermek için, müsebbebin gayelerini, semerelerini</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span>[NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'">Dipnot-1</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> “O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten de bir su indirdi ki, onunla sizin için rızık olarak meyvelerden bitirdi. Onun emriyle denizde seyretsinler diye gemileri sizin hizmetinize verdi. Nehirleri de yine sizin hizmetinize verdi. Birbiri ardınca dönüp duran güneşi ve ayı da sizin hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de sizin hizmetinize verdi. O, sözünüz ve halinizle istediğiniz herşeyden size verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz.” İbrahim Sûresi, 14:32-34.</span>[/NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Cenâb-ı Hak</strong>: Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Mün’im-i Hakiki</strong>: gerçek nimet verici olan Allah (bk. n-a-m; ḥ-ḳ-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>aktâr</strong>: bölgeler</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>arz</strong>: yer, dünya</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>azletmek</strong>: ayırmak, uzaklaştırmak</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fezleke</strong>: özet, netice</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fıtrî</strong>: doğal (bk. f-ṭ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hadsiz</strong>: sayısız</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>halk etmek</strong>: yaratmak (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hâb-ı rahat</strong>: rahat uykusu</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>icad</strong>: vücut verme, yaratma (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ihtiyac-ı fıtrî</strong>: yaratılıştan gelen doğal ihtiyaç (bk. ḥ-v-c; f-ṭ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>istidat</strong>: kabiliyet (bk. a-d-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>istifade</strong>: faydalanma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kamer</strong>: ay</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kâh</strong>: bazen</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>lisan</strong>: dil</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>maişet</strong>: geçim (bk. a-y-ş)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>medar-ı maişet</strong>: geçim kaynağı (bk. a-y-ş)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>musahhar etmek</strong>: hizmetine vermek</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mübadele</strong>: değiştirmek</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>münasebettar</strong>: ilişkili (bk. n-s-b)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müsebbeb</strong>: sebep olunan şey, sonuç (bk. s-b-b)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müteveccih</strong>: yönelik</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nevi</strong>: tür, çeşit</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>niam-ı İlâhiye</strong>: Allah’ın nimetleri (bk. n-a-m; e-l-h)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nimet-i İlâhiye</strong>: Allah’ın verdiği nimet (bk. n-a-m; e-l-h)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sair</strong>: diğer</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semere</strong>: meyve, netice</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semere-i sa’y</strong>: çalışmanın meyvesi, neticesi</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semâ</strong>: gök (bk. s-m-v)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semâvat</strong>: gökler (bk. s-m-v)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sofra-i nimet</strong>: nimet sofrası (bk. n-a-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sırr-ı belâğat</strong>: belâğat sırrı, esprisi (bk. b-l-ğ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>takdim etmek</strong>: sunmak (bk. ḳ-d-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>teshir</strong>: boyun eğdirme</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ticaretgâh</strong>: ticaret yeri</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tâdât etmek</strong>: saymak</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vesait-i nakliye</strong>: taşıma araçları</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zemin</strong>: yeryüzü</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zâhir</strong>: görünen (bk. ẓ-h-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âb-ı hayat</strong>: hayat suyu (bk. ḥ-y-y)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şems</strong>: güneş</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 257284, member: 1"] [b]Yirmibeşinci Söz - Sayfa 567[/b] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][FONT=Traditional Arabic][SIZE=6]وَاٰتيٰكُمْ مِنْ كُلِّ مَاسَاَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللهِ لاَ تُحْصُوهَا[/SIZE] [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B][/FONT][/FONT][/CENTER] [FONT=Tahoma] İşte şu âyetler, evvelâ Cenâb-ı Hakkın insana karşı şu koca kâinatı nasıl bir saray hükmünde halk edip, semâdan zemine âb-ı hayatı gönderip, insanlara rızkı yetiştirmek için zemini ve semâyı iki hizmetkâr ettiği gibi, zeminin sair aktârında bulunan herbir nevi meyvelerinden herbir adama istifade imkânı vermek, hem insanlara semere-i sa’ylerini mübadele edip her nevi medar-ı maişetini temin etmek için gemiyi insana musahhar etmiştir. Yani, denize, rüzgâra, ağaca öyle bir vaziyet vermiş ki, rüzgâr bir kamçı, gemi bir at, deniz onun ayağı altında bir çöl gibi durur. İnsanları gemi vasıtasıyla bütün zemine münasebettar etmekle beraber, ırmakları, büyük nehirleri insanın fıtrî birer vesait-i nakliyesi hükmünde teshir, hem güneşle ayı seyrettirip mevsimleri ve mevsimlerde değişen Mün’im-i Hakikînin renk renk nimetlerini insanlara takdim etmek için iki musahhar hizmetkâr ve o büyük dolabı çevirmek için iki dümenci hükmünde halk etmiş. Hem gece ve gündüzü insana musahhar, yani hâb-ı rahatına geceyi örtü, gündüzü maişetlerine ticaretgâh hükmünde teshir etmiştir. İşte bu niam-ı İlâhiyeyi tâdât ettikten sonra, insana verilen nimetlerin ne kadar geniş bir dairesi olduğunu gösterip, o dairede de ne derece hadsiz nimetler dolu olduğunu, şu [/FONT] [CENTER][FONT=Tahoma] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=6]وَاٰتيٰكُمْ مِنْ كُلِّ مَاسَاَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللهِ لاَ تُحْصُوهَا[/SIZE][/FONT][/FONT][/CENTER] [FONT=Tahoma] fezleke ile gösterir. Yani, istidat ve ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla insan ne istemişse, bütün verilmiş. İnsana olan nimet-i İlâhiye tâdât ile bitmez, tükenmez. Evet, insanın madem bir sofra-i nimeti semâvât ve arz ise ve o sofradaki nimetlerden bir kısmı şems, kamer, gece, gündüz gibi şeyler ise, elbette insana müteveccih olan nimetler had ve hesaba gelmez. [/FONT] [FONT=Tahoma][B]YEDİNCİ SIRR-I BELÂĞAT:[/B] Kâh oluyor ki, âyet, zâhirî sebebi icadın kabiliyetinden azletmek ve uzak göstermek için, müsebbebin gayelerini, semerelerini [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][NOT][FONT=Tahoma]Dipnot-1[/FONT] [FONT=Tahoma] “O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten de bir su indirdi ki, onunla sizin için rızık olarak meyvelerden bitirdi. Onun emriyle denizde seyretsinler diye gemileri sizin hizmetinize verdi. Nehirleri de yine sizin hizmetinize verdi. Birbiri ardınca dönüp duran güneşi ve ayı da sizin hizmetinize verdi. Geceyi ve gündüzü de sizin hizmetinize verdi. O, sözünüz ve halinizle istediğiniz herşeyden size verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz.” İbrahim Sûresi, 14:32-34.[/FONT][/NOT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Cenâb-ı Hak[/B]: Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Mün’im-i Hakiki[/B]: gerçek nimet verici olan Allah (bk. n-a-m; ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]aktâr[/B]: bölgeler[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]arz[/B]: yer, dünya[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]azletmek[/B]: ayırmak, uzaklaştırmak[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]fezleke[/B]: özet, netice[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]fıtrî[/B]: doğal (bk. f-ṭ-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hadsiz[/B]: sayısız[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]halk etmek[/B]: yaratmak (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hâb-ı rahat[/B]: rahat uykusu[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]icad[/B]: vücut verme, yaratma (bk. v-c-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ihtiyac-ı fıtrî[/B]: yaratılıştan gelen doğal ihtiyaç (bk. ḥ-v-c; f-ṭ-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]istidat[/B]: kabiliyet (bk. a-d-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]istifade[/B]: faydalanma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kamer[/B]: ay[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kâh[/B]: bazen[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]lisan[/B]: dil[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]maişet[/B]: geçim (bk. a-y-ş)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]medar-ı maişet[/B]: geçim kaynağı (bk. a-y-ş)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]musahhar etmek[/B]: hizmetine vermek[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mübadele[/B]: değiştirmek[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]münasebettar[/B]: ilişkili (bk. n-s-b)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]müsebbeb[/B]: sebep olunan şey, sonuç (bk. s-b-b)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]müteveccih[/B]: yönelik[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nevi[/B]: tür, çeşit[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]niam-ı İlâhiye[/B]: Allah’ın nimetleri (bk. n-a-m; e-l-h)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nimet-i İlâhiye[/B]: Allah’ın verdiği nimet (bk. n-a-m; e-l-h)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sair[/B]: diğer[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]semere[/B]: meyve, netice[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]semere-i sa’y[/B]: çalışmanın meyvesi, neticesi[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]semâ[/B]: gök (bk. s-m-v)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]semâvat[/B]: gökler (bk. s-m-v)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]sofra-i nimet[/B]: nimet sofrası (bk. n-a-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sırr-ı belâğat[/B]: belâğat sırrı, esprisi (bk. b-l-ğ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]takdim etmek[/B]: sunmak (bk. ḳ-d-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]teshir[/B]: boyun eğdirme[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ticaretgâh[/B]: ticaret yeri[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tâdât etmek[/B]: saymak[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]vesait-i nakliye[/B]: taşıma araçları[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zemin[/B]: yeryüzü[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]zâhir[/B]: görünen (bk. ẓ-h-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âb-ı hayat[/B]: hayat suyu (bk. ḥ-y-y)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]şems[/B]: güneş[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Beşinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst