Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Dokuzuncu Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 265612" data-attributes="member: 1"><p><strong>Yirmi Dokuzuncu Söz - Sayfa 712</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Meselâ hararetteki merâtip, burûdetin tahallülü iledir. Hüsündeki derecat, kubhun tedahülü iledir. Ve hâkezâ, kıyas et. Fakat mümkinatta hakikî ve tabiî lüzum-u zâtî olmadığından, mümkinatta zıtlar birbirine girebilmiş, mertebeler tevellüt ederek ihtilâfat ile tagayyürât-ı âlem neş’et etmiştir.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Madem ki kudret-i ezeliyede merâtip olamaz. Öyle ise, makdûrat dahi, bizzarure, kudrete nisbeti bir olur. En büyük en küçüğe müsavi ve zerreler yıldızlara emsal olur. Bütün haşr-i beşer birtek nefsin ihyâsı gibi, bir baharın icadı birtek çiçeğin sun’u gibi o kudrete kolay gelir. Eğer esbaba isnad edilse, o vakit birtek çiçek, bir bahar kadar ağır olur. Şu Sözün İkinci Makamının dördüncü Allahu ekber mertebesinin âhir fıkrasının haşiyesinde, hem Yirmi İkinci Sözde, hem Yirminci Mektupta ve zeylinde ispat edilmiş ki, hilkat-i eşya Vâhid-i Ehade verilse, bütün eşya birşey gibi kolay olur. Eğer esbaba verilse, birşey bütün eşya kadar külfetli, ağır olur.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>İKİNCİ MESELE</strong> ki, kudret melekûtiyet-i eşyaya taallûk eder. Evet, kâinatın âyine gibi iki yüzü var. Biri mülk ciheti ki, âyinenin renkli yüzüne benzer. Diğeri melekûtiyet ciheti ki, âyinenin parlak yüzüne benzer.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Mülk ciheti ise, zıtların cevelângâhıdır. Güzel-çirkin, hayır-şer, küçük-büyük, ağır-kolay gibi emirlerin mahall-i vürududur. İşte, şunun içindir ki, Sâni-i Zülcelâl, esbab-ı zâhirîyi tasarrufât-ı kudretine perde etmiştir—tâ, dest-i kudret, zâhir akla göre hasis ve nâlâyık emirlerle bizzat mübaşereti görünmesin. Çünkü azamet ve izzet öyle ister. Fakat o vesait ve esbaba hakikî tesir vermemiştir. Çünkü vahdet-i ehadiyet öyle ister.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span> <table style='width: 100%'><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Allahu ekber</strong>: “Allah en büyüktür” (bk. k-b-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Sâni-i Zülcelâl</strong>: herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan, sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Vâhid-i Ehad</strong>: bir olan ve birliği herbir şeyde görülen Allah (bk. v-ḥ-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>azamet</strong>: büyüklük (bk. a-ẓ-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>bizzarure</strong>: zorunlu olarak</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>burûdet</strong>: soğukluk</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>cevelângâh</strong>: gezip dolaşılan yer</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>cihet</strong>: taraf, yön</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>derecat</strong>: dereceler</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>dest-i kudret</strong>: kudret eli (bk. ḳ-d-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>emir</strong>: iş</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>emsal</strong>: denk, benzer (bk. m-s̱-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>esbab</strong>: sebepler (bk. s-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>esbab-ı zâhirî</strong>: görünürdeki sebepler (bk. s-b-b; ẓ-h-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>fıkra</strong>: kısım, bölüm</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hakikî</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hararet</strong>: sıcaklık</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hasis</strong>: âdi, değersiz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hayır</strong>: iyilik (bk. ḫ-y-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>haşiye</strong>: dipnot, açıklayıcı not</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>haşr-i beşer</strong>: insanların öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması (bk. ḥ-ş-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hilkat-i eşya</strong>: varlıkların yaratılışı (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hâkezâ</strong>: böylece, bunun gibi</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hüsün</strong>: güzellik (bk. ḥ-s-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>icad</strong>: var etme, yaratma (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ihtilâfat</strong>: ihtilaflar, farklılıklar</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ihyâ</strong>: hayat verme, diriltme (bk. ḥ-y-y)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>isnad</strong>: dayandırma (bk. s-n-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>izzet</strong>: şeref, değer, yücelik (bk. a-z-z)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kubh</strong>: çirkinlik</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kudret</strong>: güç, kuvvet, iktidar (bk. ḳ-d-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kudret-i ezeliye</strong>: Allah’ın ezelden beri var olan kudreti, güç ve kuvveti (bk. ḳ-d-r; e-z-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>külfetli</strong>: zor, güç</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>lüzum-u zâtî</strong>: varlığının zorunlu şartı ve ayrılmaz temel özelliği</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahall-i vürud</strong>: geldiği, göründüğü yer</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>makdûrat</strong>: Allah’ın kudretiyle gerçekleştirdiği işler (bk. ḳ-d-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>melekûtiyet</strong>: bir şeyin görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati (bk. m-l-k)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>melekûtiyet-i eşya</strong>: varlıkların görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati (bk. m-l-k)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>merâtip</strong>: mertebeler, dereceler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mübaşeret</strong>: temas</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mülk</strong>: herşeyin görünen dış yüzü (bk. m-l-k)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mümkinât</strong>: varlığı ile yokluğu imkân dahilinde olanlar, Allah’ın var etmesine bağlı olanlar (bk. m-k-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>müsavi</strong>: eşit, denk</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nefis</strong>: can, kişi (bk. n-f-s)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>neş’et</strong>: doğma, ortaya çıkma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nisbet</strong>: oran (bk. n-s-b)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nâlâyık</strong>: layık olmayan</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sun’</strong>: yapılma</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>taallûk etmek</strong>: ilgilendirmek</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tabiî</strong>: kendiliğinden, doğal (bk. ṭ-b-a)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tagayyürât-ı âlem</strong>: âlemdeki değişmeler, başkalaşmalar (bk. a-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tahallül</strong>: araya girme</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tasarrufât-ı kudret</strong>: Allah’ın kudretiyle dilediği gibi icraat ve faaliyetlerde bulunması (bk. ṣ-r-f; ḳ-d-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tedahül</strong>: içine girme, dahil olma</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tesir</strong>: etki</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tevellüt</strong>: doğma, meydana gelme</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vahdet-i ehadiyet</strong>: Allah’ın birliği ve tekliği; her bir varlık üzerinde görünen tecellîlerin bir olan Allah’a ait olması (bk. v-ḥ-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vesait</strong>: vasıtalar, araçlar</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zerre</strong>: atom, en küçük parça</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zeyl</strong>: ilâve, ek</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zâhir</strong>: görünen (bk. ẓ-h-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>âhir</strong>: son (bk. e-ḫ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>âyine</strong>: ayna</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>şer</strong>: kötülük</span></td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 265612, member: 1"] [b]Yirmi Dokuzuncu Söz - Sayfa 712[/b] [FONT=tahoma]Meselâ hararetteki merâtip, burûdetin tahallülü iledir. Hüsündeki derecat, kubhun tedahülü iledir. Ve hâkezâ, kıyas et. Fakat mümkinatta hakikî ve tabiî lüzum-u zâtî olmadığından, mümkinatta zıtlar birbirine girebilmiş, mertebeler tevellüt ederek ihtilâfat ile tagayyürât-ı âlem neş’et etmiştir. Madem ki kudret-i ezeliyede merâtip olamaz. Öyle ise, makdûrat dahi, bizzarure, kudrete nisbeti bir olur. En büyük en küçüğe müsavi ve zerreler yıldızlara emsal olur. Bütün haşr-i beşer birtek nefsin ihyâsı gibi, bir baharın icadı birtek çiçeğin sun’u gibi o kudrete kolay gelir. Eğer esbaba isnad edilse, o vakit birtek çiçek, bir bahar kadar ağır olur. Şu Sözün İkinci Makamının dördüncü Allahu ekber mertebesinin âhir fıkrasının haşiyesinde, hem Yirmi İkinci Sözde, hem Yirminci Mektupta ve zeylinde ispat edilmiş ki, hilkat-i eşya Vâhid-i Ehade verilse, bütün eşya birşey gibi kolay olur. Eğer esbaba verilse, birşey bütün eşya kadar külfetli, ağır olur. [B]İKİNCİ MESELE[/B] ki, kudret melekûtiyet-i eşyaya taallûk eder. Evet, kâinatın âyine gibi iki yüzü var. Biri mülk ciheti ki, âyinenin renkli yüzüne benzer. Diğeri melekûtiyet ciheti ki, âyinenin parlak yüzüne benzer. Mülk ciheti ise, zıtların cevelângâhıdır. Güzel-çirkin, hayır-şer, küçük-büyük, ağır-kolay gibi emirlerin mahall-i vürududur. İşte, şunun içindir ki, Sâni-i Zülcelâl, esbab-ı zâhirîyi tasarrufât-ı kudretine perde etmiştir—tâ, dest-i kudret, zâhir akla göre hasis ve nâlâyık emirlerle bizzat mübaşereti görünmesin. Çünkü azamet ve izzet öyle ister. Fakat o vesait ve esbaba hakikî tesir vermemiştir. Çünkü vahdet-i ehadiyet öyle ister. [/FONT][TABLE] <tbody>[TR] [TD][FONT=tahoma][B]Allahu ekber[/B]: “Allah en büyüktür” (bk. k-b-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Sâni-i Zülcelâl[/B]: herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan, sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Vâhid-i Ehad[/B]: bir olan ve birliği herbir şeyde görülen Allah (bk. v-ḥ-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]azamet[/B]: büyüklük (bk. a-ẓ-m)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]bizzarure[/B]: zorunlu olarak[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]burûdet[/B]: soğukluk[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]cevelângâh[/B]: gezip dolaşılan yer[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]cihet[/B]: taraf, yön[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]derecat[/B]: dereceler[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]dest-i kudret[/B]: kudret eli (bk. ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]emir[/B]: iş[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]emsal[/B]: denk, benzer (bk. m-s̱-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]esbab[/B]: sebepler (bk. s-b-b)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]esbab-ı zâhirî[/B]: görünürdeki sebepler (bk. s-b-b; ẓ-h-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]fıkra[/B]: kısım, bölüm[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hakikî[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hararet[/B]: sıcaklık[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hasis[/B]: âdi, değersiz[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hayır[/B]: iyilik (bk. ḫ-y-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]haşiye[/B]: dipnot, açıklayıcı not[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]haşr-i beşer[/B]: insanların öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması (bk. ḥ-ş-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hilkat-i eşya[/B]: varlıkların yaratılışı (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hâkezâ[/B]: böylece, bunun gibi[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hüsün[/B]: güzellik (bk. ḥ-s-n)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]icad[/B]: var etme, yaratma (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]ihtilâfat[/B]: ihtilaflar, farklılıklar[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]ihyâ[/B]: hayat verme, diriltme (bk. ḥ-y-y)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]isnad[/B]: dayandırma (bk. s-n-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]izzet[/B]: şeref, değer, yücelik (bk. a-z-z)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kubh[/B]: çirkinlik[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kudret[/B]: güç, kuvvet, iktidar (bk. ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kudret-i ezeliye[/B]: Allah’ın ezelden beri var olan kudreti, güç ve kuvveti (bk. ḳ-d-r; e-z-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]külfetli[/B]: zor, güç[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]lüzum-u zâtî[/B]: varlığının zorunlu şartı ve ayrılmaz temel özelliği[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mahall-i vürud[/B]: geldiği, göründüğü yer[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]makdûrat[/B]: Allah’ın kudretiyle gerçekleştirdiği işler (bk. ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]melekûtiyet[/B]: bir şeyin görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati (bk. m-l-k)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]melekûtiyet-i eşya[/B]: varlıkların görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati (bk. m-l-k)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]merâtip[/B]: mertebeler, dereceler[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mübaşeret[/B]: temas[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mülk[/B]: herşeyin görünen dış yüzü (bk. m-l-k)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mümkinât[/B]: varlığı ile yokluğu imkân dahilinde olanlar, Allah’ın var etmesine bağlı olanlar (bk. m-k-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]müsavi[/B]: eşit, denk[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nefis[/B]: can, kişi (bk. n-f-s)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]neş’et[/B]: doğma, ortaya çıkma[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nisbet[/B]: oran (bk. n-s-b)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]nâlâyık[/B]: layık olmayan[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]sun’[/B]: yapılma[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]taallûk etmek[/B]: ilgilendirmek[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]tabiî[/B]: kendiliğinden, doğal (bk. ṭ-b-a)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]tagayyürât-ı âlem[/B]: âlemdeki değişmeler, başkalaşmalar (bk. a-l-m)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]tahallül[/B]: araya girme[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]tasarrufât-ı kudret[/B]: Allah’ın kudretiyle dilediği gibi icraat ve faaliyetlerde bulunması (bk. ṣ-r-f; ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]tedahül[/B]: içine girme, dahil olma[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]tesir[/B]: etki[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]tevellüt[/B]: doğma, meydana gelme[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]vahdet-i ehadiyet[/B]: Allah’ın birliği ve tekliği; her bir varlık üzerinde görünen tecellîlerin bir olan Allah’a ait olması (bk. v-ḥ-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]vesait[/B]: vasıtalar, araçlar[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]zerre[/B]: atom, en küçük parça[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]zeyl[/B]: ilâve, ek[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]zâhir[/B]: görünen (bk. ẓ-h-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]âhir[/B]: son (bk. e-ḫ-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]âyine[/B]: ayna[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]şer[/B]: kötülük[/FONT][/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [FONT=tahoma] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Dokuzuncu Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst