Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Dördüncü Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 250867" data-attributes="member: 1"><p><strong>Yirmi Dördüncü Söz - Sayfa 466</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">büyüğü, oranın en küçüğüne muvazi gelemez. Sevab-ı a’mâl o âleme baktığı için, dünyevî nazarımız ona dar geliyor, aklımıza sığıştıramıyoruz. Meselâ </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 22px">مَنْ قَرَاَ هٰذَا اُعْطِىَ لَهُ مِثْلُ ثَوَابِ مُوسٰى وَهَارُونَ</span></span> <strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">yani</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 22px">اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ رَبِّ الْعاَلمِينَ وَلَهُ الْكِبْرِيَاۤءُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَلَهُ الْعَظَمَةُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ وَلَهُ الْمُلْكُ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ</span></span> <strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />2</u></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İnsafsız ve dikkatsizlerin en ziyade nazar-ı dikkatini celb eden, şu gibi rivâyetlerdir. Hakikati şudur ki:</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Dünyada, dar nazarımızla, kısacık fikrimizle, Mûsâ ve Hârun Aleyhimesselâmın sevaplarını ne derece tasavvur ediyoruz, biliyoruz? Âlem-i ebediyette, Rahîm-i Mutlak, saadet-i ebediyede, nihayetsiz ihtiyaç içinde bir abdine, birtek virde mukabil vereceği hakikat-i sevap, o iki zâtın sevaplarına—fakat daire-i ilmimize ve tahminimize giren sevaplarına—müsavi olabilir.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Meselâ, bedevî, vahşî bir adam, hiç padişahı görmemiş, saltanat haşmetini bilmiyor. Bir köyde bir ağayı nasıl tasavvur eder; o mahdut fikriyle, bir padişahı ondan büyükçe bir ağa kadar bilir. Hattâ bizde sade-dil bir taife var ki, eskiden diyorlardı ki: “Padişah kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.” Demek onlar, padişahı o kadar dar bir vaziyette ve âdi bir surette tahayyül ediyorlar ki, kendi bulgur çorbasını kendi pişiriyor! Âdeta bir yüzbaşı haşmetinde farz ediyorlar.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span>[NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Dipnot-1</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> “Kim bunu okursa, Mûsâ ile Hârun’un sevaplarının misli ona verilir.” Şeyh Ahmed Gümüşhanevî, <em>Mecmuatü’l-Ahzâb</em>, s. 263.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Dipnot-2</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> Hamd o Allah’a mahsustur ki, Göklerin Rabbi, Yerlerin Rabbi, Âlemlerin Rabbidir. Göklerde ve yerde kibriyâ Ona mahsustur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. Hamd o Allah’a mahsustur ki, Göklerin Rabbi, Yerlerin Rabbi, Âlemlerin Rabbidir. Göklerde ve yerde azamet Onundur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. Mülk de Ona âittir. O Göklerin Rabbidir. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır.</span>[/NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Aleyhimesselâm</strong>: Allah’ın selâmı onların üzerine olsun (bk. s-l-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hârun</strong>: (bk. bilgiler)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Mûsâ</strong>: (bk. bilgiler)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Rahîm-i Mutlak</strong>: rahmeti sınırsız olan Allah (bk. r-ḥ-m; ṭ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>abd</strong>: kul (bk. a-b-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bedevî</strong>: çölde yaşayan, göçebe</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>celb etmek</strong>: çekmek</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>daire-i ilm ve tahmin</strong>: ilim alanı ve tatmin alanı (bk. a-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>farz etmek</strong>: sanmak, zannetmek</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakikat</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakikat-i sevap</strong>: sevap gerçeği (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>haşmet</strong>: büyüklük, ihtişam</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mahdut</strong>: sınırlı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mukabil</strong>: karşılık</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>muvazi</strong>: denk, eşit</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müsavi</strong>: eşit, denk</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nazar</strong>: bakış, düşünce (bk. n-ẓ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nazar-ı dikkat</strong>: dikkatli bakış (bk. n-ẓ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nihayetsiz</strong>: sınırsız </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>rivâyet</strong>: Peygamberimizden duyulan şeylerin nakledilmesi</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet-i ebediye</strong>: sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sade-dil</strong>: saf, temiz kalpli</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sevab-ı a’mâl</strong>: amellerin sevabı, karşılığı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tahayyül</strong>: hayal etme (bk. ḫ-y-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>taife</strong>: topluluk, grup</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tasavvur</strong>: düşünme, hayal etme (bk. ṣ-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vahşî</strong>: medeni olmayan, yabanî</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vird</strong>: devamlı yapılan zikir</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ziyade</strong>: çok, fazla</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âdi</strong>: basit</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlem-i ebediyet</strong>: sonsuzluk âlemi (bk. a-l-m; e-b-d)</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 250867, member: 1"] [b]Yirmi Dördüncü Söz - Sayfa 466[/b] [FONT=Tahoma]büyüğü, oranın en küçüğüne muvazi gelemez. Sevab-ı a’mâl o âleme baktığı için, dünyevî nazarımız ona dar geliyor, aklımıza sığıştıramıyoruz. Meselâ [/FONT] [CENTER][FONT=Tahoma][FONT=Trebuchet MS][SIZE=6]مَنْ قَرَاَ هٰذَا اُعْطِىَ لَهُ مِثْلُ ثَوَابِ مُوسٰى وَهَارُونَ[/SIZE][/FONT][SIZE=6] [/SIZE][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B][/FONT][/CENTER] [FONT=Tahoma]yani [/FONT] [CENTER][FONT=Tahoma][FONT=Trebuchet MS][SIZE=6]اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ رَبِّ الْعاَلمِينَ وَلَهُ الْكِبْرِيَاۤءُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَلَهُ الْعَظَمَةُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ وَلَهُ الْمُلْكُ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ[/SIZE][/FONT] [B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]2[/U][/B][/FONT][/CENTER] [FONT=Tahoma] İnsafsız ve dikkatsizlerin en ziyade nazar-ı dikkatini celb eden, şu gibi rivâyetlerdir. Hakikati şudur ki: [/FONT] [FONT=Tahoma]Dünyada, dar nazarımızla, kısacık fikrimizle, Mûsâ ve Hârun Aleyhimesselâmın sevaplarını ne derece tasavvur ediyoruz, biliyoruz? Âlem-i ebediyette, Rahîm-i Mutlak, saadet-i ebediyede, nihayetsiz ihtiyaç içinde bir abdine, birtek virde mukabil vereceği hakikat-i sevap, o iki zâtın sevaplarına—fakat daire-i ilmimize ve tahminimize giren sevaplarına—müsavi olabilir. [/FONT] [FONT=Tahoma]Meselâ, bedevî, vahşî bir adam, hiç padişahı görmemiş, saltanat haşmetini bilmiyor. Bir köyde bir ağayı nasıl tasavvur eder; o mahdut fikriyle, bir padişahı ondan büyükçe bir ağa kadar bilir. Hattâ bizde sade-dil bir taife var ki, eskiden diyorlardı ki: “Padişah kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.” Demek onlar, padişahı o kadar dar bir vaziyette ve âdi bir surette tahayyül ediyorlar ki, kendi bulgur çorbasını kendi pişiriyor! Âdeta bir yüzbaşı haşmetinde farz ediyorlar. [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][NOT][FONT=Tahoma] Dipnot-1[/FONT] [FONT=Tahoma] “Kim bunu okursa, Mûsâ ile Hârun’un sevaplarının misli ona verilir.” Şeyh Ahmed Gümüşhanevî, [I]Mecmuatü’l-Ahzâb[/I], s. 263. Dipnot-2[/FONT] [FONT=Tahoma] Hamd o Allah’a mahsustur ki, Göklerin Rabbi, Yerlerin Rabbi, Âlemlerin Rabbidir. Göklerde ve yerde kibriyâ Ona mahsustur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. Hamd o Allah’a mahsustur ki, Göklerin Rabbi, Yerlerin Rabbi, Âlemlerin Rabbidir. Göklerde ve yerde azamet Onundur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. Mülk de Ona âittir. O Göklerin Rabbidir. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır.[/FONT][/NOT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Aleyhimesselâm[/B]: Allah’ın selâmı onların üzerine olsun (bk. s-l-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Hârun[/B]: (bk. bilgiler)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Mûsâ[/B]: (bk. bilgiler)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Rahîm-i Mutlak[/B]: rahmeti sınırsız olan Allah (bk. r-ḥ-m; ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]abd[/B]: kul (bk. a-b-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]bedevî[/B]: çölde yaşayan, göçebe[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]celb etmek[/B]: çekmek[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]daire-i ilm ve tahmin[/B]: ilim alanı ve tatmin alanı (bk. a-l-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]farz etmek[/B]: sanmak, zannetmek[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hakikat[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hakikat-i sevap[/B]: sevap gerçeği (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]haşmet[/B]: büyüklük, ihtişam[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mahdut[/B]: sınırlı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mukabil[/B]: karşılık[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]muvazi[/B]: denk, eşit[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]müsavi[/B]: eşit, denk[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]nazar[/B]: bakış, düşünce (bk. n-ẓ-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nazar-ı dikkat[/B]: dikkatli bakış (bk. n-ẓ-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]nihayetsiz[/B]: sınırsız [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]rivâyet[/B]: Peygamberimizden duyulan şeylerin nakledilmesi[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saadet-i ebediye[/B]: sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]sade-dil[/B]: saf, temiz kalpli[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sevab-ı a’mâl[/B]: amellerin sevabı, karşılığı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tahayyül[/B]: hayal etme (bk. ḫ-y-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]taife[/B]: topluluk, grup[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tasavvur[/B]: düşünme, hayal etme (bk. ṣ-v-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]vahşî[/B]: medeni olmayan, yabanî[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]vird[/B]: devamlı yapılan zikir[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ziyade[/B]: çok, fazla[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âdi[/B]: basit[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âlem-i ebediyet[/B]: sonsuzluk âlemi (bk. a-l-m; e-b-d)[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Dördüncü Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst