Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Dördüncü Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 250904" data-attributes="member: 1"><p><strong>Yirmi Dördüncü Söz - Sayfa 486</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>DÖRDÜNCÜ MEYVE:</strong> Ey nefis! Ehl-i dünyaya, hususan ehl-i sefahete, hususan ehl-i küfre bakıp, surî ziynet ve aldatıcı gayr-ı meşru lezzetlerine aldanıp taklit etme. Çünkü sen onları taklit etsen, onlar gibi olamazsın. Pek çok sukut edeceksin. Hayvan dahi olamazsın. Çünkü senin başındaki akıl, meş’um bir âlet olur; senin başını daima dövecektir.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Meselâ, nasıl ki bir saray bulunsa, büyük bir dairesinde büyük bir elektrik lâmbası bulunur. O elektrikten teşa’ub etmiş ve onunla bağlı küçük küçük elektrikler, küçük menzillere taksim edilmiş. Şimdi, birisi o büyük elektrik lâmbasının düğmesini çevirip ziyayı kapatsa, bütün menziller derin bir karanlık içine ve bir vahşete düşer.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Ve başka sarayda, büyük elektrik lâmbasıyla merbut olmayan küçük elektrik lâmbaları, her menzilde bulunuyor. O saray sahibi büyük elektrik lâmbasının düğmesini çevirerek kapatsa, sair menzillerde ışıklar bulunabilir, onunla işini görebilir; hırsızlar istifade edemezler.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">İşte, ey nefsim! Birinci saray, bir Müslümandır. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, onun kalbinde o büyük elektrik lâmbasıdır. Eğer onu unutsa, el’iyâzü billâh, kalbinden onu çıkarsa, hiçbir peygamberi daha kabul edemez. Belki hiçbir kemâlâtın yeri ruhunda kalamaz. Hattâ Rabbini de tanımaz. Mahiyetindeki bütün menziller ve lâtifeler karanlığa düşer. Ve kalbinde müthiş bir tahribat ve vahşet oluyor. Acaba bu tahribat ve vahşete mukabil hangi şeyi kazanıp ünsiyet edebilirsin? Hangi menfaati bulup, o tahribat zararını onunla tamir edersin?</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Halbuki, ecnebiler o ikinci saraya benzerler ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın nurunu kalblerinden çıkarsalar da, kendilerince bazı nurlar kalabilir—veya kalabilir zannederler. Onların mânevî kemâlât-ı ahlâkiyelerine medar olacak, Hazret-i Mûsâ ve İsâ Aleyhimesselâma bir nevi imanları ve Hâlıklarına bir çeşit itikatları kalabilir.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Ey nefs-i emmâre! Eğer desen, “Ben ecnebi değil, hayvan olmak isterim”; sana kaç defa söylemiştim, hayvan gibi olamazsın. Zira kafandaki akıl olduğu için, o akıl geçmiş elemleri ve gelecek korkuları tokatıyla senin yüzüne, gözüne, başına çarparak dövüyor. Bir lezzet içinde bin elem katıyor. Hayvan ise, elemsiz,</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Aleyhimesselâm</strong>: Allah’ın selâmı onların üzerine olsun (bk. s-l-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Aleyhissalâtü Vesselâm</strong>: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun (bk. ṣ-l-v; s-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hazret-i Mûsâ</strong>: (bk. bilgiler)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hazret-i İsâ</strong>: (bk. bilgiler)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hâlık</strong>: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Rab</strong>: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ecnebi</strong>: yabancı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i dünya</strong>: dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i küfür</strong>: kâfirler, inkârcılar (bk. k-f-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i sefahet</strong>: zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkün olanlar</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>elem</strong>: acı, keder</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>el’iyâzü billâh</strong>: Allah korusun</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>gayr-i meşru</strong>: helâl olmayan, dine aykırı (bk. ş-r-a)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hususan</strong>: özellikle</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>istifade</strong>: yararlanma, faydalanma</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>itikat</strong>: inanç</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kemâlât</strong>: mükemmellikler, üstün özellikler, faziletler (bk. k-m-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kemâlât-ı ahlâkiye</strong>: ahlâkî mükemmellikler, üstün özellikler (bk. k-m-l; ḫ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>lâtife</strong>: insanın mânevî yapısındaki ince duygulardan herbiri (bk. l-ṭ-f)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mahiyet</strong>: yapı, esas, öz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>medar</strong>: vesile, sebep</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>menzil</strong>: mekân, oda (bk. n-z-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>merbut</strong>: bağlı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>meş’um</strong>: kötü, uğursuz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mukabil</strong>: karşı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mânevi</strong>: mânâya ait (bk. a-n-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nefis</strong>: kişinin kendisi (bk. n-f-s)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nefs-i emmâre</strong>: insanı kötülüğe sevk eden içindeki duygu (bk. n-f-s)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nevi</strong>: tür, çeşit</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sair</strong>: diğer</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sukut etmek</strong>: alçalmak</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>surî</strong>: görünüşteki</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tahribat</strong>: yıkılıp bozulmalar</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>taksim</strong>: kısımlara ayırma, paylaştırma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>teşa’ub</strong>: şubelere ayrılma, bölünme</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vahşet</strong>: ürküntü, yalnızlık</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ziya</strong>: ışık</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ziynet</strong>: süs (bk. z-y-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ünsiyet</strong>: dostluk, canayakınlık</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 250904, member: 1"] [b]Yirmi Dördüncü Söz - Sayfa 486[/b] [FONT=Tahoma][B]DÖRDÜNCÜ MEYVE:[/B] Ey nefis! Ehl-i dünyaya, hususan ehl-i sefahete, hususan ehl-i küfre bakıp, surî ziynet ve aldatıcı gayr-ı meşru lezzetlerine aldanıp taklit etme. Çünkü sen onları taklit etsen, onlar gibi olamazsın. Pek çok sukut edeceksin. Hayvan dahi olamazsın. Çünkü senin başındaki akıl, meş’um bir âlet olur; senin başını daima dövecektir. [/FONT] [FONT=Tahoma]Meselâ, nasıl ki bir saray bulunsa, büyük bir dairesinde büyük bir elektrik lâmbası bulunur. O elektrikten teşa’ub etmiş ve onunla bağlı küçük küçük elektrikler, küçük menzillere taksim edilmiş. Şimdi, birisi o büyük elektrik lâmbasının düğmesini çevirip ziyayı kapatsa, bütün menziller derin bir karanlık içine ve bir vahşete düşer. [/FONT] [FONT=Tahoma]Ve başka sarayda, büyük elektrik lâmbasıyla merbut olmayan küçük elektrik lâmbaları, her menzilde bulunuyor. O saray sahibi büyük elektrik lâmbasının düğmesini çevirerek kapatsa, sair menzillerde ışıklar bulunabilir, onunla işini görebilir; hırsızlar istifade edemezler. [/FONT] [FONT=Tahoma]İşte, ey nefsim! Birinci saray, bir Müslümandır. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, onun kalbinde o büyük elektrik lâmbasıdır. Eğer onu unutsa, el’iyâzü billâh, kalbinden onu çıkarsa, hiçbir peygamberi daha kabul edemez. Belki hiçbir kemâlâtın yeri ruhunda kalamaz. Hattâ Rabbini de tanımaz. Mahiyetindeki bütün menziller ve lâtifeler karanlığa düşer. Ve kalbinde müthiş bir tahribat ve vahşet oluyor. Acaba bu tahribat ve vahşete mukabil hangi şeyi kazanıp ünsiyet edebilirsin? Hangi menfaati bulup, o tahribat zararını onunla tamir edersin? [/FONT] [FONT=Tahoma]Halbuki, ecnebiler o ikinci saraya benzerler ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın nurunu kalblerinden çıkarsalar da, kendilerince bazı nurlar kalabilir—veya kalabilir zannederler. Onların mânevî kemâlât-ı ahlâkiyelerine medar olacak, Hazret-i Mûsâ ve İsâ Aleyhimesselâma bir nevi imanları ve Hâlıklarına bir çeşit itikatları kalabilir. [/FONT] [FONT=Tahoma]Ey nefs-i emmâre! Eğer desen, “Ben ecnebi değil, hayvan olmak isterim”; sana kaç defa söylemiştim, hayvan gibi olamazsın. Zira kafandaki akıl olduğu için, o akıl geçmiş elemleri ve gelecek korkuları tokatıyla senin yüzüne, gözüne, başına çarparak dövüyor. Bir lezzet içinde bin elem katıyor. Hayvan ise, elemsiz, [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Aleyhimesselâm[/B]: Allah’ın selâmı onların üzerine olsun (bk. s-l-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Aleyhissalâtü Vesselâm[/B]: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun (bk. ṣ-l-v; s-l-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Hazret-i Mûsâ[/B]: (bk. bilgiler)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Hazret-i İsâ[/B]: (bk. bilgiler)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Hâlık[/B]: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Rab[/B]: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ecnebi[/B]: yabancı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i dünya[/B]: dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i küfür[/B]: kâfirler, inkârcılar (bk. k-f-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i sefahet[/B]: zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkün olanlar[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]elem[/B]: acı, keder[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]el’iyâzü billâh[/B]: Allah korusun[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]gayr-i meşru[/B]: helâl olmayan, dine aykırı (bk. ş-r-a)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hususan[/B]: özellikle[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]istifade[/B]: yararlanma, faydalanma[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]itikat[/B]: inanç[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kemâlât[/B]: mükemmellikler, üstün özellikler, faziletler (bk. k-m-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kemâlât-ı ahlâkiye[/B]: ahlâkî mükemmellikler, üstün özellikler (bk. k-m-l; ḫ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]lâtife[/B]: insanın mânevî yapısındaki ince duygulardan herbiri (bk. l-ṭ-f)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mahiyet[/B]: yapı, esas, öz[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]medar[/B]: vesile, sebep[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]menzil[/B]: mekân, oda (bk. n-z-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]merbut[/B]: bağlı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]meş’um[/B]: kötü, uğursuz[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mukabil[/B]: karşı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mânevi[/B]: mânâya ait (bk. a-n-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]nefis[/B]: kişinin kendisi (bk. n-f-s)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nefs-i emmâre[/B]: insanı kötülüğe sevk eden içindeki duygu (bk. n-f-s)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]nevi[/B]: tür, çeşit[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]sair[/B]: diğer[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sukut etmek[/B]: alçalmak[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]surî[/B]: görünüşteki[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tahribat[/B]: yıkılıp bozulmalar[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]taksim[/B]: kısımlara ayırma, paylaştırma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]teşa’ub[/B]: şubelere ayrılma, bölünme[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]vahşet[/B]: ürküntü, yalnızlık[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ziya[/B]: ışık[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ziynet[/B]: süs (bk. z-y-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ünsiyet[/B]: dostluk, canayakınlık[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Dördüncü Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst