Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Açıklamalı
Mektubat
Yirmi İkinci Mektup'tan (Uhuvvete Dair)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 271922" data-attributes="member: 11795"><p><strong>Cevap: Açıklamalı Risale 8:Yirmi İkinci Mektup uhuvvete bakisimiz.</strong></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Hem ona gelen musibetlerden memnun ve nimetlerden mahzun olup, kader ve rahmet-i İlâhiyeye, onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor. Âdetâ kaderi tenkit ve rahmete itiraz ediyor. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Cenab-ı Hakkın o haset ettiği adama bakan nimet ve nikmet gibi imtihan vesileleri..Allahın CC ona tayin ettiği hayat tarzı..Mazhar olduğu nimetler..ve başına gelen akıbetlere nazar edip,ona verilen şeylere haset..başına gelen sıkıntılara duyacağı memnuniyet..Kader ile ona tayin edilmiş vesile-i imtihan sebeblerine karşıda zulmani bir nazar..çok zararlı bir düşünce ve davranıştır..Çünkü burada karşısına aldığı ..İrade-i İlahiyenin o kulu üzerindeki taalluku idaresi, nasip ettiği kısmeti gibi Halıka bakan bir penceredir…Kaderi tenkit eden yani bu nazarla ve hisle eleştiren başını örse vurur ve kırar..Rahmete itiraz ettiğinden hakkındaki Rahmeti de kaybeder…</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><u><span style="color: #000099">Acaba birgün adâvete değmeyen bir şeye bir sene kin ve adâvetle mukabele etmeyi hangi insaf kabul eder, bozulmamış hangi vicdana sığar? </span></u></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Düşmanlıkların aslında ne kadar basit sebeblerden dolayı olduğu..İnsaf ve vicdana böyle basit ve değersiz meselelerin aslında sığmayacağına işaret etmiş… </span></p><p><span style="font-size: 12px">Aşağıda da hakiki bir taksimat yaparak İnsanın fıtratına koyulmuş latifeler..Ve imtihanı..Ve hayatın hadisatı..Ve kaderin o istidada çizdiği teklif tecrübe alanı ..Hem nefsine uyması ve şeytanın aldatması hem de ona o derece adavt ile bakan haset eden bir nazarın kendindeki olan noksanlığı gibi noktalardan, hakem bir müdahale ile hakikati hakkın eline teslim etmiş…İyiliğe davet etmiş..Affedici olabilmenin ne kadar faydalar verdiğini..ve aslında kendi kendinin bir nevi kurtuşu hükmünde olacağı manasını..Hem dünyanın ve içindeki her şeyin geçiciliğini ifade etmiş…Adavet kin haset gereksiz diyerek her şeyin mahiyeti asliyesine dikkat çekmiş..</span></p><p><span style="font-size: 12px">Evet demiş;</span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Halbuki, mü'min kardeşinden sana gelen bir fenalığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin. Çünkü, evvelâ kaderin onda bir hissesi var. Onu çıkarıp, o kader ve kazâ hissesine karşı rıza ile mukabele etmek gerektir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Saniyen, nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp, o adama adâvet değil, belki nefsine mağlûp olduğundan, acımak ve nedamet edeceğini beklemek. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Salisen, sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör, bir hisse de ona ver. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Sonra bâki kalan küçük bir hisseye karşı, en selâmetli ve en çabuk hasmını mağlûp edecek af ve safh ile ve ulüvvü cenaplıkla mukabele etsen, zulümden ve zarardan kurtulursun. Yoksa, sarhoş ve divane olan ve şişeleri ve buz parçalarını elmas fiyatıyla alan cevherci bir Yahudi gibi, beş paraya değmeyen fâni, zâil, muvakkat, ehemmiyetsiz umur-u dünyeviyeye, güya ebedî dünyada durup ebedî beraber kalacak gibi şedit bir hırsla ve daimî bir kinle, mütemadiyen bir adâvetle mukabele etmek, sîga-i mübalağa ile, bir zalûmiyettir veya bir sarhoşluktur, bir nevi divaneliktir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">İşte, hayat-ı şahsiyece bu derece muzır olan adâvete ve fikr-i intikama, eğer şahsını seversen yol verme ki kalbine girsin. Eğer kalbine girmişse, onun sözünü dinleme. Bak, hakikatbîn olan Hafız-ı Şirazî'yi dinle: </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">.......................................................</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Yani, "Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin." Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Diye söyleyerek..Kendi hayatına bu kadar zarar verecek düşmanlığa..intikam fikrine..eğer kendini seversen yol verme ki kalbine girsin…Eğer demiş kalbine girmiş ise o lümbeden gelen sesi sözü dinleme..Bak, hakikatbîn olan Hafız-ı Şirazî'yi dinle diyerek hakikat-ı mutlaka olan "Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin." sözünü nazara vermiş..Evet değmez değmez değmez demiş……….</span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Hem demiş: .........................................</span></span><span style="color: #000099"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000099">Yani, "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır</span>: <span style="color: #000099">dostlarına karşı mürüvvetkârâne muaşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muamele etmektir." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px">Dostlarına karşı iyilikle..</span></p><p><span style="font-size: 12px">Düşmanlarına karşı barış arayışı ile davranmak..İki dünyanın da esenliğini kazandırır..demiş…</span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Eğer dersen: "İhtiyar benim elimde değil; fıtratımda adâvet var. Hem damarıma dokundurmuşlar, vazgeçemiyorum." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Diye bir saplantı ve elimde değil yaradılışım mizacım böyle hem de hissime dokundurulmuş vazgeçemiyorum dersen demiş;</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Elcevap: Sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Madem ihtiyar senin elinde değil, vazgeçemiyorsun. Senin, mânevî bir nedamet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır. Zaten bu Mektubun bu Mebhasını yazdık, tâ bu mânevî istiğfarı temin etsin; haksızlığı hak bilmesin, haklı hasmını haksızlıkla teşhir etmesin. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Kötü ahlak ve kötü huy eseri gösterilmezse ve çekiştirmek hakkında konuşmak gibi şeylerin gereği ile davranılmazsa..hem de kusur olduğunu kusurunu anlasa zarar vermez demiş…</span></p><p><span style="font-size: 12px">Madem iraden elinde değil mizacın müsaade etmiyor vaz geçemiyorsun;</span></p><p><span style="font-size: 12px">Senin manevi pişmanlığın,gizli tövben ,örtülü bir şekilde af dilemen hükmünde olan kusurunu bilmen ve o huy ile haksız olduğunu anlaman onun şerrinden seni kurtarır.demiş…Hem de bu mektubun bu kısmını yazadık ki ;tâ bu manevi istiğfarı temin etsin..Çünkü Risale-i Nur derslerin bir esasıdır..iradeyi insaf ile hakkı kabule meyil etmeye fıtrat olarak davet eder…O dersin işleyişi içinde orada olan maksadı his ve fikir meyil ve kanaat tasdik ve ikrar-ı hakikat gibi maksud neticelere götürür dersi makamında verip kabul ettirir..Ki o gaye-i hakikat yerini bulsun ve bulur……….Devamında o manevi pişmanlık ve hakikati derk etmek neticesinde..Haksızlığı hak bilmesin haklı hasmını haksızlıkla teşhir edip göstermesin….demiş…</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Cây-ı dikkat bir hadise: </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir zaman, bu garazkârâne tarafgirlik neticesi olarak gördüm ki, mütedeyyin bir ehl-i ilim, fikr-i siyasîsine muhâlif bir âlim-i salihi, tekfir derecesinde tezyif etti. Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârâne medhetti. İşte, siyasetin bu fena neticelerinden ürktüm, </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">1- Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.</span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">dedim, o zamandan beri hayat-ı siyasiyeden çekildim. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Diyerek’te tarafgirliğin neticesinde dindar bir ilim sahibinin,siyasi düşüncesine karşı bir Salih alimi,inkar derecesinde küçük gördü..Ve kendisi gibi düşünen bir münafığı saygıyla övdü..İşte diyor siyaset damarının bu taraftarlık hissiyle yaptığı zulmü gördüm ondan çekindim ürktüm” Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.”deyip siyaset hayatından çekildim demiş………..</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">BEŞİNCİ VECİH</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu vecihte ..sosyal hayat olarak inat ve taraf tutmanın gayet zarar verici zararlı olduğunu beyan etmiş..</span></p><p><span style="font-size: 12px">Demiş;</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">Hayat-ı içtimaiyece, inat ve tarafgirlik gayet muzır olduğunu beyan eder. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">Eğer denilse:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">2- "Ümmetimin ihtilâfı rahmettir." el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:64; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:210-212.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">denilmiş. İhtilâf ise tarafgirliği iktiza ediyor. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">"Hem tarafgirlik marazı, mazlum avâmı, zalim havassın şerrinden kurtarıyor. Çünkü bir kasabanın ve bir köyün havassı ittifak etseler, mazlum avâmı ezerler. Tarafgirlik olsa, mazlum bir tarafa iltica eder, kendisini kurtarır. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">"Ümmetimin ihtilâfı rahmettir."hadîs-i şerifiyle bir sual sorulmuş..Burada taraftarlık kötüdür demişsiniz fakat hadîs-i şerifte böyle buyurulmuş..Karşı görüş ise taraf tutmayı gerektiriyor demiş..Hem bu tarafgirlik hastalığı hastalık olmasına rağmen..ezilen alt tabakayı zalimlerin elinden kurtarıyor..Eğer bir iki köyün üst tabakası bir araya gelseler alt tabakayı ezerler..Ama demiş avam arasında bir birine taraf tutma olsa,mazlum bir taraf iltica eder,kendisini kurtarır…</span></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Hem tesadüm-ü efkârdan ve tehâlüf-ü ukulden hakikat tamamıyla tezahür eder." </span></p><p><span style="font-size: 12px">Hem de demiş ki;</span></p><p><span style="font-size: 12px">Fikirlerin çarpışmasından ve farklı düşüncelerden hakikat tamamıyla ortaya çıkar…</span></p><p><span style="font-size: 12px">Evet,</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Elcevap: Birinci suale deriz ki: </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Hadisteki ihtilâf ise, müsbet ihtilâftır.</span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revâcına sa'y eder. </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır. </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Amma menfi ihtilâf ise-ki garazkârâne, adâvetkârâne birbirinin tahribine çalışmaktır-hadisin nazarında merduttur. Çünkü birbiriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler. </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px">Diyerek hadîste kasd edilen ayrılığın iyi manada yani iyi neticeler veren kabiliyette bir ayrılık olduğuna dikkat çekmiş demiş;</span></p><p><span style="font-size: 12px">Her biri kendi gittiği işlediği yol ve işteki eksikleri gidermek ve onun tercih edilmesine sevilmesine çalışmaktır…Kendisi dışındaki yok etmek onlara zarar vermek değil..bilakis bir birinin tamamlar ve eksiklerini gidermeye çalışmaktır meyanında ifade etmiş…</span></p><p><span style="font-size: 12px">Ama kötü ihtilaf ise..Kin besleyerek düşmanlıkla bir birinin yok olmasına zarar görmesine çalışmaktır..O ise bu hadîsin nazarında reddedilmiştir…Çünkü;Bir biriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler..denilmiş…</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">İkinci suale deriz ki: Tarafgirlik eğer hak namına olsa, haklılara melce olabilir. Fakat şimdiki gibi garazkârâne, nefis hesabına olan tarafgirlik, haksızlara melcedir ki, onlara nokta-i istinad teşkil eder. Çünkü, garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona (hâşâ) lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Taraf tutmak hak için hak adına olsa,haklılara bir sığınılacak yer olabilir..Fakat şimdiki gibi kin ile,nefis hesabına olan taraf tutmak ise,haksızların sığındığı bir konumdadır..Onlara dayanak noktası oluşturur..Çünkü demiş;kin ile taraftarlık eden bir adama şeytan geşse,onun fikrine düşüncesine yardım edip ona taraftarlık gösterse o kin ile nefsi hesabına taraftarlık gösteren adam onun fikrine yardım eden şeytana rahmet okuyacak..Çünkü bu tür taraftarlıklar tamamen şeytanın maskarası olmanın saf tutuşudur..Kin adavet insaf gözünü kör eder o nazara sahibi ise o fikre yardım eden şeytan dahi olsa onu rahmetle anacak..Eğer karşı tarafa melek gibi bir adam gelse,ona (hâşa) lanet okuyacak derecede bir haksızlık gösterir..demiş………,</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Üçüncü suale deriz ki: Hak namına, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise, maksatta ve esasta ittifakla beraber, vesâilde ihtilâf eder. Hakikatin her köşesini izhar edip hakka ve hakikate hizmet eder. Fakat tarafgirâne ve garazkârâne, firavunlaşmış nefs-i emmâre hesabına hodfuruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü, maksatta ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının küre-i arzda dahi nokta-i telâkîsi bulunmaz. Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritâne gider, kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hal-i âlem buna şahittir. </strong></span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Evet,hak namına hakikat hesabına olan fikir çarpışmaları,maksatta ve esasta birliktelikle beraber..kullanılan sebeplerde ayrılık eder..Dolayısıyla da hakikatin her köşesini gösterip hakka ve hakikate hizmet eder.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Fakat..taraftarlık ve kin ve firavunlaşmış bir nefsi emmare hesabına,kendini beğenerek şöhreti sevmek tarzındaki fikir çarpışmaları,hakikatin parlamasını değil fitne ateşlerini ortaya çıkarıyor…</span></p><p><span style="font-size: 12px">Çünkü;amaçta birliktelik gerekiyorken,öylelerin fikirlerinin dünyada dahi bir araya gelme noktası bulunmaz..Hak namına olmadığı için,sonsuz aşırıya kaçarak iyileşmesi mümkün olmayan ayrılıklara sebebiyet verir..Alemin hali buna şahittir demiş…………</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: #000099">Elhasıl: </span></strong><span style="color: #000099">1- Muhabbet Allah için, buğz Allah için, hüküm de Allah'a aittir.olan desâtir-i âliye düstur-u harekât olmazsa, nifak ve şikak meydan alır. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">2- Allah için buğzetmek, Allah için hüküm vermek.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">demezse, o düsturları nazara almazsa, adalet etmek isterken zulmeder. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Diyerek konuya hakperest bir bakış açısı getirmiş………..</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">Cây-ı ibret bir hadise: </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Diyerek ibret verici bir vakayı anlatmış;</span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir vakit, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: "Neden beni kesmedin?" </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><u><span style="color: #000099">Dedi:</span></u></strong><u><span style="color: #000099"> "Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün; hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim." </span></u></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Evet, O kâfir ona dedi: "Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Madem dininiz bu derece sâfi ve hâlistir; o din haktır" dedi. </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><u><span style="color: #000099"><span style="font-family: 'Verdana'">Hem medar-ı dikkat bir vakıa: </span></span></u></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Dikkat sebebi bir olay bir vaka demiş;</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir zaman bir hâkim bir hırsızın elini kestiği vakit eser-i hiddet gösterdiği için, ona dikkat eden âdil âmiri onu o vazifeden azletmiş. Çünkü şeriat namına, kanun-u İlâhî hesabına kesseydi, nefsi ona acıyacaktı. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek, nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için, adaletle iş görmemiştir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px">Uygulamada adaletin ne kadar hassas bir denge iktiza ettiğini… Hakkı hak ile yerine getirmenin ne kadar önemli ve nazik bir mesele olduğunu ifade etmiş…</span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Evet,</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">Cây-ı teessüf bir hâlet-i içtimaiye ve kalb-i İslâmı ağlatacak müthiş bir maraz-ı hayat-ı içtimaî: </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'">"Haricî düşmanların zuhur ve tehacümünde dahilî adâvetleri unutmak ve bırakmak" olan bir maslahat-ı içtimaiyeyi en bedevî kavimler dahi takdir edip yaptıkları hâlde, şu cemaat-i İslâmiyeye hizmet dâvâ edenlere ne olmuş ki, birbiri arkasında tehacüm vaziyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz'î adâvetleri unutmayıp düşmanların hücumuna zemin hazır ediyorlar? Şu hâl bir sukuttur, bir vahşettir, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye bir hıyanettir. </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 271922, member: 11795"] [b]Cevap: Açıklamalı Risale 8:Yirmi İkinci Mektup uhuvvete bakisimiz.[/b] [SIZE=3][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Hem ona gelen musibetlerden memnun ve nimetlerden mahzun olup, kader ve rahmet-i İlâhiyeye, onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor. Âdetâ kaderi tenkit ve rahmete itiraz ediyor. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır. [/FONT][/COLOR] Cenab-ı Hakkın o haset ettiği adama bakan nimet ve nikmet gibi imtihan vesileleri..Allahın CC ona tayin ettiği hayat tarzı..Mazhar olduğu nimetler..ve başına gelen akıbetlere nazar edip,ona verilen şeylere haset..başına gelen sıkıntılara duyacağı memnuniyet..Kader ile ona tayin edilmiş vesile-i imtihan sebeblerine karşıda zulmani bir nazar..çok zararlı bir düşünce ve davranıştır..Çünkü burada karşısına aldığı ..İrade-i İlahiyenin o kulu üzerindeki taalluku idaresi, nasip ettiği kısmeti gibi Halıka bakan bir penceredir…Kaderi tenkit eden yani bu nazarla ve hisle eleştiren başını örse vurur ve kırar..Rahmete itiraz ettiğinden hakkındaki Rahmeti de kaybeder… [B][U][COLOR=#000099]Acaba birgün adâvete değmeyen bir şeye bir sene kin ve adâvetle mukabele etmeyi hangi insaf kabul eder, bozulmamış hangi vicdana sığar? [/COLOR][/U][/B] Düşmanlıkların aslında ne kadar basit sebeblerden dolayı olduğu..İnsaf ve vicdana böyle basit ve değersiz meselelerin aslında sığmayacağına işaret etmiş… Aşağıda da hakiki bir taksimat yaparak İnsanın fıtratına koyulmuş latifeler..Ve imtihanı..Ve hayatın hadisatı..Ve kaderin o istidada çizdiği teklif tecrübe alanı ..Hem nefsine uyması ve şeytanın aldatması hem de ona o derece adavt ile bakan haset eden bir nazarın kendindeki olan noksanlığı gibi noktalardan, hakem bir müdahale ile hakikati hakkın eline teslim etmiş…İyiliğe davet etmiş..Affedici olabilmenin ne kadar faydalar verdiğini..ve aslında kendi kendinin bir nevi kurtuşu hükmünde olacağı manasını..Hem dünyanın ve içindeki her şeyin geçiciliğini ifade etmiş…Adavet kin haset gereksiz diyerek her şeyin mahiyeti asliyesine dikkat çekmiş.. Evet demiş; [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Halbuki, mü'min kardeşinden sana gelen bir fenalığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin. Çünkü, evvelâ kaderin onda bir hissesi var. Onu çıkarıp, o kader ve kazâ hissesine karşı rıza ile mukabele etmek gerektir. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Saniyen, nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp, o adama adâvet değil, belki nefsine mağlûp olduğundan, acımak ve nedamet edeceğini beklemek. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Salisen, sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör, bir hisse de ona ver. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Sonra bâki kalan küçük bir hisseye karşı, en selâmetli ve en çabuk hasmını mağlûp edecek af ve safh ile ve ulüvvü cenaplıkla mukabele etsen, zulümden ve zarardan kurtulursun. Yoksa, sarhoş ve divane olan ve şişeleri ve buz parçalarını elmas fiyatıyla alan cevherci bir Yahudi gibi, beş paraya değmeyen fâni, zâil, muvakkat, ehemmiyetsiz umur-u dünyeviyeye, güya ebedî dünyada durup ebedî beraber kalacak gibi şedit bir hırsla ve daimî bir kinle, mütemadiyen bir adâvetle mukabele etmek, sîga-i mübalağa ile, bir zalûmiyettir veya bir sarhoşluktur, bir nevi divaneliktir. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#000099][FONT=Verdana]İşte, hayat-ı şahsiyece bu derece muzır olan adâvete ve fikr-i intikama, eğer şahsını seversen yol verme ki kalbine girsin. Eğer kalbine girmişse, onun sözünü dinleme. Bak, hakikatbîn olan Hafız-ı Şirazî'yi dinle: [/FONT][/COLOR] [COLOR=#000099][FONT=Verdana].......................................................[/FONT][/COLOR] [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Yani, "Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin." Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın.[/FONT][/COLOR] Diye söyleyerek..Kendi hayatına bu kadar zarar verecek düşmanlığa..intikam fikrine..eğer kendini seversen yol verme ki kalbine girsin…Eğer demiş kalbine girmiş ise o lümbeden gelen sesi sözü dinleme..Bak, hakikatbîn olan Hafız-ı Şirazî'yi dinle diyerek hakikat-ı mutlaka olan "Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin." sözünü nazara vermiş..Evet değmez değmez değmez demiş………. [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Hem demiş: .........................................[/FONT][/COLOR][COLOR=#000099] [/COLOR] [FONT=Verdana][COLOR=#000099]Yani, "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır[/COLOR]: [COLOR=#000099]dostlarına karşı mürüvvetkârâne muaşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muamele etmektir." [/COLOR][/FONT] Dostlarına karşı iyilikle.. Düşmanlarına karşı barış arayışı ile davranmak..İki dünyanın da esenliğini kazandırır..demiş… [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Eğer dersen: "İhtiyar benim elimde değil; fıtratımda adâvet var. Hem damarıma dokundurmuşlar, vazgeçemiyorum." [/FONT][/COLOR] Diye bir saplantı ve elimde değil yaradılışım mizacım böyle hem de hissime dokundurulmuş vazgeçemiyorum dersen demiş; [COLOR=#000099][FONT=Verdana]Elcevap: Sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Madem ihtiyar senin elinde değil, vazgeçemiyorsun. Senin, mânevî bir nedamet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır. Zaten bu Mektubun bu Mebhasını yazdık, tâ bu mânevî istiğfarı temin etsin; haksızlığı hak bilmesin, haklı hasmını haksızlıkla teşhir etmesin. [/FONT][/COLOR] Kötü ahlak ve kötü huy eseri gösterilmezse ve çekiştirmek hakkında konuşmak gibi şeylerin gereği ile davranılmazsa..hem de kusur olduğunu kusurunu anlasa zarar vermez demiş… Madem iraden elinde değil mizacın müsaade etmiyor vaz geçemiyorsun; Senin manevi pişmanlığın,gizli tövben ,örtülü bir şekilde af dilemen hükmünde olan kusurunu bilmen ve o huy ile haksız olduğunu anlaman onun şerrinden seni kurtarır.demiş…Hem de bu mektubun bu kısmını yazadık ki ;tâ bu manevi istiğfarı temin etsin..Çünkü Risale-i Nur derslerin bir esasıdır..iradeyi insaf ile hakkı kabule meyil etmeye fıtrat olarak davet eder…O dersin işleyişi içinde orada olan maksadı his ve fikir meyil ve kanaat tasdik ve ikrar-ı hakikat gibi maksud neticelere götürür dersi makamında verip kabul ettirir..Ki o gaye-i hakikat yerini bulsun ve bulur……….Devamında o manevi pişmanlık ve hakikati derk etmek neticesinde..Haksızlığı hak bilmesin haklı hasmını haksızlıkla teşhir edip göstermesin….demiş… [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Cây-ı dikkat bir hadise: [/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Bir zaman, bu garazkârâne tarafgirlik neticesi olarak gördüm ki, mütedeyyin bir ehl-i ilim, fikr-i siyasîsine muhâlif bir âlim-i salihi, tekfir derecesinde tezyif etti. Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârâne medhetti. İşte, siyasetin bu fena neticelerinden ürktüm, [/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]1- Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.[/FONT][/COLOR][/U] dedim, o zamandan beri hayat-ı siyasiyeden çekildim. Diyerek’te tarafgirliğin neticesinde dindar bir ilim sahibinin,siyasi düşüncesine karşı bir Salih alimi,inkar derecesinde küçük gördü..Ve kendisi gibi düşünen bir münafığı saygıyla övdü..İşte diyor siyaset damarının bu taraftarlık hissiyle yaptığı zulmü gördüm ondan çekindim ürktüm” Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.”deyip siyaset hayatından çekildim demiş……….. [B][COLOR=black][FONT=Verdana]BEŞİNCİ VECİH[/FONT][/COLOR][/B] Bu vecihte ..sosyal hayat olarak inat ve taraf tutmanın gayet zarar verici zararlı olduğunu beyan etmiş.. Demiş; [COLOR=navy][FONT=Verdana]Hayat-ı içtimaiyece, inat ve tarafgirlik gayet muzır olduğunu beyan eder. [/FONT][/COLOR] [COLOR=navy][FONT=Verdana]Eğer denilse:[/FONT][/COLOR] [COLOR=navy][FONT=Verdana]2- "Ümmetimin ihtilâfı rahmettir." el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:64; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:210-212.[/FONT][/COLOR] [COLOR=navy][FONT=Verdana]denilmiş. İhtilâf ise tarafgirliği iktiza ediyor. [/FONT][/COLOR] [COLOR=navy][FONT=Verdana]"Hem tarafgirlik marazı, mazlum avâmı, zalim havassın şerrinden kurtarıyor. Çünkü bir kasabanın ve bir köyün havassı ittifak etseler, mazlum avâmı ezerler. Tarafgirlik olsa, mazlum bir tarafa iltica eder, kendisini kurtarır. [/FONT][/COLOR] [FONT=Times New Roman]"Ümmetimin ihtilâfı rahmettir."hadîs-i şerifiyle bir sual sorulmuş..Burada taraftarlık kötüdür demişsiniz fakat hadîs-i şerifte böyle buyurulmuş..Karşı görüş ise taraf tutmayı gerektiriyor demiş..Hem bu tarafgirlik hastalığı hastalık olmasına rağmen..ezilen alt tabakayı zalimlerin elinden kurtarıyor..Eğer bir iki köyün üst tabakası bir araya gelseler alt tabakayı ezerler..Ama demiş avam arasında bir birine taraf tutma olsa,mazlum bir taraf iltica eder,kendisini kurtarır…[/FONT] "Hem tesadüm-ü efkârdan ve tehâlüf-ü ukulden hakikat tamamıyla tezahür eder." Hem de demiş ki; Fikirlerin çarpışmasından ve farklı düşüncelerden hakikat tamamıyla ortaya çıkar… Evet, [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Elcevap: Birinci suale deriz ki: [/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Hadisteki ihtilâf ise, müsbet ihtilâftır.[/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revâcına sa'y eder. [/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır. [/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Amma menfi ihtilâf ise-ki garazkârâne, adâvetkârâne birbirinin tahribine çalışmaktır-hadisin nazarında merduttur. Çünkü birbiriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler. [/FONT][/COLOR][/U] Diyerek hadîste kasd edilen ayrılığın iyi manada yani iyi neticeler veren kabiliyette bir ayrılık olduğuna dikkat çekmiş demiş; Her biri kendi gittiği işlediği yol ve işteki eksikleri gidermek ve onun tercih edilmesine sevilmesine çalışmaktır…Kendisi dışındaki yok etmek onlara zarar vermek değil..bilakis bir birinin tamamlar ve eksiklerini gidermeye çalışmaktır meyanında ifade etmiş… Ama kötü ihtilaf ise..Kin besleyerek düşmanlıkla bir birinin yok olmasına zarar görmesine çalışmaktır..O ise bu hadîsin nazarında reddedilmiştir…Çünkü;Bir biriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler..denilmiş… [COLOR=#000099][FONT=Verdana]İkinci suale deriz ki: Tarafgirlik eğer hak namına olsa, haklılara melce olabilir. Fakat şimdiki gibi garazkârâne, nefis hesabına olan tarafgirlik, haksızlara melcedir ki, onlara nokta-i istinad teşkil eder. Çünkü, garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona (hâşâ) lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek. [/FONT][/COLOR] Taraf tutmak hak için hak adına olsa,haklılara bir sığınılacak yer olabilir..Fakat şimdiki gibi kin ile,nefis hesabına olan taraf tutmak ise,haksızların sığındığı bir konumdadır..Onlara dayanak noktası oluşturur..Çünkü demiş;kin ile taraftarlık eden bir adama şeytan geşse,onun fikrine düşüncesine yardım edip ona taraftarlık gösterse o kin ile nefsi hesabına taraftarlık gösteren adam onun fikrine yardım eden şeytana rahmet okuyacak..Çünkü bu tür taraftarlıklar tamamen şeytanın maskarası olmanın saf tutuşudur..Kin adavet insaf gözünü kör eder o nazara sahibi ise o fikre yardım eden şeytan dahi olsa onu rahmetle anacak..Eğer karşı tarafa melek gibi bir adam gelse,ona (hâşa) lanet okuyacak derecede bir haksızlık gösterir..demiş………, [U][COLOR=navy][FONT=Arial][B]Üçüncü suale deriz ki: Hak namına, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise, maksatta ve esasta ittifakla beraber, vesâilde ihtilâf eder. Hakikatin her köşesini izhar edip hakka ve hakikate hizmet eder. Fakat tarafgirâne ve garazkârâne, firavunlaşmış nefs-i emmâre hesabına hodfuruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü, maksatta ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının küre-i arzda dahi nokta-i telâkîsi bulunmaz. Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritâne gider, kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hal-i âlem buna şahittir. [/B][/FONT][/COLOR][/U] Evet,hak namına hakikat hesabına olan fikir çarpışmaları,maksatta ve esasta birliktelikle beraber..kullanılan sebeplerde ayrılık eder..Dolayısıyla da hakikatin her köşesini gösterip hakka ve hakikate hizmet eder. Fakat..taraftarlık ve kin ve firavunlaşmış bir nefsi emmare hesabına,kendini beğenerek şöhreti sevmek tarzındaki fikir çarpışmaları,hakikatin parlamasını değil fitne ateşlerini ortaya çıkarıyor… Çünkü;amaçta birliktelik gerekiyorken,öylelerin fikirlerinin dünyada dahi bir araya gelme noktası bulunmaz..Hak namına olmadığı için,sonsuz aşırıya kaçarak iyileşmesi mümkün olmayan ayrılıklara sebebiyet verir..Alemin hali buna şahittir demiş………… [FONT=Verdana][B][COLOR=#000099]Elhasıl: [/COLOR][/B][COLOR=#000099]1- Muhabbet Allah için, buğz Allah için, hüküm de Allah'a aittir.olan desâtir-i âliye düstur-u harekât olmazsa, nifak ve şikak meydan alır. [/COLOR][/FONT] [COLOR=#000099][FONT=Verdana]2- Allah için buğzetmek, Allah için hüküm vermek.[/FONT][/COLOR] demezse, o düsturları nazara almazsa, adalet etmek isterken zulmeder. Diyerek konuya hakperest bir bakış açısı getirmiş……….. [COLOR=navy][FONT=Verdana]Cây-ı ibret bir hadise: [/FONT][/COLOR] Diyerek ibret verici bir vakayı anlatmış; [FONT=Verdana] [/FONT] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Bir vakit, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: "Neden beni kesmedin?" [/FONT][/COLOR][/U] [FONT=Verdana][B][U][COLOR=#000099]Dedi:[/COLOR][/U][/B][U][COLOR=#000099] "Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün; hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim." [/COLOR][/U][/FONT] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Evet, O kâfir ona dedi: "Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Madem dininiz bu derece sâfi ve hâlistir; o din haktır" dedi. [/FONT][/COLOR][/U] [U][COLOR=#000099][FONT=Verdana]Hem medar-ı dikkat bir vakıa: [/FONT][/COLOR][/U] Dikkat sebebi bir olay bir vaka demiş; [COLOR=navy][FONT=Verdana]Bir zaman bir hâkim bir hırsızın elini kestiği vakit eser-i hiddet gösterdiği için, ona dikkat eden âdil âmiri onu o vazifeden azletmiş. Çünkü şeriat namına, kanun-u İlâhî hesabına kesseydi, nefsi ona acıyacaktı. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek, nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için, adaletle iş görmemiştir. [/FONT][/COLOR] Uygulamada adaletin ne kadar hassas bir denge iktiza ettiğini… Hakkı hak ile yerine getirmenin ne kadar önemli ve nazik bir mesele olduğunu ifade etmiş… [B][FONT=Verdana]Evet,[/FONT][/B] [COLOR=navy][FONT=Verdana]Cây-ı teessüf bir hâlet-i içtimaiye ve kalb-i İslâmı ağlatacak müthiş bir maraz-ı hayat-ı içtimaî: [/FONT][/COLOR] [COLOR=navy][FONT=Verdana]"Haricî düşmanların zuhur ve tehacümünde dahilî adâvetleri unutmak ve bırakmak" olan bir maslahat-ı içtimaiyeyi en bedevî kavimler dahi takdir edip yaptıkları hâlde, şu cemaat-i İslâmiyeye hizmet dâvâ edenlere ne olmuş ki, birbiri arkasında tehacüm vaziyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz'î adâvetleri unutmayıp düşmanların hücumuna zemin hazır ediyorlar? Şu hâl bir sukuttur, bir vahşettir, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye bir hıyanettir. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Açıklamalı
Mektubat
Yirmi İkinci Mektup'tan (Uhuvvete Dair)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst