Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Sekizinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 264871" data-attributes="member: 1"><p><strong>Yirmi Sekizinci Söz - Sayfa 673</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">zâikanın hissedecek bütün lezâiz-i mat’umâtı câmi’, kuvve-i bâsıranın hoşuna gidecek bütün mehâsini şâmil, kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil, ve hâkezâ, bütün havass-ı zâhire ve bâtınayı okşayacak ve memnun edecek herşeyi içine koymuştur. Şimdi iki dost var, beraber o ziyafete giderler; bir locada, bir sofrada oturuyorlar. Fakat birisinin kuvve-i zâikası pek az olduğundan, cüz’î zevk alır. Gözü de az görüyor. Kuvve-i şâmmesi yok. Sanayi-i garibeden anlamaz, harika şeyleri bilmez. O nüzhetgâhın, binden ve belki milyondan birisini, kabiliyeti nisbetinde ancak zevk ederek istifade eder. Diğeri ise, bütün zâhirî ve bâtınî duyguları, akıl ve kalb ve his ve lâtifeleri o derece mükemmel ve o mertebe inkişaf etmiştir ki, o seyrangâhtaki bütün incelikleri, güzellikleri ve letâifi ve garaibi ayrı ayrı hissedip zevk ederek ayrı ayrı lezzet aldığı halde, o dostla omuz omuzadır.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Madem bu karma karışık, elemli ve daracık şu dünyada böyle oluyor. En küçükle en büyük beraberken, serâdan Süreyyaya kadar fark oluyor. Elbette, dâr-ı saadet ve ebediyet olan Cennette, bittarîkı’l-evlâ, dost dostuyla beraberken, herbirisi istidadına göre sofra-i Rahmânü’r-Rahîmden, istidatları derecesinde hisselerini alırlar. Bulundukları Cennetler ayrı ayrı da olsa, beraber bulunmalarına mâni olmaz. Çünkü, Cennetin sekiz tabakası birbirinden yüksek oldukları halde, umumun damı Arş-ı Âzamdır<strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong>. Nasıl ki, mahrutî bir dağın etrafında, birbiri içinde, birbirinden yüksek, kaidesinden zirvesine kadar surlu daireler bulunsa; o daireler birbirinin üstündedir, fakat birbirinin güneşi görmelerine mâni olmaz, birbirinden geçebilir, birbirine bakar. Öyle de, Cennetler de buna yakın bir tarzla olduğu, ehâdisin mütenevvi rivâyâtı işaret ediyor.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em>Sual:</em> </strong>Ehâdiste denilmiş: “Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.”<strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />2</u></strong> Bu ne demektir? Ne mânâsı var? Nasıl güzelliktir?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">[NOT]Dipnot-1</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'">bk. <em>Buhari,</em> Tevhid: 22, Cihad: 4; <em>Tirmizi,</em> Cennet: 4, Tefsîru Sureti’l-Hadîd ve el-Hakka: 1; <em>Müsned,</em> 1:207, 2:197, 335, 339, 370, 5:316, 321; el-Elbânî, <em>Silsiletü’l-Ehâdîsi’s-Sahîha</em>: 919.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Dipnot-2</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'">bk. <em>Müslim, </em>Cennet: 14, 17;<em> Tirmizi,</em> Kıyame: 60, Cennet: 5; <em>Dârimî, </em>Rikak: 108; <em>Müsned,</em> 345, 3:16.[/NOT]</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span> <table style='width: 100%'><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Arş-ı Âzam</strong>: Cenâb-ı Allah’ın sınırsız egemenliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği yer (bk. a-r-ş; a-ẓ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>bittarîkı’l-evlâ</strong>: en doğru ve tercihe değer yol ile (bk. ṭ-r-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>bâtınî</strong>: görünmeyen, iç</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>câmi’</strong>: kapsayan (bk. c-m-a)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>cüz’î</strong>: az (bk. c-z-e)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>dâr-ı saadet ve ebediyet</strong>: sonsuzluk ve mutluluk yeri (bk. e-b-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ehâdis</strong>: hadisler; Peygamberimize ait söz, emir veya davranışlar (bk. ḥ-d-s̱)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>elem</strong>: acı, sıkıntı, keder</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>garaib</strong>: tuhaf, hayret verici şeyler</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>havass-ı zâhire ve bâtına</strong>: görünen ve görünmeyen hisler, duygular (bk. ẓ-h-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>his</strong>: duygu</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hisse</strong>: pay</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hulle</strong>: Cennet elbisesi</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>huri</strong>: Cennet kızı</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hâkezâ</strong>: böylece</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>inkişaf</strong>: açılma, gelişme</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>istidat</strong>: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kaide</strong>: temel, taban</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kuvve-i bâsıra</strong>: görme duygusu (bk. b-ṣ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kuvve-i hayaliye</strong>: hayal duygusu (bk. ḫ-y-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kuvve-i zâika</strong>: tat alma duygusu</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kuvve-i şâmme</strong>: koku alma hissi</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>letâif</strong>: güzellikler (bk. l-ṭ-f)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>lezâiz-i mat’umât</strong>: yiyeceklerdeki lezzetler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>lâtife</strong>: mânevî duygu (bk. l-ṭ-f)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahrutî</strong>: koni şeklinde</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mehâsin</strong>: güzellikler (bk. ḥ-s-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mâni</strong>: engel</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mütenevvi</strong>: çeşitli</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>müştemil</strong>: içine alan, kavrayan</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nisbet</strong>: oran (bk. n-s-b)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nüzhetgâh</strong>: gezi, eğlence yeri (bk. n-z-h)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>rivâyât</strong>: rivâyetler, Peygamberimizden duyulan şeylerin nakledilmesi</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sanayi-i garibe</strong>: benzersiz ve hayranlık verici san’atlar (bk. ṣ-n-a)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>serâdan Süreyyaya kadar</strong>: yerden Ülker yıldızına kadar (Birbirine zıt ve uzak şeyler için söylenir)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>seyrangâh</strong>: gezinti yeri</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sofra-i Rahmânü’r-Rahîm</strong>: dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Allah’ın sofrası (bk. r-ḥ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zâhirî</strong>: görünen, dış (bk. ẓ-h-r)</span></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 264871, member: 1"] [b]Yirmi Sekizinci Söz - Sayfa 673[/b] [FONT=tahoma]zâikanın hissedecek bütün lezâiz-i mat’umâtı câmi’, kuvve-i bâsıranın hoşuna gidecek bütün mehâsini şâmil, kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil, ve hâkezâ, bütün havass-ı zâhire ve bâtınayı okşayacak ve memnun edecek herşeyi içine koymuştur. Şimdi iki dost var, beraber o ziyafete giderler; bir locada, bir sofrada oturuyorlar. Fakat birisinin kuvve-i zâikası pek az olduğundan, cüz’î zevk alır. Gözü de az görüyor. Kuvve-i şâmmesi yok. Sanayi-i garibeden anlamaz, harika şeyleri bilmez. O nüzhetgâhın, binden ve belki milyondan birisini, kabiliyeti nisbetinde ancak zevk ederek istifade eder. Diğeri ise, bütün zâhirî ve bâtınî duyguları, akıl ve kalb ve his ve lâtifeleri o derece mükemmel ve o mertebe inkişaf etmiştir ki, o seyrangâhtaki bütün incelikleri, güzellikleri ve letâifi ve garaibi ayrı ayrı hissedip zevk ederek ayrı ayrı lezzet aldığı halde, o dostla omuz omuzadır. Madem bu karma karışık, elemli ve daracık şu dünyada böyle oluyor. En küçükle en büyük beraberken, serâdan Süreyyaya kadar fark oluyor. Elbette, dâr-ı saadet ve ebediyet olan Cennette, bittarîkı’l-evlâ, dost dostuyla beraberken, herbirisi istidadına göre sofra-i Rahmânü’r-Rahîmden, istidatları derecesinde hisselerini alırlar. Bulundukları Cennetler ayrı ayrı da olsa, beraber bulunmalarına mâni olmaz. Çünkü, Cennetin sekiz tabakası birbirinden yüksek oldukları halde, umumun damı Arş-ı Âzamdır[B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B]. Nasıl ki, mahrutî bir dağın etrafında, birbiri içinde, birbirinden yüksek, kaidesinden zirvesine kadar surlu daireler bulunsa; o daireler birbirinin üstündedir, fakat birbirinin güneşi görmelerine mâni olmaz, birbirinden geçebilir, birbirine bakar. Öyle de, Cennetler de buna yakın bir tarzla olduğu, ehâdisin mütenevvi rivâyâtı işaret ediyor. [B][I]Sual:[/I] [/B]Ehâdiste denilmiş: “Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.”[B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]2[/U][/B] Bu ne demektir? Ne mânâsı var? Nasıl güzelliktir? [NOT]Dipnot-1 bk. [I]Buhari,[/I] Tevhid: 22, Cihad: 4; [I]Tirmizi,[/I] Cennet: 4, Tefsîru Sureti’l-Hadîd ve el-Hakka: 1; [I]Müsned,[/I] 1:207, 2:197, 335, 339, 370, 5:316, 321; el-Elbânî, [I]Silsiletü’l-Ehâdîsi’s-Sahîha[/I]: 919. Dipnot-2 bk. [I]Müslim, [/I]Cennet: 14, 17;[I] Tirmizi,[/I] Kıyame: 60, Cennet: 5; [I]Dârimî, [/I]Rikak: 108; [I]Müsned,[/I] 345, 3:16.[/NOT] [/FONT][TABLE] <tbody>[TR] [TD][FONT=tahoma][B]Arş-ı Âzam[/B]: Cenâb-ı Allah’ın sınırsız egemenliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği yer (bk. a-r-ş; a-ẓ-m)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]bittarîkı’l-evlâ[/B]: en doğru ve tercihe değer yol ile (bk. ṭ-r-ḳ)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]bâtınî[/B]: görünmeyen, iç[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]câmi’[/B]: kapsayan (bk. c-m-a)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]cüz’î[/B]: az (bk. c-z-e)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]dâr-ı saadet ve ebediyet[/B]: sonsuzluk ve mutluluk yeri (bk. e-b-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]ehâdis[/B]: hadisler; Peygamberimize ait söz, emir veya davranışlar (bk. ḥ-d-s̱)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]elem[/B]: acı, sıkıntı, keder[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]garaib[/B]: tuhaf, hayret verici şeyler[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]havass-ı zâhire ve bâtına[/B]: görünen ve görünmeyen hisler, duygular (bk. ẓ-h-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]his[/B]: duygu[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hisse[/B]: pay[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hulle[/B]: Cennet elbisesi[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]huri[/B]: Cennet kızı[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hâkezâ[/B]: böylece[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]inkişaf[/B]: açılma, gelişme[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]istidat[/B]: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kaide[/B]: temel, taban[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kuvve-i bâsıra[/B]: görme duygusu (bk. b-ṣ-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kuvve-i hayaliye[/B]: hayal duygusu (bk. ḫ-y-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kuvve-i zâika[/B]: tat alma duygusu[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kuvve-i şâmme[/B]: koku alma hissi[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]letâif[/B]: güzellikler (bk. l-ṭ-f)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]lezâiz-i mat’umât[/B]: yiyeceklerdeki lezzetler[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]lâtife[/B]: mânevî duygu (bk. l-ṭ-f)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mahrutî[/B]: koni şeklinde[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mehâsin[/B]: güzellikler (bk. ḥ-s-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mâni[/B]: engel[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mütenevvi[/B]: çeşitli[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]müştemil[/B]: içine alan, kavrayan[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nisbet[/B]: oran (bk. n-s-b)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]nüzhetgâh[/B]: gezi, eğlence yeri (bk. n-z-h)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]rivâyât[/B]: rivâyetler, Peygamberimizden duyulan şeylerin nakledilmesi[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]sanayi-i garibe[/B]: benzersiz ve hayranlık verici san’atlar (bk. ṣ-n-a)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]serâdan Süreyyaya kadar[/B]: yerden Ülker yıldızına kadar (Birbirine zıt ve uzak şeyler için söylenir)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]seyrangâh[/B]: gezinti yeri[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]sofra-i Rahmânü’r-Rahîm[/B]: dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Allah’ın sofrası (bk. r-ḥ-m)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]zâhirî[/B]: görünen, dış (bk. ẓ-h-r)[/FONT][/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [FONT=tahoma] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Yirmi Sekizinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst