Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Yirmidördüncü Söz / Dördüncü Dal'dan
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 518036" data-attributes="member: 1040028"><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #B22222">ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳَﺴْﺠُﺪُ ﻟَﻪُ ﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍْﻻ َﺭْﺽِ ﻭَﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ ﻭَﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ﻭَﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝُ ﻭَﺍﻟﺸَّﺠَﺮُ ﻭَﺍﻟﺪَّﻭَٓﺍﺏُّ ﻭَﻛَﺜِﻴﺮٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻭَﻛَﺜِﻴﺮٌ ﺣَﻖَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻌَﺬَﺍﺏُ ﻭَﻣَﻦْ ﻳُﻬِﻦِ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻓَﻤَﺎ ﻟَﻪُ ﻣِﻦْ ﻣُﻜْﺮِﻡٍ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳَﻔْﻌَﻞُ ﻣَﺎ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ</span></span></span></p><p><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde eder. Birçoğu da vardır ki, onlar üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi hor kılarsa, onu saadete kavuşturacak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar. [Hac Sûresi: 18. (Bu âyet secde âyetidir.)]</span></span></u></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Şu büyük ve geniş âyetin hazinesinden yalnız bir tek cevherini göstereceğiz. Şöyle ki:</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Kur'an-ı Hakîm tasrih ediyor ki: Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere, seyyarattan zerrelere kadar herşey Cenab-ı Hakk'a secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Fakat ibadetleri, mazhar oldukları esmalara ve kabiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir. Biz onların ibadetlerinin tenevvüünün bir nev'ini bir temsil ile beyan ederiz. </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Meselâ:</span></span></em> <span style="font-size: 18px"><span style="color: #B22222"><span style="font-family: 'Arial'">ﻭَ ﻟِﻠَّﻪِ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍْﻻ َﻋْﻠَﻰ </span></span></span><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">En yüce sıfatlar Allah’ındır. (Nahl Sûresi: 60.)</span></span></u> <em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Azîm bir Mâlik-ül Mülk, büyük bir şehri veya muhteşem bir sarayı bina ettiği vakit, o zât dört nevi ameleyi onun binasında istihdam ve istimal eder.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Birinci nevi: </strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Onun memluk ve köleleridir. Bu nev'in, ne maaşı var ve ne de ücreti var. Belki onlar seyyidlerinin emriyle işledikleri her amelde, onların gayet latif bir zevk ve hoş bir şevkleri vardır. Seyyidlerinin medhinden ve vasfından ne deseler, onların zevkini ve şevkini ziyade eder. Onlar o mukaddes seyyidlerine intisablarını büyük bir şeref bilerek onunla iktifa ediyorlar. Hem o seyyidin namıyla, hesabıyla, nazarıyla işlere bakmalarından da manevî lezzet buluyorlar. Ücret ve rütbeye ve maaşa muhtaç olmuyorlar.</span></span></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Nevi: Çeşit, tür.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Memluk: Kul, köle, hizmetçi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Seyyid: Efendi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Amel: İş, çalışma, görevi yerine getirme.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Medh: Övme.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Vasfı: Özelliği, niteliği.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Ziyade: Fazla, çok.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">İntisab: Bağlılık.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">İktifa: Kâfi görme, yeterli bulma. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Namıyla: Adıyla.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>İkinci kısım </strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">ki, bazı âmi hizmetkârlardır. Bilmiyorlar niçin işliyorlar. Belki o Mâlik-i Zîşan onları istimal ediyor, kendi fikriyle ve ilmiyle onları çalıştırıyor. Onlara lâyık bir cüz'î ücret dahi veriyor. O hizmetkârlar bilmiyorlar ki; amellerine ne çeşit küllî gayeler, âlî maslahatlar terettüb ediyor. Hattâ bazıları tevehhüm ediyorlar ki, onların amelleri yalnız kendilerine ait o ücret ve maaşından başka gayesi yoktur.</span></span></em></p><p></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Âmi : Okumamış, cahil, okuma yazması bulunmayan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hizmetkâr: Hizmetçi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Belki: Kat'iyyetle. Şüphesiz. *Olabilir. *Hattâ.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mâlik-i Zîşan: Mülkün şanlı sahibi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstimal: Kullanma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Cüz'î: Küçük, sınırlı. Küllînin bir parçası.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Amel: İş, çalışma, görevi yerine getirme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Küllî: Kapsamlı genel, bütünün özelliğini taşıyan parçalardan meydana gelen.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Gaye: Amaç, sonuç.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Âlî: Büyük, yüksek, yüce, üstün, şerefli.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Maslahat: Fayda, yarar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Terettüb: Bağlı olarak meydana gelme, bağlı olarak ortaya çıkma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tevehhüm: Evhamlanma, kuruntuya kapılma, asılsız ve gerçek dışı düşüncelere kapılma, sanma.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Üçüncü kısım: </strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">O Mâlik-ül Mülk'ün bir kısım hayvanatı var. Onları o şehrin, o sarayın binasında bazı işlerde istihdam ediyor. Onlara yalnız bir yem veriyor. Onların da istidadlarına muvafık işlerde çalışmaları onlara bir telezzüz veriyor. Çünki bilkuvve bir kabiliyet ve bir istidad, fiil ve amel suretine girse; inbisat ile teneffüs eder, bir lezzet verir ve bütün faaliyetlerdeki lezzet bu sırdandır. Şu kısım hizmetkârların ücret ve maaşları, yalnız yem ve şu lezzet-i maneviyedir. Onunla iktifa ederler.</span></span></em></p><p></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hayvanat: Hayvanlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstihdam: Hizmet ettirme, çalıştırma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Muvafık: Uygun, yerinde.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Telezzüz: Lezzetlenme, zevklenme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bilkuvve: İmkân halinde, kabiliyet(yetenek) durumunda, gizli güç durumunda. </span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İnbisat: Genişleme, yayılma, genleşme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Lezzet-i maneviye: Manevî lezzet.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İktifa: Yeterli bulma, kâfi görme.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Dördüncü kısım: </strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Öyle amelelerdir ki; biliyorlar ne işliyorlar ve ne için işliyorlar ve kimin için işliyorlar ve sair ameleler ne için işliyorlar ve o Mâlik-ül Mülk'ün maksadı nedir, ne için işlettiriyor. İşte bu nevi amelelerin sair amelelere bir riyaset ve nezaretleri var. Onların derecat ve rütbelerine göre derece derece maaşları var.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sair: Diğer, başka.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Nevi: Çeşit, tür.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Riyaset: Reislik, başkanlık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Derecat: Dereceler, basamaklar.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Aynen bunun gibi, Semavat ve Arzın Mâlik-i Zülcelali ve dünya ve âhiretin Bâni-i Zülcemali olan Rabb-ül Âlemîn; -değil ihtiyaç için.. çünki herşeyin Hâlıkı odur- belki izzet ve azamet ve rububiyetin şuunatı gibi bazı hikmetler için, şu kâinat sarayında şu daire-i esbab içinde hem melaikeyi, hem hayvanatı, hem cemadat ve nebatatı, hem insanları istihdam ediyor. Onlara ibadet ettiriyor. Şu dört nev'i ayrı ayrı vezaif-i ubudiyetle mükellef etmiştir.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Semavat: Gökler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Arz: Yeryüzü, dünya. </span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mâlik-i Zülcelal: Sonsuz büyüklüğün ve yüceliğin sahibi olan Allah(cc).</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bâni-i Zülcemal: Güzellik sahibi olan Cenab-ı Hakkın lütuf ve ihsanı ile varlıkları yaratması.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Rabb-ül Âlemîn: Görünür görünmez bütün dünyaların ve varlıkların sahibi ve terbiye edicisi olan Allah(cc).</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hâlık: Yoktan en güzel şekile yaratan Allah(cc).</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Belki: Kat'iyyetle. Şüphesiz. *Olabilir. *Hattâ.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İzzet: Üstünlük, güçlülük, şeref, değer, yücelik.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Azamet: Büyüklük.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Rububiyet: Allah'ın(cc) terbiyecilik sıfatı.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Şuunat: İşler, olaylar. *Kabiliyetler, yetenekler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Daire-i esbab: Sebepler dairesi, herşeyin sebeplerle bağlı olduğu bu dünya.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Melaike: Melekler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hayvanat: Hayvanlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Cemadat: Cansızlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Nebatat: Bitkiler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstihdam: Hizmet ettirme, çalıştırma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Vezaif-i ubudiyet: Allah'a(cc) kulluk görevleri.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><u>Birinci Kısım: </u></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Temsilde memluklere misal, melaikelerdir. Melaikeler ise onlarda mücahede ile terakkiyat yoktur. Belki herbirinin sabit bir makamı, muayyen bir rütbesi vardır. Fakat onların nefs-i amellerinde bir zevk-i mahsusaları var. Nefs-i ibadetlerinde derecatlarına göre tefeyyüzleri var. Demek o hizmetkârlarının mükâfatı, hizmetlerinin içindedir. Nasıl insan mâ, hava ve ziya ve gıda ile tegaddi edip telezzüz eder. Öyle de melekler, zikir ve tesbih ve hamd ve ibadet ve marifet ve muhabbetin envârıyla tegaddi edip telezzüz ediyorlar. Çünki onlar nurdan mahluk oldukları için gıdalarına nur kâfidir. Hattâ nura yakın olan rayiha-i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Evet ervah-ı tayyibe, revayih-ı tayyibeyi sever. Hem melekler, Mabudlarının emriyle işledikleri işlerde ve onun hesabıyla işledikleri amellerde ve onun namıyla ettikleri hizmette ve onun nazarıyla yaptıkları nezarette ve onun intisabıyla kazandıkları şerefte ve onun mülk ve melekûtunun mütalaasıyla aldıkları tenezzühte ve onun tecelliyat-ı cemaliye ve celaliyesinin müşahedesiyle kazandıkları tena'umda öyle bir saadet-i azîme vardır ki, akl-ı beşer anlamaz, melek olmayan bilemez. <strong><span style="font-size: 12px">...</span></strong></span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Memluk: Kullar, hizmetçiler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Misal: Örnek.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Melaike: Melekler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Terakkiyat: İlerlemeler, yükselmeler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Muayyen: Kesin olarak belli olan, belli, kararlaştırılmış.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Nefs-i amel: Yapılan işin kendisi, dine uygun işin kendisi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Zevk-i mahsus: Özel lezzet.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Nefs-i ibadet: İbadetin kendisi, Allah'a(cc) kulluğun kendisi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Derecat: Dereceler, basamaklar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tefeyyüz: Feyizlenmek, manevi olarak faydalanma. Manevi bolluk ve bereketlenme. </span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hizmetkâr: Hizmetçi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mâ: Su.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ziya: Işık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tegaddi: Gıdalanma, beslenme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Telezzüz: Lezzetlenme, zevklenme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hamd: Şükür, teşekkür, övme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Marifet: Bilme, tanıma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Envâr: Nurlar, aydınlıklar, ışıklar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kâfidir: Yeterlidir.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ervah-ı tayyibe: İyi ve güzel koku.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Revayih-ı tayyibe: Hoş ve güzel kokular.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mabud: İbadet edilen, kulluk yapılan(Allah cc).</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Namıyla: Adıyla.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İntisab: Bağlılık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mütalaa: Okumak, incelemek, okuyup inceleme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tecelliyat-ı cemaliye: Allah'ın(cc) sonsuz güzelliklerinin kendilerini belli edip göstermeleri.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müşahede: Görme, seyretme, gözle görme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tena'um: Nimetlenme, bolluk içinde yaşama.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Saadet-i azîme: Büyük mutluluk.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Akl-ı beşer: İnsan düşüncesi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 518036, member: 1040028"] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#B22222"]ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳَﺴْﺠُﺪُ ﻟَﻪُ ﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍْﻻ َﺭْﺽِ ﻭَﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ ﻭَﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ﻭَﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝُ ﻭَﺍﻟﺸَّﺠَﺮُ ﻭَﺍﻟﺪَّﻭَٓﺍﺏُّ ﻭَﻛَﺜِﻴﺮٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻭَﻛَﺜِﻴﺮٌ ﺣَﻖَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻌَﺬَﺍﺏُ ﻭَﻣَﻦْ ﻳُﻬِﻦِ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻓَﻤَﺎ ﻟَﻪُ ﻣِﻦْ ﻣُﻜْﺮِﻡٍ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳَﻔْﻌَﻞُ ﻣَﺎ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [U][FONT=Arial][SIZE=2]Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde eder. Birçoğu da vardır ki, onlar üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi hor kılarsa, onu saadete kavuşturacak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar. [Hac Sûresi: 18. (Bu âyet secde âyetidir.)][/SIZE][/FONT][/U] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Şu büyük ve geniş âyetin hazinesinden yalnız bir tek cevherini göstereceğiz. Şöyle ki: Kur'an-ı Hakîm tasrih ediyor ki: Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere, seyyarattan zerrelere kadar herşey Cenab-ı Hakk'a secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Fakat ibadetleri, mazhar oldukları esmalara ve kabiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir. Biz onların ibadetlerinin tenevvüünün bir nev'ini bir temsil ile beyan ederiz. Meselâ:[/SIZE][/FONT][/I] [SIZE=5][COLOR="#B22222"][FONT=Arial]ﻭَ ﻟِﻠَّﻪِ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍْﻻ َﻋْﻠَﻰ [/FONT][/COLOR][/SIZE][U][FONT=Arial][SIZE=2]En yüce sıfatlar Allah’ındır. (Nahl Sûresi: 60.)[/SIZE][/FONT][/U] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Azîm bir Mâlik-ül Mülk, büyük bir şehri veya muhteşem bir sarayı bina ettiği vakit, o zât dört nevi ameleyi onun binasında istihdam ve istimal eder. [/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Birinci nevi: [/B] Onun memluk ve köleleridir. Bu nev'in, ne maaşı var ve ne de ücreti var. Belki onlar seyyidlerinin emriyle işledikleri her amelde, onların gayet latif bir zevk ve hoş bir şevkleri vardır. Seyyidlerinin medhinden ve vasfından ne deseler, onların zevkini ve şevkini ziyade eder. Onlar o mukaddes seyyidlerine intisablarını büyük bir şeref bilerek onunla iktifa ediyorlar. Hem o seyyidin namıyla, hesabıyla, nazarıyla işlere bakmalarından da manevî lezzet buluyorlar. Ücret ve rütbeye ve maaşa muhtaç olmuyorlar.[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][COLOR="#008000"]Nevi: Çeşit, tür. Memluk: Kul, köle, hizmetçi. Seyyid: Efendi. Amel: İş, çalışma, görevi yerine getirme. Medh: Övme. Vasfı: Özelliği, niteliği. Ziyade: Fazla, çok. İntisab: Bağlılık. İktifa: Kâfi görme, yeterli bulma. Namıyla: Adıyla.[/COLOR][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]İkinci kısım [/B] ki, bazı âmi hizmetkârlardır. Bilmiyorlar niçin işliyorlar. Belki o Mâlik-i Zîşan onları istimal ediyor, kendi fikriyle ve ilmiyle onları çalıştırıyor. Onlara lâyık bir cüz'î ücret dahi veriyor. O hizmetkârlar bilmiyorlar ki; amellerine ne çeşit küllî gayeler, âlî maslahatlar terettüb ediyor. Hattâ bazıları tevehhüm ediyorlar ki, onların amelleri yalnız kendilerine ait o ücret ve maaşından başka gayesi yoktur.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Âmi : Okumamış, cahil, okuma yazması bulunmayan. Hizmetkâr: Hizmetçi. Belki: Kat'iyyetle. Şüphesiz. *Olabilir. *Hattâ. Mâlik-i Zîşan: Mülkün şanlı sahibi. İstimal: Kullanma. Cüz'î: Küçük, sınırlı. Küllînin bir parçası. Amel: İş, çalışma, görevi yerine getirme. Küllî: Kapsamlı genel, bütünün özelliğini taşıyan parçalardan meydana gelen. Gaye: Amaç, sonuç. Âlî: Büyük, yüksek, yüce, üstün, şerefli. Maslahat: Fayda, yarar. Terettüb: Bağlı olarak meydana gelme, bağlı olarak ortaya çıkma. Tevehhüm: Evhamlanma, kuruntuya kapılma, asılsız ve gerçek dışı düşüncelere kapılma, sanma.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Üçüncü kısım: [/B] O Mâlik-ül Mülk'ün bir kısım hayvanatı var. Onları o şehrin, o sarayın binasında bazı işlerde istihdam ediyor. Onlara yalnız bir yem veriyor. Onların da istidadlarına muvafık işlerde çalışmaları onlara bir telezzüz veriyor. Çünki bilkuvve bir kabiliyet ve bir istidad, fiil ve amel suretine girse; inbisat ile teneffüs eder, bir lezzet verir ve bütün faaliyetlerdeki lezzet bu sırdandır. Şu kısım hizmetkârların ücret ve maaşları, yalnız yem ve şu lezzet-i maneviyedir. Onunla iktifa ederler.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi. Hayvanat: Hayvanlar. İstihdam: Hizmet ettirme, çalıştırma. Muvafık: Uygun, yerinde. Telezzüz: Lezzetlenme, zevklenme. Bilkuvve: İmkân halinde, kabiliyet(yetenek) durumunda, gizli güç durumunda. İnbisat: Genişleme, yayılma, genleşme. Lezzet-i maneviye: Manevî lezzet. İktifa: Yeterli bulma, kâfi görme.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Dördüncü kısım: [/B] Öyle amelelerdir ki; biliyorlar ne işliyorlar ve ne için işliyorlar ve kimin için işliyorlar ve sair ameleler ne için işliyorlar ve o Mâlik-ül Mülk'ün maksadı nedir, ne için işlettiriyor. İşte bu nevi amelelerin sair amelelere bir riyaset ve nezaretleri var. Onların derecat ve rütbelerine göre derece derece maaşları var.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Sair: Diğer, başka. Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi. Nevi: Çeşit, tür. Riyaset: Reislik, başkanlık. Derecat: Dereceler, basamaklar.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Aynen bunun gibi, Semavat ve Arzın Mâlik-i Zülcelali ve dünya ve âhiretin Bâni-i Zülcemali olan Rabb-ül Âlemîn; -değil ihtiyaç için.. çünki herşeyin Hâlıkı odur- belki izzet ve azamet ve rububiyetin şuunatı gibi bazı hikmetler için, şu kâinat sarayında şu daire-i esbab içinde hem melaikeyi, hem hayvanatı, hem cemadat ve nebatatı, hem insanları istihdam ediyor. Onlara ibadet ettiriyor. Şu dört nev'i ayrı ayrı vezaif-i ubudiyetle mükellef etmiştir.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Semavat: Gökler. Arz: Yeryüzü, dünya. Mâlik-i Zülcelal: Sonsuz büyüklüğün ve yüceliğin sahibi olan Allah(cc). Bâni-i Zülcemal: Güzellik sahibi olan Cenab-ı Hakkın lütuf ve ihsanı ile varlıkları yaratması. Rabb-ül Âlemîn: Görünür görünmez bütün dünyaların ve varlıkların sahibi ve terbiye edicisi olan Allah(cc). Hâlık: Yoktan en güzel şekile yaratan Allah(cc). Belki: Kat'iyyetle. Şüphesiz. *Olabilir. *Hattâ. İzzet: Üstünlük, güçlülük, şeref, değer, yücelik. Azamet: Büyüklük. Rububiyet: Allah'ın(cc) terbiyecilik sıfatı. Şuunat: İşler, olaylar. *Kabiliyetler, yetenekler. Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye. Daire-i esbab: Sebepler dairesi, herşeyin sebeplerle bağlı olduğu bu dünya. Melaike: Melekler. Hayvanat: Hayvanlar. Cemadat: Cansızlar. Nebatat: Bitkiler. İstihdam: Hizmet ettirme, çalıştırma. Vezaif-i ubudiyet: Allah'a(cc) kulluk görevleri.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3][U]Birinci Kısım: [/U] Temsilde memluklere misal, melaikelerdir. Melaikeler ise onlarda mücahede ile terakkiyat yoktur. Belki herbirinin sabit bir makamı, muayyen bir rütbesi vardır. Fakat onların nefs-i amellerinde bir zevk-i mahsusaları var. Nefs-i ibadetlerinde derecatlarına göre tefeyyüzleri var. Demek o hizmetkârlarının mükâfatı, hizmetlerinin içindedir. Nasıl insan mâ, hava ve ziya ve gıda ile tegaddi edip telezzüz eder. Öyle de melekler, zikir ve tesbih ve hamd ve ibadet ve marifet ve muhabbetin envârıyla tegaddi edip telezzüz ediyorlar. Çünki onlar nurdan mahluk oldukları için gıdalarına nur kâfidir. Hattâ nura yakın olan rayiha-i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Evet ervah-ı tayyibe, revayih-ı tayyibeyi sever. Hem melekler, Mabudlarının emriyle işledikleri işlerde ve onun hesabıyla işledikleri amellerde ve onun namıyla ettikleri hizmette ve onun nazarıyla yaptıkları nezarette ve onun intisabıyla kazandıkları şerefte ve onun mülk ve melekûtunun mütalaasıyla aldıkları tenezzühte ve onun tecelliyat-ı cemaliye ve celaliyesinin müşahedesiyle kazandıkları tena'umda öyle bir saadet-i azîme vardır ki, akl-ı beşer anlamaz, melek olmayan bilemez. [B][SIZE=3]...[/SIZE][/B][/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Memluk: Kullar, hizmetçiler. Misal: Örnek. Melaike: Melekler. Terakkiyat: İlerlemeler, yükselmeler. Muayyen: Kesin olarak belli olan, belli, kararlaştırılmış. Nefs-i amel: Yapılan işin kendisi, dine uygun işin kendisi. Zevk-i mahsus: Özel lezzet. Nefs-i ibadet: İbadetin kendisi, Allah'a(cc) kulluğun kendisi. Derecat: Dereceler, basamaklar. Tefeyyüz: Feyizlenmek, manevi olarak faydalanma. Manevi bolluk ve bereketlenme. Hizmetkâr: Hizmetçi. Mâ: Su. Ziya: Işık. Tegaddi: Gıdalanma, beslenme. Telezzüz: Lezzetlenme, zevklenme. Hamd: Şükür, teşekkür, övme. Marifet: Bilme, tanıma. Envâr: Nurlar, aydınlıklar, ışıklar. Kâfidir: Yeterlidir. Ervah-ı tayyibe: İyi ve güzel koku. Revayih-ı tayyibe: Hoş ve güzel kokular. Mabud: İbadet edilen, kulluk yapılan(Allah cc). Namıyla: Adıyla. İntisab: Bağlılık. Mütalaa: Okumak, incelemek, okuyup inceleme. Tecelliyat-ı cemaliye: Allah'ın(cc) sonsuz güzelliklerinin kendilerini belli edip göstermeleri. Müşahede: Görme, seyretme, gözle görme. Tena'um: Nimetlenme, bolluk içinde yaşama. Saadet-i azîme: Büyük mutluluk. Akl-ı beşer: İnsan düşüncesi. [/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Yirmidördüncü Söz / Dördüncü Dal'dan
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst