Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Yolculuk Âdâbı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Leyli_Efruz" data-source="post: 110359" data-attributes="member: 1456"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">İrşad ve tebliğ gönüllüleri için seyahati zaruri kılacak hususlar nelerdir? Yolculuğa niyetten sefer esnasındaki hâle ve dönüş keyfiyetine kadar umumî mânâda seyahat âdâbına riayet nasıl olmalıdır?</span></span> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Hiç şüphesiz seyahatin dinimizi anlatma hususunda çok önemli bir yeri vardır. Onun irşad ve tebliğdeki bu ehemmiyetini anlamak için Efendiler Efendisi'nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu nurefşan beyanını hatırlayabiliriz: O buyuruyor ki;"<em>Ümmetimin seyahati Allah yolunda cihaddır."</em> (Ebu Dâvud, Cihad 6). </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Tabiî bilindiği üzere, cihadın değişik mânâları vardır. Bunlardan birisi maddî cihaddır ki vatan ve millet düşmanlarıyla karşı karşıya gelme, yaka paça olma demektir. Bu, cihadın bir buududur. Cihadın diğer bir buudu ise i'lâ-yı kelimetullahtır. Yani Allah'ın adının gönüllerde yüceltilip yayılması için cehd ve gayret içinde olmaktır. İşte bu mânâda cihad her zaman cari ve her zaman yapılması gereken mukaddes bir vazifedir. Hem öyle bir vazifedir ki, biz, dua ve isteklerimizde bir gaye-i hayal, bir mefkûre hâlinde hep onu ister ve sürekli;</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><strong>"اَللَّهُمَّ أَعْلِ كَلِمَةَ اللّٰهِ وَكَلِمَةَ الْحَقِّ وَدِينَ اْلإِسْلاَمِ فِي كُلِّ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ وَاسْتَخْدِمْنَا فِي هَذَا الشَّأْنِ </strong></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-size: 18px">–</span> Allah'ım! Din-i Mübîn-i İslâm'ın dünyanın dört bir yanında şehbal açmasını nasip eyle ve bizi de bu işte istihdam buyur." diye talepte bulunuruz. Çünkü o şerefli yolda hizmet etmek mahz-ı şereftir ve Allah'a kurbetin en hızlı yoludur.</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Ayrıca bilinmesi gerekir ki, hadis-i şerifte de ifade buyurulduğu üzere cihad terk edildiği zaman vahyin bereketi kesilir. Öyle ki insanlar artık hak ve hakikat adına ciddi bir şey söyleyemez hâle gelirler. Hatta teologların söyledikleri bile laf u güzaftan, lafazanlıktan öteye geçmez olur. Bu açıdan da mü'minler i'lâ-yı kelimetullah adına her zaman gayret içinde olmalı ve tabiî yaptıkları o şeyi sırf Allah rızası için yapmalı, nefislerini asla işin içine katmamalıdırlar.</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Hem Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanları içinde cihada denk ikinci bir amel yoktur ve ona denk bir şey yapılamaz. Bu husus Ebu Hureyre Hazretleri'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle anlatılmaktadır: <em>"Allah Resûlü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün şöyle bir soru sordular: ‘Ey Allah'ın Resulü! Allah yolunda yapılan cihada hangi amel denk olur?' Buyurdular ki, ‘(Başka bir amelle) ona güç yetiremezsiniz.' Soruyu soranlar ikinci ve hatta üçüncü sefer tekrar sordular: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) her seferinde aynı cevabı verip: ‘(Bir başka amelle) ona güç yetiremezsiniz.' dedi ve sonra şunu ilave etti: ‘Allah yolunda mücahede edenin misali, mücahid cihaddan geri dönünceye kadar hiç ara vermeksizin oruç tutan, namaz kılan ve Allah'ın ayetlerini okuyup duran kimse gibidir.'"</em> (Buharî, Cihad 2; Müslim, İmâret 110) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><span style="font-size: 12px">Niyetin Enginliği</span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">İşte yukarıda anlatılanlar muvacehesinde umumi mânâsıyla cihadı ele aldığımızda, bu ümmetin seyahatinin daha ziyade cihada bağlandığını görüyoruz. Öyleyse kendini irşad ve tebliğe adamış hakikat gönüllüleri de her şeyden önce i'lâ-yı kelimetullah niyetiyle seyahat etmeli ve yolculuklarını Din-i Mübîn'i anlatma gayesine bağlamalıdırlar. Bu noktada</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><strong><span style="font-size: 18px">إِنَّمَا اْلأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى</span></strong></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>"Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur."</em> (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) hakikatini hatırlayabiliriz. İşte insan bu sağlam niyetle yola çıkabilirse yapabildiği kadar cihad vazifesini yapar; yapamadıklarını da Allah (celle celaluhu) o halis niyete bir karşılık olarak yapmış gibi kabul buyurur. Evet insanız ve aciz insanoğlunun her şeyi bihakkın edaya gücü yetmeyebilir. Bu sebeple biz fiilen bazı boşluklar bırakabiliriz. Fakat niyetimizi böyle temelden ve dipten alabilirsek Allah (celle celâluhu) kerem ve lütfuyla bizim amelde bıraktığımız boşlukları niyetle doldurur. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Zaten kulluğun temelinde de bu espri söz konusu değil midir? Mesela diyelim ki biz altmış sene yaşıyoruz. Bu altmış senenin bütününü ibadetle geçiremiyoruz. Ömrümüzün bir hayli vakti uykuda ve çocukluk çağında geçerken; bir kısmı da hastalıklarla geçiyor ve neticede biz Rabbimize karşı kulluğumuzu hakkıyla ifa edemiyoruz. Fakat Allah (celle celâluhu) onu tamam olarak kabul buyuruyor. Konuyla alâkalı bir başka misal olarak da şunu söylebeyebiliriz. Bir mü'min gece yatmaya hazırlanırken "Bir dinleneyim de kalkıp sabah namazımı zinde olarak kılayım" mülâhazasıyla uyursa Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) müjde dolu beyanları içinde onun solukları bile tesbih olur. İşte bu, niyetle boşluk doldurma mevzuudur. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Şimdi asıl konumuza dönecek olursak eğer biz ta baştan i'lâ-yı kelimetullah ve ruh u revani Muhammedî'nin şehbal açması adına sağlam bir niyetle yola çıkar ve niyetimizi işin sonuna kadar koruyabilirsek, seyahat boyunca boşluklarımız olsa, maksadımızı tam tasarlayıp canlandıramasak, onu kamil mânâda tam temsil edemesek bile öyle inanıyor ve ümit ediyoruz ki Allah (celle celâluhu) rahmetiyle boşluklarımızı dolduracaktır. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bu arada yeri gelmişken içimizi Cenâb-ı Hakk'a karşı minnet ve şükran hisleriyle dolduracak konunun başka bir yönüne de dikkat çekmek istiyorum. Mesela diyelim, günümüzde bir mü'min İslâmiyet'in bir kere daha günün şartlarına, konjonktüre göre anlatılması için bir yerden bir yere giderken ya doğrudan doğruya birilerine bir şeyler anlatmak veya bir seminer vermek niyetiyle yola çıktı. Şimdi böyle bir yolculuk cihad sayıldığından, yol boyu onun hareketleri, benzini, emeği, enerjisi, yorgunluğu… bütün bunlar ahirette o kişinin sevap kefesine konulur. Çünkü hadis-i şeriflerde de ifade buyrulduğu gibi Allah yolunda cihad için kullanılan hayvanların tersi bile öbür dünyada terazinin sevap kefesine konulacaktır. (Buhari, Cihad 46) Bu sebeple böyle bir mü'min ötede (Allahu a'lem) şu sürprizlerle karşılanacaktır: Bir; sen orada hakkı söyleyip hakikate tercüman oldun. İki; tavır ve davranışlarınla yani temsilinle de bunu anlattın. Üç; onca sıkıntı çekerek oraya ulaştın. Dört; seyahat için bunca masrafa girdin. Beş; bu iş için vaktini ayırdın… Şimdi bütün bunların hepsi ötede bir araya getirilip toplanır ve o insana denilir ki; "Sen bir değil, beş defa, on defa cihad ettin." </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Müsaade ederseniz, "seyahete niyet" mevzuunu burada noktalayıp seyahat âdâbıyla alâkalı önemli gördüğüm başka bir hususa geçmek istiyorum. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><span style="font-size: 12px">Yolculukta Dua ve Evrâd u Ezkâr</span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Sünnet-i seniyyeye bakıldığında, yolculuğa çıkış anından bineğe oturulduğu esnaya, gidilen beldenin görüldüğü andan o beldeye giriş vaktine, dönüş yolundan aile fertlerinin yanına ulaşıldığı ana kadar yolculuğun âdeta her karesinin dualarla dolu dolu geçirildiğini görüyoruz. Mesela sahih kaynaklarda Ruh-u Seyyidi'l-Enâm Efendimiz'in (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) bir sefere çıkarken biniti üzerine oturunca önce üç defa tekbir getirdiği, sonra şu ayeti okuyup şöyle dua ettiği rivayet edilmektedir:</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><strong>سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَلَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ</strong></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><strong> اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ في سَفَرِنَا هٰذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوٰى، وَمِنَ الْعَمَلِ مَا تَرْضٰى. اَللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا سَفَرَنَا هٰذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ، وَالخَلِيفَةُ فِي اْلأَهْلِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، </strong></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><strong> وَكَآبَةِ اْلمَنْظَرِ، وَسُوءِ اْلمُنْقَلَبِ فِي الْمَالِ وَاْلأَهْلِ وَالْوَلَدِ</strong></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"> </span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-size: 18px"><span style="font-size: 12px">"Bunları b</span></span>izim hizmetimize veren Cenâb-ı Hakk'ı tesbih ve takdis ederiz; O yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. Allah lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz." (Zuhruf, 43/13-14) Allahım, bu yolculuğumuzda Senden her türlü iyilik, hayır, takva ve hoşnut olacağın ameller istiyoruz. Allahım, bu seyahatimizde bize kolaylıklar ihsan eyle, mesafeleri bize yaklaştır. Allahım yolculuk boyunca bizim sahibimiz, arkada kalan çoluk çocuğumuzu da görüp gözeten Sensin. Allahım, yolculuğun meşakkatinden, tasalı, kederli, kırık dökük, morali bozuk ve buruk bir duruma düşmekten, mal, aile ve çoluk çocuğun kötü bir duruma maruz kalmasından Sana sığınırım." (Müslim, Hac 425. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihad 72; Tirmizî, Daavât 45-46.)</em></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Sahabe efendilerimizin (radıyallâhu anhüm ecmain) ne güzel hâlleri vardır. Mesela onlar sefer esnasında aşk, heyecan ve coşku içerisinde tekbirat u tesbihatta bulunur, gürül gürül dua ederlerdi. Öyle ki İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) "Esamm u gaibe seslenmiyorsunuz. Allah her şeyi duyuyor." (Buhârî, Daavât 50, 67; Müslim, Zikr 44) buyurarak onların içlerinden kopup gelen o gürül gürül edayı tadil etme lüzumu duyuyordu. Evet onlar, gidecekleri yere sürekli Allah'ı anarak gidiyor; tesbihat, tahmidat, tekbiratla âdeta kanatlanıyor ve böylece gafletten uzak bir hayat yaşıyorlardı. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">İşte sahabe efendilerimizin bu hâlinin, bugün de aynı şekilde hayata taşınması, hayata hayat kılınması gerektiğini düşünüyorum. Biz de herhangi bir vasıtaya bindiğimizde Efendiler Efendisi'nin yaptığı duaları yaparak gideceğimiz yere gidelim ve seyahatimizi gafletten uzak bir şekilde gerçekleştirmeye çalışalım. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yolculuk esnasında musibetlerden korunmak ve seyahati bereketlendirmek için daha başka dualar da okunabilir. Mesela, her ne kadar me'suratta yeri olmasa da, Ayete'l-kürsi belalardan korunma adına çok önemli mânevî bir zırh olarak görülmüştür. Ezcümle, bir hak dostundan vasıtaya binince yedi defa Ayete'l-kürsi'nin okunması gerektiğini duymuştum.</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Ayrıca üzerinize aldığınız, disiplin olarak benimsediğiniz bir evrâd u ezkârınız varsa yolculuk süresince onu da okuyabilirsiniz. Bununla, temeli dinin kaynaklarında olup doğrudan doğruya Vâzı-ı Şeriat tarafından vaz' edilmeyen meseleleri kastediyoruz. Mesela,</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><strong>إِ<span style="font-size: 18px">نَّ اللّٰهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُو صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا</span> </strong></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>"Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salât (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin."</em> (Ahzab, 33/56) ayet-i kerimesinde emredilen salât ü selâmın temeli dinde vardır. Ama bazen mesela Salât-ı Tefriciye'yi okuyarak da Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) salât ü selâm getirebilirsiniz. Gideceğiniz yere kadar bin, gelirken de bin tane okur; başka bir sefer daha bu şekilde yapar ve kendi kendinize 4444 rakamını tamamlayabilirsiniz. Aynı şekilde yolda İbn Beşiş'in salât u selâmını; Delailü'n-nur veya Delailü'l-hayrat'ta geçen salât ü selâmları okuyabilirsiniz. Veya ümmet-i Muhammed'in fütuhata ermesi, insanların fevc fevc İslâm'a dehalet etmeleri için üzerinize bir vird olarak aldığınız Nasr sûresini, icabında ebcedini de bulup o ebcede muvafık bir şekilde gelip giderken okursunuz ve bütün bunları yapmak suretiyle gevezelik etme durumuna düşmekten kurtulmuş olursunuz. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Seyahat esnasında gevezeliğe düşmemek için yapabileceğimiz amelin serhaddi açıp bir ilahi dinlemektir zannediyorum. Evet, dünyevî-uhrevî bir faydası olmayan, hizmete müteallik bulunmayan bir mevzuu konuşma veya Kur'ân ya da ilahi olmayan bir şeyler dinlemek suretiyle zihni meşgul etme –hiç kimse gönül koymasın– müsaadenizle ben bunların hepsine gevezelik der geçerim. Çünkü eğer Allah'ın adını gönüllere duyurma gibi yüce bir gaye için yola çıkmışsak o yolun bu şekilde tenvir edilmesi, nurlandırılması lazım. Yol bu suretle tenvir edilirken biz de tenevvür etmiş olacağız ve bu durum bizim mahiyetimize, heykelimize aksedecek. Ne biliyoruz belki de Allah (celle celâluhu) gittiğimiz yerde müessir olmayı bu ruhla seyahat etmemize bağlamışıtr. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><span style="font-size: 12px">İşin Ruhunu Muhafaza ve Laubaliliğe Girmeme</span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Hizmete giderken laubaliliğe girmemek, işin ruhunu muhafaza adına hakikaten çok ehemmiyet arzetmektedir. Bazen tabiatı icabı ciddiyet ve konsantrasyon gerektiren bu türlü olumlu faaliyet ve hizmetlerde bile laubalilik olabilir. Mesela rehavete kendinizi salar, küstahlık sayılabilecek bir edayla koltuğunuza yayılır, öyle bir ruh hâliyle gaza basar, bu arada bir de nefis ve hevaya hitap eden bir şeyler açıp dinlemeye durursanız –hafizanallah– kendi ruhunuzu öldürmüş olursunuz. Bu şekilde yapılırsa tembih mahiyetinde –Allah korusun– başımıza bir gaile de gelebilir; gelebilir ve itab mahiyetinde şöyle bir hitaba maruz kalabiliriz: "Allah'ı, Peygamberi anlatmaya giderken böyle yüce ve kudsî bir işin bir mukaddimesi olması gerekmez mi?"</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Öyleyse irşad ve tebliğ gibi ulvî bir vazifenin tabanını sağlam kurmalı ve onu iyi bir blokaj üzerine bina etmeliyiz. "Allahım beni nefsim hesabına konuşturma, kendimi anlatma adına gevezelik yaptırma!" diyerek ciddi bir nefis muhasebe ve murâkabesiyle, yüreğimiz tir tir titreyerek gideceğimiz yere gitmeliyiz. Bir kez daha ifade edeyim ki, o yolda dolmamız, şarj olmamız lazım ki, gittiğimiz yerde de irşad adına boşalıp hak ve hakikat adına deşarj olabilelim. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Seyahat esnasında dikkat etmemiz gereken önemli bir diğer husus da imkan elverdiği ölçüde arabaların içinde diyeceğimiz, edeceğimiz şeylerin müzakeresini yapmaktır. Mesela gidilecek yerin kültür ortamı müzakere edilebilir. Çünkü gideceğimiz yerde muhatap olacağımız insanlar netice itibarıyla o kültür ortamının çocuklarıdır. "Acaba onlara neyi anlatmalı, nereden başlamalı, neyi, nasıl sunmalı?" vb. hususların müzakeresi yapılabilir. Böylece oraya hazırlıklı ve donanımlı gitmiş oluruz. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Sözün özü, yukarıda sayılan hususlara riayet edebildiğimiz ölçüde bir taraftan Rabbimizle sımsıkı irtibat hâlinde, O'nunla münasebetlerimizde donanımlı bir şekilde varacağımız yere varmış; diğer taraftan da şeytanın nüfuzuna açık olan bütün menfezleri kapatmış bir hâlde ulaşacağımız yere ulaşmış oluruz. Öyle ki hayalimize bile gelebilecek laubalilik ve malaniyata karşı kat'î kararlı ve ciddi durarak yabancı şeylerin zihnimize girmesine meydan vermez, "Beyhude yorulma kapılar sürmelidir." der ve sürgü üstüne sürgü süreriz. Böyle yaparız/böyle yapılması gerekir; çünkü garazdan ve nefsanîlikten uzak kalma bu yolun mütemmim unsurlarındandır.</span></span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Leyli_Efruz, post: 110359, member: 1456"] [CENTER][FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=Black][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]İrşad ve tebliğ gönüllüleri için seyahati zaruri kılacak hususlar nelerdir? Yolculuğa niyetten sefer esnasındaki hâle ve dönüş keyfiyetine kadar umumî mânâda seyahat âdâbına riayet nasıl olmalıdır?[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Hiç şüphesiz seyahatin dinimizi anlatma hususunda çok önemli bir yeri vardır. Onun irşad ve tebliğdeki bu ehemmiyetini anlamak için Efendiler Efendisi'nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu nurefşan beyanını hatırlayabiliriz: O buyuruyor ki;"[I]Ümmetimin seyahati Allah yolunda cihaddır."[/I] (Ebu Dâvud, Cihad 6). [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Tabiî bilindiği üzere, cihadın değişik mânâları vardır. Bunlardan birisi maddî cihaddır ki vatan ve millet düşmanlarıyla karşı karşıya gelme, yaka paça olma demektir. Bu, cihadın bir buududur. Cihadın diğer bir buudu ise i'lâ-yı kelimetullahtır. Yani Allah'ın adının gönüllerde yüceltilip yayılması için cehd ve gayret içinde olmaktır. İşte bu mânâda cihad her zaman cari ve her zaman yapılması gereken mukaddes bir vazifedir. Hem öyle bir vazifedir ki, biz, dua ve isteklerimizde bir gaye-i hayal, bir mefkûre hâlinde hep onu ister ve sürekli;[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic][B]"اَللَّهُمَّ أَعْلِ كَلِمَةَ اللّٰهِ وَكَلِمَةَ الْحَقِّ وَدِينَ اْلإِسْلاَمِ فِي كُلِّ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ وَاسْتَخْدِمْنَا فِي هَذَا الشَّأْنِ [/B][/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][SIZE=5]–[/SIZE] Allah'ım! Din-i Mübîn-i İslâm'ın dünyanın dört bir yanında şehbal açmasını nasip eyle ve bizi de bu işte istihdam buyur." diye talepte bulunuruz. Çünkü o şerefli yolda hizmet etmek mahz-ı şereftir ve Allah'a kurbetin en hızlı yoludur.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Ayrıca bilinmesi gerekir ki, hadis-i şerifte de ifade buyurulduğu üzere cihad terk edildiği zaman vahyin bereketi kesilir. Öyle ki insanlar artık hak ve hakikat adına ciddi bir şey söyleyemez hâle gelirler. Hatta teologların söyledikleri bile laf u güzaftan, lafazanlıktan öteye geçmez olur. Bu açıdan da mü'minler i'lâ-yı kelimetullah adına her zaman gayret içinde olmalı ve tabiî yaptıkları o şeyi sırf Allah rızası için yapmalı, nefislerini asla işin içine katmamalıdırlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Hem Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanları içinde cihada denk ikinci bir amel yoktur ve ona denk bir şey yapılamaz. Bu husus Ebu Hureyre Hazretleri'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle anlatılmaktadır: [I]"Allah Resûlü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün şöyle bir soru sordular: ‘Ey Allah'ın Resulü! Allah yolunda yapılan cihada hangi amel denk olur?' Buyurdular ki, ‘(Başka bir amelle) ona güç yetiremezsiniz.' Soruyu soranlar ikinci ve hatta üçüncü sefer tekrar sordular: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) her seferinde aynı cevabı verip: ‘(Bir başka amelle) ona güç yetiremezsiniz.' dedi ve sonra şunu ilave etti: ‘Allah yolunda mücahede edenin misali, mücahid cihaddan geri dönünceye kadar hiç ara vermeksizin oruç tutan, namaz kılan ve Allah'ın ayetlerini okuyup duran kimse gibidir.'"[/I] (Buharî, Cihad 2; Müslim, İmâret 110) [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][SIZE=3]Niyetin Enginliği[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]İşte yukarıda anlatılanlar muvacehesinde umumi mânâsıyla cihadı ele aldığımızda, bu ümmetin seyahatinin daha ziyade cihada bağlandığını görüyoruz. Öyleyse kendini irşad ve tebliğe adamış hakikat gönüllüleri de her şeyden önce i'lâ-yı kelimetullah niyetiyle seyahat etmeli ve yolculuklarını Din-i Mübîn'i anlatma gayesine bağlamalıdırlar. Bu noktada[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][FONT=Traditional Arabic][B][SIZE=5]إِنَّمَا اْلأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى[/SIZE][/B][/FONT][/SIZE][/FONT] [/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=Black] [/COLOR][/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=Black] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]"Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur."[/I] (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) hakikatini hatırlayabiliriz. İşte insan bu sağlam niyetle yola çıkabilirse yapabildiği kadar cihad vazifesini yapar; yapamadıklarını da Allah (celle celaluhu) o halis niyete bir karşılık olarak yapmış gibi kabul buyurur. Evet insanız ve aciz insanoğlunun her şeyi bihakkın edaya gücü yetmeyebilir. Bu sebeple biz fiilen bazı boşluklar bırakabiliriz. Fakat niyetimizi böyle temelden ve dipten alabilirsek Allah (celle celâluhu) kerem ve lütfuyla bizim amelde bıraktığımız boşlukları niyetle doldurur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Zaten kulluğun temelinde de bu espri söz konusu değil midir? Mesela diyelim ki biz altmış sene yaşıyoruz. Bu altmış senenin bütününü ibadetle geçiremiyoruz. Ömrümüzün bir hayli vakti uykuda ve çocukluk çağında geçerken; bir kısmı da hastalıklarla geçiyor ve neticede biz Rabbimize karşı kulluğumuzu hakkıyla ifa edemiyoruz. Fakat Allah (celle celâluhu) onu tamam olarak kabul buyuruyor. Konuyla alâkalı bir başka misal olarak da şunu söylebeyebiliriz. Bir mü'min gece yatmaya hazırlanırken "Bir dinleneyim de kalkıp sabah namazımı zinde olarak kılayım" mülâhazasıyla uyursa Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) müjde dolu beyanları içinde onun solukları bile tesbih olur. İşte bu, niyetle boşluk doldurma mevzuudur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Şimdi asıl konumuza dönecek olursak eğer biz ta baştan i'lâ-yı kelimetullah ve ruh u revani Muhammedî'nin şehbal açması adına sağlam bir niyetle yola çıkar ve niyetimizi işin sonuna kadar koruyabilirsek, seyahat boyunca boşluklarımız olsa, maksadımızı tam tasarlayıp canlandıramasak, onu kamil mânâda tam temsil edemesek bile öyle inanıyor ve ümit ediyoruz ki Allah (celle celâluhu) rahmetiyle boşluklarımızı dolduracaktır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Bu arada yeri gelmişken içimizi Cenâb-ı Hakk'a karşı minnet ve şükran hisleriyle dolduracak konunun başka bir yönüne de dikkat çekmek istiyorum. Mesela diyelim, günümüzde bir mü'min İslâmiyet'in bir kere daha günün şartlarına, konjonktüre göre anlatılması için bir yerden bir yere giderken ya doğrudan doğruya birilerine bir şeyler anlatmak veya bir seminer vermek niyetiyle yola çıktı. Şimdi böyle bir yolculuk cihad sayıldığından, yol boyu onun hareketleri, benzini, emeği, enerjisi, yorgunluğu… bütün bunlar ahirette o kişinin sevap kefesine konulur. Çünkü hadis-i şeriflerde de ifade buyrulduğu gibi Allah yolunda cihad için kullanılan hayvanların tersi bile öbür dünyada terazinin sevap kefesine konulacaktır. (Buhari, Cihad 46) Bu sebeple böyle bir mü'min ötede (Allahu a'lem) şu sürprizlerle karşılanacaktır: Bir; sen orada hakkı söyleyip hakikate tercüman oldun. İki; tavır ve davranışlarınla yani temsilinle de bunu anlattın. Üç; onca sıkıntı çekerek oraya ulaştın. Dört; seyahat için bunca masrafa girdin. Beş; bu iş için vaktini ayırdın… Şimdi bütün bunların hepsi ötede bir araya getirilip toplanır ve o insana denilir ki; "Sen bir değil, beş defa, on defa cihad ettin." [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Müsaade ederseniz, "seyahete niyet" mevzuunu burada noktalayıp seyahat âdâbıyla alâkalı önemli gördüğüm başka bir hususa geçmek istiyorum. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][SIZE=3]Yolculukta Dua ve Evrâd u Ezkâr[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Sünnet-i seniyyeye bakıldığında, yolculuğa çıkış anından bineğe oturulduğu esnaya, gidilen beldenin görüldüğü andan o beldeye giriş vaktine, dönüş yolundan aile fertlerinin yanına ulaşıldığı ana kadar yolculuğun âdeta her karesinin dualarla dolu dolu geçirildiğini görüyoruz. Mesela sahih kaynaklarda Ruh-u Seyyidi'l-Enâm Efendimiz'in (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) bir sefere çıkarken biniti üzerine oturunca önce üç defa tekbir getirdiği, sonra şu ayeti okuyup şöyle dua ettiği rivayet edilmektedir:[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic][B]سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَلَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ[/B][/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic][B] اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ في سَفَرِنَا هٰذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوٰى، وَمِنَ الْعَمَلِ مَا تَرْضٰى. اَللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا سَفَرَنَا هٰذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ، وَالخَلِيفَةُ فِي اْلأَهْلِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، [/B][/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic][B] وَكَآبَةِ اْلمَنْظَرِ، وَسُوءِ اْلمُنْقَلَبِ فِي الْمَالِ وَاْلأَهْلِ وَالْوَلَدِ[/B][/FONT][/SIZE][/FONT] [/COLOR][/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=Black] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I][SIZE=5][SIZE=3]"Bunları b[/SIZE][/SIZE]izim hizmetimize veren Cenâb-ı Hakk'ı tesbih ve takdis ederiz; O yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. Allah lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz." (Zuhruf, 43/13-14) Allahım, bu yolculuğumuzda Senden her türlü iyilik, hayır, takva ve hoşnut olacağın ameller istiyoruz. Allahım, bu seyahatimizde bize kolaylıklar ihsan eyle, mesafeleri bize yaklaştır. Allahım yolculuk boyunca bizim sahibimiz, arkada kalan çoluk çocuğumuzu da görüp gözeten Sensin. Allahım, yolculuğun meşakkatinden, tasalı, kederli, kırık dökük, morali bozuk ve buruk bir duruma düşmekten, mal, aile ve çoluk çocuğun kötü bir duruma maruz kalmasından Sana sığınırım." (Müslim, Hac 425. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihad 72; Tirmizî, Daavât 45-46.)[/I][/SIZE][/FONT] [/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=Black] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Sahabe efendilerimizin (radıyallâhu anhüm ecmain) ne güzel hâlleri vardır. Mesela onlar sefer esnasında aşk, heyecan ve coşku içerisinde tekbirat u tesbihatta bulunur, gürül gürül dua ederlerdi. Öyle ki İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) "Esamm u gaibe seslenmiyorsunuz. Allah her şeyi duyuyor." (Buhârî, Daavât 50, 67; Müslim, Zikr 44) buyurarak onların içlerinden kopup gelen o gürül gürül edayı tadil etme lüzumu duyuyordu. Evet onlar, gidecekleri yere sürekli Allah'ı anarak gidiyor; tesbihat, tahmidat, tekbiratla âdeta kanatlanıyor ve böylece gafletten uzak bir hayat yaşıyorlardı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]İşte sahabe efendilerimizin bu hâlinin, bugün de aynı şekilde hayata taşınması, hayata hayat kılınması gerektiğini düşünüyorum. Biz de herhangi bir vasıtaya bindiğimizde Efendiler Efendisi'nin yaptığı duaları yaparak gideceğimiz yere gidelim ve seyahatimizi gafletten uzak bir şekilde gerçekleştirmeye çalışalım. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Yolculuk esnasında musibetlerden korunmak ve seyahati bereketlendirmek için daha başka dualar da okunabilir. Mesela, her ne kadar me'suratta yeri olmasa da, Ayete'l-kürsi belalardan korunma adına çok önemli mânevî bir zırh olarak görülmüştür. Ezcümle, bir hak dostundan vasıtaya binince yedi defa Ayete'l-kürsi'nin okunması gerektiğini duymuştum.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Ayrıca üzerinize aldığınız, disiplin olarak benimsediğiniz bir evrâd u ezkârınız varsa yolculuk süresince onu da okuyabilirsiniz. Bununla, temeli dinin kaynaklarında olup doğrudan doğruya Vâzı-ı Şeriat tarafından vaz' edilmeyen meseleleri kastediyoruz. Mesela,[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][FONT=Traditional Arabic][B]إِ[SIZE=5]نَّ اللّٰهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُو صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا[/SIZE] [/B][/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]"Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salât (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin."[/I] (Ahzab, 33/56) ayet-i kerimesinde emredilen salât ü selâmın temeli dinde vardır. Ama bazen mesela Salât-ı Tefriciye'yi okuyarak da Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) salât ü selâm getirebilirsiniz. Gideceğiniz yere kadar bin, gelirken de bin tane okur; başka bir sefer daha bu şekilde yapar ve kendi kendinize 4444 rakamını tamamlayabilirsiniz. Aynı şekilde yolda İbn Beşiş'in salât u selâmını; Delailü'n-nur veya Delailü'l-hayrat'ta geçen salât ü selâmları okuyabilirsiniz. Veya ümmet-i Muhammed'in fütuhata ermesi, insanların fevc fevc İslâm'a dehalet etmeleri için üzerinize bir vird olarak aldığınız Nasr sûresini, icabında ebcedini de bulup o ebcede muvafık bir şekilde gelip giderken okursunuz ve bütün bunları yapmak suretiyle gevezelik etme durumuna düşmekten kurtulmuş olursunuz. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Seyahat esnasında gevezeliğe düşmemek için yapabileceğimiz amelin serhaddi açıp bir ilahi dinlemektir zannediyorum. Evet, dünyevî-uhrevî bir faydası olmayan, hizmete müteallik bulunmayan bir mevzuu konuşma veya Kur'ân ya da ilahi olmayan bir şeyler dinlemek suretiyle zihni meşgul etme –hiç kimse gönül koymasın– müsaadenizle ben bunların hepsine gevezelik der geçerim. Çünkü eğer Allah'ın adını gönüllere duyurma gibi yüce bir gaye için yola çıkmışsak o yolun bu şekilde tenvir edilmesi, nurlandırılması lazım. Yol bu suretle tenvir edilirken biz de tenevvür etmiş olacağız ve bu durum bizim mahiyetimize, heykelimize aksedecek. Ne biliyoruz belki de Allah (celle celâluhu) gittiğimiz yerde müessir olmayı bu ruhla seyahat etmemize bağlamışıtr. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][SIZE=3]İşin Ruhunu Muhafaza ve Laubaliliğe Girmeme[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Hizmete giderken laubaliliğe girmemek, işin ruhunu muhafaza adına hakikaten çok ehemmiyet arzetmektedir. Bazen tabiatı icabı ciddiyet ve konsantrasyon gerektiren bu türlü olumlu faaliyet ve hizmetlerde bile laubalilik olabilir. Mesela rehavete kendinizi salar, küstahlık sayılabilecek bir edayla koltuğunuza yayılır, öyle bir ruh hâliyle gaza basar, bu arada bir de nefis ve hevaya hitap eden bir şeyler açıp dinlemeye durursanız –hafizanallah– kendi ruhunuzu öldürmüş olursunuz. Bu şekilde yapılırsa tembih mahiyetinde –Allah korusun– başımıza bir gaile de gelebilir; gelebilir ve itab mahiyetinde şöyle bir hitaba maruz kalabiliriz: "Allah'ı, Peygamberi anlatmaya giderken böyle yüce ve kudsî bir işin bir mukaddimesi olması gerekmez mi?"[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Öyleyse irşad ve tebliğ gibi ulvî bir vazifenin tabanını sağlam kurmalı ve onu iyi bir blokaj üzerine bina etmeliyiz. "Allahım beni nefsim hesabına konuşturma, kendimi anlatma adına gevezelik yaptırma!" diyerek ciddi bir nefis muhasebe ve murâkabesiyle, yüreğimiz tir tir titreyerek gideceğimiz yere gitmeliyiz. Bir kez daha ifade edeyim ki, o yolda dolmamız, şarj olmamız lazım ki, gittiğimiz yerde de irşad adına boşalıp hak ve hakikat adına deşarj olabilelim. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Seyahat esnasında dikkat etmemiz gereken önemli bir diğer husus da imkan elverdiği ölçüde arabaların içinde diyeceğimiz, edeceğimiz şeylerin müzakeresini yapmaktır. Mesela gidilecek yerin kültür ortamı müzakere edilebilir. Çünkü gideceğimiz yerde muhatap olacağımız insanlar netice itibarıyla o kültür ortamının çocuklarıdır. "Acaba onlara neyi anlatmalı, nereden başlamalı, neyi, nasıl sunmalı?" vb. hususların müzakeresi yapılabilir. Böylece oraya hazırlıklı ve donanımlı gitmiş oluruz. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Sözün özü, yukarıda sayılan hususlara riayet edebildiğimiz ölçüde bir taraftan Rabbimizle sımsıkı irtibat hâlinde, O'nunla münasebetlerimizde donanımlı bir şekilde varacağımız yere varmış; diğer taraftan da şeytanın nüfuzuna açık olan bütün menfezleri kapatmış bir hâlde ulaşacağımız yere ulaşmış oluruz. Öyle ki hayalimize bile gelebilecek laubalilik ve malaniyata karşı kat'î kararlı ve ciddi durarak yabancı şeylerin zihnimize girmesine meydan vermez, "Beyhude yorulma kapılar sürmelidir." der ve sürgü üstüne sürgü süreriz. Böyle yaparız/böyle yapılması gerekir; çünkü garazdan ve nefsanîlikten uzak kalma bu yolun mütemmim unsurlarındandır.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Yolculuk Âdâbı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst