Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Yolların Ayrımındaki Zat
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 295063" data-attributes="member: 1009729"><p>Evet, insanlığın iftihar tablosu, zaman ve mekânın Efendisi, Allah'ın yeryüzünde en şerefli, en namlı halifesi o Zât (as) dünden bugüne insanoğlunun, ayları, güneşleri, yıldızları sayılan en temiz düşünceleri, en duru gönülleri, en dürüst ve çaplı ruhları arkasına alıp, rahmetlerin, inayetlerin, hikmetlerin, adaletlerin ışık ışık akıp geldiği 'arş-ı a'zam' iklimine el kaldırarak dua dua yalvarmış ve koşup atmosferine girenlere, girip ayağının tozuna yüz sürenlere cennetler, ebediyetler, ebedî saadetler istemiş.. ve cennetleri cennet, ebediyetleri ebediyet yapan bütün güzelliklerin kaynağı, binlerce güzel ad ve ünvanlara yâd edilen ve o kudsîlerden kudsî sıfatlarıyla gönüllerimize hayret ve hayranlık salan Hakk'ın cemâlini görüp göstermek dilemiştir.</p><p>Eğer, öldükten sonra dirilme ve öteler gerçeğinin, her tarafta ışık ışık ışıldayan o sonsuz rahmet, herkesce müşâhede edilen o hesapsız inâyet, herşeyin çehresinde çakıp duran o göz kamaştırıcı hikmet ve baştan bir başa bütün kâinatlarda hüküm fermâ olan o incelerden ince adalet gibi kuvvetli sebepleri olmasaydı, her sene yeryüzünde yüzlerce cennet nümûnelerini sergileyen Yüce Yaratıcı, akıllara durgunluk veren o müthiş kudretiyle-ki o kudrete nispeten cennetin yaratılması, baharın yaratılmasından daha zor değildir-beşere iman tayin ettiği bu mübârek Zât'ın, o içli yalvarış ve yakarışlarına merhamet edip cennetleri yaratacak ve insanlığa armağan edecekti... Yaratmış ve edecektir de...</p><p>Evet, bu imtihan yurdu, bir sırlı anahtar olan O'nun peygamberliğiyle açıldığı gibi, bir mükâfat ülkesi olan âhiret de, yine O'nun o içten kulluğu, o bütün varlığı alâkadar eden dualarıyla açılacak ve arkasında durup onun bütün istek ve dileklerini can kulağıyla dinleyip 'âmin' diyenlere (Selâm sizlere, hoş geldiniz! Haydi girin içinde ebedî kalmak üzere o cennetlere) denilecektir.</p><p> Fırçanın henüz bahis mevzuu edilmediği bir dönemde Zaman ve Mekanın Efendisi (sav) misvak kullanmayı tavsiye etmişlerdir. Nitekim misvak mikrop öldürücü, tükürük salgısını arttırıcı hususiyetlerinin bulunması, pH'i ile aynı olduğu için ağız için dengesini bozmaması, kullanımı kolay ve ekonomik olması sebebiyle tercihe şayan bir diş temizleme vasıtasıdır.Ben, Müslümanlığın, yarının Avrupa'sı için mutlaka kabule değer olacağı kanaatindeyim. Aslında, Avrupa, çoktan Müslümanlığı kabule değer bulmaya başladı bile...</p><p><strong>G. Bernard Shaw</strong></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Hiçbir mektep ve medrese görmeyen o Zât, öylesine mükemmel imâni esaslar, öyle hârika İslâmî prensipler ve ruhlara inşirah veren öyle bir ibadet ve dua anlayışıyla ortaya çıkmış ki, o günden bu güne, onlardan daha mükemmeli ne bulunmuş, ne de bulunabilir.</p><p>Hele, bindörtyüz seneden beri, insanoğlunun hemen hemen beşte bir gibi büyük bir bölümünü, Hak'dan getirdiği o eskimez, yıpranmaz, ilâhî prensiplerle, kılı kırk yararcasına âdilâne ve hakkâniyet üzere idare etmesi kat'iyyen beşer tarihinde benzeri olmayan bir hâdisedir. Evet, ümmî bir Zât'ın hareket, söz ve davranışlarından meydana gelen bir nizam ve sistem, hele her asırda yüzmilyonlarca insanın rehberi, mercii olup onların akıllarını ilimlerle donatması, kalplerini feyizlere gark etmesi, nefislerine istikamet kazandırması ve ruhlarını inkişaf ettirip onları imrenilecek hâle getirmesi itibariyle O'nun eşi ve menendi yoktur.</p><p>Bilhassa bedevî ve ümmî bir muhitde, ictimâî ve idârî kanunların bilinmediği bir dönemde ve fetret asrının karanlıkları içinde, çok kısa zamanda etrafındakileri uyarıp medenîlerden daha medenî, âlimlerden daha âlim; ictimâî ve siyâsî hayatta en ileri, hatta büyük devlet ve büyük milletlere üstad ve rehberler olabilecek seviyeye getirmesi ve alabildiğine ibtidâî bir topluluktan dünyaları idare edebilecek büyük diplomatlar yetiştirmesi tarihte emsâl gösterilemeyecek vak'alardandır.</p><p>İşte câhîliye çağı, işte o Zât; işte asrımız, işte asrın büyük diplomatları; işte selîm akıl, işte müstakîm düşünce; işte değişik muvazene usulleri ve işte hiç kimseyle muvâzene edilmeyecek olan hârikalar harikası O büyük insan..!</p><p> Geceleyin kılkurdları barsaktan dışarı çıkar ve kaşıntı yapar. Uyuyan kişi habersiz olarak orayı kaşır. Uyandığı zaman elini yıkamadan elini ağzına götürdüğünde yumurtalar sindirim yoluna gider ve barsakta rabditiform kurtçuk açığa çıkar. Nitekim yüce Rehberimiz buna işaretle 'sabahleyin kalkınca ellerinizi yıkayınız. Çünkü onların gece nereye değdiğini bilemezsiniz' buyurmuştur.Hakim, hatip, Allah elçisi, kanun koyucusu, savaşçı, en mükemmel bir ibadetin muhyîsi ve sayısız dünya devletlerinin kurucusu, işte Hz. Muhammed (as). İnsan büyüklüğünün ölçüldüğü bütün mikyaslarda hangi insan ondan daha büyük olabilir ki..?</p><p><strong>Lamartine, Histoire la Turquie</strong></p><p></p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>İman, teslimiyet ve hakka itimatda, melek ve ruhanîleri gıptaya sev edecek kadar erişilmez noktalara ulaşmış bulunan o Zât; ibadet adına ümmetine tebliğ ettiği vazifelerin hemen hepsinde herkesten ileri olması, açık-kapalı mükellefiyetlerini ciddi bir disiplin içinde yerine getirmesi, en sıkıntılı anlarında dahi bütün sorumluluklarını fevkalâde bir hassasiyetle takip etmesi.. herkesten ziyade haramlardan kaçınması, hatta haramlara girme endişesiyle şüpheli şeylerden uzak kalması.. Hakk'a kullukta daima, en ilerilerden daha ileri olması.. bütün bir hayat boyu fevkalâde takvası, fevkalâde Allah korkusu ve Allah'a karşı saygısı itibariyle de eşi menendi olmamış olamaz da...</p><p>Hele, Rabbisine bağlılık ve irtibatın ifadesi olan, her meselede O'na sığınıp O'na müracaat etmesi, O'na yönelip O'na yalvarıp yakarması, yalvarıp yakarırken de ifadelerin en can alıcısı, üslûpların en çarpıcısı ve Yüce Yaratıcı'ya en yaraşır ve yakışırı ile yalvarıp yakarması ve bilhassa kullandığı şive, ortaya koyduğu edâ ile öyle erişilmez bir kulluk örneği olmuştur ki, o zamandan beri gelen bütün hak dostları, gerçeğe uyanmış bütün erenler, teveccüh, dua ve yakarışlarında hep O'nun, o derinlerden derin tavsiflerine, o yürekleri hoplatan sihirli niyazlarına müracaat etmiş ve O'nun marifet ve düşünce ırmağına sığınmışlardır.</p><p> Ellerin et ve yağ gibi maddelerle bulaşık olması hem haşere hem de mikropların üremesi için zemin teşkil eder. Yüce Rehberimiz 'ellerinde et veya yağ kokusu eseri olduğu halde yatan bir kimse bir hastalığa müptela olur veya hayvan ve haşerelerden bir zarara uğrarsa, kedisinden başkasını suçlu bulmasın' buyurmuştur. Burada haşerenin yanında hayvan tabirinin kullanılması enteresandır. Hayvan, hayat sahibi yani canlı mânâsına da gelmektedir. Dolayısıyla mikrop mefhumuna işaret edilmektedir.Hz. Muhammed (sav) toplu halde yapılan ibadetin o muazzam gücünü, tarihte ilk temsil edip gösteren insandır. Hiç şüphe yok, ki, çok geniş mikyasta, İslâm'ın kudreti, günde beş vakit kılınan namazın kudretinden kaynaklanmaktadır.</p><p><strong>J. H. Lenison, Emotion as the basis of civilisation</strong></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>O Zât, Hakk'a bağlılık, dua ve ibadette eşi olmadığı gibi, peygamberlik vazifesini tebliğe ve halkı, Hakk'a davette gösterdiği yüksek metânet, hârika sebat ve cesaret de dahi dengi ve benzeri yoktur.</p><p>Evet, büyük devletler, büyük dinler, hatta en yakın akrabalarına kadar kendi oymak ve kabîlesi, akla-hayâle gelmedik en şiddetli düşmanlıklarla O'nun karşısına çıktıkları halde, zerre kadar sarsılmaması, telâş ve tereddüt göstermemesi ve hele korkaklığa asla düşmemesi.. değil tereddüt, telâş, korkaklık; tek başına bütün dünyaya meydan okuması ve âlem şümûl mücadelesini zafere ulaştırması hatta bu kadar ağır şartlar altında getirdiği o ilâhî mesajı dünyanın yarısına ve insanlığın büyük bir kısmına tebliğe etmesi davet ve irşatta dahi O'nu eşi menendi olmadığını gösterir.</p><p>Evet O, yaşadığı döneme ait çeşit çeşit düşünce akımları, inanç sistemleri, rûhanî reislerin bilgi dünyaları ve daha binbir muâraza, muhalefet ve inkâr karşısında, o dağları yerinden söküp atacak müthiş imanı, o cihanları yeniden şekillendirebilecek hârika yakîni ve hiçbir şey karşısında 'pes' etmeyen cihanpesendâne iradesiyle karşıladı, hesaplaştı ve geçtiği yolun bir kenarına itiverdi.</p><p>Bütün bunları yaparken de, rüyalarında dahi bir lâhza, tereddüt, şübhe, vesvese ve za'fa düşmedi, Yakîni, itikadı, itminânı ve Hakk'a itimadıyla daima herkesin önünde bulundu; bulundu ve bütün hayatı boyunca inancın zirvelerinde dolaştı.. Hem öyle bir dolaştı ki, başta Sahabe olmak üzere herbiri birer iman ve mâneviyat kahramanı sayılan bütün evliyâ ve asfiyâ, inançta, itikatda, itminânda hep O'nu rehber kabul edip, O'nun aydınlık iklimine yenilenip ayrı birer buuda ulaştılar.</p><p> Yüce Rehberimiz 14 asır önce misvak kullanılmasını tavsiye etmiştir. Bugün Avrupa ilaç sanayiinde diş macunu üretiminde misvaktan faydalanılmak istenmektedir. Araştırmacılar bu bitkinin dişte tabaka meydana gelmesini önleyici kimyevî tedavi edici maddeler ihtiva ettiğine inanıyorlar. Bazı Afrikalı araştırmacılar da bu bitkini özlerinin ağızda bakteri üremesini önlediğini bulmuştur. Bir raporda bu maddelerin diş etlerini harekete geçirdiği, şişme ve kanamaları iyileştirdiği bildirilmiştir.Hz. Muhammed: (sav) Arap putperestliğinin artıklarını, Yunan ve Yahudi ilâhiyatının ananelerini ve dînî liderlerinin, faydasız ve lüzumsuz bütün fikirlerini bir yana atmış o temizlerden temiz kalbi, o şimşek gibi parlak gözleriyle hakikatın ruhuna girmişti.</p><p><strong>Carlyle, Kahraman Muhammed</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 295063, member: 1009729"] Evet, insanlığın iftihar tablosu, zaman ve mekânın Efendisi, Allah'ın yeryüzünde en şerefli, en namlı halifesi o Zât (as) dünden bugüne insanoğlunun, ayları, güneşleri, yıldızları sayılan en temiz düşünceleri, en duru gönülleri, en dürüst ve çaplı ruhları arkasına alıp, rahmetlerin, inayetlerin, hikmetlerin, adaletlerin ışık ışık akıp geldiği 'arş-ı a'zam' iklimine el kaldırarak dua dua yalvarmış ve koşup atmosferine girenlere, girip ayağının tozuna yüz sürenlere cennetler, ebediyetler, ebedî saadetler istemiş.. ve cennetleri cennet, ebediyetleri ebediyet yapan bütün güzelliklerin kaynağı, binlerce güzel ad ve ünvanlara yâd edilen ve o kudsîlerden kudsî sıfatlarıyla gönüllerimize hayret ve hayranlık salan Hakk'ın cemâlini görüp göstermek dilemiştir. Eğer, öldükten sonra dirilme ve öteler gerçeğinin, her tarafta ışık ışık ışıldayan o sonsuz rahmet, herkesce müşâhede edilen o hesapsız inâyet, herşeyin çehresinde çakıp duran o göz kamaştırıcı hikmet ve baştan bir başa bütün kâinatlarda hüküm fermâ olan o incelerden ince adalet gibi kuvvetli sebepleri olmasaydı, her sene yeryüzünde yüzlerce cennet nümûnelerini sergileyen Yüce Yaratıcı, akıllara durgunluk veren o müthiş kudretiyle-ki o kudrete nispeten cennetin yaratılması, baharın yaratılmasından daha zor değildir-beşere iman tayin ettiği bu mübârek Zât'ın, o içli yalvarış ve yakarışlarına merhamet edip cennetleri yaratacak ve insanlığa armağan edecekti... Yaratmış ve edecektir de... Evet, bu imtihan yurdu, bir sırlı anahtar olan O'nun peygamberliğiyle açıldığı gibi, bir mükâfat ülkesi olan âhiret de, yine O'nun o içten kulluğu, o bütün varlığı alâkadar eden dualarıyla açılacak ve arkasında durup onun bütün istek ve dileklerini can kulağıyla dinleyip 'âmin' diyenlere (Selâm sizlere, hoş geldiniz! Haydi girin içinde ebedî kalmak üzere o cennetlere) denilecektir. Fırçanın henüz bahis mevzuu edilmediği bir dönemde Zaman ve Mekanın Efendisi (sav) misvak kullanmayı tavsiye etmişlerdir. Nitekim misvak mikrop öldürücü, tükürük salgısını arttırıcı hususiyetlerinin bulunması, pH'i ile aynı olduğu için ağız için dengesini bozmaması, kullanımı kolay ve ekonomik olması sebebiyle tercihe şayan bir diş temizleme vasıtasıdır.Ben, Müslümanlığın, yarının Avrupa'sı için mutlaka kabule değer olacağı kanaatindeyim. Aslında, Avrupa, çoktan Müslümanlığı kabule değer bulmaya başladı bile... [B]G. Bernard Shaw[/B] [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Hiçbir mektep ve medrese görmeyen o Zât, öylesine mükemmel imâni esaslar, öyle hârika İslâmî prensipler ve ruhlara inşirah veren öyle bir ibadet ve dua anlayışıyla ortaya çıkmış ki, o günden bu güne, onlardan daha mükemmeli ne bulunmuş, ne de bulunabilir. Hele, bindörtyüz seneden beri, insanoğlunun hemen hemen beşte bir gibi büyük bir bölümünü, Hak'dan getirdiği o eskimez, yıpranmaz, ilâhî prensiplerle, kılı kırk yararcasına âdilâne ve hakkâniyet üzere idare etmesi kat'iyyen beşer tarihinde benzeri olmayan bir hâdisedir. Evet, ümmî bir Zât'ın hareket, söz ve davranışlarından meydana gelen bir nizam ve sistem, hele her asırda yüzmilyonlarca insanın rehberi, mercii olup onların akıllarını ilimlerle donatması, kalplerini feyizlere gark etmesi, nefislerine istikamet kazandırması ve ruhlarını inkişaf ettirip onları imrenilecek hâle getirmesi itibariyle O'nun eşi ve menendi yoktur. Bilhassa bedevî ve ümmî bir muhitde, ictimâî ve idârî kanunların bilinmediği bir dönemde ve fetret asrının karanlıkları içinde, çok kısa zamanda etrafındakileri uyarıp medenîlerden daha medenî, âlimlerden daha âlim; ictimâî ve siyâsî hayatta en ileri, hatta büyük devlet ve büyük milletlere üstad ve rehberler olabilecek seviyeye getirmesi ve alabildiğine ibtidâî bir topluluktan dünyaları idare edebilecek büyük diplomatlar yetiştirmesi tarihte emsâl gösterilemeyecek vak'alardandır. İşte câhîliye çağı, işte o Zât; işte asrımız, işte asrın büyük diplomatları; işte selîm akıl, işte müstakîm düşünce; işte değişik muvazene usulleri ve işte hiç kimseyle muvâzene edilmeyecek olan hârikalar harikası O büyük insan..! Geceleyin kılkurdları barsaktan dışarı çıkar ve kaşıntı yapar. Uyuyan kişi habersiz olarak orayı kaşır. Uyandığı zaman elini yıkamadan elini ağzına götürdüğünde yumurtalar sindirim yoluna gider ve barsakta rabditiform kurtçuk açığa çıkar. Nitekim yüce Rehberimiz buna işaretle 'sabahleyin kalkınca ellerinizi yıkayınız. Çünkü onların gece nereye değdiğini bilemezsiniz' buyurmuştur.Hakim, hatip, Allah elçisi, kanun koyucusu, savaşçı, en mükemmel bir ibadetin muhyîsi ve sayısız dünya devletlerinin kurucusu, işte Hz. Muhammed (as). İnsan büyüklüğünün ölçüldüğü bütün mikyaslarda hangi insan ondan daha büyük olabilir ki..? [B]Lamartine, Histoire la Turquie[/B] [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]İman, teslimiyet ve hakka itimatda, melek ve ruhanîleri gıptaya sev edecek kadar erişilmez noktalara ulaşmış bulunan o Zât; ibadet adına ümmetine tebliğ ettiği vazifelerin hemen hepsinde herkesten ileri olması, açık-kapalı mükellefiyetlerini ciddi bir disiplin içinde yerine getirmesi, en sıkıntılı anlarında dahi bütün sorumluluklarını fevkalâde bir hassasiyetle takip etmesi.. herkesten ziyade haramlardan kaçınması, hatta haramlara girme endişesiyle şüpheli şeylerden uzak kalması.. Hakk'a kullukta daima, en ilerilerden daha ileri olması.. bütün bir hayat boyu fevkalâde takvası, fevkalâde Allah korkusu ve Allah'a karşı saygısı itibariyle de eşi menendi olmamış olamaz da... Hele, Rabbisine bağlılık ve irtibatın ifadesi olan, her meselede O'na sığınıp O'na müracaat etmesi, O'na yönelip O'na yalvarıp yakarması, yalvarıp yakarırken de ifadelerin en can alıcısı, üslûpların en çarpıcısı ve Yüce Yaratıcı'ya en yaraşır ve yakışırı ile yalvarıp yakarması ve bilhassa kullandığı şive, ortaya koyduğu edâ ile öyle erişilmez bir kulluk örneği olmuştur ki, o zamandan beri gelen bütün hak dostları, gerçeğe uyanmış bütün erenler, teveccüh, dua ve yakarışlarında hep O'nun, o derinlerden derin tavsiflerine, o yürekleri hoplatan sihirli niyazlarına müracaat etmiş ve O'nun marifet ve düşünce ırmağına sığınmışlardır. Ellerin et ve yağ gibi maddelerle bulaşık olması hem haşere hem de mikropların üremesi için zemin teşkil eder. Yüce Rehberimiz 'ellerinde et veya yağ kokusu eseri olduğu halde yatan bir kimse bir hastalığa müptela olur veya hayvan ve haşerelerden bir zarara uğrarsa, kedisinden başkasını suçlu bulmasın' buyurmuştur. Burada haşerenin yanında hayvan tabirinin kullanılması enteresandır. Hayvan, hayat sahibi yani canlı mânâsına da gelmektedir. Dolayısıyla mikrop mefhumuna işaret edilmektedir.Hz. Muhammed (sav) toplu halde yapılan ibadetin o muazzam gücünü, tarihte ilk temsil edip gösteren insandır. Hiç şüphe yok, ki, çok geniş mikyasta, İslâm'ın kudreti, günde beş vakit kılınan namazın kudretinden kaynaklanmaktadır. [B]J. H. Lenison, Emotion as the basis of civilisation[/B] [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]O Zât, Hakk'a bağlılık, dua ve ibadette eşi olmadığı gibi, peygamberlik vazifesini tebliğe ve halkı, Hakk'a davette gösterdiği yüksek metânet, hârika sebat ve cesaret de dahi dengi ve benzeri yoktur. Evet, büyük devletler, büyük dinler, hatta en yakın akrabalarına kadar kendi oymak ve kabîlesi, akla-hayâle gelmedik en şiddetli düşmanlıklarla O'nun karşısına çıktıkları halde, zerre kadar sarsılmaması, telâş ve tereddüt göstermemesi ve hele korkaklığa asla düşmemesi.. değil tereddüt, telâş, korkaklık; tek başına bütün dünyaya meydan okuması ve âlem şümûl mücadelesini zafere ulaştırması hatta bu kadar ağır şartlar altında getirdiği o ilâhî mesajı dünyanın yarısına ve insanlığın büyük bir kısmına tebliğe etmesi davet ve irşatta dahi O'nu eşi menendi olmadığını gösterir. Evet O, yaşadığı döneme ait çeşit çeşit düşünce akımları, inanç sistemleri, rûhanî reislerin bilgi dünyaları ve daha binbir muâraza, muhalefet ve inkâr karşısında, o dağları yerinden söküp atacak müthiş imanı, o cihanları yeniden şekillendirebilecek hârika yakîni ve hiçbir şey karşısında 'pes' etmeyen cihanpesendâne iradesiyle karşıladı, hesaplaştı ve geçtiği yolun bir kenarına itiverdi. Bütün bunları yaparken de, rüyalarında dahi bir lâhza, tereddüt, şübhe, vesvese ve za'fa düşmedi, Yakîni, itikadı, itminânı ve Hakk'a itimadıyla daima herkesin önünde bulundu; bulundu ve bütün hayatı boyunca inancın zirvelerinde dolaştı.. Hem öyle bir dolaştı ki, başta Sahabe olmak üzere herbiri birer iman ve mâneviyat kahramanı sayılan bütün evliyâ ve asfiyâ, inançta, itikatda, itminânda hep O'nu rehber kabul edip, O'nun aydınlık iklimine yenilenip ayrı birer buuda ulaştılar. Yüce Rehberimiz 14 asır önce misvak kullanılmasını tavsiye etmiştir. Bugün Avrupa ilaç sanayiinde diş macunu üretiminde misvaktan faydalanılmak istenmektedir. Araştırmacılar bu bitkinin dişte tabaka meydana gelmesini önleyici kimyevî tedavi edici maddeler ihtiva ettiğine inanıyorlar. Bazı Afrikalı araştırmacılar da bu bitkini özlerinin ağızda bakteri üremesini önlediğini bulmuştur. Bir raporda bu maddelerin diş etlerini harekete geçirdiği, şişme ve kanamaları iyileştirdiği bildirilmiştir.Hz. Muhammed: (sav) Arap putperestliğinin artıklarını, Yunan ve Yahudi ilâhiyatının ananelerini ve dînî liderlerinin, faydasız ve lüzumsuz bütün fikirlerini bir yana atmış o temizlerden temiz kalbi, o şimşek gibi parlak gözleriyle hakikatın ruhuna girmişti. [B]Carlyle, Kahraman Muhammed[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Yolların Ayrımındaki Zat
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst