Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Yükünü Bırak Da Geç
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 468312" data-attributes="member: 1004566"><p> <table style='width: 100%'><tr><td><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><strong>Yükünü Bırak Da Geç</strong></span><br /> <br /> </span></td></tr><tr><td><table style='width: 100%'><tr><td><table style='width: 100%'><tr><td><span style="color: #000000"><strong>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</strong><br /> </span><br /> <span style="color: #000000"><strong>“Nihâyet o gün </strong>(dünyada yararlandığınız)<strong> nîmetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” </strong>(Tekâsür, 8)</span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><br /> </span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><strong>Rasûlullah (sav) buyurdular:</strong><br /> </span><br /> <span style="color: #000000"><em>“Kıyâmet gününde kâfir getirilir ve ona, «Söyler misin, senin dünyâ dolusu altının olsa bunları şu an kendini kurtarmak için fidye olarak verir misin?» denildiğinde, «Evet.» cevâbını verir. Bunun üzerine ona: «Senden bundan daha kolayı istendi (fakat bundan çekindin!)» denilir.”</em> (Buhârî, Rikâk 49; Müslim, Münâfıkîn 52)</span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><br /> <br /> <br /> </span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000">Bir Hak dostu, ibret nazarıyla seyrettiği bir manzaradan hareketle insanoğlunun ihtirâsını şöyle ifâde buyurur:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">“Bir gün bir ağacın altında oturmuş dinleniyordum. Bir karınca dikkatimi çekti. Kendinden hayli büyük bir ekmek kırıntısını yüklenmiş, sürükleye sürükleye götürüyordu. Bazen bir su birikintisiyle karşılaşıyor ve etrafından dolaşıyor, bazen de otlara takılan ekmeğin ucunu kurtarmak için didinip duruyordu. Ama ne ekmek parçasını bırakıyor, ne de rahatça taşıyabilmek için ekmeği ufaltıp küçültmeye râzı oluyordu. Bu şekilde o sıcak günde, bu ekmek parçasını uzun bir mesafe taşıdı. <br /> Nihâyet yuvasına geldi. Lâkin yuvasına giden koridor küçük, taşıdığı lokma ise büyüktü. Binbir zahmetle yuvanın ağzına kadar getirdiği ekmek parçasını bir türlü içeriye sokamıyordu. Ekmeğin etrafında dolaşıyor, parçayı döndürüyor, öbür tarafından çekiyor, ama bir türlü lokmacık yuvaya girmiyordu.<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">Bu manzara, beni, kendi hâlimi düşünmeye sevk etti. Bir ömür boyunca istif edip biriktirdiğimiz dünyalıkları, nasıl kabir kapısından sokmaya çalıştığımız aklıma geldi. Hâlbuki dünyada biriktirdiğimiz bu eşyânın, ziynet ve servetlerin, çok daha güzelleri bizi âhiret hayatında bekliyordu. Tabiî, eğer daha önceden oraya gönderebilmişsek! Hakk’ın lutfettiği nîmetlerin nasıl sarf edileceğini bilmiş isek!..”<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">Sâlihlerden biri şöyle demiştir:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">“Rüyamda kendimi cehennemin köprülerinin üzerinde duruyor gördüm. Oraya büyük bir korku ve endişe ile baktım. Kendi kendime:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">“–Bunları nasıl geçeceğim?” derken oradan biri bana:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">“–Ey Allâh’ın kulu, yükünü bırak da geç.” dedi. Ona:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">“–Benim yüküm nedir ki?” dediğimde:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">“–Dünyâyı bırak.” diye karşılık verdi. (Rûhu’l-Beyân, II, 470)<br /> </span><br /> <span style="color: #000000">Kalpten çıkarılması gereken dünyânın ne mânâya geldiğini ise, Hazret-i Mevlânâ şöyle hülâsa eder:<br /> </span><br /> <span style="color: #000000"><em>“Şunu bilesin ki, dünyâ; para, pul, kadın, giyim-kuşam, ticâret değildir. Dünyâ; Allah’tan gâfil olmaktır.” </em>(Osman Nûri Topbaş, Şebnem Dergisi, Yıl: 2008, Ay: Temmuz, Sayı: 41)</span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><br /> <br /> </span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><strong><em>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna</em></strong><strong><em> (Allah’ın En Güzel İsimleri)<br /> </em></strong></span><br /> <span style="color: #000000"><strong>el-Kayyûm</strong><strong>:</strong> Zeval bulmayan dâim, kâinatın yöneticisi, bütün varlıkların kendisine bağlı olduğu en yüce Var, kendi kendisine yeten tek Var, gökleri ve yeri ayakta tutan, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye bağlı olmayan demektir.</span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><br /> <br /> </span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><strong><em>Kısa Günün Kârı<br /> </em></strong></span><br /> <span style="color: #000000">Dünyâ nîmetlerine takılıp kalmak, onun fânî ve anlık zevk u safâsı için sonsuz bir saâdet imkânını zâyî etmek gibidir. Kalbi meşgûl ederek kulu gaflete düşüren ve Rabbini unutturan her şeyi gönülden çıkarmak îcâb eder.</span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><br /> </span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><strong><em>Lügatçe</em></strong></span><br /> <span style="color: #000000"><strong>ihtirâs: </strong>Aşırı, güçlü istek, tutku, arzu, şehvet. <br /> <strong>gâfil: </strong>Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah’ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.</span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><br /> </span></td></tr><tr><td><span style="color: #000000"><span style="color: #000000">"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir </span><strong><a href="http://list.erkam.net/em/link.php?M=46024&N=2045&L=159&F=H" target="_blank"><span style="color: #000000">ALTINOLUK</span></a></strong><span style="color: #000000"> hizmetidir.</span></span><br /> </td></tr></table></td></tr></table></td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 468312, member: 1004566"] [TABLE="width: 606, align: center"] [TR] [TD="bgcolor: #ffffff, align: left"][COLOR=#000000][SIZE=3][B]Yükünü Bırak Da Geç[/B][/SIZE] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="colspan: 2"][TABLE="width: 606"] [TR] [TD="width: 580, bgcolor: #ffffff, align: left"][TABLE="width: 570, align: center"] [TR] [TD][COLOR=#000000][B]Cenâb-ı Hak buyuruyor:[/B] [/COLOR] [COLOR=#000000][B]“Nihâyet o gün [/B](dünyada yararlandığınız)[B] nîmetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” [/B](Tekâsür, 8)[/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD][COLOR=#000000][B]Rasûlullah (sav) buyurdular:[/B] [/COLOR] [COLOR=#000000][I]“Kıyâmet gününde kâfir getirilir ve ona, «Söyler misin, senin dünyâ dolusu altının olsa bunları şu an kendini kurtarmak için fidye olarak verir misin?» denildiğinde, «Evet.» cevâbını verir. Bunun üzerine ona: «Senden bundan daha kolayı istendi (fakat bundan çekindin!)» denilir.”[/I] (Buhârî, Rikâk 49; Müslim, Münâfıkîn 52)[/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD][COLOR=#000000]Bir Hak dostu, ibret nazarıyla seyrettiği bir manzaradan hareketle insanoğlunun ihtirâsını şöyle ifâde buyurur: [/COLOR] [COLOR=#000000]“Bir gün bir ağacın altında oturmuş dinleniyordum. Bir karınca dikkatimi çekti. Kendinden hayli büyük bir ekmek kırıntısını yüklenmiş, sürükleye sürükleye götürüyordu. Bazen bir su birikintisiyle karşılaşıyor ve etrafından dolaşıyor, bazen de otlara takılan ekmeğin ucunu kurtarmak için didinip duruyordu. Ama ne ekmek parçasını bırakıyor, ne de rahatça taşıyabilmek için ekmeği ufaltıp küçültmeye râzı oluyordu. Bu şekilde o sıcak günde, bu ekmek parçasını uzun bir mesafe taşıdı. Nihâyet yuvasına geldi. Lâkin yuvasına giden koridor küçük, taşıdığı lokma ise büyüktü. Binbir zahmetle yuvanın ağzına kadar getirdiği ekmek parçasını bir türlü içeriye sokamıyordu. Ekmeğin etrafında dolaşıyor, parçayı döndürüyor, öbür tarafından çekiyor, ama bir türlü lokmacık yuvaya girmiyordu. [/COLOR] [COLOR=#000000]Bu manzara, beni, kendi hâlimi düşünmeye sevk etti. Bir ömür boyunca istif edip biriktirdiğimiz dünyalıkları, nasıl kabir kapısından sokmaya çalıştığımız aklıma geldi. Hâlbuki dünyada biriktirdiğimiz bu eşyânın, ziynet ve servetlerin, çok daha güzelleri bizi âhiret hayatında bekliyordu. Tabiî, eğer daha önceden oraya gönderebilmişsek! Hakk’ın lutfettiği nîmetlerin nasıl sarf edileceğini bilmiş isek!..” [/COLOR] [COLOR=#000000]Sâlihlerden biri şöyle demiştir: [/COLOR] [COLOR=#000000]“Rüyamda kendimi cehennemin köprülerinin üzerinde duruyor gördüm. Oraya büyük bir korku ve endişe ile baktım. Kendi kendime: [/COLOR] [COLOR=#000000]“–Bunları nasıl geçeceğim?” derken oradan biri bana: [/COLOR] [COLOR=#000000]“–Ey Allâh’ın kulu, yükünü bırak da geç.” dedi. Ona: [/COLOR] [COLOR=#000000]“–Benim yüküm nedir ki?” dediğimde: [/COLOR] [COLOR=#000000]“–Dünyâyı bırak.” diye karşılık verdi. (Rûhu’l-Beyân, II, 470) [/COLOR] [COLOR=#000000]Kalpten çıkarılması gereken dünyânın ne mânâya geldiğini ise, Hazret-i Mevlânâ şöyle hülâsa eder: [/COLOR] [COLOR=#000000][I]“Şunu bilesin ki, dünyâ; para, pul, kadın, giyim-kuşam, ticâret değildir. Dünyâ; Allah’tan gâfil olmaktır.” [/I](Osman Nûri Topbaş, Şebnem Dergisi, Yıl: 2008, Ay: Temmuz, Sayı: 41)[/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD][COLOR=#000000][B][I]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna[/I][/B][B][I] (Allah’ın En Güzel İsimleri) [/I][/B][/COLOR] [COLOR=#000000][B]el-Kayyûm[/B][B]:[/B] Zeval bulmayan dâim, kâinatın yöneticisi, bütün varlıkların kendisine bağlı olduğu en yüce Var, kendi kendisine yeten tek Var, gökleri ve yeri ayakta tutan, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye bağlı olmayan demektir.[/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD][COLOR=#000000][B][I]Kısa Günün Kârı [/I][/B][/COLOR] [COLOR=#000000]Dünyâ nîmetlerine takılıp kalmak, onun fânî ve anlık zevk u safâsı için sonsuz bir saâdet imkânını zâyî etmek gibidir. Kalbi meşgûl ederek kulu gaflete düşüren ve Rabbini unutturan her şeyi gönülden çıkarmak îcâb eder.[/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD][COLOR=#000000][B][I]Lügatçe[/I][/B][/COLOR] [COLOR=#000000][B]ihtirâs: [/B]Aşırı, güçlü istek, tutku, arzu, şehvet. [B]gâfil: [/B]Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah’ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.[/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000] [/COLOR][/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][COLOR=#000000][COLOR=#000000]"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir [/COLOR][B][URL="http://list.erkam.net/em/link.php?M=46024&N=2045&L=159&F=H"][COLOR=#000000]ALTINOLUK[/COLOR][/URL][/B][COLOR=#000000] hizmetidir.[/COLOR][/COLOR] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Yükünü Bırak Da Geç
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst