Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yüreğine inmek
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 45030" data-attributes="member: 1580"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ağaç, Sonbaharda soyunur ki, yüreğinin içinde dua edebilsin. Yüreğine inmek kolay değildir. Yüreğine nazar edebilmek için, dışındaki her şeyden soyunmak gerekir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bir kiraz ağacı düşünün meselâ. Bahardaki her türlü zenginliği kuşanmış şaşaalı haliyle, yaz mevsiminde Rabbimizin muhteşem güzel nimetlerini başına takınmış fevkalâde şirin vaziyetiyle, Sonbahardaki fakir, sessiz, çıplak, âciz görünüşü arasında, kıyas kabil olmayan bir farklılık vardır. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ne hissettiriyor Rabbimiz bizlere, onun bu iki tavrını seyrettiğimizde?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Cennet benim eserim. Cemal benim tecellim. Süsleyen, güzelleştiren, her sanatı isimlerimle yaldızlayan benim. Bir baharı değil, binler baharı dolduracak baharlar ve güzellikler gizli o ağacın içinde. Ve hatta her meyvesinin her bir çekirdeğinde… Eğer ben o ağaca her baharda o muhteşem, cennet hurileri misali elbisesini ihsan edip giydirmesem, onun elinde bir şey yok ki, donanabilsin. İşte görüyorsunuz, şu fakir, âciz halini. Veren, ihsan eden benim.”</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Evet, vereni idrak etmek, ihsan edeni bilmek, sebebleri aşıp, müsebbibe ulaşabilmek için, yüreğine inmek gerek. “Âcizim, fakirim” diyebilmek Rabbine bütün zerrâtıyla sığınabilmek için, her şeyi Ona teslim edip, o ağaç gibi tümüyle soyunmak, bir tek yüreğinin sesi kalana kadar soyunmak gerek. Ki, o yürek dahi der, “Eğer böyle muntazam işliyorsam, bedenime hayat suyu olan kanı pompalıyorsam, Rabbim ihsan ettiği ve her an Onunla olduğum içindir. Sen Onunla olmayı bıraksan dahi, ben son çarpışımda dahi Ona bağlıyım. Zira hayatım Onunla bağlıdır.”</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Evet, maddî hayatımızın olduğu gibi manevî hayatımızın da hayatı, Ona bağlıdır. Ondan koparsan, kalbin Ona maddeten bağlılığını devam ettirse ve yaşıyor olsan dahi, manevî hayat cihetiyle hayat suyun kesilmiştir. “Kalbim sıkılıyor, âdeta yaşamıyorum. Nedir bu boğuculuk?” diye şikâyet etmeye başlarsın. Doğru kalbin sıkılıyor. O bütün gücüyle “Allah! Allah!” diyorken, sen susuyorsun. Kalbine in. Onun sesine kulak ver ve destek ol, ona. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Vereni idrak ettikten sonra, verileni takdir etmek ve şükretmek! Ve bu şükrü dualarla, niyazlarla, övgülerle Ona takdim etmek…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bazı ağaçlar vardır. Baharları çok olur. Duaları çok olur ve içindeki bütün gizlilikleri neşrederek, kulluğunu Rabbine çok zengin ve tam bir şekilde sunar. Yarabbi, bizi de böyle ulu ağaçlar gibi, baharı, duası, sümbüllenişi bol olanlardan eyle. Yaradılışımızda koyduğun kabiliyetleri, nice güzel eserlerle sümbüllendir. Her aza, uzuv ve hissiyatlarımız, gayelerine muvafık sümbüllenişlerini versinler. Zira onların gayelerine uygun yolda olmaları sümbüllenişleridir. </strong> </span> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 45030, member: 1580"] [size=3][font=comic sans ms][b]Ağaç, Sonbaharda soyunur ki, yüreğinin içinde dua edebilsin. Yüreğine inmek kolay değildir. Yüreğine nazar edebilmek için, dışındaki her şeyden soyunmak gerekir. Bir kiraz ağacı düşünün meselâ. Bahardaki her türlü zenginliği kuşanmış şaşaalı haliyle, yaz mevsiminde Rabbimizin muhteşem güzel nimetlerini başına takınmış fevkalâde şirin vaziyetiyle, Sonbahardaki fakir, sessiz, çıplak, âciz görünüşü arasında, kıyas kabil olmayan bir farklılık vardır. Ne hissettiriyor Rabbimiz bizlere, onun bu iki tavrını seyrettiğimizde? “Cennet benim eserim. Cemal benim tecellim. Süsleyen, güzelleştiren, her sanatı isimlerimle yaldızlayan benim. Bir baharı değil, binler baharı dolduracak baharlar ve güzellikler gizli o ağacın içinde. Ve hatta her meyvesinin her bir çekirdeğinde… Eğer ben o ağaca her baharda o muhteşem, cennet hurileri misali elbisesini ihsan edip giydirmesem, onun elinde bir şey yok ki, donanabilsin. İşte görüyorsunuz, şu fakir, âciz halini. Veren, ihsan eden benim.” Evet, vereni idrak etmek, ihsan edeni bilmek, sebebleri aşıp, müsebbibe ulaşabilmek için, yüreğine inmek gerek. “Âcizim, fakirim” diyebilmek Rabbine bütün zerrâtıyla sığınabilmek için, her şeyi Ona teslim edip, o ağaç gibi tümüyle soyunmak, bir tek yüreğinin sesi kalana kadar soyunmak gerek. Ki, o yürek dahi der, “Eğer böyle muntazam işliyorsam, bedenime hayat suyu olan kanı pompalıyorsam, Rabbim ihsan ettiği ve her an Onunla olduğum içindir. Sen Onunla olmayı bıraksan dahi, ben son çarpışımda dahi Ona bağlıyım. Zira hayatım Onunla bağlıdır.” Evet, maddî hayatımızın olduğu gibi manevî hayatımızın da hayatı, Ona bağlıdır. Ondan koparsan, kalbin Ona maddeten bağlılığını devam ettirse ve yaşıyor olsan dahi, manevî hayat cihetiyle hayat suyun kesilmiştir. “Kalbim sıkılıyor, âdeta yaşamıyorum. Nedir bu boğuculuk?” diye şikâyet etmeye başlarsın. Doğru kalbin sıkılıyor. O bütün gücüyle “Allah! Allah!” diyorken, sen susuyorsun. Kalbine in. Onun sesine kulak ver ve destek ol, ona. Vereni idrak ettikten sonra, verileni takdir etmek ve şükretmek! Ve bu şükrü dualarla, niyazlarla, övgülerle Ona takdim etmek… Bazı ağaçlar vardır. Baharları çok olur. Duaları çok olur ve içindeki bütün gizlilikleri neşrederek, kulluğunu Rabbine çok zengin ve tam bir şekilde sunar. Yarabbi, bizi de böyle ulu ağaçlar gibi, baharı, duası, sümbüllenişi bol olanlardan eyle. Yaradılışımızda koyduğun kabiliyetleri, nice güzel eserlerle sümbüllendir. Her aza, uzuv ve hissiyatlarımız, gayelerine muvafık sümbüllenişlerini versinler. Zira onların gayelerine uygun yolda olmaları sümbüllenişleridir. [/b] [/font] [/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yüreğine inmek
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst