Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yüz Güzelliği Mi, Huy Güzelliği Mi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Livza" data-source="post: 108461" data-attributes="member: 8422"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Yüz Güzelliği Mi, Huy Güzelliği Mi? </span></span></span></p><p></p><p></p><p> </p><p><span style="color: purple"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Osmanlı Devleti’nin son devirlerinde yüksek mevkî sahibi memurlardan birinin, itina ile yetiştirdiği bir kızı; yine kendisi gibi üst kademedeki diğer bir memurun ise bir oğlu vardı. Aile büyükleri, bu iki değerli genci birbirlerine uygun gördüklerinden evlendirmek istediler. Neticede her iki âile de çocuklarını evlendirmek üzere aralarında anlaştılar. Önce söz, sonra nişan, derken sıra düğüne geldi. Düğün merasimi, gelinin gideceği konakta yapılmaktaydı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">O günün usûllerine göre, her iki genç, birbirlerini ancak düğün günü göreceklerdi. Gelinin babası duvağı kapalı olarak salona getirdiği kızını; kısa fakat mânâlı bir konuşma ile damada teslim etti. Kendilerine ayrılan bir odada, genç damat, müstakbel hayat arkadaşının duvağını açıp da yüz görümlüğünü taktıktan sonra ânî bir fenalık geçirerek yere düştü. Orada bulunan yakınlarından birkaç hanım, hemen damadı kaldırarak ayılması için gerekeni yaptılar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Ayılıp kendine gelen damat ile gelini, kendileri için hazırlanan koltuklara oturtup, ferahlandıracak bir şerbet ikram ettikten sonra baş başa bıraktılar.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Gelin, üzgün ve mahzun söze başladı:</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">“–Muhterem beyefendi, sizin biraz önce geçirmiş olduğunuz hâlin sebebi, bence mâlum!.. Küçük yaşta geçirmiş olduğum ağır bir çiçek hastalığının yüzümde bıraktığı izler, bir ömür yüzüne bakmaya mecbur olduğunuz hanımınıza karşı size bir soğukluk ve sıkıntı verdi. Ancak bu benim elimde olan bir kusur değil. Rabbim, bu hâli bana lâyık görmüş, elimden ne gelir ki… Şimdi sizden istirhamım şu: Kırk gün evinizde bir misafir olarak kalayım. Bu müddetin sonunda, anlaşamadığımız gerekçesiyle evime döneyim. Bu konuda lütfen anlayış gösterin. Bu hâlden, ikimizden başka hiç kimsenin haberdar olmamasını bilhassa istirham ediyorum!..” diyerek, üzerindeki şahane gelinlik ve başındaki tacı ile gözleri yaşlı bir hâlde damadın ayaklarına kapandı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Damat, ne diyeceğini şaşırmıştı. Gelini yerden kaldırarak yanına oturttu. Kapıldığı heyecan sebebi ile fenalaştığına gelini inandırmaya çalıştıysa da, genç kız düşüncelerinde kararlıydı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Konaktaki düğün, âilenin şerefine uygun olarak bütün ihtişamı ile devam etmiş, fakat iki genç arasındaki bu hadise, büyük bir sır olarak kendi aralarında kalmıştı. Aradan günler geçmiş; genç gelin, başta kayınpederi ve kayınvalidesi olmak üzere, konağın içindeki hizmetkârlara varıncaya kadar, güzel ahlâkı, hizmeti, tevâzuu, davranışları ve konuşmaları ile herkesin kalbinde taht kurmuştu.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Günlerden bir gün, sabah saatlerinde damat beyin oda kapısı hafifçe vuruldu. Kırk gün tamamlanmıştı. İçeri giren, mahzun yüzünü büsbütün solgun gösteren siyah elbisesi ile gelin hanımdan başkası değildi. Kendisine konaklarındaki kırk günlük misafirliği sırasında gösterdikleri nâzik muâmele sebebiyle teşekkürlerini bildirerek, düğün günü aralarında alınan karar gereğince, kırk gün dolduğundan, evine dönmek üzere müsaade istemekteydi.</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Ayağa kapanma sırası şimdi damada gelmişti; gözyaşlarını tutamayarak:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">“–Muhterem hanımefendi, eğer siz beni beğenmediyseniz ve evinize dönmekte kesin kararlıysanız, ona bir diyeceğim olamaz. Ancak şunu bilmenizi isterim ki, siz benim için artık vazgeçilmez bir eşsiniz. Şunu bilin ki; havasız, susuz yaşarım, ama siz olmadan aslâ!.. Sizi tanıdıktan sonra başka bir hayat arkadaşıyla olmama imkân yok!..”</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Bu ve benzeri sözlerle genç kızı ikna ederek kararından vazgeçirmek üzere yalvardı ve neticede muvaffak oldu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">İki değerli insan, ayrılmamak üzere birbirlerine kavuşmuş olmanın sevincini yaşadılar. Onların ömürleri, her gün yenilenen bir balayı olarak sürüp gitti.</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: purple">Ve en önemlisi; aralarındaki bu sırrı, anlayabilecekleri çağa gelince çocuklarına açıkladılar. Böylece onlar da âile saadetinde gönül temizliğinin ve güzel ahlakın, her şeyden daha önemli olduğunun harika bir misalini bizzat görmüş oldular.<img src="http://www.chatortami.net/forum/images/smilies/smile.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080">alıntı...</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Livza, post: 108461, member: 8422"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=red]Yüz Güzelliği Mi, Huy Güzelliği Mi? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=purple][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Osmanlı Devleti’nin son devirlerinde yüksek mevkî sahibi memurlardan birinin, itina ile yetiştirdiği bir kızı; yine kendisi gibi üst kademedeki diğer bir memurun ise bir oğlu vardı. Aile büyükleri, bu iki değerli genci birbirlerine uygun gördüklerinden evlendirmek istediler. Neticede her iki âile de çocuklarını evlendirmek üzere aralarında anlaştılar. Önce söz, sonra nişan, derken sıra düğüne geldi. Düğün merasimi, gelinin gideceği konakta yapılmaktaydı.[/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]O günün usûllerine göre, her iki genç, birbirlerini ancak düğün günü göreceklerdi. Gelinin babası duvağı kapalı olarak salona getirdiği kızını; kısa fakat mânâlı bir konuşma ile damada teslim etti. Kendilerine ayrılan bir odada, genç damat, müstakbel hayat arkadaşının duvağını açıp da yüz görümlüğünü taktıktan sonra ânî bir fenalık geçirerek yere düştü. Orada bulunan yakınlarından birkaç hanım, hemen damadı kaldırarak ayılması için gerekeni yaptılar.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Ayılıp kendine gelen damat ile gelini, kendileri için hazırlanan koltuklara oturtup, ferahlandıracak bir şerbet ikram ettikten sonra baş başa bıraktılar.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Gelin, üzgün ve mahzun söze başladı:[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]“–Muhterem beyefendi, sizin biraz önce geçirmiş olduğunuz hâlin sebebi, bence mâlum!.. Küçük yaşta geçirmiş olduğum ağır bir çiçek hastalığının yüzümde bıraktığı izler, bir ömür yüzüne bakmaya mecbur olduğunuz hanımınıza karşı size bir soğukluk ve sıkıntı verdi. Ancak bu benim elimde olan bir kusur değil. Rabbim, bu hâli bana lâyık görmüş, elimden ne gelir ki… Şimdi sizden istirhamım şu: Kırk gün evinizde bir misafir olarak kalayım. Bu müddetin sonunda, anlaşamadığımız gerekçesiyle evime döneyim. Bu konuda lütfen anlayış gösterin. Bu hâlden, ikimizden başka hiç kimsenin haberdar olmamasını bilhassa istirham ediyorum!..” diyerek, üzerindeki şahane gelinlik ve başındaki tacı ile gözleri yaşlı bir hâlde damadın ayaklarına kapandı.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Damat, ne diyeceğini şaşırmıştı. Gelini yerden kaldırarak yanına oturttu. Kapıldığı heyecan sebebi ile fenalaştığına gelini inandırmaya çalıştıysa da, genç kız düşüncelerinde kararlıydı.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Konaktaki düğün, âilenin şerefine uygun olarak bütün ihtişamı ile devam etmiş, fakat iki genç arasındaki bu hadise, büyük bir sır olarak kendi aralarında kalmıştı. Aradan günler geçmiş; genç gelin, başta kayınpederi ve kayınvalidesi olmak üzere, konağın içindeki hizmetkârlara varıncaya kadar, güzel ahlâkı, hizmeti, tevâzuu, davranışları ve konuşmaları ile herkesin kalbinde taht kurmuştu.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Günlerden bir gün, sabah saatlerinde damat beyin oda kapısı hafifçe vuruldu. Kırk gün tamamlanmıştı. İçeri giren, mahzun yüzünü büsbütün solgun gösteren siyah elbisesi ile gelin hanımdan başkası değildi. Kendisine konaklarındaki kırk günlük misafirliği sırasında gösterdikleri nâzik muâmele sebebiyle teşekkürlerini bildirerek, düğün günü aralarında alınan karar gereğince, kırk gün dolduğundan, evine dönmek üzere müsaade istemekteydi.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Ayağa kapanma sırası şimdi damada gelmişti; gözyaşlarını tutamayarak:[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]“–Muhterem hanımefendi, eğer siz beni beğenmediyseniz ve evinize dönmekte kesin kararlıysanız, ona bir diyeceğim olamaz. Ancak şunu bilmenizi isterim ki, siz benim için artık vazgeçilmez bir eşsiniz. Şunu bilin ki; havasız, susuz yaşarım, ama siz olmadan aslâ!.. Sizi tanıdıktan sonra başka bir hayat arkadaşıyla olmama imkân yok!..”[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Bu ve benzeri sözlerle genç kızı ikna ederek kararından vazgeçirmek üzere yalvardı ve neticede muvaffak oldu.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]İki değerli insan, ayrılmamak üzere birbirlerine kavuşmuş olmanın sevincini yaşadılar. Onların ömürleri, her gün yenilenen bir balayı olarak sürüp gitti.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=purple]Ve en önemlisi; aralarındaki bu sırrı, anlayabilecekleri çağa gelince çocuklarına açıkladılar. Böylece onlar da âile saadetinde gönül temizliğinin ve güzel ahlakın, her şeyden daha önemli olduğunun harika bir misalini bizzat görmüş oldular.[IMG]http://www.chatortami.net/forum/images/smilies/smile.gif[/IMG][/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080]alıntı...[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yüz Güzelliği Mi, Huy Güzelliği Mi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst