Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
Memba
Zan
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 82740" data-attributes="member: 656"><p><strong><span style="font-family: 'Tahoma'"><p style="text-align: left">NÜKTELER...</p><p></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">PAY BİÇMEK</span></span></p><p></span></span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">îki kör aynı tabaktan köfte yiyormuş. Birisi diğerine:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Niçin, demiş, ikişer ikişer alıyorsun?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Sen ele körsün, demiş diğeri, nereden biliyorsun?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Kendimden pay biçiyorum.</span></span></p><p><em><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Hep nefis çıkar Harsıma ölüp ölüp dirilsem, İnsandan kaçmak kolay kendimden kaçabilsem!" </span></span></p><p></em><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">der N. Fazıl.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Kendinden kaçmak zordur, kendine takılmamak... Dünyayı şahsî kıstaslar ile hesaba çekip yargılamamak... Bilmediği şeyler hakkında, zanlarına göre ahkâm kesmemek zordur. O boş boğazlıktan kurtulmak edeb ister, ilim ister, irfan ister. En önemlisi de haddini bilmek gerekir.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Sen </span></span><em><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">bu koşuyu kaybetmezdin yiğidim,</span></span></em></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><em><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Gölgen ayaklarına çelme takmasaydı." </span></span></em><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">der A. Nihat</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Evet, gölgeler ayaklara çelme takınca, körler kendinden pay biçip âlemi suçlar.</span></span></p><p><strong><p style="text-align: left"> </p></strong></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><strong></p></strong></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><strong><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">TUTİ KUŞU</span></span></p><p></strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bir bakkalın, çok güzel konuşan bir tuti kuşu vardır. Dükkana öylesine alışmıştır ki, bakkal gittiğinde artık dükkânı beklemektedir. Birgün yine bakkal dükkândan çıktığında içeriye bir kedi girer. Tuti, ondan kurtulayım derken, dükkandaki bütün gül yağlarını yere döker. Bir müddet sonra gelen bakkal, dükkânı dağılmış, gül yağlarını yerlere dökülmüş bulur.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Kızdı hem tutiye bakkal, dövdü hem, Tuti, hem kel oldu, hem dilsiz o dem!"</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Tuti, o gün dayak yedikten sonra artık hiç konuşmaz ve tüyleri dökülmeye başlar Bakkal, çok üzgündür. Fakat hangi çareye başvursa tutiyi konuşturamamakta, gönlünü alamamaktadır.</span></span></p><p><em><p style="text-align: left"></p><p></em><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Keşke dövmeden evvel kırılsaymış elim, Böyle dilsiz tuti görmek pek elim" diyerek dövünür.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Aradan uzun zaman geçer. Tuti, bir gün kapıdan bir kel adam görür. Ve herkesi şaşırtan şey olur, birden konuşmaya başlar.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Söyle kel, niçin karıştın kellere, Zannedersem sen de gül yağlar döktün yere" der. Bakkal sevinir, tutinin bu sözleri herkesi güldürür.</span></span></p><p><em><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">İnsanlar herkesi kendileri gibi bilerek aldanabilir, kendi hatalarını ve hâllerini umuma mal ederek suizanna düşebilir. Mevlana bu hakikati ders verir ve mevzuyu şöyle tamamlar:</span></span></p></em></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><em><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Olmaz asla evliya insanla bir,</span></span></p><p></em><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px"> <em>Yaz da bir bak, sütte "şir", aslan da "şir."</em> <em>Çoğu insan, iki kelime öğrenince büyüklerin kritiğini yapmaya başlar. Bilmez ki onun bir ömürde kazandığı marifeti bazıları bir saatte kazanmaktadır, Farsça da, şir, hem süt, hem aslan demektir. Bizdeki, elimiz manasında-ki "el" ile, yabancı manasmdaki "el" gibi... Nasıl, ikisi de </em>"şir" <em>diye, aslan ile süt aynıdır denemez, öyle de ikisi de insan diye, her insan aynıdır denilemez.</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px"><em></em></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px"><em></em></span></span><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bir sinek olan arı bal yaparken, başka bir sinek zehir yapmaktadır insanlar tuti kuşunun akıbetine düşmemek için zahire takılmamalı, haddini bilmezlik yapmamalıdır.</span></span></p><p><strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">AİLE YUVASINI YIKAN SABIRSIZLIK...</span></span></p><p></strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Su-i zan, kelimeden de anlaşılacağı üzere kötü düşünce, yanlış tahmin. Varlığı kesin olmayan kötülüğün var olduğuna kesin gözüyle bakmak.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bundan dolayı Âyet-i Kerime kesin olarak bilinmeyen konularda kötü tahmini, yanlış iddiayı yasaklamış:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">— Ey iman edenler! diye hitap ettiği müminlere su-i zandan kaçmalarını emretmiştir.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Su-i zan her konuda mahzurludur ama, aile içindeki su-i zanlar daha da mahzurlu ve korkunçtur. Zira beyin hanımından, hanımın beyinden su-i zan etmesi (Allah korusun) yuvanın yıkılmasına sebep olacak kadar kötü neticeye varmaktadır.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Nitekim tarihte böyle iç yüzü incelenmeden verilen bir çok kararlar var ki, yuvayı yıkmış, sonra da bunun bir su-i zandan başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Ama, yıkılan yuva sonra yeniden yapılamamıştır.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bunlardan biri de Haccac'ın kız kardeşi Zeynep'in başına gelen su-i zan hadisesidir.</span></span></p><p><strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Zeynep, Mugîre ile evlidir.</span></span></p><p></strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Ancak Mugîre çok şüpheci ve titiz adamdır. Birçok şeyden nem kapar. Gördüğü bir olayın iç yüzünü incelemeden hüküm verir. Bir pire için, bir yorgan yakar.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Zeynep ise, beyinin bu inceliğim pek hesaba katmayan, onun titizliğini düşünmeyen vurdum duymaz bir hanımdır.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">işte tehlike de burada... Biri birlerini bilmemelerinde.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">İki tarafın da birbirini tanımamaları, mizaçlarının, su-i zanna ne kadar müsait olduğunu anlamamaları... Acaba hiç mi mizaç farklılıklarım düşünmemişler?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Ne gezer? Şayet öyle bir dikkatleri olsaydı, arzedece</span></span><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">T ğim aile yuvası yıkımı başlarına gelir miydi? Basit bir şüphecilik yüzünden bu ibretli olay yaşanır mıydı?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Şu aceleciliğe, şu tahammülsüzlüğe, şu peşin hükümlülüğe bakın! Bakın da ibret alın... Bir sabah erkenden kalkan Zeynep abdest almazdan önce dişlerini kurcalamaya başlar. Anlaşılan, dişleri arasında kalan kırıntıları çıkarmaya uğraşmaktadır. O sırada beyi de yanında belirir. Bakar ki, sabahın erken saatinde Zeynep dişlerini karıştırmaktadır. Hemen hükmünü verir:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Boşamalı Zeynep'i! Niçin mi?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bakın niçin? İşte söylediği sözleri:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">— Zeynep! Dişlerinin arasındakiler erken kahvaltının kırıntısı ise, bu bir sabırsızlık örneğidir. Akşam yemeğinin bakiyesi ise, bu da kokmuşluğun delilidir. Her iki halde de sen bana yaramazsın. Doğru babanın evine!..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bakın şu aceleciliğe, peşin hükümlülüğe. Araştırmadan karar vermeye... Babasının evine giden Zeynep'e sitem ederler:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">— Keşke sen de erkenden kahvaltı yapma hatasını işlemeseydin, yahut da akşam yemekten sonra dişlerini temizlesen de sabah yemek kırıntısı çıkarmak zorunda kalmasaydın?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Zeynep nasıl cevap verir buna biliyor musunuz?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Asıl ibret burada. Lütfen dikkat buyurun. Meselenin aslı nedir? Şöyle açıklar durumu:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">— Benim diş kırıntılarımla meşgul oluşum, ne erkenden kahvaltı yapışımdan, ne de akşam yemeğinden sonraki kırıntıları çıkarışımdandır. Yatarken dişlerimi mis-vaklamıştım, sabah kalkınca misvak parçalarının diş arasında kaldığını hissettim, onları çıkarmaya uğraşıyordum! Gördünüz mü işin iç yüzünü. Ne öyle, ne de böyle.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Mesele tam aksine. Temizliğin, sabrın örneği. Beslenen su-i zanla uzaktan yakından ilgili değil.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Şimdi ne olacak? Evet, olayın iç yüzü anlaşıldıktan sonra durum ne olacak?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Ne olacak, olmayan şeyi var kabul edip de peşin hüküm veren su-i zancılarm akıbeti ne ise, onlarınki de öyle olacak. .</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Nitekim ip kopmuş, nikah düşmüş, yuva yıkılmıştır. İstersen bin pişman ol, yüz elem ve teessür duy..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Mugîre de öyle olmuş. Bin pişman. Ömür boyu elem ve teessür söz konusudur. Bu tarihî olay, aile içindeki acelecilere, peşin hükümlülere, su-i zancılara büyük bir ibret dersidir. Şayet ibret almak ister, ikâz olmayı düşünürlerse... Mugîre ve Zeynep hadisesi unutulmamalıdır.</span></span></p><p><strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">PADİŞAHIN İŞİ NE?</span></span></p><p></strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sultan Murad Han o gün bir hoştu. Telaşlı görünmekteydi. Neşeli deseniz değil; üzüntülü deseniz hiç değil. İçinden çıkılmaz bir ıstırap kaplamıştı yüzünü .</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sadrazam Siyavuş Paşa:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hayrola hünkarım, canınızı sıkan bir şey mi ola? diye sormaktan kendini alamadı.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bu soru Sultana bir kurtuluş gibi geldi ve içini dökmek istedi sırdaşına:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Akşam garip bir rüya gördüm lala.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hayırdır inşallah Sultanım!...</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hayır mı, şer mi öğreneceğiz.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Nasıl yani?!...</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Ve iki molla kılığında çıktılar yola. Padişah hâlâ gördüğü rüyanın etkisi altındaydı ve gideceği yeri iyi bilmekteydi. Seri, kararlı adımlarla Bayezit'e çıktı, sonra Vefa'ya döndü. Zeyrek'ten aşağılara salındı. Unkapanı civarında soluklanıp; etrafına dikkatle bakındı. Sanki bir adres, bir kişi arıyor gibiydi. İşte tam o sırada yerde yatan bir adam gözlerine çarptı. Yaklaştılar, baktılar ki adam dünyadan geçmiş. Kimsenin ilgilendiği yok. Sanki orda biri yatmıyor. Üzerinde sonbahar yapraklan savrulmakta. * Nabzını yokladılar; ama nafile, nabız atmıyor.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sordular halka: -Kimdir bu?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Aman molla hiç bulaşma buna, dedi ahali. Ayyaşın, sarhoşun biri. Kırk yıllık komşumuz... Ne menem biri olduğunu .bildiğimizden biz bulaşmak istemeyiz.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bir başkası anlatmaya başladı hemen:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Biliyor musunuz, dedi, aslında iyi sanatkârdır.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Azaplar çarşısında çalışırdı. Nalının en iyisi yapardı. Ancak kazandığı her kuruşu içkiye, fuhuşa harcadı ömrü boyunca. Hem şişe şişe şarap taşıdı evine; hem de nerede bir mimli kadın varsa, taktı peşine, yazık etti değerli ömrüne.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Hele yaşlıca bir adam çok öfkeliydi:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- İsterseniz sorun komşularına, dedi. Sorun bakalım onu bir kez olsun bir cemaatte gören olmuş mu ?!..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Hasılı, dönüp ardını gitti mahalleli. Bizim tebdil-i</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">kıyafet mollalar kaldılar mı. ortada? Tam Sadrazam da toparlanmak üzereydi ki sultan, kesti yolunu:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Nereye lala!?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sultan kızdı:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Millet bu, çeker gider; ama biz gidemeyiz. Bu ahalinin çobanı biziz, şöyle veya böyle onlar bizim tebaamız. Demini tamamlamamız gerek.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- İyi ya hünkarım, saraydan birkaç hoca yollarız, böylece vebalinden de kurtulursunuz.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Olmaz!... Rüyamızın sun çözülmedi ki daha.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Peki ne yapmamamız emir buyurulur?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Mollalığa devam. Na'şını kaldırmalıyız bu zatın en azından.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Aman sultanım, nasıl kaldırırız biz?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">-Basbayağı kaldırırız işte.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">-Yapmayınız, etmeyiniz hünkarım; bunun yıkanması, paklanması var; kefenlenmesi, gömülmesi var.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Merak etme lala, ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Şurada bir mahalle mescidi var...</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Birlikte cenazeyi yüklendiler ve camie geldiler. Siyavuş Paşa, sağa sola koşturdu önce. Kefen, tabut buldu. Padişah bakır kazanları ocağa vurdu. Usûl ve erkanınca bir güzel yıkadılar ki na'ş ayan beyan güzelleşti sanki. Ayın on dördü gibi parlamaktaydı yüzü. Çehresi şakilere hiç benzemiyordu, hem manâlı bir tebessüm okunuyordu dudaklarında. Hünkarın kanı ısınmıştı o anda bu adamcığa. Meçhul nalıncıyı kefenleyip, tabutlayıp yatırdılar musallaya. Ama namaz vaktine de bir hayli vardı daha. O arada Si-yavuş Paşa sıkıntı içinde yaklaştı:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hünkarım, dedi yanlış yapıyoruz galiba.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Nasıl yani lala?!</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki ailesinden birileri vardır, hanımı mesela, yahut yetimleri.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Doğru, öyle ya. Sen bekle başını, ben mahalleyi bir dolanıp geleyim. Bakalım kimsesini bulabilir miyiz?!..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sadrazam Kur'an okumasına devam ede dursun, hünkar koştu, garip maceranın başladığı noktaya geri döndü. Sorup soruşturdu ve nalıncının evini buldu.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Kapıyı yaşlıca bir kadın açmıştı. Olayı metanetle dinledi ve sanki vefatın bu türlüsünü bekler gibi.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hakkını helal et evladım, dedi. Belli ki çok yorulmuşsun. Allah senden razı olsun. Garibimi yerde bırakmadın demek. Hakkını helal eyle.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sonra üzgün, yıkılmış halde, eşiğe çöktü hanımcık; ellerini yumruk yapıp şakaklarına dayadı. Gözleri kısıldı yalnızca, eski hatıralara daldı gitti bir zaman. Silkinip çıktığında zamanın dehlizinden,</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Biliyor musun oğul, diye dertli dertli anlatı. Bizim efendi bir âlemdi vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar, gücünü tüketir, emeğini harcardı... Ama birinin elinde şarap şişesi görmeye görsün. Elindeki avucundakini verip satın alırdı. Sonra getirip dökerdi hepsini. Niye!? Ommet-i Muhammed'in kursağından haram geçmesin, günaha girmesinler diye.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Hayret!..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Sonra malum kadınların ücretlerini öder, getirirdi bu eve. "Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım.** derdi, öyleyse şimdi dinlenmeniz gerek. O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım o zavallı düşkünlere saatlerce. İlmihal, Huccetül-islam okurdum onlara.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Bak sen!.. Millet ne sanıyor halbuki.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir İmamın arkasında durmalı ki, insan tekbir alırken Kabe'yi görmeli, derdi.'</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Öyle imam var mı ki şimdi?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- İste bu yüzden Nisancı'ya Sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün, "Bak a efendi, dedim. Sen böyle yapıyorsun; ama komşular seni kötü belleyecek. Namazsız niyazsız zannedecek. Cenazen ortada kalacak hafazanallah!.."</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">-Doğru, öyle ya!..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Ama o, kimseye zararım olmasın diye, mezarını bile kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim, İş mezarla bitiyor mu? Dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?!..</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Peki o ne dedi?</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">- Önce uzun uzun güldü. Sonra elinin tersini, fani dünyayı boşlar gibi salladı ve:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?!.."</span></span></p><p><strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">İKİ KÖLE</span></span></p><p></strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri çok temiz yüzlü inci dişli biriydi, nefesi gül gibi kokuyordu. Diğeri oldukça çirkindi, dişleri çürümüş ağzı kokuyordu.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Padişah o güzel yüzlü köleye ihsanlarda bulunarak onu hamama gönderdi. Dişleri çürümüş ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğendiğini fakat arkadaşının kendisi hakkında çok kötü şeyler söylediğini belirterek, onun da arkadaşının kötü huylarını söylemesini istedi. Fakat köle arkadaşına toz kondurmadı hep onu övücü sözler söyledi. Padişah ne yaptıysa bir türlü o köleye arkadaşı hakkında kötü bir söz söyletemedi.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Nihayet İkinci köle hamamdan geldi. Padişah onu da sınamak için huzuruna çağırdı, onu övücü sözler söyledi:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Sıhhatlar olsun ne kadar zarif ve lâtif olmuşsun. Keşke öbür kölenin sayıp döktüğü kötü huyların da olmasa ne olurdu." dedi ve onu da diğer köle gibi denemek istedi.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bunun üzerine köle kızdı, köpürdü ve arkadaşı hakkında kötü şeyler sayıp dökmeye başladı.</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">Biraz konuştuktan, arkadaşının kötülüklerinden bahsettikten sonra padişah onu susturdu:</span></span></p></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">"Yeter artık ikinizin de özünü, aslını anladım, onun ağzı kokuyor, senin ise için kokmuş, bundan sonra sen o doğru sözlü ve güze! huylu kölenin ermindesin haydi git." dedi.</span></span></p><p><strong><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 10px">• Güzel ve iyi yüz, kötü huyla birlikte olursa bir kalp akça bile etmez.</span></span></p><p></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 9px"><strong></strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 82740, member: 656"] [B][FONT=Tahoma][LEFT]NÜKTELER...[/LEFT] [/FONT][FONT=Verdana][SIZE=1][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]PAY BİÇMEK[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/SIZE][/FONT][/B][FONT=Verdana][SIZE=1][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]îki kör aynı tabaktan köfte yiyormuş. Birisi diğerine:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Niçin, demiş, ikişer ikişer alıyorsun?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Sen ele körsün, demiş diğeri, nereden biliyorsun?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Kendimden pay biçiyorum.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [I][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]"Hep nefis çıkar Harsıma ölüp ölüp dirilsem, İnsandan kaçmak kolay kendimden kaçabilsem!" [/SIZE][/FONT][/LEFT][/I][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]der N. Fazıl.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Kendinden kaçmak zordur, kendine takılmamak... Dünyayı şahsî kıstaslar ile hesaba çekip yargılamamak... Bilmediği şeyler hakkında, zanlarına göre ahkâm kesmemek zordur. O boş boğazlıktan kurtulmak edeb ister, ilim ister, irfan ister. En önemlisi de haddini bilmek gerekir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Sen [/SIZE][/FONT][I][FONT=Tahoma][SIZE=2]bu koşuyu kaybetmezdin yiğidim,[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Gölgen ayaklarına çelme takmasaydı." [/SIZE][/FONT][/I][FONT=Tahoma][SIZE=2]der A. Nihat[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Evet, gölgeler ayaklara çelme takınca, körler kendinden pay biçip âlemi suçlar.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2] [/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2] [/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]TUTİ KUŞU[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Bir bakkalın, çok güzel konuşan bir tuti kuşu vardır. Dükkana öylesine alışmıştır ki, bakkal gittiğinde artık dükkânı beklemektedir. Birgün yine bakkal dükkândan çıktığında içeriye bir kedi girer. Tuti, ondan kurtulayım derken, dükkandaki bütün gül yağlarını yere döker. Bir müddet sonra gelen bakkal, dükkânı dağılmış, gül yağlarını yerlere dökülmüş bulur.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Kızdı hem tutiye bakkal, dövdü hem, Tuti, hem kel oldu, hem dilsiz o dem!"[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Tuti, o gün dayak yedikten sonra artık hiç konuşmaz ve tüyleri dökülmeye başlar Bakkal, çok üzgündür. Fakat hangi çareye başvursa tutiyi konuşturamamakta, gönlünü alamamaktadır.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [I][LEFT][/LEFT][/I][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]"Keşke dövmeden evvel kırılsaymış elim, Böyle dilsiz tuti görmek pek elim" diyerek dövünür.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Aradan uzun zaman geçer. Tuti, bir gün kapıdan bir kel adam görür. Ve herkesi şaşırtan şey olur, birden konuşmaya başlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Söyle kel, niçin karıştın kellere, Zannedersem sen de gül yağlar döktün yere" der. Bakkal sevinir, tutinin bu sözleri herkesi güldürür.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [I][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]İnsanlar herkesi kendileri gibi bilerek aldanabilir, kendi hatalarını ve hâllerini umuma mal ederek suizanna düşebilir. Mevlana bu hakikati ders verir ve mevzuyu şöyle tamamlar:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Olmaz asla evliya insanla bir,[/SIZE][/FONT][/LEFT][/I][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2] [I]Yaz da bir bak, sütte "şir", aslan da "şir."[/I] [I]Çoğu insan, iki kelime öğrenince büyüklerin kritiğini yapmaya başlar. Bilmez ki onun bir ömürde kazandığı marifeti bazıları bir saatte kazanmaktadır, Farsça da, şir, hem süt, hem aslan demektir. Bizdeki, elimiz manasında-ki "el" ile, yabancı manasmdaki "el" gibi... Nasıl, ikisi de [/I]"şir" [I]diye, aslan ile süt aynıdır denemez, öyle de ikisi de insan diye, her insan aynıdır denilemez.[/I][/SIZE][/FONT][/LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2][I] [/I][/SIZE][/FONT][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Bir sinek olan arı bal yaparken, başka bir sinek zehir yapmaktadır insanlar tuti kuşunun akıbetine düşmemek için zahire takılmamalı, haddini bilmezlik yapmamalıdır.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]AİLE YUVASINI YIKAN SABIRSIZLIK...[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Su-i zan, kelimeden de anlaşılacağı üzere kötü düşünce, yanlış tahmin. Varlığı kesin olmayan kötülüğün var olduğuna kesin gözüyle bakmak.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bundan dolayı Âyet-i Kerime kesin olarak bilinmeyen konularda kötü tahmini, yanlış iddiayı yasaklamış:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]— Ey iman edenler! diye hitap ettiği müminlere su-i zandan kaçmalarını emretmiştir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Su-i zan her konuda mahzurludur ama, aile içindeki su-i zanlar daha da mahzurlu ve korkunçtur. Zira beyin hanımından, hanımın beyinden su-i zan etmesi (Allah korusun) yuvanın yıkılmasına sebep olacak kadar kötü neticeye varmaktadır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Nitekim tarihte böyle iç yüzü incelenmeden verilen bir çok kararlar var ki, yuvayı yıkmış, sonra da bunun bir su-i zandan başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Ama, yıkılan yuva sonra yeniden yapılamamıştır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bunlardan biri de Haccac'ın kız kardeşi Zeynep'in başına gelen su-i zan hadisesidir.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Zeynep, Mugîre ile evlidir.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Ancak Mugîre çok şüpheci ve titiz adamdır. Birçok şeyden nem kapar. Gördüğü bir olayın iç yüzünü incelemeden hüküm verir. Bir pire için, bir yorgan yakar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Zeynep ise, beyinin bu inceliğim pek hesaba katmayan, onun titizliğini düşünmeyen vurdum duymaz bir hanımdır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]işte tehlike de burada... Biri birlerini bilmemelerinde.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]İki tarafın da birbirini tanımamaları, mizaçlarının, su-i zanna ne kadar müsait olduğunu anlamamaları... Acaba hiç mi mizaç farklılıklarım düşünmemişler?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Ne gezer? Şayet öyle bir dikkatleri olsaydı, arzedece[/SIZE][/FONT][FONT=Tahoma][SIZE=2]T ğim aile yuvası yıkımı başlarına gelir miydi? Basit bir şüphecilik yüzünden bu ibretli olay yaşanır mıydı?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Şu aceleciliğe, şu tahammülsüzlüğe, şu peşin hükümlülüğe bakın! Bakın da ibret alın... Bir sabah erkenden kalkan Zeynep abdest almazdan önce dişlerini kurcalamaya başlar. Anlaşılan, dişleri arasında kalan kırıntıları çıkarmaya uğraşmaktadır. O sırada beyi de yanında belirir. Bakar ki, sabahın erken saatinde Zeynep dişlerini karıştırmaktadır. Hemen hükmünü verir:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Boşamalı Zeynep'i! Niçin mi?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bakın niçin? İşte söylediği sözleri:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]— Zeynep! Dişlerinin arasındakiler erken kahvaltının kırıntısı ise, bu bir sabırsızlık örneğidir. Akşam yemeğinin bakiyesi ise, bu da kokmuşluğun delilidir. Her iki halde de sen bana yaramazsın. Doğru babanın evine!..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bakın şu aceleciliğe, peşin hükümlülüğe. Araştırmadan karar vermeye... Babasının evine giden Zeynep'e sitem ederler:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]— Keşke sen de erkenden kahvaltı yapma hatasını işlemeseydin, yahut da akşam yemekten sonra dişlerini temizlesen de sabah yemek kırıntısı çıkarmak zorunda kalmasaydın?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Zeynep nasıl cevap verir buna biliyor musunuz?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Asıl ibret burada. Lütfen dikkat buyurun. Meselenin aslı nedir? Şöyle açıklar durumu:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]— Benim diş kırıntılarımla meşgul oluşum, ne erkenden kahvaltı yapışımdan, ne de akşam yemeğinden sonraki kırıntıları çıkarışımdandır. Yatarken dişlerimi mis-vaklamıştım, sabah kalkınca misvak parçalarının diş arasında kaldığını hissettim, onları çıkarmaya uğraşıyordum! Gördünüz mü işin iç yüzünü. Ne öyle, ne de böyle.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Mesele tam aksine. Temizliğin, sabrın örneği. Beslenen su-i zanla uzaktan yakından ilgili değil.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Şimdi ne olacak? Evet, olayın iç yüzü anlaşıldıktan sonra durum ne olacak?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Ne olacak, olmayan şeyi var kabul edip de peşin hüküm veren su-i zancılarm akıbeti ne ise, onlarınki de öyle olacak. .[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Nitekim ip kopmuş, nikah düşmüş, yuva yıkılmıştır. İstersen bin pişman ol, yüz elem ve teessür duy..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Mugîre de öyle olmuş. Bin pişman. Ömür boyu elem ve teessür söz konusudur. Bu tarihî olay, aile içindeki acelecilere, peşin hükümlülere, su-i zancılara büyük bir ibret dersidir. Şayet ibret almak ister, ikâz olmayı düşünürlerse... Mugîre ve Zeynep hadisesi unutulmamalıdır.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]PADİŞAHIN İŞİ NE?[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Sultan Murad Han o gün bir hoştu. Telaşlı görünmekteydi. Neşeli deseniz değil; üzüntülü deseniz hiç değil. İçinden çıkılmaz bir ıstırap kaplamıştı yüzünü .[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Sadrazam Siyavuş Paşa:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hayrola hünkarım, canınızı sıkan bir şey mi ola? diye sormaktan kendini alamadı.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bu soru Sultana bir kurtuluş gibi geldi ve içini dökmek istedi sırdaşına:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Akşam garip bir rüya gördüm lala.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hayırdır inşallah Sultanım!...[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hayır mı, şer mi öğreneceğiz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Nasıl yani?!...[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Ve iki molla kılığında çıktılar yola. Padişah hâlâ gördüğü rüyanın etkisi altındaydı ve gideceği yeri iyi bilmekteydi. Seri, kararlı adımlarla Bayezit'e çıktı, sonra Vefa'ya döndü. Zeyrek'ten aşağılara salındı. Unkapanı civarında soluklanıp; etrafına dikkatle bakındı. Sanki bir adres, bir kişi arıyor gibiydi. İşte tam o sırada yerde yatan bir adam gözlerine çarptı. Yaklaştılar, baktılar ki adam dünyadan geçmiş. Kimsenin ilgilendiği yok. Sanki orda biri yatmıyor. Üzerinde sonbahar yapraklan savrulmakta. * Nabzını yokladılar; ama nafile, nabız atmıyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Sordular halka: -Kimdir bu?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Aman molla hiç bulaşma buna, dedi ahali. Ayyaşın, sarhoşun biri. Kırk yıllık komşumuz... Ne menem biri olduğunu .bildiğimizden biz bulaşmak istemeyiz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bir başkası anlatmaya başladı hemen:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Biliyor musunuz, dedi, aslında iyi sanatkârdır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Azaplar çarşısında çalışırdı. Nalının en iyisi yapardı. Ancak kazandığı her kuruşu içkiye, fuhuşa harcadı ömrü boyunca. Hem şişe şişe şarap taşıdı evine; hem de nerede bir mimli kadın varsa, taktı peşine, yazık etti değerli ömrüne.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Hele yaşlıca bir adam çok öfkeliydi:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- İsterseniz sorun komşularına, dedi. Sorun bakalım onu bir kez olsun bir cemaatte gören olmuş mu ?!..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Hasılı, dönüp ardını gitti mahalleli. Bizim tebdil-i[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]kıyafet mollalar kaldılar mı. ortada? Tam Sadrazam da toparlanmak üzereydi ki sultan, kesti yolunu:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Nereye lala!?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Sultan kızdı:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Millet bu, çeker gider; ama biz gidemeyiz. Bu ahalinin çobanı biziz, şöyle veya böyle onlar bizim tebaamız. Demini tamamlamamız gerek.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- İyi ya hünkarım, saraydan birkaç hoca yollarız, böylece vebalinden de kurtulursunuz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Olmaz!... Rüyamızın sun çözülmedi ki daha.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Peki ne yapmamamız emir buyurulur?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Mollalığa devam. Na'şını kaldırmalıyız bu zatın en azından.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Aman sultanım, nasıl kaldırırız biz?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]-Basbayağı kaldırırız işte.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]-Yapmayınız, etmeyiniz hünkarım; bunun yıkanması, paklanması var; kefenlenmesi, gömülmesi var.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Merak etme lala, ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Şurada bir mahalle mescidi var...[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Birlikte cenazeyi yüklendiler ve camie geldiler. Siyavuş Paşa, sağa sola koşturdu önce. Kefen, tabut buldu. Padişah bakır kazanları ocağa vurdu. Usûl ve erkanınca bir güzel yıkadılar ki na'ş ayan beyan güzelleşti sanki. Ayın on dördü gibi parlamaktaydı yüzü. Çehresi şakilere hiç benzemiyordu, hem manâlı bir tebessüm okunuyordu dudaklarında. Hünkarın kanı ısınmıştı o anda bu adamcığa. Meçhul nalıncıyı kefenleyip, tabutlayıp yatırdılar musallaya. Ama namaz vaktine de bir hayli vardı daha. O arada Si-yavuş Paşa sıkıntı içinde yaklaştı:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hünkarım, dedi yanlış yapıyoruz galiba.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Nasıl yani lala?![/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki ailesinden birileri vardır, hanımı mesela, yahut yetimleri.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Doğru, öyle ya. Sen bekle başını, ben mahalleyi bir dolanıp geleyim. Bakalım kimsesini bulabilir miyiz?!..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Sadrazam Kur'an okumasına devam ede dursun, hünkar koştu, garip maceranın başladığı noktaya geri döndü. Sorup soruşturdu ve nalıncının evini buldu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Kapıyı yaşlıca bir kadın açmıştı. Olayı metanetle dinledi ve sanki vefatın bu türlüsünü bekler gibi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hakkını helal et evladım, dedi. Belli ki çok yorulmuşsun. Allah senden razı olsun. Garibimi yerde bırakmadın demek. Hakkını helal eyle.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Sonra üzgün, yıkılmış halde, eşiğe çöktü hanımcık; ellerini yumruk yapıp şakaklarına dayadı. Gözleri kısıldı yalnızca, eski hatıralara daldı gitti bir zaman. Silkinip çıktığında zamanın dehlizinden,[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Biliyor musun oğul, diye dertli dertli anlatı. Bizim efendi bir âlemdi vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar, gücünü tüketir, emeğini harcardı... Ama birinin elinde şarap şişesi görmeye görsün. Elindeki avucundakini verip satın alırdı. Sonra getirip dökerdi hepsini. Niye!? Ommet-i Muhammed'in kursağından haram geçmesin, günaha girmesinler diye.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Hayret!..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Sonra malum kadınların ücretlerini öder, getirirdi bu eve. "Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım.** derdi, öyleyse şimdi dinlenmeniz gerek. O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım o zavallı düşkünlere saatlerce. İlmihal, Huccetül-islam okurdum onlara.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Bak sen!.. Millet ne sanıyor halbuki.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir İmamın arkasında durmalı ki, insan tekbir alırken Kabe'yi görmeli, derdi.'[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Öyle imam var mı ki şimdi?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- İste bu yüzden Nisancı'ya Sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün, "Bak a efendi, dedim. Sen böyle yapıyorsun; ama komşular seni kötü belleyecek. Namazsız niyazsız zannedecek. Cenazen ortada kalacak hafazanallah!.."[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]-Doğru, öyle ya!..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Ama o, kimseye zararım olmasın diye, mezarını bile kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim, İş mezarla bitiyor mu? Dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?!..[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Peki o ne dedi?[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]- Önce uzun uzun güldü. Sonra elinin tersini, fani dünyayı boşlar gibi salladı ve:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?!.."[/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]İKİ KÖLE[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri çok temiz yüzlü inci dişli biriydi, nefesi gül gibi kokuyordu. Diğeri oldukça çirkindi, dişleri çürümüş ağzı kokuyordu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Padişah o güzel yüzlü köleye ihsanlarda bulunarak onu hamama gönderdi. Dişleri çürümüş ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğendiğini fakat arkadaşının kendisi hakkında çok kötü şeyler söylediğini belirterek, onun da arkadaşının kötü huylarını söylemesini istedi. Fakat köle arkadaşına toz kondurmadı hep onu övücü sözler söyledi. Padişah ne yaptıysa bir türlü o köleye arkadaşı hakkında kötü bir söz söyletemedi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Nihayet İkinci köle hamamdan geldi. Padişah onu da sınamak için huzuruna çağırdı, onu övücü sözler söyledi:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Sıhhatlar olsun ne kadar zarif ve lâtif olmuşsun. Keşke öbür kölenin sayıp döktüğü kötü huyların da olmasa ne olurdu." dedi ve onu da diğer köle gibi denemek istedi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Bunun üzerine köle kızdı, köpürdü ve arkadaşı hakkında kötü şeyler sayıp dökmeye başladı.[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]Biraz konuştuktan, arkadaşının kötülüklerinden bahsettikten sonra padişah onu susturdu:[/SIZE][/FONT] [FONT=Tahoma][SIZE=2]"Yeter artık ikinizin de özünü, aslını anladım, onun ağzı kokuyor, senin ise için kokmuş, bundan sonra sen o doğru sözlü ve güze! huylu kölenin ermindesin haydi git." dedi.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][LEFT][FONT=Tahoma][SIZE=2]• Güzel ve iyi yüz, kötü huyla birlikte olursa bir kalp akça bile etmez.[/SIZE][/FONT][/LEFT] [/B][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
Memba
Zan
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst