Zayiflar Kötülerle Görüşmesin

ARİF

Well-known member
ZAYIFLAR KÖTÜLERLE GÖRÜŞMESİN
Adam Hazret-i Mevlânâ'yı dinliyormuş.
— Senin yanında iyi ile kötü, eğri ile doğru bir olma­malıdır. Sen düzgünün yanında, bozuğun da karşısında olmalısın!
Bunları dinledikten sonra doğruluğunu teyid ma­kamında başını sallayarak çıkıp gitmiş.
Ne var ki bir gün Mevlânâ'yı eğri bildiği birinin yanında görmüş, candan sohbet ediyormuş kötü ile. Beklemiş, kalkıp da uzaklaşırken yaklaşmış.
— Sen, demiş, doğrunun yanında, eğrinin de karşı­sında olunmalı, dememiş miydin?
— Evet, demiştim.
—Öyle ise işin ne bu kötü adamın yanında? Niçin onunla senli benli oluyorsun? Tatlı tatlı sohbet ediyor­sun?
Mevlânâ:
— Ben, demiş, yetmiş iki buçuk milletle berabe­rim!
Bu söze büsbütün zıvanadan çıkan adam:
— Zaten demiş, sizin gibilerdir bizim ahlâkımızı bozanlar. Kürsüde öyle konuşuyorsunuz, sokakta da böyle hareket ediyorsunuz.
Mevlânâ tebessüm ederek cevap vermiş:
—İşte bu sözünle de beraberim!
Adam süt köpüğü gibi sakinleşmiş.
Olayı geriden seyreden bir Mevlânâ dostu, yaklaşmış, adamın yakasından tutup beriye çekerek konuşmuş.
— Sen, demiş, Mevlânâ'yı anlamıyorsun. Mevlânâ'nın söylediği doğrudur. Senin gibileri hep doğrularla konuş­malı, eğrilere yaklaşmamalıdır. Zira sonra sen de eğrilir-sin. Ama Mevlânâ için böyle bir tehlike yoktur. O hangi eğrinin yanına varırsa, mutlaka ona bir doğruluk ilham eder, ondan asla eğrilik almaz...
Aklı başına gelen adam koşarak Mevlânâ1 nın arka­sından erişip özür dilemiş.
— Seni yanlış anlamışım, özür dilerim, kusuruma bakmayın.
Mevlânâ yine mütebessim, aynı cevabı vermiş:
— Bu sözünle de beraberim!
— Maneviyat büyükleri, elektrik yüklü bulutlara benzerler. Vardıkları yerde şimşek gibi çakar, orayı aydınlatırlar, oranın karanlığında kaybolmazlar.
Mevlânâ gibi büyükler mesaj yüklüdürler. Onlar kimlerin yanına varırlarsa ancak mesajlarını verirler, oradan mesaj almazlar. Zira mesaj alacak boşlukta değildi.
Sırtında küfe dolusu gül taşıyan insan, hangi kötü kokunun yanından geçse onun tesirine girmez, orayı te­siri altına alır. Kötü kokanlar dahi gül kokmaya başlardı.
Sırtımda gülü hiç olmayan, yahut da az olanlar, var­dıkları kötü kokulu yerin kokusundan etkilenirler, belki de kötü kokmaya başlarlar.
Öyle ise gülü az olanlar, lağım temizleyenlere yaklaşmasınlar. Sonra kötü kokarlar da temizlenemezler.[1]

[1] Ahmed Şahin “Olaylar Konuşuyor” s:68
 

mihrimah

Talebe
Allah razı olsun..
Beni düşündüren bir şey var; neden Mevlana'nın babasının kabri ayakta, dik duruyor...Araştırdım islamda evlat babadan ne kadar ilim konusunda üstünde olsa, asla ayakta durmamalıymış, kaldı ki Mevalana'nın babası dahi bir alimmiş ve onun döneminde 400 alime Efendimiz (sav) tarafından önder tayin edilmiş..Bu konuda bilgisi olan var mı?
 

ýþýkk

Well-known member
Sırtında küfe dolusu gül taşıyan insan, hangi kötü kokunun yanından geçse onun tesirine girmez, orayı te­siri altına alır. Kötü kokanlar dahi gül kokmaya başlardı.
rabbim onlardan olabilmek nasip etsiin en azından onlarla birlikte olabilmek......
 
Üst