Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Zekat-hadisler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 165447" data-attributes="member: 5987"><p><strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Calibri'">HAYVANLARIN ZEKÂTI</span></span></u></strong></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1991 - Sâlim, babası Abdullah İbnu Ömer'den naklen anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (mallardan alınması gereken) zekâtlarını miktarını belirten bir kitap yazmıştı. Âmillerine göndermeden vefat etti. Resülullah onu kılıncına yakın olarak asmıştı. Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh), ölünceye kadar onunla amel etti. Sonra Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de ölünceye kadar onunla amel etti. Bu kitapta şunlar yazılı idi: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Develer </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1) 5 devenin zekatı 1 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">2) 10 devenin zekatı 2 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">3) 15 devenin zekatı 3 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">4) 20 devenin zekatı 4 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">5) 25'e ulaştı mı 35'e kadar, zekat bir bintu mehaz'dır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">6) 36'ya ulaştı mı 45'e kadar, zekat bir ibnu lebun'dur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">7) 46'ya ulaştı mı 60'a kadar, zekat bir hıkka'dır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">8) 61'e ulaştı mı 75'e kadar, zekat bir ceza'a'dır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">9) 76'ya ulaştı mı 90'a kadar, zekat 2 ibnetu lebûn'dur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">10) 91'e ulaştı mı 120'ye kadar, zekat 2 hıkka'dır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">11) Deve 120'den fazla ise zekat her elliye bir hıkka; her kırka bir ibnetu lebûn zekat gerekir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Koyuna Gelince </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">12) 40'a ulaşınca 120 koyuna kadar zekatı 1 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">13) 121'e ulaşınca 200 koyuna kadar zekatı 2 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">14) 201'e ulaşınca 300 koyuna kadar zekatı 3 koyundur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">15) 300'ü aştı mı her 100 koyuna bir koyun zekat düşer, yüzden aşağıda kalan küsurata zekat düşmez. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">16) Zekat korkusuyla müctemi (birleşik) olanlar ayrılmaz, müteferrik (ayn) olanlar da birleştirilmez. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">17) İki ortağın malından alınan zekatta, her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">18) Zekât olarak, çok yaşlı ve ayıplı olan hayvan alınmaz. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">19) Zühri der ki: "Zekatı almak üzere memur geldiği vakit, koyunlar üç sınıfa ayrılır: Üçte biri kötü, üçte biri iyi, üçte biri de vasat. Zekat memuru, zekat payını vasat kısmından alır." Zühri, sığırdan bahsetmez."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Tirmizi, Zekat 4, (621); Ebu Davud, Zekat 4, (1568, 1569, 1570); İbnu Mace, Zekat 9, (1798).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1992 - İbnu Mes'üd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her otuz sığır için erkek veya dişi bir tebî' zekât verilir. Her kırk sığır için de bir müsinne zekât verilir."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Tirmizi Zekat 5, (622).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1993 - Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) beni Yemen'e gönderdi ve bana: "Her otuz sığırdan bir erkek veya dişi buzağı (tebi'a), her kırktan bir müsinne, her bir bülüğa eren şahıstan bir dinar veya o değerde muâfiri (adındaki bir giyecek) almamı" emretti."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Tirmizi, Zekât 5, (623); Ebü Dâvud, Zekât 4, (1576, 1577, 1578); Nesâi, Zekât 8, (5, 25, 26). Metnin lafzı Tirmizi'ye aittir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1994 - Süfyân İbnu Abdillah es-Sakafi (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallâhu anh) kendisini zekât tahsildarı olarak göndermişti. Gittiği yerde kuzuları halkın addedip, sayıya dâhil etmedi. Kendisine: "Kuzuları bizden sayıp, onlardan bir şey almıyor musun?" dediler. (Medine'ye geri dönüp) Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'e uğrayınca, durumu ona anlattı. Hz. Ömer: "Evet kuzuyu onlara iade edersin, çoban onu götürür, tahsildar almaz. Eküle (denen hususi şekilde kesip, yemek için beslenmiş) olanı, Rübbâ (denip sütü için evde beslenmekte) olanı, Mâhız (denen hâmile) olanı, (teke koç gibi) döl alınan davarı zekât olarak almaz. Ceza'a'yı (beş yaşına basmış deve), seniyye'yi (altı yaşına basmış deve) alır. Bu, davarın iyisi ile düşüğü arasında orta halli olanıdır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Muvatta, Zekât 26, (1, 265).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1995 - Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikiyle anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Zekâtta ne ayağa getirtme, ne uzağa gitme vardır. Zekâtlar evlerinde alınır." </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Muhammed İbnu İshak bunu şöyle açıklamıştır: "Zekât mükellefi, zekâtını tahsildarın ayağına getirmez. Tahsildar da mükellefin uzaktaki (tarla, ağıl, yayla vs. gibi) yerlerine gitmez. Zekâtlar mükelleflerin ikâmet mahallerinde alınır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Ebü Dâvud, Zekât 8, (1591,1592).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1996 - İmrân İbnu Husayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: "İslâm'da ne (zekâtı) ayağa getirme, ne (zekât için uzağa gitme, ne de şiğar (mehre bedel nikahlama) vardır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Nesâi, Nikâh 60, (6,111).</span></span></p><p><strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Calibri'">ZİNETLERİN ZEKÂTI</span></span></u></strong></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1997 - Amr İbnu Şuayb, an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm)'a bir kadın, beraberinde bir kızı olduğu halde geldi. Kızın elinde, altından kalın iki bilezik vardı. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Bunların zekâtını verdin mi?" diye (Resülullah aleyhissâlatu vesselâm) kadına sordu. Kadın: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Hayır!" diye cevap verdi. Resülullah: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Kıyamet günü Allah'ın, onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnun eder mi?" dedi. Bunun üzerine kadın, bilezikleri derhal çıkarıp Resülullah'ın önüne bıraktı ve: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Bunlar Allah ve Resülüne aittir!" dedi."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Ebü Dâvud, Zekât 3, (1563); Nesâi Zekât 19, (5,38); Tirmizi Zekât 12, (637).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1998 - Atâ (rahimehullah) der ki: "Bana ulaştı ki, Ümmü Seleme (radıyallâhu anhâ) şöyle demiştir: "Ben altından zinetler takınıyordum. Bir gün: "Ey Allah'ın Resülü! Bu, (Kur'àn'da yasaklanan) kenz sayılır mı?" diye sordum. Bana şöyle cevap verdi: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Zekâtı verilecek miktara ulaşan şeyin zekatı verilirse kenz sayılmaz."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Ebü Dâvud, Zekât 3, (1564). Teysir, hadisi Muvatta kaynaklı olarak zikretmiştir. Bir galat yoksa, Muvatta'nın mütedâvil olmayan bir nüshasında görülmüş olabilir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">1999 - Kâsım İbnu Muhammed anlatıyor: "Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) kardeşi Muhammed'in yetim kızlarını terbiyesine almış, onları hacr devrelerinde himâye ediyordu. Kızların (kendi mülkleri olan) zinetleri vardı. Hz. Âişe bu zinetler için zekât vermiyordu."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Muvatta, Zekât 10, (1, 250).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">2000 - Nâfi, İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'den anlatıyor: "İbnu Ömer, kızlarını ve câriyelerini altınla tezyin eder, fakat bu zinetler için zekât vermezdi."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Muvatta, Zekât 11, (1, 250).</span></span></p><p><strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Calibri'">MEYVE VE SEBZELERİN ZEKÂTI</span></span></u></strong></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">2001 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: "Nehir ve yağmur sularının suladığı şeylerden (zekât olarak) öşür (onda bir) alınır. Hayvanla sulananlardan öşrün yarısı (yirmide bir) zekât alınır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Müslim, Zekât 7, (981); Ebü Dâvud, Zekât 11, (1597); Nesâi, Zekât 25, (5, 42).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">2002 - Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana, sema(dan inen suyun) suladığı mahsülden tam öşür, âletle çıkarılan suyun suladığı mahsülden yarım öşür almamı emretti."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Nesâi, Zekât 25, (5, 42).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">2003 - Attâb İbnu Üseyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize, hurmaya tahmin biçtiğimiz gibi, üzüme de tahmin biçmemizi ve zekâtını kuru üzüm olarak almamızı emretti, tıpkı hurmanın zekâtını kuru hurma olarak aldığımız gibi."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Tirmizi, Zekât 17, (644); Ebü Dâvud, Zekât 13, (1603); Nesâi, Zekât 100, (5,109); İbnu Mâce, Zekât 18, (1819).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Hars" hazr, tahmin ve takdir demektir. Tirmizi, şöyle açıklamıştır: "Hars, bu işi anlayanın ağaca bakıp: "Bu üzümden şu kadar mahsül, bu hurmadan şu kadar hurma çıkar" demesidir. Bunun zekatı adamlara borç yazılır. Yahud takdirci bu mahsulün öşrüne bakar ve bunu sahiplerine borç olarak tesbit eder, sonra mal sahibi ile meyveyi başbaşa bırakır, onlar diledikleri tasarrufu yaparlar. Meyva olgunlaştı mı onlardan öşrünü alır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">2004 - Süleymân İbnu Yesâr anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Abdullah İbnu Revâha'yı Hayber'e yahudilerle kendi arasında mahsülün takdiri için gönderiyordu. Yahudiler, hanımlarının zinetlerinden ona bazı takılar verip: "Bu sanadır (al, karşılığında) bize yükümüzü hafiflet, taksimde lehimize olarak biraz göz yumuver!" dediler. Abdullah (radıyallâhu anh) onlara şu cevabı verdi: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Ey yahudiler toplumu! Sizler, bana Allah Teâlâ'nın en menfür mahlüklarısınız. Bu, beni size karşı zülme sevketmeyecektir. Bana teklif ettiğiniz rüşvete gelince, o haramdır ve biz bu haramı yemeyiz." Yahudiler: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">"Arz ve semâvâtı ayakta tutan işte bu (dürüstlük)tür!" dediler."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Calibri'"><span style="font-size: 12px">Muvatta, Müsâkât 2, (2, 703, 704); Ebü Dâvud, Büyü 36, (3413, 3414).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 165447, member: 5987"] [B][U][SIZE=3][FONT=Calibri]HAYVANLARIN ZEKÂTI[/FONT][/SIZE][/U][/B] [FONT=Calibri][SIZE=3]1991 - Sâlim, babası Abdullah İbnu Ömer'den naklen anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (mallardan alınması gereken) zekâtlarını miktarını belirten bir kitap yazmıştı. Âmillerine göndermeden vefat etti. Resülullah onu kılıncına yakın olarak asmıştı. Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh), ölünceye kadar onunla amel etti. Sonra Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de ölünceye kadar onunla amel etti. Bu kitapta şunlar yazılı idi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Develer [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1) 5 devenin zekatı 1 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]2) 10 devenin zekatı 2 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]3) 15 devenin zekatı 3 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]4) 20 devenin zekatı 4 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]5) 25'e ulaştı mı 35'e kadar, zekat bir bintu mehaz'dır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]6) 36'ya ulaştı mı 45'e kadar, zekat bir ibnu lebun'dur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]7) 46'ya ulaştı mı 60'a kadar, zekat bir hıkka'dır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]8) 61'e ulaştı mı 75'e kadar, zekat bir ceza'a'dır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]9) 76'ya ulaştı mı 90'a kadar, zekat 2 ibnetu lebûn'dur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]10) 91'e ulaştı mı 120'ye kadar, zekat 2 hıkka'dır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]11) Deve 120'den fazla ise zekat her elliye bir hıkka; her kırka bir ibnetu lebûn zekat gerekir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Koyuna Gelince [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]12) 40'a ulaşınca 120 koyuna kadar zekatı 1 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]13) 121'e ulaşınca 200 koyuna kadar zekatı 2 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]14) 201'e ulaşınca 300 koyuna kadar zekatı 3 koyundur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]15) 300'ü aştı mı her 100 koyuna bir koyun zekat düşer, yüzden aşağıda kalan küsurata zekat düşmez. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]16) Zekat korkusuyla müctemi (birleşik) olanlar ayrılmaz, müteferrik (ayn) olanlar da birleştirilmez. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]17) İki ortağın malından alınan zekatta, her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]18) Zekât olarak, çok yaşlı ve ayıplı olan hayvan alınmaz. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]19) Zühri der ki: "Zekatı almak üzere memur geldiği vakit, koyunlar üç sınıfa ayrılır: Üçte biri kötü, üçte biri iyi, üçte biri de vasat. Zekat memuru, zekat payını vasat kısmından alır." Zühri, sığırdan bahsetmez."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Tirmizi, Zekat 4, (621); Ebu Davud, Zekat 4, (1568, 1569, 1570); İbnu Mace, Zekat 9, (1798).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1992 - İbnu Mes'üd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her otuz sığır için erkek veya dişi bir tebî' zekât verilir. Her kırk sığır için de bir müsinne zekât verilir."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Tirmizi Zekat 5, (622).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1993 - Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) beni Yemen'e gönderdi ve bana: "Her otuz sığırdan bir erkek veya dişi buzağı (tebi'a), her kırktan bir müsinne, her bir bülüğa eren şahıstan bir dinar veya o değerde muâfiri (adındaki bir giyecek) almamı" emretti."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Tirmizi, Zekât 5, (623); Ebü Dâvud, Zekât 4, (1576, 1577, 1578); Nesâi, Zekât 8, (5, 25, 26). Metnin lafzı Tirmizi'ye aittir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1994 - Süfyân İbnu Abdillah es-Sakafi (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallâhu anh) kendisini zekât tahsildarı olarak göndermişti. Gittiği yerde kuzuları halkın addedip, sayıya dâhil etmedi. Kendisine: "Kuzuları bizden sayıp, onlardan bir şey almıyor musun?" dediler. (Medine'ye geri dönüp) Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'e uğrayınca, durumu ona anlattı. Hz. Ömer: "Evet kuzuyu onlara iade edersin, çoban onu götürür, tahsildar almaz. Eküle (denen hususi şekilde kesip, yemek için beslenmiş) olanı, Rübbâ (denip sütü için evde beslenmekte) olanı, Mâhız (denen hâmile) olanı, (teke koç gibi) döl alınan davarı zekât olarak almaz. Ceza'a'yı (beş yaşına basmış deve), seniyye'yi (altı yaşına basmış deve) alır. Bu, davarın iyisi ile düşüğü arasında orta halli olanıdır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Muvatta, Zekât 26, (1, 265).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1995 - Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikiyle anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Zekâtta ne ayağa getirtme, ne uzağa gitme vardır. Zekâtlar evlerinde alınır." [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Muhammed İbnu İshak bunu şöyle açıklamıştır: "Zekât mükellefi, zekâtını tahsildarın ayağına getirmez. Tahsildar da mükellefin uzaktaki (tarla, ağıl, yayla vs. gibi) yerlerine gitmez. Zekâtlar mükelleflerin ikâmet mahallerinde alınır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Ebü Dâvud, Zekât 8, (1591,1592).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1996 - İmrân İbnu Husayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: "İslâm'da ne (zekâtı) ayağa getirme, ne (zekât için uzağa gitme, ne de şiğar (mehre bedel nikahlama) vardır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Nesâi, Nikâh 60, (6,111).[/SIZE][/FONT] [B][U][SIZE=3][FONT=Calibri]ZİNETLERİN ZEKÂTI[/FONT][/SIZE][/U][/B] [FONT=Calibri][SIZE=3]1997 - Amr İbnu Şuayb, an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm)'a bir kadın, beraberinde bir kızı olduğu halde geldi. Kızın elinde, altından kalın iki bilezik vardı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Bunların zekâtını verdin mi?" diye (Resülullah aleyhissâlatu vesselâm) kadına sordu. Kadın: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Hayır!" diye cevap verdi. Resülullah: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Kıyamet günü Allah'ın, onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnun eder mi?" dedi. Bunun üzerine kadın, bilezikleri derhal çıkarıp Resülullah'ın önüne bıraktı ve: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Bunlar Allah ve Resülüne aittir!" dedi."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Ebü Dâvud, Zekât 3, (1563); Nesâi Zekât 19, (5,38); Tirmizi Zekât 12, (637).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1998 - Atâ (rahimehullah) der ki: "Bana ulaştı ki, Ümmü Seleme (radıyallâhu anhâ) şöyle demiştir: "Ben altından zinetler takınıyordum. Bir gün: "Ey Allah'ın Resülü! Bu, (Kur'àn'da yasaklanan) kenz sayılır mı?" diye sordum. Bana şöyle cevap verdi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Zekâtı verilecek miktara ulaşan şeyin zekatı verilirse kenz sayılmaz."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Ebü Dâvud, Zekât 3, (1564). Teysir, hadisi Muvatta kaynaklı olarak zikretmiştir. Bir galat yoksa, Muvatta'nın mütedâvil olmayan bir nüshasında görülmüş olabilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]1999 - Kâsım İbnu Muhammed anlatıyor: "Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) kardeşi Muhammed'in yetim kızlarını terbiyesine almış, onları hacr devrelerinde himâye ediyordu. Kızların (kendi mülkleri olan) zinetleri vardı. Hz. Âişe bu zinetler için zekât vermiyordu."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Muvatta, Zekât 10, (1, 250).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]2000 - Nâfi, İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'den anlatıyor: "İbnu Ömer, kızlarını ve câriyelerini altınla tezyin eder, fakat bu zinetler için zekât vermezdi."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Muvatta, Zekât 11, (1, 250).[/SIZE][/FONT] [B][U][SIZE=3][FONT=Calibri]MEYVE VE SEBZELERİN ZEKÂTI[/FONT][/SIZE][/U][/B] [FONT=Calibri][SIZE=3]2001 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: "Nehir ve yağmur sularının suladığı şeylerden (zekât olarak) öşür (onda bir) alınır. Hayvanla sulananlardan öşrün yarısı (yirmide bir) zekât alınır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Müslim, Zekât 7, (981); Ebü Dâvud, Zekât 11, (1597); Nesâi, Zekât 25, (5, 42).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]2002 - Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana, sema(dan inen suyun) suladığı mahsülden tam öşür, âletle çıkarılan suyun suladığı mahsülden yarım öşür almamı emretti."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Nesâi, Zekât 25, (5, 42).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]2003 - Attâb İbnu Üseyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize, hurmaya tahmin biçtiğimiz gibi, üzüme de tahmin biçmemizi ve zekâtını kuru üzüm olarak almamızı emretti, tıpkı hurmanın zekâtını kuru hurma olarak aldığımız gibi."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Tirmizi, Zekât 17, (644); Ebü Dâvud, Zekât 13, (1603); Nesâi, Zekât 100, (5,109); İbnu Mâce, Zekât 18, (1819).[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Hars" hazr, tahmin ve takdir demektir. Tirmizi, şöyle açıklamıştır: "Hars, bu işi anlayanın ağaca bakıp: "Bu üzümden şu kadar mahsül, bu hurmadan şu kadar hurma çıkar" demesidir. Bunun zekatı adamlara borç yazılır. Yahud takdirci bu mahsulün öşrüne bakar ve bunu sahiplerine borç olarak tesbit eder, sonra mal sahibi ile meyveyi başbaşa bırakır, onlar diledikleri tasarrufu yaparlar. Meyva olgunlaştı mı onlardan öşrünü alır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]2004 - Süleymân İbnu Yesâr anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Abdullah İbnu Revâha'yı Hayber'e yahudilerle kendi arasında mahsülün takdiri için gönderiyordu. Yahudiler, hanımlarının zinetlerinden ona bazı takılar verip: "Bu sanadır (al, karşılığında) bize yükümüzü hafiflet, taksimde lehimize olarak biraz göz yumuver!" dediler. Abdullah (radıyallâhu anh) onlara şu cevabı verdi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Ey yahudiler toplumu! Sizler, bana Allah Teâlâ'nın en menfür mahlüklarısınız. Bu, beni size karşı zülme sevketmeyecektir. Bana teklif ettiğiniz rüşvete gelince, o haramdır ve biz bu haramı yemeyiz." Yahudiler: [/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]"Arz ve semâvâtı ayakta tutan işte bu (dürüstlük)tür!" dediler."[/SIZE][/FONT] [FONT=Calibri][SIZE=3]Muvatta, Müsâkât 2, (2, 703, 704); Ebü Dâvud, Büyü 36, (3413, 3414).[/SIZE][/FONT] [B][U][SIZE=3][FONT=Calibri][/FONT][/SIZE][/U][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Zekat-hadisler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst