Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Zikrin en faziletlisi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 191191" data-attributes="member: 11795"><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #006400">Hadîs-i şerifte, <strong>“Efdalü’z-zikri lâ ilâhe illallah”(1)</strong> buyurulmuştur. Yani, <strong>zikrin en faziletlisi, ‘lâ ilâhe illallah’ zikridir</strong>. Bu zikir, <strong>nefiy</strong> ve <strong>isbat</strong>tan meydana gelmiştir. Hak Teâlâ’nın hakikat yoluna bu kelime ile gidilir. </span></span></em></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #006400">Tasavvuf yoluna girenlerin kalblerinde meydana gelen perdeler, nisyanlarının yani unutkanlıklarının neticesidir. Bu perdenin aslı da, dünyevî şekillerin kalbte nakşolması (gönül levhasına işlenmesi)dir. Kalbe dünyevî şekiller nakşolunca, oradan Hak Teâlâ silinir, başka şeyler (mâsivâ) orada vücut bulur. </span></span></span></em></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><strong>Zıtlarla tedâvi usûlünce kalbteki bu mâsivâyı, kelime-i tevhidle nefyetmek </strong>(silip atmak) <strong>gerekir. Bu kelimeye devam etmekten başka herhangi bir yolla gizli şirkten kurtulmak da mümkün değildir.</strong> (Bunun ilacı ancak kelime-i tevhiddir.) </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">Bu sebeple, <strong>kelime-i tevhid zikri</strong>yle meşgul olan kişi, <strong>nefiy kısmında</strong>, yani <strong>‘lâ ilâhe </strong>(başka hiçbir ilah yoktur)’ derken, bütün mahlûkata fâni ve değersiz nazarla bakar, zikrin mânâsını tefekkür eder ve diğer bütün düşünceleri gönlünden siler. </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><strong>İsbat kısmı</strong>nda ise, yani <strong>‘illallah </strong>(sadece Allah vardır)’ derken de, <strong>O</strong>'nun <strong>bâki, maksûd ve mahbûb </strong>yani istenen ve sevilen yegâne varlık olduğunu düşünür. Kulluk edilecek tek zât olarak onu görür. </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">Her zikrin başında da sonunda da huzûr-i İlâhî’de olduğunu bilir. Kalbine herhangi bir şeyin bağlandığını görürse, <strong>nefy</strong> ile o bağı yok eder; <strong>isbât</strong> ile de, onun sevgisinin yerine Allah Teâlâ’nın sevgisini koyar. </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">Kul, bu şekilde devam ederse, zamanla gönlü, bağlandığı ve ülfet ettiği başka şeylerden uzaklaşır. Zikreden kişinin varlığı, zikirde yok olur. Beşerî vücudun alâkaları-bağları ondan kopup gider... <strong>Kelime-i tevhidin nûraniyeti </strong>ise, <strong>gönlün nûrâniyeti nisbetinde olur</strong>.(2) </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><strong>Kelime-i tevhid</strong>; harf bulunmayan, ne Arapça, ne Farsça, ne de bir başka dille ifade olunamayan bir mânâ hâlinde kalbe hâkim olup yerleştiğinde; kalb, zorlanmadıkça başka bir işe yöneltilemez. Kalbin içi, dünyanın vesvese dikenlerinden temizlenip, zikrin tohumu oraya ekilince, kişinin irâde ve tercih ile alâkası kalmaz; irâde buraya kadardır. Ondan sonra ise, bu tohumun çürüyüp gitmemesi, kaybolmaması için çalışır, gayret eder. Kur’ân-ı Kerim’in, <strong>“Kim âhiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız” âyet-i kerimesi de buna işâret eder.(3) </strong></span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">Müslümanlığın aslı,<strong> ‘lâ ilâhe illallah’ </strong>kavlidir ve bu kelime-i tevhid, zikrin ta kendisidir. Diğer bütün ibâdetler de, bu zikri te’kid yani sağlamlaştırmak içindir. </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><strong>Namazın rûhu ve özü, Allah Teâlâ’nın zikrini, heybet ve ta‘zim yoluyla gönülde tazelemektir. </strong></span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><strong>Oruçtan gâye, dünyevî arzuların, nefsânî ihtirasların kırılmasıdır. Gönül, dünyevî arzulardan kurtulunca temiz ve saf olup zikrin karargâhı hâlini alır. </strong></span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><strong>Hacdan gâye, Beytullâh’ın sahibini hatırlamak ve ona kavuşmayı arzulamaktır... Dünyevî bağlardan kurtulup günahları terk etmek, kalbi nefsanî arzulardan boşaltıp zikre temiz olarak hazırlamak içindir. </strong></span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">Binâenaleyh, İlâhî emir ve yasakların gâyesi zikr-i ilâhidir.(4) </span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen"><u><strong>DİPNOTLAR</strong></u></span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">(1) İbn Mâce, Sünen, Edeb, 55.</span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">(2) Hâce Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 47-50.</span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">(3) K.K., Şûrâ sûresi, 20; Silsiletü’l-Ârifîn, s. 311.</span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">(4) Hâce Muhammed Pârsâ, a.g.e., 5. Makale.</span></span></em></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: darkgreen">Alıntı</span></span></em> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 191191, member: 11795"] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=#006400]Hadîs-i şerifte, [B]“Efdalü’z-zikri lâ ilâhe illallah”(1)[/B] buyurulmuştur. Yani, [B]zikrin en faziletlisi, ‘lâ ilâhe illallah’ zikridir[/B]. Bu zikir, [B]nefiy[/B] ve [B]isbat[/B]tan meydana gelmiştir. Hak Teâlâ’nın hakikat yoluna bu kelime ile gidilir. [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [I][SIZE=4][FONT=Georgia][COLOR=#006400]Tasavvuf yoluna girenlerin kalblerinde meydana gelen perdeler, nisyanlarının yani unutkanlıklarının neticesidir. Bu perdenin aslı da, dünyevî şekillerin kalbte nakşolması (gönül levhasına işlenmesi)dir. Kalbe dünyevî şekiller nakşolunca, oradan Hak Teâlâ silinir, başka şeyler (mâsivâ) orada vücut bulur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][B]Zıtlarla tedâvi usûlünce kalbteki bu mâsivâyı, kelime-i tevhidle nefyetmek [/B](silip atmak) [B]gerekir. Bu kelimeye devam etmekten başka herhangi bir yolla gizli şirkten kurtulmak da mümkün değildir.[/B] (Bunun ilacı ancak kelime-i tevhiddir.) [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen]Bu sebeple, [B]kelime-i tevhid zikri[/B]yle meşgul olan kişi, [B]nefiy kısmında[/B], yani [B]‘lâ ilâhe [/B](başka hiçbir ilah yoktur)’ derken, bütün mahlûkata fâni ve değersiz nazarla bakar, zikrin mânâsını tefekkür eder ve diğer bütün düşünceleri gönlünden siler. [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][B]İsbat kısmı[/B]nda ise, yani [B]‘illallah [/B](sadece Allah vardır)’ derken de, [B]O[/B]'nun [B]bâki, maksûd ve mahbûb [/B]yani istenen ve sevilen yegâne varlık olduğunu düşünür. Kulluk edilecek tek zât olarak onu görür. [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen]Her zikrin başında da sonunda da huzûr-i İlâhî’de olduğunu bilir. Kalbine herhangi bir şeyin bağlandığını görürse, [B]nefy[/B] ile o bağı yok eder; [B]isbât[/B] ile de, onun sevgisinin yerine Allah Teâlâ’nın sevgisini koyar. [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen]Kul, bu şekilde devam ederse, zamanla gönlü, bağlandığı ve ülfet ettiği başka şeylerden uzaklaşır. Zikreden kişinin varlığı, zikirde yok olur. Beşerî vücudun alâkaları-bağları ondan kopup gider... [B]Kelime-i tevhidin nûraniyeti [/B]ise, [B]gönlün nûrâniyeti nisbetinde olur[/B].(2) [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][B]Kelime-i tevhid[/B]; harf bulunmayan, ne Arapça, ne Farsça, ne de bir başka dille ifade olunamayan bir mânâ hâlinde kalbe hâkim olup yerleştiğinde; kalb, zorlanmadıkça başka bir işe yöneltilemez. Kalbin içi, dünyanın vesvese dikenlerinden temizlenip, zikrin tohumu oraya ekilince, kişinin irâde ve tercih ile alâkası kalmaz; irâde buraya kadardır. Ondan sonra ise, bu tohumun çürüyüp gitmemesi, kaybolmaması için çalışır, gayret eder. Kur’ân-ı Kerim’in, [B]“Kim âhiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız” âyet-i kerimesi de buna işâret eder.(3) [/B][/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen]Müslümanlığın aslı,[B] ‘lâ ilâhe illallah’ [/B]kavlidir ve bu kelime-i tevhid, zikrin ta kendisidir. Diğer bütün ibâdetler de, bu zikri te’kid yani sağlamlaştırmak içindir. [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][B]Namazın rûhu ve özü, Allah Teâlâ’nın zikrini, heybet ve ta‘zim yoluyla gönülde tazelemektir. [/B][/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][B]Oruçtan gâye, dünyevî arzuların, nefsânî ihtirasların kırılmasıdır. Gönül, dünyevî arzulardan kurtulunca temiz ve saf olup zikrin karargâhı hâlini alır. [/B][/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][B]Hacdan gâye, Beytullâh’ın sahibini hatırlamak ve ona kavuşmayı arzulamaktır... Dünyevî bağlardan kurtulup günahları terk etmek, kalbi nefsanî arzulardan boşaltıp zikre temiz olarak hazırlamak içindir. [/B][/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen]Binâenaleyh, İlâhî emir ve yasakların gâyesi zikr-i ilâhidir.(4) [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen][U][B]DİPNOTLAR[/B][/U][/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen](1) İbn Mâce, Sünen, Edeb, 55.[/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen](2) Hâce Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 47-50.[/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen](3) K.K., Şûrâ sûresi, 20; Silsiletü’l-Ârifîn, s. 311.[/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen](4) Hâce Muhammed Pârsâ, a.g.e., 5. Makale.[/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][FONT=Georgia][COLOR=darkgreen]Alıntı[/COLOR][/FONT][/I] [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Zikrin en faziletlisi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst