Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ziyaretin lüzum ve önemi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 171141" data-attributes="member: 8679"><p><strong>Ziyaretin lüzum ve önemi 4</strong></p><p> </p><p><strong>Hz.<span style="color: blue">Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrini ziyaret etmek, mescidinde namaz kılmak, O'nun ve Ashabının yaşadığı yerleri görmek üzere Medine-i Münevvere'ye doğru yola çıkan bir hacı, bu ziyaretiyle yalnızca ALLAH Teâlâ'ya yakınlaşma amacı gütmelidir. Çünkü hacının İslami duyarlılığını daha da artıracak olan bir kutlu yolculuk, gerçekten Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Zira Cenab-ı Hak, Peygamberini ziyarete gelenleri sever ve onların O'nun huzurunda yapacakları duaları geri çevirmez. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de kendisini ziyarete gelenlere şefaat edeceğini bir çok hadis-i şeriflerinde bildirmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gerçekten, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin yaşadığı, mübarek ellerinin sürüldüğü, ayaklarının çiğnediği yerleri görmek, ashabının ve en yakın arkadaşlarının kabirlerini ziyaret etmek, vahyin indiği ve İslâmın tebliğ edildiği bu kutsal beldenin havasını solumak, her Mü'min gönlünün en tatlı özlemidir. İşte bu sebeple, daha ilk dönemlerden itibaren Müslümanlar, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin mescidinin, kabrinin, Uhud şehitliğinin ve Bakî mezarlığının bulunduğu ve İslâm tarihinin bir çok önemli olayının gerçekleştiği Medine-i Münevvere'yi ziyaret edegelmişler, bu ziyareti gerçekleştirmek için adeta fırsat kollamışlardır. Özellikle Medine-i Münevvere'ye uzak ülke ve beldelerde oturanlar açısından, hac veya umre yolculuğu, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin mescidini ve kabrini ziyaret için iyi bir fırsattır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sırf ALLAH Teâlâ için, İslam'ın aydınlığının insanlığa ulaştırılma-sı yolunda çalışmanın, fedakarlığın ve gayretin en güzel örneğini vermiş insanların gelip geçtiği bu mübarek şehri ziyaret etmekle hacı, bu aydınlığın, yeniden muhtaç olanlara ulaştırılması yolunda bir şuur ve azim kazanabilirse, ziyaretindeki amaç gerçekleşmiş sayılır. Bu duygu ile kendisini ziyarete gelenler hakkında, Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:</span></strong></p><p><strong>"Beni ziyaretten başka, gönlünde hiçbir emel ve arzu olmayarak kim beni ziyarete gelirse, kıyamet gününde ona şefaatçi olmam benim üzerimde bir hak olur." (Taberani, el-Mucemul-Kebir, No:13149, 12/225)</strong></p><p><strong><span style="color: blue">Arzedilen bu hadis-i şeriflerin canlı bir örneği ve numune-i imtisal olması bakımından şair</span></strong> <strong>Nabi</strong>'nin <strong><span style="color: blue">Resûlullah (S.A.V.) efendimizi ziyaretini buraya alıyoruz. Şöyleki:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Osmanlı şâiri ve velî. İsmi Yûsuf'dur. Nâbî, evliyâlar ve enbiyâlar şehri olarak bilinen Urfa'da 1642 senesinde doğdu. 1712 senesi Rebîül-evvel ayının üçünde Cumartesi günü vefât etti. Üsküdar'daki Karacaahmet kabristanlığına defnedildi. Kabri, Sultan İkinci Mahmûd ve Sultan İkinci Abdülhamîd Hân devirlerinde tâmir edildi. İşte bu Nabi:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Zamanın Sultanından izin alıp bir kere,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">1678 yılında çıktı bir kafileyle, hacca gitmek üzere.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nabi'nin bulunduğu kafilede o zaman,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Devlet ricalinden de bulunurdu çok insan.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Resûlullah (S.A.V.) efendimize olan sevgi ve aşkı ile,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">O, Hicaz yollarında, uyumadı az bile.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kafile yaklaşınca, Medine-i Münevvere'ye nihayet,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Zirvesine çıkmıştı, ondaki bu muhabbet.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Her bir adım attıkça, o sevgi artıyordu.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kalbi, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin aşkıyla yanıyordu.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Resûlullah (S.A.V.) efendimizin kabr-i şerifleri olan,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kubbe-i Hadrâ görülmeye başladığı sırada,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nâbi hürmet ve edebinden kendini o makamı,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ziyarete layık görememekten gelen mahcubiyetten,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ne yapacağını şaşırmıştır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">O böyle yanıyorken, sevgi ve muhabbetle,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gördü ki, Kafilede bulunan Eyüplu Râmi Mehmed Paşa,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Uykusu gelmiş, dalgın uyur, ayakları kıblede hâşâ.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Adeta nereye geldiğinin farkında değildir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Onu bu vaziyette görünce Yusuf Nabi,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Üzüldü, kederlendi, kırıldı ince kalbi.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Onu uyandıracak yüksek bir sesle hemen,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nâbinin dudaklarından gayr-i ihtiyari,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şu şiir dökülüverdi düşünmeden:</span></strong></p><p><strong>"Sakın terk-i edepten, kûy-i mahbub-ı Hüda'dır bu. </strong></p><p><strong>Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu. </strong></p><p><strong>Müraatı edeb şartı ile gir, Nabi bu dergaha. </strong></p><p><strong>Metaf-ı kudsiyandır, busegah-ı Enbiyadır bu." (Bu beyitlerin tamamı şöyledir:</strong></p><p><strong>Sakın terk-i edepten, kuy-i mahbub-ı Hüda'dır bu</strong></p><p><strong>Nazargâh-ı ilahidir, Makam-ı Mustafa'dır bu.</strong></p><p><strong>"Edebi terketmekten sakın. Zira burası ALLAH Teâlâ'nın sevgilisi olan Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bulunduğu yerdir. Bu yer, Hak Teâlâ'nın nazar evi, Resul-i Ekrem (S.A.V.) Efendimizin makamıdır."</strong></p><p><strong>Habib-i Kibriya'nın hâbgâhıdır faziletde</strong></p><p><strong>Tefevvuk-kerde-i arş-i cenab-ı kibriyadır bu.</strong></p><p><strong>"Burası Cenab-ı Hakk'ın sevgilisinin istirahat ettikleri yerdir. Fazilet yönünden düşünülürse, ALLAH Teâlâ'nın arşının en üstündedir."</strong></p><p><strong>Bu hâkin pertevinden oldu deycur-i adem zâil.</strong></p><p><strong>İmâdın açdı mevcudat dü çeşmin tütiyadır bu.</strong></p><p><strong>"Bu mukaddes yerin mübarek toprağının parlaklığından, yokluk karanlıkları sona erdi. Yaratılmışlar iki gözünü körlükten açtı. Zira burası kör gözlere şifa veren sürmedir."</strong></p><p><strong>Felekde mâh-ı nev Babüsselâmın sine-i çâkidir.</strong></p><p><strong>Bunun kandili cevza matla nur-i ziyadır bu.</strong></p><p><strong>"Gökyüzündeki yeni ay, O'nun kapısının yüreği yaralı aşığıdır. Gökyüzündeki oğlak yıldızı bile o Peygamberin nurundan doğmaktadır."</strong></p><p><strong>Muraat-ı edeb şartıyla gir Nâbi bu dergâha</strong></p><p><strong>Metâf-ı kudsiyandır bûsegâh-ı Enbiyadır bu.</strong></p><p><strong>"Ey Nabi! Bu dergaha, edebin şartlarına riayet ederek gir. Zira burası, büyük meleklerin etrafında pervane olduğu ve Peygamberlerin hürmetine eğilerek öptüğü tavaf yeridir.")</strong></p><p><strong><span style="color: blue">Daha bir çok beyitlerle, Peygamber-i zişanı,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Methedip, uyandırdı o uyuyan paşayı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">O Paşa, bu şiiri işitince Nabi'den,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hatasını anlayıp, doğruluverdi hemen.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ve Nabi'ye sordu ki: Ne zaman yazdın bunu?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İkimizden başkaca, bunu duyan oldu mu?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Dedi: Söylememiştim, bunu ben daha önce.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İlk defa söylüyorum, sizi böyle görünce.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu cevabı alınca, aldı rahat bir nefes.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Dedi ki: Aman Nabi, duymasın başka bir kes.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Paşa ile hürmeten derhal deveden inerek</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yaya olarak yol almaya başladılar.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Dinlediği mısralardan, oldukça duygulanan Paşa,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nâbî'den mısraları tekrar okumasını rica eder.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nâbi mısraları tekrar ederken</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yaklaşmıştı kafile o sabah Medine-i Münevvere'ye.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Vardılar ezan vakti, mescid-i Nebeviye.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Velakin baktılar ki, Mescid-i Nebeviden,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Müezzinler bu şiiri okurlar hepsi birden:</span></strong></p><p><strong>"Sakın terki edepten kûy-i mahbub-i Hüda'dır bu,</strong></p><p><strong>Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu."</strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu mısralar tatlı nâmelerle yayılır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kulaklarına inanamayan,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nabi ile o Paşa, şaşıp hayretlerinden,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Aman paşam ne oluyor? Bu nasıl bir iştir?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şu minareden duyulan mısralar az evvel</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Benim kalbime ilham edilmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ben de onu sizden başkasına okumadım.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Paşa dedi ki: Ben de onu sizden başkasından duymadım.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mescide girdiler, sabah namazını kıldılar,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sonra, hemen müezzinin yanına koştular.</span></strong></p><p> </p><p><span style="color: blue"><span style="color: #ff0000"><strong>Mehmet Talü - Milli Gazetesi</strong></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="color: #ff0000"><strong>13/12/2009</strong></span> </span></p><p><span style="color: blue"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 171141, member: 8679"] [B]Ziyaretin lüzum ve önemi 4[/B] [B]Hz.[COLOR=blue]Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrini ziyaret etmek, mescidinde namaz kılmak, O'nun ve Ashabının yaşadığı yerleri görmek üzere Medine-i Münevvere'ye doğru yola çıkan bir hacı, bu ziyaretiyle yalnızca ALLAH Teâlâ'ya yakınlaşma amacı gütmelidir. Çünkü hacının İslami duyarlılığını daha da artıracak olan bir kutlu yolculuk, gerçekten Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Zira Cenab-ı Hak, Peygamberini ziyarete gelenleri sever ve onların O'nun huzurunda yapacakları duaları geri çevirmez. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de kendisini ziyarete gelenlere şefaat edeceğini bir çok hadis-i şeriflerinde bildirmiştir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Gerçekten, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin yaşadığı, mübarek ellerinin sürüldüğü, ayaklarının çiğnediği yerleri görmek, ashabının ve en yakın arkadaşlarının kabirlerini ziyaret etmek, vahyin indiği ve İslâmın tebliğ edildiği bu kutsal beldenin havasını solumak, her Mü'min gönlünün en tatlı özlemidir. İşte bu sebeple, daha ilk dönemlerden itibaren Müslümanlar, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin mescidinin, kabrinin, Uhud şehitliğinin ve Bakî mezarlığının bulunduğu ve İslâm tarihinin bir çok önemli olayının gerçekleştiği Medine-i Münevvere'yi ziyaret edegelmişler, bu ziyareti gerçekleştirmek için adeta fırsat kollamışlardır. Özellikle Medine-i Münevvere'ye uzak ülke ve beldelerde oturanlar açısından, hac veya umre yolculuğu, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin mescidini ve kabrini ziyaret için iyi bir fırsattır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sırf ALLAH Teâlâ için, İslam'ın aydınlığının insanlığa ulaştırılma-sı yolunda çalışmanın, fedakarlığın ve gayretin en güzel örneğini vermiş insanların gelip geçtiği bu mübarek şehri ziyaret etmekle hacı, bu aydınlığın, yeniden muhtaç olanlara ulaştırılması yolunda bir şuur ve azim kazanabilirse, ziyaretindeki amaç gerçekleşmiş sayılır. Bu duygu ile kendisini ziyarete gelenler hakkında, Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:[/COLOR][/B] [B]"Beni ziyaretten başka, gönlünde hiçbir emel ve arzu olmayarak kim beni ziyarete gelirse, kıyamet gününde ona şefaatçi olmam benim üzerimde bir hak olur." (Taberani, el-Mucemul-Kebir, No:13149, 12/225)[/B] [B][COLOR=blue]Arzedilen bu hadis-i şeriflerin canlı bir örneği ve numune-i imtisal olması bakımından şair[/COLOR][/B] [B]Nabi[/B]'nin [B][COLOR=blue]Resûlullah (S.A.V.) efendimizi ziyaretini buraya alıyoruz. Şöyleki:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Osmanlı şâiri ve velî. İsmi Yûsuf'dur. Nâbî, evliyâlar ve enbiyâlar şehri olarak bilinen Urfa'da 1642 senesinde doğdu. 1712 senesi Rebîül-evvel ayının üçünde Cumartesi günü vefât etti. Üsküdar'daki Karacaahmet kabristanlığına defnedildi. Kabri, Sultan İkinci Mahmûd ve Sultan İkinci Abdülhamîd Hân devirlerinde tâmir edildi. İşte bu Nabi:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Zamanın Sultanından izin alıp bir kere,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]1678 yılında çıktı bir kafileyle, hacca gitmek üzere.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nabi'nin bulunduğu kafilede o zaman,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Devlet ricalinden de bulunurdu çok insan.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Resûlullah (S.A.V.) efendimize olan sevgi ve aşkı ile,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]O, Hicaz yollarında, uyumadı az bile.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Kafile yaklaşınca, Medine-i Münevvere'ye nihayet,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Zirvesine çıkmıştı, ondaki bu muhabbet.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Her bir adım attıkça, o sevgi artıyordu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Kalbi, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin aşkıyla yanıyordu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Resûlullah (S.A.V.) efendimizin kabr-i şerifleri olan,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Kubbe-i Hadrâ görülmeye başladığı sırada,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nâbi hürmet ve edebinden kendini o makamı,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ziyarete layık görememekten gelen mahcubiyetten,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ne yapacağını şaşırmıştır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]O böyle yanıyorken, sevgi ve muhabbetle,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Gördü ki, Kafilede bulunan Eyüplu Râmi Mehmed Paşa,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Uykusu gelmiş, dalgın uyur, ayakları kıblede hâşâ.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Adeta nereye geldiğinin farkında değildir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Onu bu vaziyette görünce Yusuf Nabi,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Üzüldü, kederlendi, kırıldı ince kalbi.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Onu uyandıracak yüksek bir sesle hemen,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nâbinin dudaklarından gayr-i ihtiyari,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Şu şiir dökülüverdi düşünmeden:[/COLOR][/B] [B]"Sakın terk-i edepten, kûy-i mahbub-ı Hüda'dır bu. [/B] [B]Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu. [/B] [B]Müraatı edeb şartı ile gir, Nabi bu dergaha. [/B] [B]Metaf-ı kudsiyandır, busegah-ı Enbiyadır bu." (Bu beyitlerin tamamı şöyledir:[/B] [B]Sakın terk-i edepten, kuy-i mahbub-ı Hüda'dır bu[/B] [B]Nazargâh-ı ilahidir, Makam-ı Mustafa'dır bu.[/B] [B]"Edebi terketmekten sakın. Zira burası ALLAH Teâlâ'nın sevgilisi olan Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bulunduğu yerdir. Bu yer, Hak Teâlâ'nın nazar evi, Resul-i Ekrem (S.A.V.) Efendimizin makamıdır."[/B] [B]Habib-i Kibriya'nın hâbgâhıdır faziletde[/B] [B]Tefevvuk-kerde-i arş-i cenab-ı kibriyadır bu.[/B] [B]"Burası Cenab-ı Hakk'ın sevgilisinin istirahat ettikleri yerdir. Fazilet yönünden düşünülürse, ALLAH Teâlâ'nın arşının en üstündedir."[/B] [B]Bu hâkin pertevinden oldu deycur-i adem zâil.[/B] [B]İmâdın açdı mevcudat dü çeşmin tütiyadır bu.[/B] [B]"Bu mukaddes yerin mübarek toprağının parlaklığından, yokluk karanlıkları sona erdi. Yaratılmışlar iki gözünü körlükten açtı. Zira burası kör gözlere şifa veren sürmedir."[/B] [B]Felekde mâh-ı nev Babüsselâmın sine-i çâkidir.[/B] [B]Bunun kandili cevza matla nur-i ziyadır bu.[/B] [B]"Gökyüzündeki yeni ay, O'nun kapısının yüreği yaralı aşığıdır. Gökyüzündeki oğlak yıldızı bile o Peygamberin nurundan doğmaktadır."[/B] [B]Muraat-ı edeb şartıyla gir Nâbi bu dergâha[/B] [B]Metâf-ı kudsiyandır bûsegâh-ı Enbiyadır bu.[/B] [B]"Ey Nabi! Bu dergaha, edebin şartlarına riayet ederek gir. Zira burası, büyük meleklerin etrafında pervane olduğu ve Peygamberlerin hürmetine eğilerek öptüğü tavaf yeridir.")[/B] [B][COLOR=blue]Daha bir çok beyitlerle, Peygamber-i zişanı,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Methedip, uyandırdı o uyuyan paşayı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]O Paşa, bu şiiri işitince Nabi'den,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Hatasını anlayıp, doğruluverdi hemen.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ve Nabi'ye sordu ki: Ne zaman yazdın bunu?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]İkimizden başkaca, bunu duyan oldu mu?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Dedi: Söylememiştim, bunu ben daha önce.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]İlk defa söylüyorum, sizi böyle görünce.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bu cevabı alınca, aldı rahat bir nefes.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Dedi ki: Aman Nabi, duymasın başka bir kes.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Paşa ile hürmeten derhal deveden inerek[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yaya olarak yol almaya başladılar.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Dinlediği mısralardan, oldukça duygulanan Paşa,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nâbî'den mısraları tekrar okumasını rica eder.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nâbi mısraları tekrar ederken[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yaklaşmıştı kafile o sabah Medine-i Münevvere'ye.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Vardılar ezan vakti, mescid-i Nebeviye.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Velakin baktılar ki, Mescid-i Nebeviden,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Müezzinler bu şiiri okurlar hepsi birden:[/COLOR][/B] [B]"Sakın terki edepten kûy-i mahbub-i Hüda'dır bu,[/B] [B]Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu."[/B] [B][COLOR=blue]Bu mısralar tatlı nâmelerle yayılır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Kulaklarına inanamayan,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nabi ile o Paşa, şaşıp hayretlerinden,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Aman paşam ne oluyor? Bu nasıl bir iştir?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Şu minareden duyulan mısralar az evvel[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Benim kalbime ilham edilmiştir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ben de onu sizden başkasına okumadım.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Paşa dedi ki: Ben de onu sizden başkasından duymadım.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mescide girdiler, sabah namazını kıldılar,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sonra, hemen müezzinin yanına koştular.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue][/COLOR][/B] [COLOR=blue][COLOR=#ff0000][B]Mehmet Talü - Milli Gazetesi 13/12/2009[/B][/COLOR][COLOR=#000000] [/COLOR] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ziyaretin lüzum ve önemi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst