Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ziyaretin lüzum ve önemi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 171143" data-attributes="member: 8679"><p><strong>Ziyaretin lüzum ve önemi 6</strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: blue">Demir parmaklıklar üzerinde hasbihal ediyor Resûlü Ekrem (S.A.V.) efendimizle:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Elliüç yaşına kadar senin Hicranının azabını sinemde taşıdım, yanına geldiğim zaman şu başımı çarptığım demir kafes de nedir Ya ResûlALLAH! Hâlâ vuslat olmayacak mı?... Tihame çölünü kat ettim, gözlerime uyku girmedi. Arzu edersen yıldızlara sor, sor ki şu üç aylık zaman içinde bu gözler bir kere uyudu mu? Uyumadı diyecekler Ya ResûlALLAH! Dağlarla, taşlarla bütün hilkat heyakili ile hasbıhal ettim Ya ResûlALLAH. Derdimi geceye döktüm, leyale derdimi anlattım, cibali söylettim Ya ResûlALLAH! Nihayet huzuruna geldim Ya ResûlALLAH!</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Akif derinleşmiş, coşmuş bu Sudanlının sesini, feryad ü figanını Resûlü Ekrem (S.A.V.) efendimiz karşısında gerçek bir âşıkın nasıl dolu olduğunu müşahede ediyor. Resûlü Ekrem (S.A.V.) efendimizin parmaklıklarından tutan bu insan, son sözlerini söylerken sesi kısılmaya başlamıştır. Akif şöyle bitiriyor: Kısa bir sessizlikten sonra adam şöyle diyordu.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Şu kadar mesafeyi tepip huzuruna geldim, bu hasta gönlümü bir daha hâk-i pâyinden ayırma Ya ResûlALLAH! Tahammülüm yoktur artık.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sonra bir sessizlik oldu, bir ah feryadı duydum. Döndüğüm zaman parmaklıkların dibinde yıkılıp gitmişti. Bir Seylanlı alnından öperek gözlerini kapatıyordu. Birkaç dakika sonra da bir iki gassal bir iki taşıyıcı geldi, Cennet-ül Baki'ye kaldırdılar mübarek cenazesini. Fakat ruhu muhtemelen Ravza-i Tahire'nin parmaklıklarına takılıp kalmıştı. Resûlullah (S.A.V.) efendimize yürekten âşık bu genç:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Artık bu hasta gönlümü hâk-i pâyinden ayırma Ya ResûlALLAH! diyordu.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Aman ALLAH'ım! O aşktan bizlere de nasip et! Amin. Olayı bir de Akif'ten dinleyelim:</span></strong></p><p><strong>Necid Çöllerinden Medine-i Münevvere'ye</strong></p><p><strong><span style="color: blue">Henüz dua ediyordum ki, "Ya Rasulellah!"</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nidası kükreyerek, bir kanadlı tayf-i siyah,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Basıp eşikleri tutmuş yığınla gölgelere,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Süzüldü uçdaki "Bâbüsselâm" önünde yere.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mehîb sayhası hâlâ fezâda çınlardı,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ki yükselip yeniden, yardı geçti eb'âdı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Düşünce Ravza-i Peygamberin ayaklarına;</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sarıldı göğsüne çarpan demir kuşaklarına.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Dikildi Cebhe-i Dîdâr önünde, müstağrak.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Diyordu inleyerek:</span></strong></p><p><strong>Ya Nebi! Şu halime bak! </strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Benim de ruhumu yaktıkça yaktı Hicranın!</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Tahammül et" dediler... Hangi bir zamana kadar?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Önümde durmadı artık, ne hânumân ne ocak</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yıkıldı hepsi. . Ben aştım diyar-ı Sudan'ı</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Üç ay "Tihame!" deyip çiğnedim beyâbânı</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yetişmeseydin eğer, ya Muhammed, imdada</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İradem olduğu gündür senin iradene râm</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bir an için bana yollarda durmak oldu haram</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bütün heyakil-i hilkatle hasbihal ettim</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Leyale derdimi döktüm, cibali söylettim</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nucuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Azabı hecrine katlandım elli üç senedir</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sonunda alnıma çarpan bu zalim örtü nedir?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Beş-altı sineyi Hicran içinde inleterek</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Demir nikaabını kaldır mezâr-ı pâkinden!</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu hasta ruhumu artık kayırma hakinden!</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Nedir o meşale? Nurun mu? Ya ResûlALLAH!</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sükûn içinde bir an geçti, sonra kısa bir "âh!"</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ne gördüm oh! Serilmiş zemine Sudanlı...</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Başında, ağlayarak bir zavallı Seylanlı,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Öpüp öpüp kapıyor elleriyle gözlerini.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bitince hârice nakliyle gasli, tekfini,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Baki"'a gitti şehîdin vücûd-i fânîsi;</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Harem"de kaldı fakat rûh-i câvidânîsi.</span></strong></p><p><strong>(Mehmet Akif ERSOY, Safahat, 312)</strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ahmed er Rufâi Hazretleri, Hicri 555 senesinde hacca gitmiştir. Hac dönüşü Medine-i Münevvere'de Ravzaı Mutahhara'yı ziyaret etmiştir. Arkadaşları ile birlikte Medîne-i Münevvere'ye gelen Ahmed er-Rufâî, şehre girerken ayakkabılarını çıkararak eline almıştı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu sırada şehirde bulunan Yemen, Hicaz ve Şam hacılarının sayısı 90 bin civarında idi. Bunların arasında Abdülkadir Geylanî de vardı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İkindi namazından sonra Rufâî Hazretleri Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrine yaklaşarak, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabri önünde şöyle selâm verdi:</span></strong> <strong>"Esselâmü Aleyke ya Ceddi!"</strong> <strong><span style="color: blue">Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrinden:</span></strong> <strong>"Aleyküm Selam Ya Veledi"</strong> <strong><span style="color: blue">cevabı duyulmuştur. O sırada orada bulunan bütün ziyaretçiler bu sesi işitmişlerdir. Bunun üzerine vecde gelen Seyyid Ahmed-er Rufâi Hazretleri, titreyerek diz çöküp şunları söylemiştir:</span></strong> <strong>"Uzakta iken ruhumu gönderiyordum. Bana, vekâleten toprağını öpüyordu, şimdi ise huzurundayım şu mübarek elini uzatıver de dudaklarım onunla haz duysun!"<span style="color: blue"> Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrinden parıltısı bütün Mescid-i Şerifi aydınlatan nuranî eli dışarıya uzanmış ve bütün ziyaretçilerin gözleri önünde O, bu eli öpmüştür. Bu hâdise üzerine sanki kıyamet kopmuş, cemâatin getirdiği salât u selâmlar gök kubbeyi çınlatmıştı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ahmet Rufâî Hazretleri bu kadar iltifat karşısında kendisini kaybetmiş ve olayı takip eden birkaç gün boyunca baygın bir halde yatmıştı. Hattâ hayatından umut kesilecek bir hale gelmiş, fakat sonradan ayılmıştı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu hadise bir tevatür derecesinde hacılar arasında yayılmış, bütün İslâm ülkelerinde duyulmuştur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bundan dolayı her Müslüman ve bilhassa hacca giden her ehli iman, büyük bir engel karşısında kalmadıkça, mutlaka gidip Fahr-i âlem (S.A.V.) Efendimizi ziyaret etmelidir.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: #ff0000">Mehmet Talü - Milli Gazetesi</span></strong></p><p><strong><span style="color: #ff0000">16/12/2009</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 171143, member: 8679"] [B]Ziyaretin lüzum ve önemi 6[/B] [B][COLOR=blue]Demir parmaklıklar üzerinde hasbihal ediyor Resûlü Ekrem (S.A.V.) efendimizle:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Elliüç yaşına kadar senin Hicranının azabını sinemde taşıdım, yanına geldiğim zaman şu başımı çarptığım demir kafes de nedir Ya ResûlALLAH! Hâlâ vuslat olmayacak mı?... Tihame çölünü kat ettim, gözlerime uyku girmedi. Arzu edersen yıldızlara sor, sor ki şu üç aylık zaman içinde bu gözler bir kere uyudu mu? Uyumadı diyecekler Ya ResûlALLAH! Dağlarla, taşlarla bütün hilkat heyakili ile hasbıhal ettim Ya ResûlALLAH. Derdimi geceye döktüm, leyale derdimi anlattım, cibali söylettim Ya ResûlALLAH! Nihayet huzuruna geldim Ya ResûlALLAH![/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Akif derinleşmiş, coşmuş bu Sudanlının sesini, feryad ü figanını Resûlü Ekrem (S.A.V.) efendimiz karşısında gerçek bir âşıkın nasıl dolu olduğunu müşahede ediyor. Resûlü Ekrem (S.A.V.) efendimizin parmaklıklarından tutan bu insan, son sözlerini söylerken sesi kısılmaya başlamıştır. Akif şöyle bitiriyor: Kısa bir sessizlikten sonra adam şöyle diyordu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Şu kadar mesafeyi tepip huzuruna geldim, bu hasta gönlümü bir daha hâk-i pâyinden ayırma Ya ResûlALLAH! Tahammülüm yoktur artık.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sonra bir sessizlik oldu, bir ah feryadı duydum. Döndüğüm zaman parmaklıkların dibinde yıkılıp gitmişti. Bir Seylanlı alnından öperek gözlerini kapatıyordu. Birkaç dakika sonra da bir iki gassal bir iki taşıyıcı geldi, Cennet-ül Baki'ye kaldırdılar mübarek cenazesini. Fakat ruhu muhtemelen Ravza-i Tahire'nin parmaklıklarına takılıp kalmıştı. Resûlullah (S.A.V.) efendimize yürekten âşık bu genç:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Artık bu hasta gönlümü hâk-i pâyinden ayırma Ya ResûlALLAH! diyordu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Aman ALLAH'ım! O aşktan bizlere de nasip et! Amin. Olayı bir de Akif'ten dinleyelim:[/COLOR][/B] [B]Necid Çöllerinden Medine-i Münevvere'ye[/B] [B][COLOR=blue]Henüz dua ediyordum ki, "Ya Rasulellah!"[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nidası kükreyerek, bir kanadlı tayf-i siyah,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Basıp eşikleri tutmuş yığınla gölgelere,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Süzüldü uçdaki "Bâbüsselâm" önünde yere.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mehîb sayhası hâlâ fezâda çınlardı,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ki yükselip yeniden, yardı geçti eb'âdı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Düşünce Ravza-i Peygamberin ayaklarına;[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sarıldı göğsüne çarpan demir kuşaklarına.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Dikildi Cebhe-i Dîdâr önünde, müstağrak.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Diyordu inleyerek:[/COLOR][/B] [B]Ya Nebi! Şu halime bak! [/B] [B][COLOR=blue]Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Benim de ruhumu yaktıkça yaktı Hicranın![/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Tahammül et" dediler... Hangi bir zamana kadar?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Önümde durmadı artık, ne hânumân ne ocak[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yıkıldı hepsi. . Ben aştım diyar-ı Sudan'ı[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Üç ay "Tihame!" deyip çiğnedim beyâbânı[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yetişmeseydin eğer, ya Muhammed, imdada[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]İradem olduğu gündür senin iradene râm[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bir an için bana yollarda durmak oldu haram[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bütün heyakil-i hilkatle hasbihal ettim[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Leyale derdimi döktüm, cibali söylettim[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nucuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Azabı hecrine katlandım elli üç senedir[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sonunda alnıma çarpan bu zalim örtü nedir?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Beş-altı sineyi Hicran içinde inleterek[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Demir nikaabını kaldır mezâr-ı pâkinden![/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bu hasta ruhumu artık kayırma hakinden![/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Nedir o meşale? Nurun mu? Ya ResûlALLAH![/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sükûn içinde bir an geçti, sonra kısa bir "âh!"[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ne gördüm oh! Serilmiş zemine Sudanlı...[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Başında, ağlayarak bir zavallı Seylanlı,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Öpüp öpüp kapıyor elleriyle gözlerini.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bitince hârice nakliyle gasli, tekfini,[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Baki"'a gitti şehîdin vücûd-i fânîsi;[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Harem"de kaldı fakat rûh-i câvidânîsi.[/COLOR][/B] [B](Mehmet Akif ERSOY, Safahat, 312)[/B] [B][COLOR=blue]Ahmed er Rufâi Hazretleri, Hicri 555 senesinde hacca gitmiştir. Hac dönüşü Medine-i Münevvere'de Ravzaı Mutahhara'yı ziyaret etmiştir. Arkadaşları ile birlikte Medîne-i Münevvere'ye gelen Ahmed er-Rufâî, şehre girerken ayakkabılarını çıkararak eline almıştı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bu sırada şehirde bulunan Yemen, Hicaz ve Şam hacılarının sayısı 90 bin civarında idi. Bunların arasında Abdülkadir Geylanî de vardı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]İkindi namazından sonra Rufâî Hazretleri Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrine yaklaşarak, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabri önünde şöyle selâm verdi:[/COLOR][/B] [B]"Esselâmü Aleyke ya Ceddi!"[/B] [B][COLOR=blue]Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrinden:[/COLOR][/B] [B]"Aleyküm Selam Ya Veledi"[/B] [B][COLOR=blue]cevabı duyulmuştur. O sırada orada bulunan bütün ziyaretçiler bu sesi işitmişlerdir. Bunun üzerine vecde gelen Seyyid Ahmed-er Rufâi Hazretleri, titreyerek diz çöküp şunları söylemiştir:[/COLOR][/B] [B]"Uzakta iken ruhumu gönderiyordum. Bana, vekâleten toprağını öpüyordu, şimdi ise huzurundayım şu mübarek elini uzatıver de dudaklarım onunla haz duysun!"[COLOR=blue] Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin kabrinden parıltısı bütün Mescid-i Şerifi aydınlatan nuranî eli dışarıya uzanmış ve bütün ziyaretçilerin gözleri önünde O, bu eli öpmüştür. Bu hâdise üzerine sanki kıyamet kopmuş, cemâatin getirdiği salât u selâmlar gök kubbeyi çınlatmıştı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Ahmet Rufâî Hazretleri bu kadar iltifat karşısında kendisini kaybetmiş ve olayı takip eden birkaç gün boyunca baygın bir halde yatmıştı. Hattâ hayatından umut kesilecek bir hale gelmiş, fakat sonradan ayılmıştı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bu hadise bir tevatür derecesinde hacılar arasında yayılmış, bütün İslâm ülkelerinde duyulmuştur.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bundan dolayı her Müslüman ve bilhassa hacca giden her ehli iman, büyük bir engel karşısında kalmadıkça, mutlaka gidip Fahr-i âlem (S.A.V.) Efendimizi ziyaret etmelidir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=#ff0000]Mehmet Talü - Milli Gazetesi[/COLOR][/B] [B][COLOR=#ff0000]16/12/2009[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ziyaretin lüzum ve önemi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst