Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Zorluktaki Kolaylık
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 224663" data-attributes="member: 11723"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Hayat sınavını yaşadığımız bu misafirhanede ,çevremizde en çok duyduğumuz cümleler şunlardır: ne kadar da şanssızım,bu dertler hiç peşimi bırakmazmı işlerim neden ters gidiyor, bir benmi varım dünyada dert çekecek vs vs... Bu karamsarık hali bazen öyle boyutlara ulaşır ki kişi tırnağı kanasa vay ben ne şanssız adamım diye tutturur. İşte böyle düşünenler için bir radyoda sayın senai demirciden dinlediğim fakat yazarı belli olmayan bir anonim hikayeyi paylaşmadan edemedim. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bir zamanlar, tahta oymacılığıyla uğraşan, hayatın sadece yüzeyinde kalmayıp, hakikatlerini de hissetmeyi beceren yaşlı bir usta yaşardı. Bu ustanın, her şeyden şikâyet eden bir çırağı vardı. Çırak başına gelen en küçük sıkıntıdan bile şikâyet ediyordu. Hayat onun için sanki sırf kötülüklerden, sıkıntılardan ve mutsuzluktan ibaretti.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong>Ustası bir gün çırağı tuz almaya gönderdi. Âdeti olduğu üzere, çırak söylene söylene denileni yaptı. Döndüğünde, "Şimdi tuzun ne gereği vardı?" gibisinden bir edayla tuzu ustasının önüne koydu.</strong><strong>Bilge, ona bir avuç tuzu bir bardak suya döküp karıştırmasını söyledi. Çırak yine suratı asık bir şekilde söyleneni yaptı. Bilge, "Şimdi de o suyu iç" diye emretti. Çırak, önce kaşlarını çattı. Bir bardak tuzlu suyu içmesini nasıl isterdi ki ustası? Ama ona olan saygısından, zorlanarak da olsa bardaktan bir yudum aldı, almasıyla suyu tükürmesi bir oldu.</strong><strong>"Tadı nasıldı?" diye sordu usta.</strong><strong>"Acı" diye kızgınlıkla cevap verdi çırak.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong>Usta, anlamlı anlamlı gülümseyerek çırağı bu defa köyün kenarındaki tatlı su gölünün kıyısına götürdü. Çırağına aynı şeyi burada da yapmasını, bir avuç tuzu göle atmasını, sonra da gölden su içmesini söyledi.</strong><strong>Çırak söyleneni yaptı, suyu göle atıp gölün tatlı suyundan kana kana içti. O ağzından akan suyu eliyle silerken bilge sordu:</strong><strong>"Bu suyun tadı nasıl peki?""Bal gibi tatlı" diye karşılık verdi çırak."Tuzun tadını alabildin mi?""Hayır."</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong>Bunun üzerine bilge, suyun yanında diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve ona ömrü boyunca unutamayacağı şu dersi verdi:</strong><strong>"Evladım! Hayatımızdaki sıkıntılar tuz gibidir, ne azdır ne de çok. Sıkıntıların miktarı hep aynıdır. Ancak, bu sıkıntıların kişiye ne kadar ıstırap vereceği onun neyin içine konulacağına bağlıdır. Bir sıkıntının, ıstırabın olduğunda yapman gereken şey duygularını genişletmektir. Bardak olmayı bırakıp göl olmayı demektir deyince çırak işin iç yüzünü öğrenip dersini almış oldu .</strong></span></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bizde çevremize baktığımızda bu çırak gibi nice insanlar görürüz ( belki onun ta kendisiyiz). Kafasını bir leğen suya koyup nefes alamıyorum diye çırpınan nice insanlar vardır . Hemen hergün gazetelerde ve televizyonlarda bir çok cinnet,cinayet,intihar haberlerine rastlarız içimizden kaçı ellerini başının arasına koyarak bunun nedenini düşünür acaba ?Aslında nedeni çok basittir:yaradanı hakkıyla tanımamak ...</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Geçmişimize baktığımızda peygamberler, evliyalar ve ALLAH dostlarının çok ağır imtihanlardan geçtiğini, büyük acılara maruz kaldığını görürüz. Belki yeri geldiğinde bizde büyük sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalıyoruz ama onlarla aramızdaki fark verdiğimiz tepkilerin farklı olması.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Onlar sıkıntılara maruz kaldıklarında bunun imtihan olduğunu bilip yaradana daha çok yöneliyorlar ve hayatlarını gözden geçirip hataları varsa tevbe yoluna gidiyorlardı ve hayatın geçici olduğunu bildikleri için acıları ve sıkıntılarıda geçici görüp öylece sabrediyorlardı. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong>Günümüz insanına bakıldığında dertler bir benimi buldu deyip ya isyan batağında boğuluyor veya meyhane batakhane köşelerinde güya dertlerini unutmaya çalışıyor halbuki kişi başına geleni imtihan bilse Allahtan geldi baş göz üstüne dese hem bu sıkıntılar ona hafif gelecek hemde Rabbi katında derecesini yükseltecek bediüzzaman sait nursi hz. allahı tanımayı şöyle tanımlar :Evet Allah'ı tanımayanın dünya dolusu belâ başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur. Derecesine göre îman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz'î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.( lemalar 25. lema ) işte allah dostları türlü işkencelere ve musibetlere allaha olan imanları ve teslimiyetleri ile dayandılar</strong><strong>. </strong></span></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Hayatımızda başımıza gelen nice mutluluklar sevinçler vardır ki sonu acı ve elemdir ve nice kederler belalar vardırki biz bilmesekte sonucu nimet hükmündedir ne acılar nede sevinçler süreklidir sıkınıtıların kalıcı olmadığını rabbimiz bize inşirah suresinin 5/ 6 ayetlerinde şöyle açıklar muhakkakki güçlükle beraber bir kolaylık vardır ve mutaka güçlükle beraber kolaylık vardır '' diye iki kere teyid eder bizlerde bu ayetin gereği olarak sıkıntılı zamanlarında kolaylık dilemeli ve dünyaya ait sevgilerimizde bu ister eşimiz ister çocuğumuz ister malımız olsun onların bizi bir gün mutlaka terk edeceğini bilerek sevmeli ve o nisbette bağlanmalıyız şu bir gerçektir ki hayatımızda her zaman kazanmalar, kaybetmeler ,inişler ve çıkışlar olacaktır. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Dünyada hiç bir şey bizim mülkümüz değil ve olamaz mülkün ve sevdiğimiz herşeyin maliki hakikiksini unutmadan sevmeli ve bağlanmalıyız ve vakti geldiğinde onların bizden alınacağını veya bizim onlara veda edeceğimizi unutmamalıyız. Mutluluk ne köşkte ne saraylarda nede güzel yüzlerde dir. gerçek mutluluk bir sineğin kanadını bir çiçeğin rengini ve kokusunu nakşedeni tanımakta ve yarattıklarının hiç birinin rızkını ihmal etmeden herbirinin ayrı ayrı sesini duyana şükretmekte ve sevgi beslemektedir. Bir kuş cıvıltısında akan suların şırıltısında dalların rüzgarla her salınışında hakkı bulmak ve hakkı bilmek duası ile...</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 224663, member: 11723"] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Hayat sınavını yaşadığımız bu misafirhanede ,çevremizde en çok duyduğumuz cümleler şunlardır: ne kadar da şanssızım,bu dertler hiç peşimi bırakmazmı işlerim neden ters gidiyor, bir benmi varım dünyada dert çekecek vs vs... Bu karamsarık hali bazen öyle boyutlara ulaşır ki kişi tırnağı kanasa vay ben ne şanssız adamım diye tutturur. İşte böyle düşünenler için bir radyoda sayın senai demirciden dinlediğim fakat yazarı belli olmayan bir anonim hikayeyi paylaşmadan edemedim. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Bir zamanlar, tahta oymacılığıyla uğraşan, hayatın sadece yüzeyinde kalmayıp, hakikatlerini de hissetmeyi beceren yaşlı bir usta yaşardı. Bu ustanın, her şeyden şikâyet eden bir çırağı vardı. Çırak başına gelen en küçük sıkıntıdan bile şikâyet ediyordu. Hayat onun için sanki sırf kötülüklerden, sıkıntılardan ve mutsuzluktan ibaretti.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B]Ustası bir gün çırağı tuz almaya gönderdi. Âdeti olduğu üzere, çırak söylene söylene denileni yaptı. Döndüğünde, "Şimdi tuzun ne gereği vardı?" gibisinden bir edayla tuzu ustasının önüne koydu.[/B][B]Bilge, ona bir avuç tuzu bir bardak suya döküp karıştırmasını söyledi. Çırak yine suratı asık bir şekilde söyleneni yaptı. Bilge, "Şimdi de o suyu iç" diye emretti. Çırak, önce kaşlarını çattı. Bir bardak tuzlu suyu içmesini nasıl isterdi ki ustası? Ama ona olan saygısından, zorlanarak da olsa bardaktan bir yudum aldı, almasıyla suyu tükürmesi bir oldu.[/B][B]"Tadı nasıldı?" diye sordu usta.[/B][B]"Acı" diye kızgınlıkla cevap verdi çırak.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B]Usta, anlamlı anlamlı gülümseyerek çırağı bu defa köyün kenarındaki tatlı su gölünün kıyısına götürdü. Çırağına aynı şeyi burada da yapmasını, bir avuç tuzu göle atmasını, sonra da gölden su içmesini söyledi.[/B][B]Çırak söyleneni yaptı, suyu göle atıp gölün tatlı suyundan kana kana içti. O ağzından akan suyu eliyle silerken bilge sordu:[/B][B]"Bu suyun tadı nasıl peki?""Bal gibi tatlı" diye karşılık verdi çırak."Tuzun tadını alabildin mi?""Hayır."[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B]Bunun üzerine bilge, suyun yanında diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve ona ömrü boyunca unutamayacağı şu dersi verdi:[/B][B]"Evladım! Hayatımızdaki sıkıntılar tuz gibidir, ne azdır ne de çok. Sıkıntıların miktarı hep aynıdır. Ancak, bu sıkıntıların kişiye ne kadar ıstırap vereceği onun neyin içine konulacağına bağlıdır. Bir sıkıntının, ıstırabın olduğunda yapman gereken şey duygularını genişletmektir. Bardak olmayı bırakıp göl olmayı demektir deyince çırak işin iç yüzünü öğrenip dersini almış oldu .[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Bizde çevremize baktığımızda bu çırak gibi nice insanlar görürüz ( belki onun ta kendisiyiz). Kafasını bir leğen suya koyup nefes alamıyorum diye çırpınan nice insanlar vardır . Hemen hergün gazetelerde ve televizyonlarda bir çok cinnet,cinayet,intihar haberlerine rastlarız içimizden kaçı ellerini başının arasına koyarak bunun nedenini düşünür acaba ?Aslında nedeni çok basittir:yaradanı hakkıyla tanımamak ...[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Geçmişimize baktığımızda peygamberler, evliyalar ve ALLAH dostlarının çok ağır imtihanlardan geçtiğini, büyük acılara maruz kaldığını görürüz. Belki yeri geldiğinde bizde büyük sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalıyoruz ama onlarla aramızdaki fark verdiğimiz tepkilerin farklı olması.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Onlar sıkıntılara maruz kaldıklarında bunun imtihan olduğunu bilip yaradana daha çok yöneliyorlar ve hayatlarını gözden geçirip hataları varsa tevbe yoluna gidiyorlardı ve hayatın geçici olduğunu bildikleri için acıları ve sıkıntılarıda geçici görüp öylece sabrediyorlardı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B]Günümüz insanına bakıldığında dertler bir benimi buldu deyip ya isyan batağında boğuluyor veya meyhane batakhane köşelerinde güya dertlerini unutmaya çalışıyor halbuki kişi başına geleni imtihan bilse Allahtan geldi baş göz üstüne dese hem bu sıkıntılar ona hafif gelecek hemde Rabbi katında derecesini yükseltecek bediüzzaman sait nursi hz. allahı tanımayı şöyle tanımlar :Evet Allah'ı tanımayanın dünya dolusu belâ başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur. Derecesine göre îman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz'î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.( lemalar 25. lema ) işte allah dostları türlü işkencelere ve musibetlere allaha olan imanları ve teslimiyetleri ile dayandılar[/B][B]. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Hayatımızda başımıza gelen nice mutluluklar sevinçler vardır ki sonu acı ve elemdir ve nice kederler belalar vardırki biz bilmesekte sonucu nimet hükmündedir ne acılar nede sevinçler süreklidir sıkınıtıların kalıcı olmadığını rabbimiz bize inşirah suresinin 5/ 6 ayetlerinde şöyle açıklar muhakkakki güçlükle beraber bir kolaylık vardır ve mutaka güçlükle beraber kolaylık vardır '' diye iki kere teyid eder bizlerde bu ayetin gereği olarak sıkıntılı zamanlarında kolaylık dilemeli ve dünyaya ait sevgilerimizde bu ister eşimiz ister çocuğumuz ister malımız olsun onların bizi bir gün mutlaka terk edeceğini bilerek sevmeli ve o nisbette bağlanmalıyız şu bir gerçektir ki hayatımızda her zaman kazanmalar, kaybetmeler ,inişler ve çıkışlar olacaktır. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Dünyada hiç bir şey bizim mülkümüz değil ve olamaz mülkün ve sevdiğimiz herşeyin maliki hakikiksini unutmadan sevmeli ve bağlanmalıyız ve vakti geldiğinde onların bizden alınacağını veya bizim onlara veda edeceğimizi unutmamalıyız. Mutluluk ne köşkte ne saraylarda nede güzel yüzlerde dir. gerçek mutluluk bir sineğin kanadını bir çiçeğin rengini ve kokusunu nakşedeni tanımakta ve yarattıklarının hiç birinin rızkını ihmal etmeden herbirinin ayrı ayrı sesini duyana şükretmekte ve sevgi beslemektedir. Bir kuş cıvıltısında akan suların şırıltısında dalların rüzgarla her salınışında hakkı bulmak ve hakkı bilmek duası ile...[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Zorluktaki Kolaylık
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst