Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Zübeyir Gündüzalp
zübeyr Gündüzalp'nin Gençlik Rehberini İlk Okuduğunda Hissettikleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hasret" data-source="post: 65243" data-attributes="member: 3226"><p><span style="color: #890000"><strong>Para ve zevk. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bu iki nesnenin bitmez, tükenmez, zehirli, boş hülyaları. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>O erişemediğim ve eriştiğim takdirde dahi beni hayatta mesut edemeyeceğini sonradan anladığım o neticesiz hayaller, o kupkuru tasavvurlar. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Ben neyim? Niçin yaşıyorum? Nereden geldim? Nereye gideceğim? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Yoksa şu bir sürü başıboş mahlûklar gibi ipi boğazına atılmış bir yaratık mıyım? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Hayır! </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bu izzetime dehşetli dokunuyordu. Ben hayvan olamazdım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Ben hayvan gibi yaşayamazdım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Fikriyatım işliyordu. Ben bir insandım. Öyle ise insan gibi yaşayacaktım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Ama bu başıboş yaşayışım, acaba bir insanca yaşayış mıydı? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>İnsan olan insan, böyle mi hayat geçiriyordu? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bilemiyorum, fakat bu düşüncelerin verdiği tereddütlü tutum içinde, âdeta çırpınıyordum diyebilirim. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Baba dostu muhterem bir ihtiyar vardı. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Onu görünce merhum ve muhterem sevgili babamı hatırlarım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>O da beni görünce, bir baba şefkati ile halimi hatırımı sorardı. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Onun o şefkati, kederli günlerimi neşelendirirdi. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bir oğlu vardı. Sınıf arkadaşımdı. Onun namaz kıldığını, namaz vakti gelince okul penceresinde, bazen hademe odasında namaz kıldığını görüyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Ona ruhumda bir takdirkârlık, hatta bir gıpta hissi duyuyordum. “Acaba,” diyordum, “Benim hayatım mı, yoksa onun hayatı mı insanca bir hayattır?” ayırt edemiyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bu sınıf arkadaşım nihayet üniversiteyi kazandı. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Anadolu’nun saf, temiz ve sakin havasından (Ermenek) kalabalık bir şehre (Konya) geldi. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Birgün bu arkadaşımın yanında bir sima: O da tanıdık! Hatırlayacak gibi oluyorum. Arkadaşım, okuduğu kitaptan bir aralık başını kaldırdı. Göz göze geldik. O da beni tanıdı. Tanıştık, seviştik. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>“Gençlik mevzuunda bir bahis okuyordum” dedi. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Dedim: “Ben de dinleyeyim, devam edin.” </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Evvelâ kitaba baktım: Gençlik Rehberi. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Müellifi: Bediüzzaman Said Nursî. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Biraz durakladım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Çünkü gazetelerde bu isim hakkında menfî şeyler işitmiştim. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Fakat dinlemeliydim. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>İşte tam fırsattı. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Dinlediklerim ile duyduklarımı karşılaştırıp bir hükme varmalıydım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Yaratılış itibarı ile biraz tahkikçiydim, körü körüne, ezbere, şu veya bu dedikodulara kulak asmayı mertlik hissime lâyık görmüyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Arkadaşım okuyordu, dinliyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Ben öyle kendimi okunan kitaba vermiştim ki, bir aralık kendime geldim; iki saat geçmiş. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bu müddet içinde ruhumda bir kıpırdanış, bir başkalık oldu. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Allah Allah! Ne olmuştum? Bir sihre mi tutulmuştum? Yoksa bir mıknatisiyet beni kendine mi çekmişti? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Ayrıldım. Fakat benim aklıma fikrime şunlar yer etmişti, yoksa akıl fikir ve ruhî varlığımı istilâ mı etmişti? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Yoksa kalp ve dimağıma, silinmez bir yazı ile mi yazılmıştı, ne olmuştu. Ne olmuşsa olmuştu. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Evet, şu cümleler kulağımda çın çın çınlıyordu, aklımı dimağımı kaplıyordu: </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>“Gençlik muhakkak gidecek!” </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Dedim, “Dönmeliyim. Eyvah, ya oradan ayrılmışsa! Niçin adresini almadım?” </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Koştum, gün batıyor. Dolmuşa bindim. Ah! Kalbim ferahladı. Arkadaşım hâlâ kitapla meşgul. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>“Geldim!” dedim. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>“Bana bu eseri bir haftalığına veremez misiniz? Yahut nereden temin edebilirim? Bir tane muhakkak almak istiyorum.” </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Aldım, o gece geç vakte kadar okudum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Okuyordum. Çok yerlerini tam anlayamıyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bu nasıl kitaptı? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Hem anlamıyordum, hem anlıyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Anlamıyordum; zira anladığımı ifade edemiyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>İfadeden aciz kalıyordum. Fakat içimde bir inkılâp, ruhumda bir sükûn, kalbimde bir sürur, derin tesir duyuyordum. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Sabahleyin uyandım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Güneş doğmuştu. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>İçimde bir hüzün, hem acı bir hüzün vardı. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Acaba neden öğle vaktiydi? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Minareden ezan sesi, İlâhî davet sesi kulağıma geldi. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>O ses, acımın sebebini ihtar etti. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Sabahtan beri niçin namaz kılmamıştım? </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Bu acıyı ilk defa duyuyordum. O günde, evet o bahtiyar günde namaza başladım. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>İşte Risale-i Nur’dan bir Gençlik Rehberi, o da, başta sadece bir kısmını okumakla, beni nasıl böyle İlâhî bir inkılâp, böyle insanca, Müslümanca yaşayışa doğru götüren bir kuvvet meydana getirmiş ve beni nasıl değiştirmişti. </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Nurun Sadık Kahramanı, Zübeyir Gündüzalp </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Hayatı, Mefkuresi, Yeni Asya Neşriyat, s. 85 </strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #890000"><strong>Zübeyir GÜNDÜZALP </strong> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hasret, post: 65243, member: 3226"] [color=#890000][b]Para ve zevk. Bu iki nesnenin bitmez, tükenmez, zehirli, boş hülyaları. O erişemediğim ve eriştiğim takdirde dahi beni hayatta mesut edemeyeceğini sonradan anladığım o neticesiz hayaller, o kupkuru tasavvurlar. Ben neyim? Niçin yaşıyorum? Nereden geldim? Nereye gideceğim? Yoksa şu bir sürü başıboş mahlûklar gibi ipi boğazına atılmış bir yaratık mıyım? Hayır! Bu izzetime dehşetli dokunuyordu. Ben hayvan olamazdım. Ben hayvan gibi yaşayamazdım. Fikriyatım işliyordu. Ben bir insandım. Öyle ise insan gibi yaşayacaktım. Ama bu başıboş yaşayışım, acaba bir insanca yaşayış mıydı? İnsan olan insan, böyle mi hayat geçiriyordu? Bilemiyorum, fakat bu düşüncelerin verdiği tereddütlü tutum içinde, âdeta çırpınıyordum diyebilirim. Baba dostu muhterem bir ihtiyar vardı. Onu görünce merhum ve muhterem sevgili babamı hatırlarım. O da beni görünce, bir baba şefkati ile halimi hatırımı sorardı. Onun o şefkati, kederli günlerimi neşelendirirdi. Bir oğlu vardı. Sınıf arkadaşımdı. Onun namaz kıldığını, namaz vakti gelince okul penceresinde, bazen hademe odasında namaz kıldığını görüyordum. Ona ruhumda bir takdirkârlık, hatta bir gıpta hissi duyuyordum. “Acaba,” diyordum, “Benim hayatım mı, yoksa onun hayatı mı insanca bir hayattır?” ayırt edemiyordum. Bu sınıf arkadaşım nihayet üniversiteyi kazandı. Anadolu’nun saf, temiz ve sakin havasından (Ermenek) kalabalık bir şehre (Konya) geldi. Birgün bu arkadaşımın yanında bir sima: O da tanıdık! Hatırlayacak gibi oluyorum. Arkadaşım, okuduğu kitaptan bir aralık başını kaldırdı. Göz göze geldik. O da beni tanıdı. Tanıştık, seviştik. “Gençlik mevzuunda bir bahis okuyordum” dedi. Dedim: “Ben de dinleyeyim, devam edin.” Evvelâ kitaba baktım: Gençlik Rehberi. Müellifi: Bediüzzaman Said Nursî. Biraz durakladım. Çünkü gazetelerde bu isim hakkında menfî şeyler işitmiştim. Fakat dinlemeliydim. İşte tam fırsattı. Dinlediklerim ile duyduklarımı karşılaştırıp bir hükme varmalıydım. Yaratılış itibarı ile biraz tahkikçiydim, körü körüne, ezbere, şu veya bu dedikodulara kulak asmayı mertlik hissime lâyık görmüyordum. Arkadaşım okuyordu, dinliyordum. Ben öyle kendimi okunan kitaba vermiştim ki, bir aralık kendime geldim; iki saat geçmiş. Bu müddet içinde ruhumda bir kıpırdanış, bir başkalık oldu. Allah Allah! Ne olmuştum? Bir sihre mi tutulmuştum? Yoksa bir mıknatisiyet beni kendine mi çekmişti? Ayrıldım. Fakat benim aklıma fikrime şunlar yer etmişti, yoksa akıl fikir ve ruhî varlığımı istilâ mı etmişti? Yoksa kalp ve dimağıma, silinmez bir yazı ile mi yazılmıştı, ne olmuştu. Ne olmuşsa olmuştu. Evet, şu cümleler kulağımda çın çın çınlıyordu, aklımı dimağımı kaplıyordu: “Gençlik muhakkak gidecek!” Dedim, “Dönmeliyim. Eyvah, ya oradan ayrılmışsa! Niçin adresini almadım?” Koştum, gün batıyor. Dolmuşa bindim. Ah! Kalbim ferahladı. Arkadaşım hâlâ kitapla meşgul. “Geldim!” dedim. “Bana bu eseri bir haftalığına veremez misiniz? Yahut nereden temin edebilirim? Bir tane muhakkak almak istiyorum.” Aldım, o gece geç vakte kadar okudum. Okuyordum. Çok yerlerini tam anlayamıyordum. Bu nasıl kitaptı? Hem anlamıyordum, hem anlıyordum. Anlamıyordum; zira anladığımı ifade edemiyordum. İfadeden aciz kalıyordum. Fakat içimde bir inkılâp, ruhumda bir sükûn, kalbimde bir sürur, derin tesir duyuyordum. Sabahleyin uyandım. Güneş doğmuştu. İçimde bir hüzün, hem acı bir hüzün vardı. Acaba neden öğle vaktiydi? Minareden ezan sesi, İlâhî davet sesi kulağıma geldi. O ses, acımın sebebini ihtar etti. Sabahtan beri niçin namaz kılmamıştım? Bu acıyı ilk defa duyuyordum. O günde, evet o bahtiyar günde namaza başladım. İşte Risale-i Nur’dan bir Gençlik Rehberi, o da, başta sadece bir kısmını okumakla, beni nasıl böyle İlâhî bir inkılâp, böyle insanca, Müslümanca yaşayışa doğru götüren bir kuvvet meydana getirmiş ve beni nasıl değiştirmişti. Nurun Sadık Kahramanı, Zübeyir Gündüzalp Hayatı, Mefkuresi, Yeni Asya Neşriyat, s. 85 Zübeyir GÜNDÜZALP [/b] [/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Zübeyir Gündüzalp
zübeyr Gündüzalp'nin Gençlik Rehberini İlk Okuduğunda Hissettikleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst