Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Zübeyir Gündüzalp
Zübeyri Çizgi Nedir?-Eyüp Ekmekçi - İzmir / 2010
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Murat&amp;#304;zmir" data-source="post: 219463" data-attributes="member: 1008313"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="color: #008080">ZÜBEYİR GÜNDÜZALP AĞABEY</span></span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="color: #008000"><em>Zübeyri Çizgi Nedir?</em></span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> O �sıddık�� lar bizim gibilerin dilinden ne anlatılır ve ne tarifi yapılır. </span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Mustafa Sungur Ağabeyin bir sohbetlerinde Risale-i Nurdan iktibas ile �insandan görünen ve işitilenler�� diye ifade ettikleri iki esas var. O iki esas istidat ve nasibimiz nisbetinde bize en doğru kanaatı verir.</span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Evvelen, Erkanlar Necip Üstadımızın azami himmetiyle on sene kadar terbiyesinde bulunmuşlardır. Onların mahiyeti, Hazret-i Üstadımızın </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><em>mehdiyet</em></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><em>¹</em></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> vasfının mazharlarıdırlar. </span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Zübeyir Ağabeyde biz, en yakından görenler, �Üstad� ve �Risale-i Nur� terennümünden, sadakat ve sıddıkiyetinden hariç bir şey görmedik. Hatta Zübeyir Ağabeyin son zamanlarında sıkça kullandığı �Üstad, Risale-i Nur�, kardeşim bu çok güzeldir, buna alışalım buyururlardı.</span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Herkes kendi adesesine göre bir değerlendirme yapabilir. Fakat işin içine biraz dünya ve siyaset girerse, hakikatın şekli bütün bütün değişir. Eliyazübillah. </span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Benim hatırıma gelen birkaç nakil ile meseleye objektif bir ayine tutmaya çalışacağım: </span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Üstadımız �Ben Zübeyir'i terbiye ettim� buyurmuşlar ve �Senin lisan-ı halin lisan-ı kalinden ziyade ders verecek� buyurmuşlar. Yani Hazret-i Bediüzzamanın terbiye ettiği bir zatı görmek isteyen Zübeyir Ağabeye bakacaktı ve öyle de görülmüştür. �Hayatım hayatınla devam edecek� buyurdukları iki zattan biridir.Ve madem �hayatım hayatınla devam edecek� beyanına muhatap olmuşlar; O iki zat bu aynı çizgide azami ihlas ve sadakatlerinin sırrı ile bulunmuşlardır. O halde Zübeyir Ağabey ve M.Sungur Ağabey, Hazret-i Bediüzzaman�ın hayat-ı maneviyesinin idamesine medar olmuşlardır ki şimdi o çizgi aynı hitaba muhatap olan M. Sungur Ağabey ile devam etmektedir. Üstadımız Zübeyir Ağabey ile M. Sungur Ağabey için � iki ceset bir ruh� tabirini kullanmışlar. Konyada cereyan eden ihtilaflı bir mesele münasebetiyle Üstadımızın Ahned Gümüş Ağabey�e söyledikleri şu cümle çok manidardır: �Zübeyir, Sungur mümkün mü benden hariç bir iş yapsınlar. Onların kabul etmediğini ben de kabul etmiyorum.�</span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Bir hatıra arz edeyim; bir gün Üstadımızın Zübeyir Ağabeyi, malum terbiye tarzı ile muamelesi esnasında M. Sungur ağabey geliyor. Üstadımız M. Sungur Ağabeye hitaben �Sen ne için buna ikiye bir şiddet yapıyor, dersin. Sen Nur�da fani olduğun gibi bu da benim için ahiretini feda etmeye mecburdur� buyurmuşlar. Kadir isen bu manayı anla. Heyhat onlar nerede biz nerede!</span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Zübeyir ağabeyin ruhaniyetini en çok incitecek bir hadise; Necip Üstadımızın serapa Kur�ani meslek meşrebinde inhiraf tarzındaki bir kısım tevil-i fasidlerle, yeni üretme fikirlerle tavsif edilmeye çalışılmasıdır. Onu çok muazzeb eder. </span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Bir hatıra; bir gece Zübeyir ağabey kalkıp abdestliğe gitmek üzere kapıyı açınca, bakıyor kapının önünde sofi meşrebane süklüm püklüm bir adam duruyor. Zübeyir ağabey ulvi seciyeleri iktizasınca �Ne bu kardeşim!. Şimdi burada bir iş yaparım, Üstadın hizmetkarı bu mu diye kaçar gidersin. Haydi!..� diye tersliyor. </span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Birgün ben odasında kendisine ilaç hazırlıyordum. Kendileri de masada çalışma yapıyorlardı. O günlerde tarikatvari bir cereyanın hizmet dairesindeki sebeb olduğu yanlışlara karşı tedbir mahiyetinde bir Ege seyahati yapmışlardı ve o azim mesleki sapma �tabirimle- yüzde seksen izale olmuştu. O hadise bende yüksek bir hayret ve takdir hissi uyandırmıştı. O anda içimden şahsına bir merbutiyet hissi geçti ve içimden �Bir beşer bu kadar muvaffak olabilir.� dedim. Masadan derhal içimden geçene müdahale ettiler. �Böylesi zayıftır kardeşim! Üstadımız bizi doğrudan doğruya Allah�a, doğrudan doğruya Resullulah�a, doğrudan doğruya Kur�an�a raptetmiştir.� buyurdular. Bu ulvi seciye için ben diyorum ki, � Zübeyir Ağabeyin gölgesi yoktur. Yani o, arkasında nisbi bir inhirafa sebep olacak en küçük bir hal ve hareketi olmamıştır. Dolayısıyla ondan sonra bir kısım inhirafları yaşayanların, kabahat münhasıran kendilerine aittir. Hatta o hadise münasebetiyle fezlekeyi Zübeyir Ağabey bir tek cümle ile ifade ettiler: �Bütün mesele sadakattır.� ve �Asıl sadakat mürşidinin vefatından sonra belli olurmuş.�</span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Nurun has dairesi ki, erkanlar bu keyfiyeti bihakkın fiilen, halen, kalen göstermişler, yerleşmesine medar olmuşlar ve olmaktadırlar. Bu has dairenin sair geniş daire hizmetleriyle iltibas edilmesine vaktiyle Zübeyir Ağabey bizzat müdahale etmişler �cemaat halinde de dalalet olur� buyurmuşlar ve �mesleki dalalet� tabirini kullanmışlardır. Has daire tabir ettiğimiz serapa kurani meslek ve meşrebine Necip Üstadımız fevkalade ehemmiyet vermiş. Daha öncede ifade ettiğimiz gibi Nur Erkanlarından hususan Zübeyir Ağabey, Sungur Ağabey ve merhum Bayram Ağabeyden müteaaddit defa işittiğimiz ders tahşidatını yapmışlardır. Tekrar arz edelim: �Şah-ı Geylani, İmam-ı Rabbani gibi zatlar da gelseler deseler ki, -Said, sen bu tarzda gidersen şu birkaç biçarelerden başka şakirdin olmayacak, hem aç kalacaksın, hapis yatacaksın, fakat tarzını şöyle bir parça değiştirirsen yani tasavvufvari veya siyasetvari bütün memleket senin şakirdin olacak, hatta başbakan, reis-i cumhur da sana şakird olup, gelip elini öpecekler- deseler, ben bu tarzımı bırakmayacağım.� Hatta bunun üzerine,kendilerine yirmi kere Kur�an üzerine yemin ettirdiğini naklediyorlar. Üstadımızın tarzı:Cidden beşer aklıyla idraki zor bir sehl-i mümtenidir. Bilinen mesleklerle bu tarzın farkını ihvan-ı müslimin ile nur talebeleri arasındaki fark mektubu açık seçik ifade etmektedir. Zaman zaman okunmasının büyük ehemmiyeti var. Üstadımızın bir hizmetkarı Hüsnü Bayram Ağabey yetmişli yıllarda bize, �bu mektub bizzat üstadımızın kalemidir. Her yerde okuyun� demişlerdi. Ve Zübeyir Ağabeyimizin ifadeleriyle Üstadımız, Nurun bu serapa kurani meslek ve meşrebini tarihçe ve lahikalarda sarihan beyan etmişlerdir. Hülasa Nur Erkanlarının ulvi vazifesi Bediüzzaman çizgisini has daireden en geniş daireye kadar ortaya koymaktır ve biiznillah muvaffak olmuşlardır. Ve Zübeyir Ağabeyin ifadeleri ile: �Hazreti İsa (A.S.) ın dini havarileri vasıtasıyla yayıldığı gibi, Üstadımızın davası ve tarzı da hizmetkarları ile intişar edecek ve yerleşecektir.�</span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bir haşiye ve bir not:</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Vaktiyle muhterem Fettullah Hocaefendi Zübeyir Ağabeyi ziyarete gelmişlerdi. O günlerde İzmir�de vaazlar bütün ihtişamıyla devam ediyordu. Ben Zübeyir Ağabeye haber verdim. Zübeyir Ağabey: �Ben bir ilaç alıcam, iki dakika salonda oturuversinler� dediler. O esnada salonda yedi sekiz kişi ile Hocaefendi sohbet ederken aynen şöyle buyurdular, �Kardaşlarım, onbinlere vaaz ediyoruz, mendillerini ıslatıyorlar, fakat camiden çıkınca aynı tas aynı hamam değişen bir şey olmuyor. Ben şimdi böyle yedi sekiz kişi ile Risale-i Nur dersi okumayı onbinleri ağlatmaya tercih ediyorum� buyurdular. Demek Hocaefendi de o Bediüzzaman çizgisine tevafuk emelinde idiler ve daima öyle olmuştur� </span></strong></span></p><p style="text-align: right"><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><em>Eyüp Ekmekçi - İzmir / 2010</em></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p> <span style="font-size: 18px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><em>¹</em></span> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Büyük zatların iki vasfından bahsedilir. Birisi kendilerinin hidayetteki mertebesi, diğeri hidayete medar</span></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muratİzmir, post: 219463, member: 1008313"] [CENTER][SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS][COLOR=#008080]ZÜBEYİR GÜNDÜZALP AĞABEY[/COLOR][/FONT][/B][/SIZE][/CENTER] [CENTER][SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS][COLOR=#008000][I]Zübeyri Çizgi Nedir?[/I][/COLOR][/FONT][/B][/SIZE][/CENTER] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] O �sıddık�� lar bizim gibilerin dilinden ne anlatılır ve ne tarifi yapılır. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Mustafa Sungur Ağabeyin bir sohbetlerinde Risale-i Nurdan iktibas ile �insandan görünen ve işitilenler�� diye ifade ettikleri iki esas var. O iki esas istidat ve nasibimiz nisbetinde bize en doğru kanaatı verir.[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Evvelen, Erkanlar Necip Üstadımızın azami himmetiyle on sene kadar terbiyesinde bulunmuşlardır. Onların mahiyeti, Hazret-i Üstadımızın [/FONT][FONT=Trebuchet MS][I]mehdiyet[/I][/FONT][FONT=Trebuchet MS][I]¹[/I][/FONT][FONT=Trebuchet MS] vasfının mazharlarıdırlar. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Zübeyir Ağabeyde biz, en yakından görenler, �Üstad� ve �Risale-i Nur� terennümünden, sadakat ve sıddıkiyetinden hariç bir şey görmedik. Hatta Zübeyir Ağabeyin son zamanlarında sıkça kullandığı �Üstad, Risale-i Nur�, kardeşim bu çok güzeldir, buna alışalım buyururlardı.[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Herkes kendi adesesine göre bir değerlendirme yapabilir. Fakat işin içine biraz dünya ve siyaset girerse, hakikatın şekli bütün bütün değişir. Eliyazübillah. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Benim hatırıma gelen birkaç nakil ile meseleye objektif bir ayine tutmaya çalışacağım: [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Üstadımız �Ben Zübeyir'i terbiye ettim� buyurmuşlar ve �Senin lisan-ı halin lisan-ı kalinden ziyade ders verecek� buyurmuşlar. Yani Hazret-i Bediüzzamanın terbiye ettiği bir zatı görmek isteyen Zübeyir Ağabeye bakacaktı ve öyle de görülmüştür. �Hayatım hayatınla devam edecek� buyurdukları iki zattan biridir.Ve madem �hayatım hayatınla devam edecek� beyanına muhatap olmuşlar; O iki zat bu aynı çizgide azami ihlas ve sadakatlerinin sırrı ile bulunmuşlardır. O halde Zübeyir Ağabey ve M.Sungur Ağabey, Hazret-i Bediüzzaman�ın hayat-ı maneviyesinin idamesine medar olmuşlardır ki şimdi o çizgi aynı hitaba muhatap olan M. Sungur Ağabey ile devam etmektedir. Üstadımız Zübeyir Ağabey ile M. Sungur Ağabey için � iki ceset bir ruh� tabirini kullanmışlar. Konyada cereyan eden ihtilaflı bir mesele münasebetiyle Üstadımızın Ahned Gümüş Ağabey�e söyledikleri şu cümle çok manidardır: �Zübeyir, Sungur mümkün mü benden hariç bir iş yapsınlar. Onların kabul etmediğini ben de kabul etmiyorum.�[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Bir hatıra arz edeyim; bir gün Üstadımızın Zübeyir Ağabeyi, malum terbiye tarzı ile muamelesi esnasında M. Sungur ağabey geliyor. Üstadımız M. Sungur Ağabeye hitaben �Sen ne için buna ikiye bir şiddet yapıyor, dersin. Sen Nur�da fani olduğun gibi bu da benim için ahiretini feda etmeye mecburdur� buyurmuşlar. Kadir isen bu manayı anla. Heyhat onlar nerede biz nerede![/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Zübeyir ağabeyin ruhaniyetini en çok incitecek bir hadise; Necip Üstadımızın serapa Kur�ani meslek meşrebinde inhiraf tarzındaki bir kısım tevil-i fasidlerle, yeni üretme fikirlerle tavsif edilmeye çalışılmasıdır. Onu çok muazzeb eder. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Bir hatıra; bir gece Zübeyir ağabey kalkıp abdestliğe gitmek üzere kapıyı açınca, bakıyor kapının önünde sofi meşrebane süklüm püklüm bir adam duruyor. Zübeyir ağabey ulvi seciyeleri iktizasınca �Ne bu kardeşim!. Şimdi burada bir iş yaparım, Üstadın hizmetkarı bu mu diye kaçar gidersin. Haydi!..� diye tersliyor. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Birgün ben odasında kendisine ilaç hazırlıyordum. Kendileri de masada çalışma yapıyorlardı. O günlerde tarikatvari bir cereyanın hizmet dairesindeki sebeb olduğu yanlışlara karşı tedbir mahiyetinde bir Ege seyahati yapmışlardı ve o azim mesleki sapma �tabirimle- yüzde seksen izale olmuştu. O hadise bende yüksek bir hayret ve takdir hissi uyandırmıştı. O anda içimden şahsına bir merbutiyet hissi geçti ve içimden �Bir beşer bu kadar muvaffak olabilir.� dedim. Masadan derhal içimden geçene müdahale ettiler. �Böylesi zayıftır kardeşim! Üstadımız bizi doğrudan doğruya Allah�a, doğrudan doğruya Resullulah�a, doğrudan doğruya Kur�an�a raptetmiştir.� buyurdular. Bu ulvi seciye için ben diyorum ki, � Zübeyir Ağabeyin gölgesi yoktur. Yani o, arkasında nisbi bir inhirafa sebep olacak en küçük bir hal ve hareketi olmamıştır. Dolayısıyla ondan sonra bir kısım inhirafları yaşayanların, kabahat münhasıran kendilerine aittir. Hatta o hadise münasebetiyle fezlekeyi Zübeyir Ağabey bir tek cümle ile ifade ettiler: �Bütün mesele sadakattır.� ve �Asıl sadakat mürşidinin vefatından sonra belli olurmuş.�[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] Nurun has dairesi ki, erkanlar bu keyfiyeti bihakkın fiilen, halen, kalen göstermişler, yerleşmesine medar olmuşlar ve olmaktadırlar. Bu has dairenin sair geniş daire hizmetleriyle iltibas edilmesine vaktiyle Zübeyir Ağabey bizzat müdahale etmişler �cemaat halinde de dalalet olur� buyurmuşlar ve �mesleki dalalet� tabirini kullanmışlardır. Has daire tabir ettiğimiz serapa kurani meslek ve meşrebine Necip Üstadımız fevkalade ehemmiyet vermiş. Daha öncede ifade ettiğimiz gibi Nur Erkanlarından hususan Zübeyir Ağabey, Sungur Ağabey ve merhum Bayram Ağabeyden müteaaddit defa işittiğimiz ders tahşidatını yapmışlardır. Tekrar arz edelim: �Şah-ı Geylani, İmam-ı Rabbani gibi zatlar da gelseler deseler ki, -Said, sen bu tarzda gidersen şu birkaç biçarelerden başka şakirdin olmayacak, hem aç kalacaksın, hapis yatacaksın, fakat tarzını şöyle bir parça değiştirirsen yani tasavvufvari veya siyasetvari bütün memleket senin şakirdin olacak, hatta başbakan, reis-i cumhur da sana şakird olup, gelip elini öpecekler- deseler, ben bu tarzımı bırakmayacağım.� Hatta bunun üzerine,kendilerine yirmi kere Kur�an üzerine yemin ettirdiğini naklediyorlar. Üstadımızın tarzı:Cidden beşer aklıyla idraki zor bir sehl-i mümtenidir. Bilinen mesleklerle bu tarzın farkını ihvan-ı müslimin ile nur talebeleri arasındaki fark mektubu açık seçik ifade etmektedir. Zaman zaman okunmasının büyük ehemmiyeti var. Üstadımızın bir hizmetkarı Hüsnü Bayram Ağabey yetmişli yıllarda bize, �bu mektub bizzat üstadımızın kalemidir. Her yerde okuyun� demişlerdi. Ve Zübeyir Ağabeyimizin ifadeleriyle Üstadımız, Nurun bu serapa kurani meslek ve meşrebini tarihçe ve lahikalarda sarihan beyan etmişlerdir. Hülasa Nur Erkanlarının ulvi vazifesi Bediüzzaman çizgisini has daireden en geniş daireye kadar ortaya koymaktır ve biiznillah muvaffak olmuşlardır. Ve Zübeyir Ağabeyin ifadeleri ile: �Hazreti İsa (A.S.) ın dini havarileri vasıtasıyla yayıldığı gibi, Üstadımızın davası ve tarzı da hizmetkarları ile intişar edecek ve yerleşecektir.�[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Bir haşiye ve bir not:[/FONT][FONT=Trebuchet MS] Vaktiyle muhterem Fettullah Hocaefendi Zübeyir Ağabeyi ziyarete gelmişlerdi. O günlerde İzmir�de vaazlar bütün ihtişamıyla devam ediyordu. Ben Zübeyir Ağabeye haber verdim. Zübeyir Ağabey: �Ben bir ilaç alıcam, iki dakika salonda oturuversinler� dediler. O esnada salonda yedi sekiz kişi ile Hocaefendi sohbet ederken aynen şöyle buyurdular, �Kardaşlarım, onbinlere vaaz ediyoruz, mendillerini ıslatıyorlar, fakat camiden çıkınca aynı tas aynı hamam değişen bir şey olmuyor. Ben şimdi böyle yedi sekiz kişi ile Risale-i Nur dersi okumayı onbinleri ağlatmaya tercih ediyorum� buyurdular. Demek Hocaefendi de o Bediüzzaman çizgisine tevafuk emelinde idiler ve daima öyle olmuştur� [/FONT][/B][/SIZE] [RIGHT][SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS][I]Eyüp Ekmekçi - İzmir / 2010[/I][/FONT][/B][/SIZE][/RIGHT] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=5][B][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][FONT=Trebuchet MS][I]¹[/I][/FONT][FONT=Trebuchet MS] [/FONT][FONT=Times New Roman]Büyük zatların iki vasfından bahsedilir. Birisi kendilerinin hidayetteki mertebesi, diğeri hidayete medar[/FONT][/B][/SIZE][FONT=Times New Roman][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Zübeyir Gündüzalp
Zübeyri Çizgi Nedir?-Eyüp Ekmekçi - İzmir / 2010
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst