Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Zulüm: Ne Yap Ne Razı Ol
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 390747" data-attributes="member: 1004566"><p>[TAVSIYE]<span style="font-size: 12px"><strong>Zulmü Terk Zulme Tahammül</strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span><span style="font-size: 12px">18. yüzyılın büyük alimlerinden Ebu Said Muhammed Hadimî rh.a. “Risâletü’n-Nakşibendiyye” adlı tasavvufî-ahlâkî eserinde, müslüman ahlâkı üzerine önemli tespitlerde bulunur. Zulüm ile ilgili ise şunları sıralar:</span></p><p><span style="font-size: 12px">Müslüman zulmü reddeder, zulme engel olur. Komşusunu gözetir, sahip çıkar, onu korur.İnsanları ayıplamaz, onları şüphe içinde bırakmaz.İnsaf sahibidir, her şeyi insaf terazisinde tartıp değerlendirir. Kişilerin haklarını yerine getirmekte acele eder.“İnsan iyiliğin kölesidir” sözü gereğince iyiliğe meyleder. İyilik üzere olur.İnsanların mübah sınırlar çerçevesinde tercihlerinin farklı olabileceğini bilir ve buna göre davranır.İnsanlara eziyet etmez, zulmü terk eder, Kendine yapılan eziyete ise tahammül eder.”</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong>‘Senin Hayrın Buysa…’</strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Hz. Mevlâna k.s. Mesnevî’de şöyle bir hikâye anlatır:</span></p><p><span style="font-size: 12px">Padişahın biri cuma günü camiye gidiyordu. Muhafızları caddeye üşüşen halka bir taraftan çekilin diye haykırıyor, diğer taraftan da tekmeyle, sopalarla padişaha yol açamaya çalışıyorlardı. </span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu esnada tesadüfen orada bulunan zavallı bir fakir de muhafızlardan sopa yemiş, kan revan içinde kalmıştı. Dayanamadı, padişahın arkasından şöyle bağırdı:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Şu yaptığın zulme bak! Halkın önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hayır işlediğini sanıyorsun! Senin hayrın buysa, şerrin kim bilir nedir?</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong>Zulüm Çeşitleri</strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong>Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim çok geniş zulüm tablosu çizer, onu çeşitlendirir ve her türünden sakınmamızı ister. Buna göre zulüm:</span></p><p><span style="font-size: 12px">Allah’ın yasak kıldığı şeylere el uzatmak ve emrettiği hususlara karşı ilgisiz kalmak.İnsanları dinî vecibelerini yerine getirmekten alıkoymak. Halkın hukukuna tecavüz etmek. Allah’ın haram ve helal kıldıklarını tanımamak. Fitne ve fesada sebep olmak.İnsanlara iftira atmak, haklarında gıybet etmek. Dine hizmet edenlere karşı tavır almak, onlara düşmanlık etmek, onlarla uğraşmak. Müslümanlar hakkında suizanda bulunmak. Dini ve diyaneti şahsi çıkarlarına vasıta yapmak. Mukaddes değerleri dünyevî hedeflere ulaşma yolunda kullanmak. Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususların hepsi birer zulümdür ve Allah bunların tamamından uzak durmamızı emreder.” </span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>(Siraceddin Önlüer, Kalbin Hastalıkları, cilt II, Semerkand Yay.,)</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em><strong>Ne Ekersen Onu Biçersin</strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Şeyh Sadi Şirâzî “Bostan” adlı meşhur kitabında şöyle anlatıyor:</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Gaddarlığıyla ünlü bir köy ağası bir kuyuya düşmüştü. Sabahlara kadar yalvarıp yakardı, inleyip sızladı. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Derken, adamın biri gelip tepesine bir taş yükledi ve şöyle dedi:</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>– Sen kaç kişinin feryadına yetiştin ki can kurtaracak adam arıyorsun? Sürekli alçaklık, namertlik tohumları ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakalım eline ne geçti. Senin elinden yaralı gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kazıyordun, sonunda kazdığın kuyuya kendin düştün.</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vardır. Biri güzel huyludur, hayır sahibidir, insanların içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salmıştır, insanların oraya yuvarlanmasını ister.</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Yaramaz kişiler iyilik ummasın. Ilgın ağacının meyvesi asla üzüm olmaz.</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Güzün tarlasına arpa eken, hasat zamanı buğday çekeceğini ummasın. Ne kadar da emek çeksen zakkum ağacından meyve alamazsın. Kardeşim, ne ekersen onu biçersin.”</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span>[/TAVSIYE]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 390747, member: 1004566"] [TAVSIYE][SIZE=3][B]Zulmü Terk Zulme Tahammül [/B][/SIZE][SIZE=3]18. yüzyılın büyük alimlerinden Ebu Said Muhammed Hadimî rh.a. “Risâletü’n-Nakşibendiyye” adlı tasavvufî-ahlâkî eserinde, müslüman ahlâkı üzerine önemli tespitlerde bulunur. Zulüm ile ilgili ise şunları sıralar:[/SIZE] [SIZE=3]Müslüman zulmü reddeder, zulme engel olur. Komşusunu gözetir, sahip çıkar, onu korur.İnsanları ayıplamaz, onları şüphe içinde bırakmaz.İnsaf sahibidir, her şeyi insaf terazisinde tartıp değerlendirir. Kişilerin haklarını yerine getirmekte acele eder.“İnsan iyiliğin kölesidir” sözü gereğince iyiliğe meyleder. İyilik üzere olur.İnsanların mübah sınırlar çerçevesinde tercihlerinin farklı olabileceğini bilir ve buna göre davranır.İnsanlara eziyet etmez, zulmü terk eder, Kendine yapılan eziyete ise tahammül eder.” [B]‘Senin Hayrın Buysa…’[/B] Hz. Mevlâna k.s. Mesnevî’de şöyle bir hikâye anlatır: Padişahın biri cuma günü camiye gidiyordu. Muhafızları caddeye üşüşen halka bir taraftan çekilin diye haykırıyor, diğer taraftan da tekmeyle, sopalarla padişaha yol açamaya çalışıyorlardı. Bu esnada tesadüfen orada bulunan zavallı bir fakir de muhafızlardan sopa yemiş, kan revan içinde kalmıştı. Dayanamadı, padişahın arkasından şöyle bağırdı: – Şu yaptığın zulme bak! Halkın önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hayır işlediğini sanıyorsun! Senin hayrın buysa, şerrin kim bilir nedir? [B]Zulüm Çeşitleri [/B]Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim çok geniş zulüm tablosu çizer, onu çeşitlendirir ve her türünden sakınmamızı ister. Buna göre zulüm: Allah’ın yasak kıldığı şeylere el uzatmak ve emrettiği hususlara karşı ilgisiz kalmak.İnsanları dinî vecibelerini yerine getirmekten alıkoymak. Halkın hukukuna tecavüz etmek. Allah’ın haram ve helal kıldıklarını tanımamak. Fitne ve fesada sebep olmak.İnsanlara iftira atmak, haklarında gıybet etmek. Dine hizmet edenlere karşı tavır almak, onlara düşmanlık etmek, onlarla uğraşmak. Müslümanlar hakkında suizanda bulunmak. Dini ve diyaneti şahsi çıkarlarına vasıta yapmak. Mukaddes değerleri dünyevî hedeflere ulaşma yolunda kullanmak. Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususların hepsi birer zulümdür ve Allah bunların tamamından uzak durmamızı emreder.” [I](Siraceddin Önlüer, Kalbin Hastalıkları, cilt II, Semerkand Yay.,) [/I][B]Ne Ekersen Onu Biçersin [/B] [I]Şeyh Sadi Şirâzî “Bostan” adlı meşhur kitabında şöyle anlatıyor:[/I] [I]Gaddarlığıyla ünlü bir köy ağası bir kuyuya düşmüştü. Sabahlara kadar yalvarıp yakardı, inleyip sızladı. [/I] [I]Derken, adamın biri gelip tepesine bir taş yükledi ve şöyle dedi:[/I] [I]– Sen kaç kişinin feryadına yetiştin ki can kurtaracak adam arıyorsun? Sürekli alçaklık, namertlik tohumları ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakalım eline ne geçti. Senin elinden yaralı gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kazıyordun, sonunda kazdığın kuyuya kendin düştün.[/I] [I]Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vardır. Biri güzel huyludur, hayır sahibidir, insanların içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salmıştır, insanların oraya yuvarlanmasını ister.[/I] [I]Yaramaz kişiler iyilik ummasın. Ilgın ağacının meyvesi asla üzüm olmaz.[/I] [I]Güzün tarlasına arpa eken, hasat zamanı buğday çekeceğini ummasın. Ne kadar da emek çeksen zakkum ağacından meyve alamazsın. Kardeşim, ne ekersen onu biçersin.”[/I] [/SIZE][/TAVSIYE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Zulüm: Ne Yap Ne Razı Ol
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst