• Bu konu 6 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #653411
    Anonim
      Zamanla açılan hakikatler

      İlim erbabınca kökleşmiş bir ifade vardır: “Sen ilme bütünüyle kendini vermezsen o sana yarısını vermez” diye.

      Hangi ilim vardır ki bir çırpıda kavranmış olsun. Hele dakik meseleleri, ince sırları, gizli nükteleri anlatan eserlerin bir anda kavranması hiç mümkün değil.
      İlimde belli noktalara gelmiş nice insanın başlangıçları hep sabır ve sebatla geçmiş. Önce pek anlayamamışlar, sonra derinliklerine dahi inme imkânı bulmuşlar.

      Merhum Zübeyir Gündüzalp’ın Nurlarla ilk tanıştığında onca tetebbuatına rağmen Gençlik Rehberi ilk eline geçtiğinde gece geç vakitlere kadar okumuş, çok yerlerini tam anlayamamıştı. Ama büyük bir define keşfettiğinin farkındaydı. Kısa zamanda oldukça mesafe almıştı.

      Risâleleri Arapçaya tercüme eden İhsan Kasım es-Salihî de eserleri tanıdığında altı ay birşey anlamadan derslere devam ettiğini; ruh, kalp ve hissiyatını doyuran bu hakikatlerin zamanla açıldığını, sonra da Arapçaya tercüme edecek noktaya geldiğini biliyoruz.

      Dostum Forum sitesinde anlatıldığına göre merhum Ali İhsan Tola’nın başından geçen şu hatıra da oldukça ilginç:

      Birgün Ali İhsan Tola Üstad Hazretlerini ziyarete gittiğinde İşaratü’l-İcaz isimli tefsirin tashih edildiğini görür. Aralarına katıldığında Üstad, “Anladığın sana kâfidir!” der ve tashihe devam edilir. Ali İhsan Tola Ağabey tashih edilirken daha çok mânâya dikkat eder. Fakat bir yer gelir ki anlayamaz. “Tashih devam ediyor, ben ise o anlamadığım kısım ile meşgul oluyordum. O zaman Üstad Hazretleri bana döndü ve aynen dedi ki: ‘Anladığın sana kâfidir!’ Ben toparlandım.”

      Tashihat devam ederken yine bir yere takılır, bir türlü geçemez. Yine, Üstad Hazretleri bir şey söylemediği halde ona yönelip, “Anladığın sana kâfidir!” der.
      Çok geçmeden yine takılır. Bu defa Üstad, “Götürün bunu tesbih ettirin!” der.
      Nedir tesbih ettirmek? Bunu sonra anlayacaktır. Üstadın bu sözü üzerine onu mutfağa götürürler. Herkes bir şeyler getirip yanına bırakır ve “Bunları yemeden kalkmak yok!” derler.

      Önce Zübeyir Ağabey gelir ve Üstaddan üç beş adet üzüm tanesi getirir ve “Ağabey, bunları yiyeceksin!” der. Ceylan Ağabey, lâtifeciliği gereği bir teneke zeytin getirip “Ağabey, bunu yemeden gitmek yok!” demez mi? En ciddî kişi olan Tahir Ağabey dahi büyük bir ekmek getirip “Ağabey, bu yenecek!” deyince şaşırıp kalır Ali İhsan Tola Ağabey.

      Ama meseleyi anlamakta gecikmez. Bu yolla Üstad ona hiç unutamayacağı bir ders vermektedir. Yani, nasıl ki onca yiyecek bir çırpıda yenmiyor, ancak zaman zaman yenilebiliyorsa Risâlelerdeki hakikatleri de bir anda anlamak mümkün değildir. Zamanla akıl midesinde sindirilecektir. Onun için Ali İhsan Tola Ağabey, “Birden bütün mânâları kalbine koymak imkânsızdır. Yani, anladığımız kadarı ile iktifa etmeliyiz” der.
      Bütün mesele en nadide cevherlerle dolu zengin bir hazineye kavuştuğumuzu bilip sabır ve sebatla anlamaya çalışarak istifade etmektir.

      Şaban DÖĞEN
      17.05.2009
      Yeniasya

      #742706
      Anonim

        harika bi paylaşım abi.ALLAH razı olsun.Rabbim bizi ve sizleri sadık nur talebelerinden eylesin…….aminnn.

        #742716
        Anonim

          Öğrenilmesi farz olan ilim, Hakk’ı arayan kimseyi, Allah Teala’ya yaklaştırandır. İlimlerin en yükseği marifetullah (Hak bilgisi)’tır.

          Muaz b. Cebel (ra) derki: İlim öğrenin zira Allah rızası için ilim öğrenmek nimet, ilim talep etmek saadet, ders okumak tesbih, ilim mubahsesi cihat, bilmeyene öğretmek sadakadır. Hasılı ilim imam, amel de ona tabi olan cemaat gibidir.

          ALLAH C.C.razı olsun

          #742759
          Anonim

            Zamanla akıl midesinde sindirilecektir. Onun için Ali İhsan Tola Ağabey, “Birden bütün mânâları kalbine koymak imkânsızdır. Yani, anladığımız kadarı ile iktifa etmeliyiz” der.
            Bütün mesele en nadide cevherlerle dolu zengin bir hazineye kavuştuğumuzu bilip sabır ve sebatla anlamaya çalışarak istifade etmektir.

            Abi Allah razı olsun ..

            öyle bir hikmet var ki .. öyle güzel kuşatılmışız ki Elhamdulillah ..
            Rabbimiz öyle güzel tecelli ettiriyor ki Rab ismini ..
            her bir kelime yavaş yavaş yaşantımıza dahil ediliyor, yolda yürüken, otobüse binerken, işyerinde çalışırken evde soğan doğrarken olmadık bir yerde olmadık bir şeyi anlayıveriyoruz
            Rabbim öyle güzel bir okula dahil etmişki bizi Elhamdulillah,
            yapmamız gereken sadece uyanık olmak galiba,
            teoriyi kitaplara pratiği yaşantımıza koymuş, yavaş yavaş öğretiyor, yavaş yavaş aklımıza, oradan kalbimize yerleştiriyor hepsini Elhamdulillah ..

            #742777
            Anonim
              nuktepira;127317 wrote:
              Zamanla akıl midesinde sindirilecektir. Onun için Ali İhsan Tola Ağabey, “Birden bütün mânâları kalbine koymak imkânsızdır. Yani, anladığımız kadarı ile iktifa etmeliyiz” der.
              Bütün mesele en nadide cevherlerle dolu zengin bir hazineye kavuştuğumuzu bilip sabır ve sebatla anlamaya çalışarak istifade etmektir.

              Abi Allah razı olsun ..

              öyle bir hikmet var ki .. öyle güzel kuşatılmışız ki Elhamdulillah ..
              Rabbimiz öyle güzel tecelli ettiriyor ki Rab ismini ..
              her bir kelime yavaş yavaş yaşantımıza dahil ediliyor, yolda yürüken, otobüse binerken, işyerinde çalışırken evde soğan doğrarken olmadık bir yerde olmadık bir şeyi anlayıveriyoruz
              Rabbim öyle güzel bir okula dahil etmişki bizi Elhamdulillah,
              yapmamız gereken sadece uyanık olmak galiba,
              teoriyi kitaplara pratiği yaşantımıza koymuş, yavaş yavaş öğretiyor, yavaş yavaş aklımıza, oradan kalbimize yerleştiriyor hepsini Elhamdulillah ..

              :045::045:

              Ecmain…

              #742963
              Anonim

                Bu ehemmiyetli risalenin, herkes her bir meselesini anlamaz.

                Fakat hissesiz de kalmaz.

                Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez.

                Fakat, eline girdiği miktar yeter.

                O bahçe yalnız onun için değil; belki, elleri uzun olanların hisseleri de var.

                7. Şuâ | 91

                #743164
                Anonim

                  Allah razı olsun…

                  #743175
                  Anonim

                    cok hoş bir yazı …kendime almam gerekeni aldım…
                    Allah razı olsun….

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.