- Bu konu 6 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Mayıs 2009: 09:09 #653411
Anonim
Zamanla açılan hakikatlerİlim erbabınca kökleşmiş bir ifade vardır: “Sen ilme bütünüyle kendini vermezsen o sana yarısını vermez” diye.
Hangi ilim vardır ki bir çırpıda kavranmış olsun. Hele dakik meseleleri, ince sırları, gizli nükteleri anlatan eserlerin bir anda kavranması hiç mümkün değil.
İlimde belli noktalara gelmiş nice insanın başlangıçları hep sabır ve sebatla geçmiş. Önce pek anlayamamışlar, sonra derinliklerine dahi inme imkânı bulmuşlar.
Merhum Zübeyir Gündüzalp’ın Nurlarla ilk tanıştığında onca tetebbuatına rağmen Gençlik Rehberi ilk eline geçtiğinde gece geç vakitlere kadar okumuş, çok yerlerini tam anlayamamıştı. Ama büyük bir define keşfettiğinin farkındaydı. Kısa zamanda oldukça mesafe almıştı.Risâleleri Arapçaya tercüme eden İhsan Kasım es-Salihî de eserleri tanıdığında altı ay birşey anlamadan derslere devam ettiğini; ruh, kalp ve hissiyatını doyuran bu hakikatlerin zamanla açıldığını, sonra da Arapçaya tercüme edecek noktaya geldiğini biliyoruz.
Dostum Forum sitesinde anlatıldığına göre merhum Ali İhsan Tola’nın başından geçen şu hatıra da oldukça ilginç:
Birgün Ali İhsan Tola Üstad Hazretlerini ziyarete gittiğinde İşaratü’l-İcaz isimli tefsirin tashih edildiğini görür. Aralarına katıldığında Üstad, “Anladığın sana kâfidir!” der ve tashihe devam edilir. Ali İhsan Tola Ağabey tashih edilirken daha çok mânâya dikkat eder. Fakat bir yer gelir ki anlayamaz. “Tashih devam ediyor, ben ise o anlamadığım kısım ile meşgul oluyordum. O zaman Üstad Hazretleri bana döndü ve aynen dedi ki: ‘Anladığın sana kâfidir!’ Ben toparlandım.”
Tashihat devam ederken yine bir yere takılır, bir türlü geçemez. Yine, Üstad Hazretleri bir şey söylemediği halde ona yönelip, “Anladığın sana kâfidir!” der.
Çok geçmeden yine takılır. Bu defa Üstad, “Götürün bunu tesbih ettirin!” der.
Nedir tesbih ettirmek? Bunu sonra anlayacaktır. Üstadın bu sözü üzerine onu mutfağa götürürler. Herkes bir şeyler getirip yanına bırakır ve “Bunları yemeden kalkmak yok!” derler.Önce Zübeyir Ağabey gelir ve Üstaddan üç beş adet üzüm tanesi getirir ve “Ağabey, bunları yiyeceksin!” der. Ceylan Ağabey, lâtifeciliği gereği bir teneke zeytin getirip “Ağabey, bunu yemeden gitmek yok!” demez mi? En ciddî kişi olan Tahir Ağabey dahi büyük bir ekmek getirip “Ağabey, bu yenecek!” deyince şaşırıp kalır Ali İhsan Tola Ağabey.
Ama meseleyi anlamakta gecikmez. Bu yolla Üstad ona hiç unutamayacağı bir ders vermektedir. Yani, nasıl ki onca yiyecek bir çırpıda yenmiyor, ancak zaman zaman yenilebiliyorsa Risâlelerdeki hakikatleri de bir anda anlamak mümkün değildir. Zamanla akıl midesinde sindirilecektir. Onun için Ali İhsan Tola Ağabey, “Birden bütün mânâları kalbine koymak imkânsızdır. Yani, anladığımız kadarı ile iktifa etmeliyiz” der.
Bütün mesele en nadide cevherlerle dolu zengin bir hazineye kavuştuğumuzu bilip sabır ve sebatla anlamaya çalışarak istifade etmektir.Şaban DÖĞEN
17.05.2009
Yeniasya17 Mayıs 2009: 10:30 #742706Anonim
harika bi paylaşım abi.ALLAH razı olsun.Rabbim bizi ve sizleri sadık nur talebelerinden eylesin…….aminnn.
17 Mayıs 2009: 11:27 #742716Anonim
Öğrenilmesi farz olan ilim, Hakk’ı arayan kimseyi, Allah Teala’ya yaklaştırandır. İlimlerin en yükseği marifetullah (Hak bilgisi)’tır.
Muaz b. Cebel (ra) derki: İlim öğrenin zira Allah rızası için ilim öğrenmek nimet, ilim talep etmek saadet, ders okumak tesbih, ilim mubahsesi cihat, bilmeyene öğretmek sadakadır. Hasılı ilim imam, amel de ona tabi olan cemaat gibidir.
ALLAH C.C.razı olsun
17 Mayıs 2009: 21:41 #742759Anonim
Zamanla akıl midesinde sindirilecektir. Onun için Ali İhsan Tola Ağabey, “Birden bütün mânâları kalbine koymak imkânsızdır. Yani, anladığımız kadarı ile iktifa etmeliyiz” der.
Bütün mesele en nadide cevherlerle dolu zengin bir hazineye kavuştuğumuzu bilip sabır ve sebatla anlamaya çalışarak istifade etmektir.Abi Allah razı olsun ..
öyle bir hikmet var ki .. öyle güzel kuşatılmışız ki Elhamdulillah ..
Rabbimiz öyle güzel tecelli ettiriyor ki Rab ismini ..
her bir kelime yavaş yavaş yaşantımıza dahil ediliyor, yolda yürüken, otobüse binerken, işyerinde çalışırken evde soğan doğrarken olmadık bir yerde olmadık bir şeyi anlayıveriyoruz
Rabbim öyle güzel bir okula dahil etmişki bizi Elhamdulillah,
yapmamız gereken sadece uyanık olmak galiba,
teoriyi kitaplara pratiği yaşantımıza koymuş, yavaş yavaş öğretiyor, yavaş yavaş aklımıza, oradan kalbimize yerleştiriyor hepsini Elhamdulillah ..18 Mayıs 2009: 02:45 #742777Anonim
nuktepira;127317 wrote:Zamanla akıl midesinde sindirilecektir. Onun için Ali İhsan Tola Ağabey, “Birden bütün mânâları kalbine koymak imkânsızdır. Yani, anladığımız kadarı ile iktifa etmeliyiz” der.
Bütün mesele en nadide cevherlerle dolu zengin bir hazineye kavuştuğumuzu bilip sabır ve sebatla anlamaya çalışarak istifade etmektir.Abi Allah razı olsun ..
öyle bir hikmet var ki .. öyle güzel kuşatılmışız ki Elhamdulillah ..
Rabbimiz öyle güzel tecelli ettiriyor ki Rab ismini ..
her bir kelime yavaş yavaş yaşantımıza dahil ediliyor, yolda yürüken, otobüse binerken, işyerinde çalışırken evde soğan doğrarken olmadık bir yerde olmadık bir şeyi anlayıveriyoruz
Rabbim öyle güzel bir okula dahil etmişki bizi Elhamdulillah,
yapmamız gereken sadece uyanık olmak galiba,
teoriyi kitaplara pratiği yaşantımıza koymuş, yavaş yavaş öğretiyor, yavaş yavaş aklımıza, oradan kalbimize yerleştiriyor hepsini Elhamdulillah ..:045::045:
Ecmain…
19 Mayıs 2009: 09:09 #742963Anonim
Bu ehemmiyetli risalenin, herkes her bir meselesini anlamaz.
Fakat hissesiz de kalmaz.
Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez.
Fakat, eline girdiği miktar yeter.
O bahçe yalnız onun için değil; belki, elleri uzun olanların hisseleri de var.
7. Şuâ | 91
20 Mayıs 2009: 17:20 #743164Anonim
Allah razı olsun…
20 Mayıs 2009: 18:24 #743175Anonim
cok hoş bir yazı …kendime almam gerekeni aldım…
Allah razı olsun…. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.