- Bu konu 27 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Temmuz 2009: 10:34 #655356
Anonim
senem;142506 wrote:S.a.kardeş benimde bir sorum olck..risale sohbetlerinde en sık karşılaştğmız soru niçin kurandan daha çok işlenip,üzerinde duruluyor?yeni taniştırdğmız kişilerin çok takıldığı bir konu.hocalarımızın ve bizim verdğmiz cevaplar tamamen ilme dayalı,bizce kafi.fakat bazılarına ağır,bazılarına yetersiz geliyor.hem halk diliyle hem hak diliyle nasıl bir cevabımız olmalı?
?????8 Temmuz 2009: 10:44 #749936Anonim
Allah razı olsun..yeni olduğum için çok fazla haraket etmesini bilmiyorum sitede.
8 Temmuz 2009: 12:20 #749946Anonim
Bu soru Risaleleri okumazdan evvel bizzat kafama takılan sorulardan biri idi. Bu soruyu yönelten kardeşlere 1 kere olsun Risaleleri baştan sona okumalarını tavsiye ederim. Hayatlarının olumlu yönde şekillenmesi onlara bu sorunun cevabını vericektir.
Kendimden bir örnek vermek gerekirse bu sorunun cevabını şöyle verebilirim. Enaniyet olarak algılanmamasını rica ederim. Sadece soruya bi nebze cevap olabilmesi açısından yazma gereği duydum.
Risalei Nurdan önce:
Kur’an biliyordum, fakat sadece düz okumaktan ibaretti yaptığımız. Çünkü mahiyetini bilmiyorduk.
Cevşeni arasıra duyduğumuz oluyordu ama ne olduğu hakkında net bir fikrimiz yoktu.
Peygamberimizede s.a.v inanıyorduk, fakat onun gibi yaşamanın mantığını çözememiştik. Bu yüzden sünnetlere ehemmiyet verdiğimiz yoktu.
Allah’a cc., meleklere sadece inanıyorduk.
Namaz ve daha birçok ibadet hakkında gafletlerimiz vardı veya mahiyetlerini bilmiyorduk.Risalei Nurdan sonra:
Kur’anı Allaha şükür her zaman okumaya gayret gösteriyoruz. Ve okuduğumuzda da risalei nurlardaki çoğu kelimeler kuranda aynen geçiyor. Bu da okuduğunuz yer hakkında size bişeyleri çağrıştırıyor. Yani bi şekilde manaya yaklaşıyorsunuz. Tefekküre sebep oluyor. Burda hangisinin çok okunduğuna değil, okuduğundan keyif alıp alınmadığına bakmak daha doğru olur diye düşünüyorum.
Yine Risalelerde işaratül icaz, yirmibeşinci söz kurandaki çok ilimleri ihtiva eden ve ona gelen fitneleri kesin ve net şekilde susturan şahane eserlerdir. Yani Risaleleri kendi için değil yine Allah’ın rızası dairesinde Kur’anı anlamak, ondaki ilimleri öğrenmek için okuyoruz.
Risale-i Nur zaten Kur’an’ın bu zamanki tefsiridir. Her yeri ayet ve hadislerle dolu. Ve Üstadın ve talebelerinin Kur’an hattını korumak için ne gayretler gösterdiklerini de biliyoruz.
Cevşeni de Risale-i nur vesilesiyle öğrenmiş bulunuyoruz ve onuda okuma yönünde gayret gösteriyoruz.
Peygamberimizi s.a.v. bu kadar orjinal anlatan bir eser bu zamanda yoktur. Peygamberimiz s.a.v. risalelerde gerek risalet yönünden gerek kulluğu yönünden çok farklı şekillerde konu edilmiştir. Gerek Ona s.a.v. gerekse hadislerine gelen fitnelere en orjinal ve ikna edici cevapları veren yine Risale-i Nurdur. Onun s.a.v. sünnetlerine bu zamanda uymanın önemini harika bi şekilde izah eder. Ne kadar çok Risale okursak, o kadar sünnetin önemini sık hatırlamış oluruz.
Allaha, ahiret gününe, meleklere, kadere, kısacası imani mevzulara da en mantıklı, en ikna edici izahı getiren, temsillerle anlamamızı kolaylaştıran yine Risale-i Nur’dur. Bu zamanda imanımızı her an canlı tutan bir eseri ne kadar okusak azdır. Yine Yüce Rabbimizin cc. güzel isimlerini hemen her sayfada bulabilirsiniz. Dolayısıyla bir zikir kitabıdır.
İbadetleri hikmetleriyle anlatan, günahların ve dalaletin içinde bu dünyada dahi manevi bir cehennem hissini oluşturan, cehennemi günahlarımızın içine kadar getiren de Risale-i Nur’dur.
Şimdilik aklıma gelen bunlardan ibaret olmakla beraber, risaleleri Kur’an’dan fazla okuyup okumamak herkesin kendi bileceği bişeydir. Birini diğerinden fazla okumak sadece bir tercihten ibarettir. Bu tür soruları eleştiri olarak soran arkadaşlar varsa;
ne kadar Kur’an okuduklarına ve ondan ne anladıklarına,
Peygamberimiz’i s.a.v. i ne kadar bildiklerine ve sünnetine ne kadar riayet gösterdiklerine
ibadetlerine ne kadar dikkat ettiklerine, günahlardan ne kadar kaçındıklarına,
Allah cc. inancının hayatlarına ne kadar yansıdığına bakmak gerekir. “Eleştiriyorum ama hiç birşeyde yapmıyorum!” gibi bi anlayış doğru bir anlayış değildir.Özet olarak diyebiliriz ki; Risale-i Nur hem Kur’an-ı, hem Peygamberimiz’in sünnetlerini yaşatmaya vesile olan, İmanımızı ve ihlasımızı sürekli kontrol altında tutan, nefsimizi heran muhasebeye çeken, her günahta cehennemi hatırlatan, ilaahir…okunmaya en layık eserlerden biridir. Ne kadar okunduğuna değil, neler kazandırdığına bakmak daha doğru olur.
Biraz fazla uzattık, hakkınızı helal edin.
8 Temmuz 2009: 19:52 #749964Anonim
Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor. Ne dersiniz?
Üstad hazretleri , Risaleler hakkında; “Risale-i Nur hakaik-i imaniyeye taalluk eden meselelerde kâfidir, başka eserlere ihtiyaç bırakmaz.” der. Başka yerlerde de bu ifadeyi “haslar için” diye tahsis eder. Üstadın zamanında hizmetle ve telifatla alakadar olanların çok az olması itibariyle, bu umumi ve yüce hizmet onların mesailerine terettüb ettiğinden başka şeylerle iştigal etmeleri hizmete sekte vuracağından, o zamanki Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle ilgilenmemişlerdir.
Ayrıca bu zamanda herkes belli konularda ihtisaslaşmakta, ihtisas konuları dışındaki eserlere fazla zaman ayırmamaktadır. “Umuma el atmak, umumu terk etmektir.” Dolayısıyla kendilerini bu davaya adamış ve Risalelere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kimsenin başka şeylerle fazlaca meşgul olması ihtisasını zedeler ve motivasyonunu bozar. Zaten ihtisaslaşmanın mahiyeti icabı böyle olması lazımdır.
Üstad, bu zamanın hastalığını zaaf-ı diyanet olarak belirlemiş, batıl felsefi cereyanlarla nice insanların imanlarının zedelendiğini görmüş, bütün bunlara karşı iman hakikatlerini izah ve ispata ağırlık vererek bu zamanın hastalıklarına tam deva olacak Nur Külliyatını telif etmiştir. Nur talebeli de bu eserleri muhtaç olanlara ulaştırmayı bu zamanın en büyük bir manevi cihadı olarak benimsemişler ve bunu hayatlarının gayesi yapmışlardır.
Bununla birlikte Nur talebeleri bilgilerini artırmak için başka faydalı eserleri de okurlar. Ama bu okuyuş şahsi kalır. Birlikte neşir ve ilan için çalıştıkları eserler Nur külliyatıdır. Bunun normal karşılanması gerekir. Her fakültede bütün bilim dalları okutulmadığı, her tarikatta bütün zikirler çekilmediği, her sanayici her çeşit mamülün üretimine çalışmadığı gibi, Nur talebeleri de iman kurtarma davasına öncelik vermekte ve çalışmalarını bu sahada yoğunlaştırmaktadırlar. Kaldı ki, Nur talebeleri, imani ve Kur’ani hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap risaleler değildir.
Onlar risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler. 11. Lemayı okuduklarında peygamber efendimizin sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.
Bugün Nur talebelerince kurulmuş birçok yayınevi vardır. Buralarda basılan kitaplara bakılırsa meselenin boyutları görülebilir.
sorularlarisaleinur.com
8 Temmuz 2009: 22:09 #749973Anonim
Allah razı olsun,daha çok ilim nasip etsin.yüreğnize emeğinize sağlık!
9 Temmuz 2009: 00:59 #749979Anonim
sanırım Nurları okumak, Kur’an ‘ı okumak olduğu için ..
—
okumak sadece gözleri kelimler üzerinde gezdirmekten ibaret değilse,
o kelimlerin neler ifade ettiğini anşamaya çalışmaksa,
öncesinde ve sonrasında konu ile ilgili yazılmış olanlarla bağlantılar kurmaksa,
bu bağlantıları ve anlaşılanları hayatımıza dahil edebilmekse,
dahil edilenlerin nasıl muhafaza edileceğini öğrenmek ve muhafaza etmekse ..Kur’an ‘ı okuyabilmek için Risaleleri okuyoruz ..
—
Kur’an tefsirlerinin en başında besmelenin tefsiri yapılır, sayfalar dolusu anlatımlar vardır, yanlış olmasın, 60 70 sayfayı bile bulanları hatırlıyorum
Birinci sözde Üstad öyle veciz, öyle sade anlatır ki “bismillahirrahmanirrahim” in ne olduğunu; size kapıyı gösterir, anahtarı sunar, gerisi size kalır..—
“la ilahe illallah” ın ne demek olduğunu anlatır hiç açık nokta bırakmadan,
“subhanallah” ın içini nasıl dolduracağımızı,
“elhamdulillah” derken kime ne için nasıl hamd ettiğimizi,
“allahu ekber” in “ekber”liğini anlatır,—
Mushaf, 606 sayfalık bir kitap, bu kitabın içi kainat,
teşbihte hata olmasın, nasıl bir sergiyi gezerken, içindeki hemen her eserin yanında bir açıklama yazısı vardır, yanınızda bir rehber size her eserle ilgili bilgiler verir, diğer eserlerle ilgili bağlatıları, sanatçının eseri ortaya koyarken ki hali ..vs ile ilgili anlatımlar yapar,
öyle de her ayetin anlamını bize anlatan rehberlere ihtiyacımız var,evet hepimizin anlayabiliriz Kur’an’ı, ama kendi başımıza neyi ne kadar anladığımız tartışılır,
ve 60-70 yıllık hayatımızda ne kadarını, nasıl anlayabiliriz?peygamberimiz s.a.v. yaşayan Kur’an olmuş ve anlatmış her bir ayeti, hadislerinden, sünnetlerinden takip etmeye çalışıyoruz,
ama yine de geri kalabiliyoruz önemi kavrama noktasında,
bir rehbere ihtiyaç duyuyoruz,
ve rehber bizim dilimizden konuşmalı,
serigiyi japonca anlatan bir rehber benim hiç işime yaramaz ..
öyle de; benim dilimden, benim derdimin ilacını, benim hayatımdan örnekler vererek anlatan Risaleler; Kur’an’ı okuma, sünnete uyma noktasında benim için en güzel rehberdir.vesselam..
israf-ı kelam ettiysek, affola ..1 Mart 2011: 21:28 #786614Anonim
bazı nurcu kardeşlerimize ayet sorarız bir konuda susup kalırlar lakin aynı konuda vecize sorarız hemen cevap verirler….
bu hususta neler dersiniz değerli görüşlerinizi bekliyorum kardeşlerim…bizlerde taassubçuluk mu oluşmuş,sadece risale yeter mantığıyla mı hareket ediyoruz,merkeze risale koyarak diğer ilimlerden mi uzaklaştık,yoksa hepsini bir arada çok güzel götürenlerden mi olduk…hangimiz bunu başarıyoruz…1 Mart 2011: 22:31 #786617Anonim
o vecize zaten o ayetten doğmuşdur kardeş
sizcede malumdur ki bir ayet ne çok anlamlar içerir
sizce, sorduğunuzda ayeti tam kelimeleriyle söyleyebilmek mi önemlidir?
yoksa içerdiği anlamı bir nebze de olsa bilebilmek, farklı kelimelerle dahi olsa ifade edebilmek mi önemlidir?şahsen ifade ettiğiniz gibi hepsini çok güzel götürebilenlerden değilim
ama kesinlikle sadece risale yeter de denilemez
emin olun kimse de demez
zaten Risale-i Nur talebesi asla Kur’an’ı bir kenara bırakmaz
düzenli okur, Cevşende aynı şekildedir
Risale-i Nur’a ehemmiyet verilmesinin sebebi; zaten sürekli okuduğumuz, fakat okurken anlamadığımız arapça ayetlerin tefsiri olması hasebiyledir
yani kısaca Risalelerin değeri, Kur’an ın nurundan istifade edilerek yazılmış olmasından kaynaklanıyor
akan bir suya bakılıp kaynağı inkar edilir mi hiç?1 Mart 2011: 23:09 #786625Anonim
genel bir kanı oluşmuş onu aşmaya çalıştım bu sorulurumla…genelleme yaptığımı da düşünmeyiniz lütfen sorularım bahsettiğim kişilere yönelik olup aklımızda profil oluşturmasıdır..vesselam…
2 Mart 2011: 08:14 #786634Anonim
estağfirullah, burada çokça karşılaşıyoruz bu tarz sorularla
Üstad Hz ne, Risalelere ithamlarda bulunuyorlar
yanlış anlamayın sakın
sizin gibi merak ettikleri için yada öğrenmek istedikleri içinde sormuyorlar
yalanlamak, lekelemek, insanların aklında soru işareti bırakmak için soruyorlarbenim anlamadığım bu tip kişilerin bahsettiği gruptan kimseyle karşılaşmadım ben hayatımda
Üstad Hz ni, Efendimiz asm’dan üstün tutanlar varmış, hiç görmedim, hatta internet dışında duymadım 🙂
Risale okunup Kur’an okunmayan yerler varmış hiç görmedim, internet dışında da duymadım 🙂
ben nasipliyimde Rabbim mi uzak tutuyor?
yoksa çok azınlıktalarda ben mi göremiyorum?
Allah cc bilir..bunuda özellikle yazmamın sebebi her duyulana her okunana inanılmaması içindir
çünkü böyle safsataları ortaya atanlar Nur’ların bahsettiği hakikatlerden bihaber insanlardır
herkese herzaman inanmamak lazım, insafla araştırmak lazımÇantacı Necmi Ağabeyin çok sevdiğim bir sözü var, diyor ki:
Nurcular 3’e ayrılır;
*Nurcu geçinenler
*Nurculardan geçinenler
*Gerçek nurcularRabbim cc asıl amacımızdan, iman hakikatlerinden saptırmasın inşaAllah amin
2 Mart 2011: 09:56 #786642Anonim
“Nurcu geçinenler, Nurculardan geçinenler, Gerçek Nurcular..” Nur’cu’ geçinilirde nurculardan geçinilirde ama Nur “Talebeliği” bu suistimalin önüne set koyuyor sanırım o yüzden ben nurculuk kelimesinden pek haz etmiyorum(bu sözü söyleyen abimizi tenzih ederek )..
2 Mart 2011: 13:05 #786651Anonim
siz sanıyorsunuz mu ki kur’an ve sünneti iyi derecede bilmeyen birisi risale-i nuru tam olarak anlayabilsin.. Kur’an yani Tefsir birinci sırada gelir. Sonra sünnet. Sonra da risale-i nur gelir. Ancak iman etmeyen birine deliller getirmek istersek o zaman risale-i nurdaki nurlu konular bizim için faydalı olabilir.. Ancak sıralama dediğim gibidir…
2 Mart 2011: 13:06 #786652Anonim
@LamElif 239673 wrote:
“Nurcu geçinenler, Nurculardan geçinenler, Gerçek Nurcular..” Nur’cu’ geçinilirde nurculardan geçinilirde ama Nur “Talebeliği” bu suistimalin önüne set koyuyor sanırım o yüzden ben nurculuk kelimesinden pek haz etmiyorum(bu sözü söyleyen abimizi tenzih ederek )..
üstad nurcu tabirini kullanmış diye biliyorum. Siz bunu nurlu olarak da anlayabilirsiniz. Fark yapmaz.
2 Mart 2011: 14:18 #786656Anonim
akna kardeşim ben size yüzlerce örneğini gösterebilirim 🙂
benim demeye çalıştığım nurcu olrak kendini nitelendirip,o cemaatin içinde ailece olup kendini hiç geliştirmeyenler sadece risaleye bağlı kalanlardır…ben nur medreselerinde yaz kamplarına yatılı olrak katıldım benim dışımda ordaki bayanların nurcuydu münazaralarımız oldu ara sıra ,birçoğu yaşıtımdı onlara sorardım ayet ve hadis söylermisiniz risalenin bu konusuyla ilgili hiç biri bilmezdi vecize sorunca bilirlerdi,onlarla ara ara tartışmalarım olmuştu,ve kızmıştım onlara böyle değerli,anlamlı bir kitabı okuyorsnuz lakin istifade etmiyorsunuz sadece okumakla yetiniyorsunuz ve birçoğunuz sadece okuyor anlamaya çalışmıyor ve anlamıyor,kendinizi geliştirip risale anlamayı öğrenin öncelikle birkaç tefsir ve ayettleri de mütaala edin dedim,çoğunun yanıtı şu oldu sen bizim cemaatten değilsin ondan karşı çıkıyorsun ,sanki sen biliyorsun,sen de risale anlamıyorsun….oysa ben onlara tavsiyerle bulunmuş bir nurcunun her alanda kendini geliştirmesi gerektiğini söylemiştim…
allahu alem sadece 1 ayda çok değerli kendini her yönden yetiştiren nurcu bir abla sayesinde azmettim ordaki kızlardan önce osmanlıca kelimeleri öğrendim ve risalelerin çoğunu okuyup anlattım,bana risaleyi sevdiren onu öğreten kendini her alanda yetiştirmiş değerli lise hocam ve eşiydi,eğer ben onları değil de sadece risale okuyup geçen diğer ablaları tanısaydım herhalde yaşımın verdiği o heyecan la da nurculara sıcak bakmaz ön yargılı olurdum…
insan belirlibir yaşa gelince genelleme yapmamayı öğreniyor lakin daha küçük yaşlarda kendi penceresinden nasıl bakarsa öyle görüyor bu ön yargı belki birkaç hatalı insan yüzünden ömür boyu devam edebilir..rabbim bizleri af etsin ve daima davamıza sadık eylesin..hakkı hakkıyla yaşayabilenlerden olmak duasıyla…2 Mart 2011: 14:42 #786657Anonim
Her mesleğin içinde bilinçsiz mutaassıplar bulunabilir.
Bu sadece Nur Cemaatine mahsus bir mevzu değildir.
Bunları olabildiğince kavli leyyinle teşvik etmek gerek.
Bir de Risale- i Nurları düzenli okuyan biri ayet hadis bilmiyor demekte pek doğru bişey olasa gerek.
İşaratül icaz baştan sona ayet, Ondokuzuncu Mektub baştan sona hadis ve buna benzer çok risaleler var.
Düzenli okuyan biri elbette bunlardaki ayetlerden hadislerden olsun kafasına kazımıştır biçoğunu. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.