• Bu konu 27 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
14 yazı görüntüleniyor - 16 ile 29 arası (toplam 29)
  • Yazar
    Yazılar
  • #786658
    Anonim

      evet malasef her camiada bilinçsiz kişiler mevcuttur hüseyin kardeşim…
      önemli olan ayet ve hadisleri kafaya kazımak değil öğrenmek manalarını bilmek ve hayatımızda uygulamaktır…
      niyet ile amelin birlikte olması hususunda hepimizin eksiklikleri bir hayli fazladır…

      #786659
      Anonim

        Siz bilmiyorlar deyince bende sürekli okuyanların bileceğinden bahsettim.
        Yaşamıyorlar deseydiniz yine birşey değişmezdi,
        aynı şekilde her tarikat ve cemaatin mensuplarında olan zaaflar bunlar.
        Allah cc. yaşayan ve yaşanmasına vesile olanlardan eylesin, amin.

        #795425
        Anonim

          Bu soru sanırım her risale okuyana yöneltiliyor. Bir arkadaşım vardı ; sizin işiniz gücünüz risale kardeşim sizin bir kitabınız var hatırlatırım oda Kuran’ı Kerim dedi. Kendilerince haklılar ben bu soruları soranlara kızmıyorum bilmiyor çünkü bilse zaten sormaz. Biz risale kardeşliğini anlayabiliriz ama onlar bilmiyor, anlamıyor anlamayana lütfen kızmayın. Şimdi risaleleri tanımayanlara daha doğru cümle ile anlatmaya çalışıyorum Allah korusun Hz. Kuran’ı unuttuk sanarlarsa bu bizim de kabahatimizdir. Suizana sebebiyet vermemek lazım.

          #795427
          Anonim

            Öncelikle burda birşeyler karıştırılıyor sanırım,

            Evvelen, nasıl ki deniz ve gemi birbirinden ayrıdır. Kıymetleri de ayrıdır. Ama karşıya geçmek konusunda gemiye hürmet edilir. Eğer çok selametli ve güvenli ise daha çok hürmet edilir. Ama hürmetinin sebebi şahsına değil vazifesinedir. Karşıya geçmek ise rıza-yı ilahidir. Aynen öylede Kuran bir ummandır. Herkes o ummanda yüzmesini bilemez.Bilenler kulaç atarak geçmiştir inş, Fahreddin razi,İmam gazali ve ya üstad gibi. Ama biz o ummanda yüzmeyi bilmiyoruz ve zaman kısıtlı. O yüzden o ummandan karşıya geçirecek vesilelere sırf Rıza-yı ilahi hürmetine kıymet veriyoruz. Bunda ise hiç mahzur yoktur.

            Saniyen, biz risale-i nurları Kur’an’ı Kerim’i inceliklerini öğrenmek, elmaslarını,yakutlarını bulmak için okuyoruz. En basitinden aklı olan bir insan,25.sözü okuyanı görünce bırak kardeşim onu, sen kur’an oku kur’an! dese ne kadar doğru bir iş yapmış olur? Zaten 25.söz kur’an’ın mucizeliğinden bahseder. E adam bunu kur’an da göremediyse(kendi cehaleti yüzünden) gören birinden okuması en mantıklı olan yoldur.

            Salisen, bu söyleyeceğim her meşrepte geçerlidir, kur’an okumak hanefi fukuhasına göre müslümanın asli vazifesidir. Hergün bir hizp okumak herkesin görevidir. Nasıl ki namaz görevimizdir, birileri bize sadece çocukken başladığımzda hatırlatır,öğretir sonra anca vakitleri geldiğinde ara sıra söylerler aynen öylede hiç bilmeyen adama kur’an öğretilir, okutturulur bundan sonra artık gidip ona kur’an oku! kur’an oku! denmez zira o onun zaten asli vazifesidir. Yapmazsa kur’an ondan davacı olacaktır yevm-i mahşerde. Sadece ara sıra asli vazifesi olduğu hatırlatılmalıdır. Ama risale-i nur ise iman hakikatleri, kur’an hakikatleridir. O ise onun asli vazifesi değildir. O yüzden biz o hakikatlerin değerini,kıymetini bildiğimiz için, devamlı (sadece manasında değil) bunları oku diyoruz. Yoksa kur’an’dan fazla bir değer biçmek haddimiz değildir, olamaz da.

            Rabian, Risale-i nur bir nev’i akaid ve kelam kitabıdır. İmanını taklidîden tahkikîye çıkarmak ise her müslümana elzemdir. Ahiret için ,Küfür karşısında durabilmek için,etrafımızdakilerin de imanını kavileştirmek için çok gereklidir. Bu bahisle risale-i nur okumak ise çok elzemdir.

            Hamisen, Risale-i Nur okunması, Kur’an içindir. Rıza-yı İlahiyye içindir. İslamiyyet içindir. Bugün diğer meşreblerde mektubat-ı Rabbani okunurken, kimse çıkıp diyor mu ki siz neden bunu okuyorsunuz kur’an okuyun kur’an! Demiyor çünkü mektubat-ı Rabbani’yi islamdan ayrı, kur’an dan ayrı görmüyor.Ama risale-i nur’da bu nazar ise hemen seziliyor.Bu minval üzere hakikate gelirsek, Risale-i Nur Kur’an hakikatleridir. Okunması ise Kur’an içindir,İslamiyet içindir, Allah rızasını kazanmak içindir, Saadet-i Dareyn içindir.. Selametle.

            #795436
            Anonim

              Beyrut kardeşim karıştıranlar Risale-i Nur’u okuyan kardeşlerimiz değildir Risale-i Nur’u bilmeyenlerdir. Derdimiz bilmeyenlere nasıl anlatacağımızdır. İlk tanığında bu tepkiyi vermesi gayet normal sen bilen birine anlatırsın ama bilmeyene bunu anlatması o kadar da kolay değil. Zamanla öğrene öğrene Allah’ın izniyle hakikati zaten oda görecektir. Önemli olan o safhayı az hasarlı atlatmaktır burda da bilenlere çok iş düşüyor. Kur’an bana yeter diyen ilahiyatçı doldu ortalık. Senin anlattıklarını ancak bilen anlar bilmeyen dinlemez bile ortalık fitne fesatçı dolu…

              #795442
              Anonim

                Ben bu anlattıklarımı bilmeyene anlatınca sorunu suali hallolmuştu. Ordan sebeble yazdım. Özür dilerim.

                #795447
                Anonim

                  Bence bu sualin bir tek nur camiiasına yöneltilmesi insafsızlıktır. Kur’an hayat kitabımız elbette anlamamız için var. Anlamak için nurlar ve diğer tefsir eserlerinden istifade etmek elzem. Bu Kuranın arapçasını okumaya mani de değil. Arapçasını okumak ibadettir ve gereklidir ancak manası da ihmal edilemez.
                  Dengeyi kurmak müslümanın ellerinde…

                  #795449
                  Anonim

                    Kur’an-ı neden okumuyorsunuz diyen çok. Kur’an-ı neden anlamadığımız konusuna nerdeyse hiç değinilmiyor. Halbuki Kur’an unutturulmak istenmiş, manasından uzaklaşmamız istenmiş ve uzaklşaştırılmışız. Zamanla anlamadan okumak, O yüce Kitabımızı büyük oranda terketmemize ya da aramıza mesafe koymaya sebep olmuş. Üstadımız Risale-i Nur gibi bir esere vesile olmakla, Kur’anla aramızdaki irtibatı yeniden canlandırmış. Kur’an-ın mahiyetini, manasını yeniden idrak etmemize vesile olmuş. Risale-i Nur bu açıdan Kur’an-ı (haşa sümme haşa) 2. planda bırakan bir tefsir değil, tersine onun kıymetini anlamamıza ve onu yeniden hayatımıza tatbik etmeye vesile olan bir eser olma özelliği ihtiva etmektedir.

                    Eleştirileri yapanlar işin iç yüzüne vakıf olmadıklarından, sanki Kurana daha az değer veriliyormuş gibi algılıyorlar. Bunun yanında sırf fitne konusu olsun diye insafsızca bu eleştirileri yapanlar da var. Netice itibariyle yaşanılan hayat en güzel örnektir. Risale-i Nuru Kurandan daha çok okumamız, Kur’an-i bir hayat yaşamamıza mani oluyor mu buna bakmak lazım. Ya da Risale-i Nur okuyanları bu şekilde tenkid edenlerin (bilmediğinden bu tenkidi yapanları tenzih ederiz.) Kur’an a yakınlık derecelerine bakmak lazım.

                    #795452
                    Anonim

                      Bu tebliğin çıkış noktası Kur’an’ı Kerim’de ifade edilen ve Risale-i Nur’da tebarüz eden “yaratılışın gayesinin marifatullah” olmasıdır. İşte üstad Said Nursi bu tılsım-ı muğlakı Risale-i Nur’la açmaya çalışmıştır. Şüphesiz bu anlamda kainatın en manidar meyvesi ve yaratılışın muhatabı insandır

                      . İnsan esmayı idrak noktasında hem kainattaki tecellileri okumak hem de kendisi bizzat ayine olmak noktasından müstesna bir konuma sahiptir Üstad yaratılışın odaklandığı insanın, Kur’an, Kainat ve Nübüvvet üçlüsünü doğru anlamakla görevini bihakkın yerine getirebileceğini ifade eder.

                      Tevhid esaslı bu bakış açısında Adl ismi insan-kainat ve ahiret açısından merkezi bir konuma sahiptir. Tebliğde ADL isminin Kainat-Kur’an ve Nübüvvet üçlüsünün, adeta genlerine işlemiş, derinliği Risale-i Nur perspektifinde ele alınmıştır.

                      #795453
                      Anonim

                        @tebliğ 259208 wrote:

                        Bu tebliğin çıkış noktası Kur’an’ı Kerim’de ifade edilen ve Risale-i Nur’da tebarüz eden “yaratılışın gayesinin marifatullah” olmasıdır. İşte üstad Said Nursi bu tılsım-ı muğlakı Risale-i Nur’la açmaya çalışmıştır. Şüphesiz bu anlamda kainatın en manidar meyvesi ve yaratılışın muhatabı insandır

                        . İnsan esmayı idrak noktasında hem kainattaki tecellileri okumak hem de kendisi bizzat ayine olmak noktasından müstesna bir konuma sahiptir Üstad yaratılışın odaklandığı insanın, Kur’an, Kainat ve Nübüvvet üçlüsünü doğru anlamakla görevini bihakkın yerine getirebileceğini ifade eder.

                        Tevhid esaslı bu bakış açısında Adl ismi insan-kainat ve ahiret açısından merkezi bir konuma sahiptir. Tebliğde ADL isminin Kainat-Kur’an ve Nübüvvet üçlüsünün, adeta genlerine işlemiş, derinliği Risale-i Nur perspektifinde ele alınmıştır.


                        Bununda menbaı,intisab ettiği dayanak Kur’an olunca; Kur’an’ın anlaşılması için Risale-i Nur’un ÇOKCA okunmasında bırakın mahzur olmasını ÇOKCA okunmasını şiddetle tavsiye etmeliyiz.

                        #795468
                        Anonim

                          @Beyrut 259209 wrote:


                          Bununda menbaı,intisab ettiği dayanak Kur’an olunca; Kur’an’ın anlaşılması için Risale-i Nur’un ÇOKCA okunmasında bırakın mahzur olmasını ÇOKCA okunmasını şiddetle tavsiye etmeliyiz.

                          Aynen öyle kardeşim;Olay budur ,anlamak isteyene tabiki..

                          #795469
                          Anonim

                            Herhangi bir nur dairesine gidildiğinde burada düzenli olarak hatimlerin yapıldığı görülecektir.Bırakalım fertleri hangi ehl-i iman toplulukta böylesine düzenli kuran okunuyor.Risaleleri azıcık okuyan biri her meselenin zaten bir ayet,hadis açıklaması olduğunu tesbit edebilir.Delinin birinin bir taş atmış.Bu taşı takip etmek yerine bizzat bir dershaneye gidip “Kardeşim böyle şeyler deniliyor bana gösterin kitaplığınızı,anlatın yaptıklarınızı” denilse kaynağından ulaşılmış olunur…

                            #795471
                            Anonim

                              @Nesl-i Cedid 259251 wrote:

                              Herhangi bir nur dairesine gidildiğinde burada düzenli olarak hatimlerin yapıldığı görülecektir.Bırakalım fertleri hangi ehl-i iman toplulukta böylesine düzenli kuran okunuyor.Risaleleri azıcık okuyan biri her meselenin zaten bir ayet,hadis açıklaması olduğunu tesbit edebilir.Delinin birinin bir taş atmış.Bu taşı takip etmek yerine bizzat bir dershaneye gidip “Kardeşim böyle şeyler deniliyor bana gösterin kitaplığınızı,anlatın yaptıklarınızı” denilse kaynağından ulaşılmış olunur…

                              İşte böyledir kardeş;Nur terbiyesinde yoğrulan anlar ve anlatır o Alemi;Allah (c.c) razı olsun muhterem güzel bir izah…

                              Basit bir örnek olsun taş atanlara veya anlamak istemeyenlere;

                              Hani bilmediğiniz bir yemeğin güzelliğini ve lezzetini tarif edebilir misiniz?Tabiki HAYIR;

                              O YEMEĞİN LEZZETİNİ ANCAK VE ANCAK TADAN BİLİR ..

                              #795498
                              Anonim

                                Ben ehli dünyanın içinde yaşıyorum. Bulunduğum işyerim ve sülalem dinden uzak. Babam o kadar kızardı ki zamanında dini böldüler, parçaladılar nurcusu var tarikatçısı var diye bana söylenir dururdu neden çünkü kendisi dinini bilmiyor ve yaşamıyordu. Ne oruç tutar ne de namaz kılardı genelde herkesin yaptığı cumaya bile gitmezdi. Ben o ortamda kimseye çaktırmadan belli etmeden yapardım ne yapacaksam. Annem ayrı zorluk çıkarıyordu, babam ayrı. Çok korkuyorlardı elimizden kayıp gitti evladımızın kimler beynini yıkadı diye. Ben eğer bu ortamda kalkıp Risale-i Nur’u anlatsaydım onlara zaten sadece inanıyor ibadet yok anne babasından gelen gelenekle inanıyor dinini bilmiyor nasıl anlayacak Risale-i Nur’u anlamadı. Çünkü takıntıları vardı bizim kitabımız Kuran’ı Kerim açıp bir kere okumamış okumayıda bilmiyor ama lafa gelince var. Ben zamanla durumu izah etmeye çalıştım yavaş yavaş Kuran’ı Kerimden ayet örnekleri verip sonra onun hakikatini açıklamaya çalıştım üstad Hazretleri bununla ilgili çok güzel anlatıyor demeye başladım neden üstad diyorsun ona bile takıldılar düşünün yani. Aradan yıllar geçti tam 15 yıl oldu artık hepsi Allah’ın izniyle imanlarına kavuştular hayatta aklıma gelmezdi ama annem Risale-i Nur’u ben okuyorum ama anlamıyorum demeye başladı. Hidayeti verecek olan Allah’tır elhamdülillah verdi. Eğer çevreniz islamdan uzak ise bunu ancak çeken bilir. Etrafımda Üstad Hz. tepkili tonlarca insan var ama zamanla doğru davranıp doğru yerde konuşmayı ve susmayı bilirsen hayatınla örnek olabilirsen Allah onların kalplerinide yumuşatacaktır. Ben anlatmayı belki bilemiyorum beceriksizliğim ama hiç kolay değil Allah isterse olur deyip sabrediyorum. Dinini bilip neden Risale-i Nur diyene derdini anlatabilirsin ama dinini bilmeyip siz dini böldünüz bizim kitabımız var diyene biraz anlatması kolay olmuyor elbette bir gün oluyor ama herkesin imtihanı ayrı sabredersen Allah bir gün mükafatını veriyor. Belki islamı yaşayanlar arasında yaşayan kardeşlerimize konu basit gelebilir ama yaşamayanın durumu çok zor.

                              14 yazı görüntüleniyor - 16 ile 29 arası (toplam 29)
                              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.