• Bu konu 27 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 29)
  • Yazar
    Yazılar
  • #655741
    Anonim

      Bismillâhirrahmanirrahim

      Altıncı Şuâ

      Yalnız İki Nüktedir.
      Namazdaki teşehhüdde bulunan
      اَلتَّحِيَّاتُ اَلْمُبَارَكَاتُاَلصَّلَوَاتُ اَلطَّيِّبَاتُ ِللهِ
      (Bütün tahiyyeler, bütün mübarek şeyler,

      bütün salâvat ve duâlar ve bütün kelimat-ı tayyibe Allah’a mahsustur.)
      ilâ âhirenin iki noktasına gelen iki suâle iki cevaptır.
      Teşehhüdün sâir hakikatlerinin beyanı başka vakte tâlik edilerek
      bu Altıncı Şuâda yüzer nüktesinden
      yalnız İki Nüktesi muhtasar bir sûrette beyan edilecek.

      elhamdulillah hepimiz müslümanız
      ve islamın şartlarını
      müslüman olabilmenin gereklerini
      yerine getirmeye çabalıyoruz
      farz ibadetlerimizin içeriklerini anlamak
      içlerinde söylenen sözlerin
      edilen duaların anlamlarını öğrenmek
      değerlerini ve hikmetlerini anlamaya çalışmak
      bizi ibadetlerimizi daha doğru yapmaya
      daha ciddi yapmaya
      hakkını vererek yerine getirmemize sevk edecektir
      ve hem de ibadetlerimizden daha çok zevk alabileceğiz
      devamlılığımızı ve şevkimiz artacak
      ve yaptığımız ibadetin de değeri artacaktır
      bu emirlerden birisi de namaz kılmaktır
      namaz esnasında farklı farklı sureler, dualar okur
      tesbihler tahmidler yapar
      şükrümüzü dile getiririz
      ve yine namazın bir bölümü olan teşehhüdde
      ettahiyatü okunur
      üstadımız bu lafzın ne anlama geldiğini
      neden namazda bu kelimeleri söylediğimizi açıklamıştır

      #751296
      Anonim
        Birinci Sual:
        Teşehhüdün mübarek kelimâtı,
        Mirac gecesinde Cenâb-ı Hak ile Resulünün bir mükâlemeleri olduğu halde,
        namazda okunmasının hikmeti nedir?

        peygamberimiz Rasulu Ekrem Aleyhisselâtu Vesselâm
        hepimizin malumu
        mekke döneminde
        miraca yükselmiştir ve
        kabı kavseyn denilen makamda
        Cenab-ı Hak ile perdesiz görüşmüştür
        aralarında konuşmuşma vuku bulur
        bu konuşma sırasında söylenmiş olan kelimeleri
        biz namazlarımızda tekrarlıyoruz
        bunun hikmeti nedir?

        Elcevap:
        Her mü’minin namazı,
        onun bir nevi miracı hükmündedir.

        ilk cümlede tahkiki bir cevap veriliyor
        ve artık sonrasında açıklama yapmaya devam ediliyor
        hadis te zikredildiği gibi
        namaz müminin miracıdır

        Ve o huzura lâyık olan kelimeler ise
        Mirac-ı Ekber-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmda
        söylenen sözlerdir.

        hz Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm hangi kelimleri okuduysa
        elbette bir muminin Allah ın huzuurna çıkarken
        söyleyebileceği en mükemmel kelimeler
        Cenab-ı Hakkın
        peygamber efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm ‘a öğrettiği, söylettiği kelimeleri olacaktır.

        bu iş bize bırakılsa;
        mesela her birimizin namazdan sonra ettiği duaları gözden geçirsek
        genel olarak isteklerimiz hep cüz’i şahsi şeylerdir,
        ama hz peygamber Aleyhisselâtu Vesselâm
        bütün kâinatın vekili olması hasebiyle
        Cenab-ı Hakk’tan çok daha farklı şeyler istemiş
        çok daha farklı keyfiyetli kemiyetli hediyleri sunmuş
        takdim etmiştir.

        Onları zikretmekle
        o kudsî sohbet tahattur edilir.

        biz küçük miracımız olan namazımızda,
        Cenab-ı Hakk’ın huzurunda
        Hz Peygamber Aleyhisselâtu Vesselâmın miracında söylediği kelimleri hatırlayıp
        ona göre söylerken,

        bu söylediğimiz kelimeler
        bizi hayalen bir yere götürüyor
        götürdüğü yer neresi?
        miraç;

        bir anda o vukuu gözümüzde canlanınca
        biz de o durumu hatırlayıp tahattur ederken
        kendimizi de o sohbete dahil etmek suretiyle
        söylenmesi buyurulan kelimeleri söylemeye başlıyoruz.

        O tahatturla o mübarek kelimelerin mânâları
        cüz’iyetten külliyete çıkar
        ve o kudsî ve ihâtalı mânâlar tasavvur edilir
        veya edilebilir.

        demek ki bu kelimeler
        Ahmedin mehmedin ağzından çıkan
        cüzi kelimler değil
        Hz Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm’ın
        bütün kainat namına söylediği
        mübarek ve külli kelimeler hükmüne geçmiş oluyor,
        külliyet kesbediyor
        bir insanın dar havsalasından çıkıp söylediği kelimler değil
        bütün kainatın vekili namına
        Hz Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm efendimizin
        söylediği mübarek sözler oluyor.
        ve hem mükaddes kelimelerdir bunlar,
        hem de ihatalıdırlar, içerikleri tüm kainatı kapsar

        Ve o tasavvur ile kıymeti ve nuru teâlî edip genişlenir.
        #751297
        Anonim
          Ve o tasavvur ile kıymeti ve nuru teâlî edip genişlenir.

          Meselâ:
          Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm,
          o gecede Cenâb-ı Hakka karşı selâm yerinde
          “ettahiyyatu lillah” demiş.

          Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm gibi bir mübarek zatın ulviyyetini
          bizim gibi insanların tartması anlaması mümkün değil
          üstadımız güzel bir ifadeyle bunu dillendiiyor; “sinek seyretmez asumanı”
          yani küçük bir sinek
          koca asumanı, gökyüzünü ihata edip seyredemez
          sinek hükmündeki insanların
          asuman hükmündeki hz. Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâmı ihata edip seyretmesi
          mümkün değil
          ama biz inşallah burada anlayacağız ki
          hz Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm
          bizim bildiğimiz şahsi ve cüzi bir insan değil;
          bütün kainatı ihata edebilecek bir kabiliyette
          bir ulviyyet
          bir genişlikte olan
          bir zat-ı kudsidir.
          cenab-ı hak ona hakiki ümmet eylesin ..

          Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm miraca yükseliyor,
          miraca yükseldiğinde bütün kainat arkasında
          her şey geride kalmış,
          doğrudan doğruya Cenab-ı Hakka müteveccih..

          şimdi biz kendimizi onun yerine koyalım;
          mesela biz bir valinin karşısına çıksak
          heyacandan tedirginlikten ..vs.
          bazı şeyleri unuturuz
          bide bir cumhurbaşkanının karşısına çıksak
          daha fazla heyecan
          bir de yavuz selim gibi bir zatın huzuruna çıksın
          artık kimiz neyin nesiyiz baya bi şaşırabiliriz

          Hz Muhammed Aleyhisselam, kainatın sultanı olan
          kainatyı yaratan
          ve kendisini de yaratan
          Allah’ın huzuruna çıkıyor
          ve şaşırmıyor
          gözü şaşırmıyor
          ayağı şaşırmıyor
          dili şaşırmıyor
          kalbi şaşırmıyor
          ruhu şaşırmıyor …

          Allah’a selam vermek caiz değildir,

          çünkü Allah’ın bir ismi ‘selam’
          selam ne demek?
          esselamu aleyke diyoruz;
          yani karşıdaki insana diyoruz ki
          Allah ın selamı senin üzerinde olsun
          Allah’ın bereketi senin üzerine olsun
          sen benden zarar görmezsin
          sen menden menfaat bulursun,

          şimdi bunlardan hangisini alırsanız
          hangi anlamı alırsanız
          bunlar Cenab-I Hakk’a söylenmez !

          Hz peygamber Aleyhisselâtu Vesselâm
          şu ince hassas farkı bile anlayabilecek şekilde
          bütün zihni
          bütün kuvveti orada çalışıyor
          selam yerine
          orada farklı kelimeler kullanıyor
          her gün müminlere insanlara selam veren o zat
          Cenab-ı Hakkın huzuruna çıkıyor
          ve dili şaşırıpta
          Allah’a selam söylemiyor;
          selam yerine başka kelimler kullanıyor.

          ama öyle kelimeler ki..
          ezelden ebede kadar
          maddi ve manevi
          küçük ve büyük
          ne kadar mahluk varsa,
          hepsinin Cenab-ı Hakka sunduğu tesbihatı,
          hediyeleri içeren mübarek külli keyfiyetli kelimeler ..

          o akşam selam yerinde
          ettehiyyatu lillah demiş

          ettahiyyat ne demek?
          evet Ceneb-ı Hakkın emrettiği bir duadır
          peki neyi ihata ediyor mübarek kelime?

          Yani,
          “Bütün zîhayatların, hayatlarıyla gösterdikleri
          tesbihat-ı hayatiye ve Sânilerine
          takdim ettikleri fıtrî hediyeler ey Rabbim,
          Sana mahsustur.
          Ben dahi
          bütün onları tasavvurumla
          ve imanımla Sana takdim ediyorum.”

          üstadımız 15.şua da bunu biraz açıyor;
          mesela bir bilgisayar olsun
          bu bilgisayarı yapan mühendis
          bilgisayarı gören herkes tarafından takdir edilmez mi?
          edilir

          bu bilgisayarın bir aklı olsa
          bilgisayar o kadar insanın içinde kimi takdir edecek?
          kendi mühendisini değil mi?
          ey mühendisim sen nekadar mükemmel bir mühendissin diyecek,
          üstadımız ettahiyyat ı buradan açıklıyor;

          her bir hayat sahibi
          mükemmel bir makinadır
          her bir hayat sahibi harikulade bir sanat eseridir
          o hayat sahibini gören şuur sahipleri,
          o mühendisi alkışlayacak.
          subhanallah diyoruz
          elhamdulillah diyoruz
          allahu ekber diyoruz
          şu insanları
          hayvanları bitkileri ne kadar güzel yaratmışsın diyoruz

          aynı o mahluklarında aklı olsa
          şuuru olsa
          bitkilerin şuuru olsa,
          onlar da kendilerini yaratan Cenab-ı Hakkı
          böyle alkışlayacak, tesbih edecek
          işte biz buna ettahiyyatu diyoruz

          hayat sahiplerinin kendi hayatlarıyla
          kendi sanii leri ustaları olan cenabı hakka
          takdim ettikleri bütün fıtri ubudiyetler
          tahiyyeler
          takdirlerve alkışlamalar
          ya rabbi bütün bunlar sana mahsustur.

          peki sen neden takdim ediyorsun onları ?
          ben dahi bütün bunları
          tasavvurumla
          ve imanımla
          kendi namıma sana takdim etmeye geldim
          demektir ..

          Cenab-ı Hak insanı, arzın halifesi ilan etmiş
          yani bir ordunun bütün çalışmalarını
          brifing şeklinde veren bir kumandan oluyor insan,

          şu kadar asker
          şu kadar manga
          şu kadar takım
          şu kadar bölük
          emrinize amadedir komutanım diye
          bir komutan
          kendi üstüne bir brifing veriyor

          aynı şekilde
          Hz Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm
          bütün kainatın sanki bir usta başısı
          bir kumandanı gibi
          bütün bu mahlukatın Allah a yaptıkları uybudiyeti
          ibadetleri
          tesbihatı
          sunduğu hediyeleri
          kendi namına gidiyor
          Cenabı Hakka takdim ediyor

          ve aynı kapıyı
          ümmetine açık bırakıyor
          dolayısıyla biz namazımızda
          ettahiyyatü derken o kapı açık
          ne kadar mahlukatın ubudiyetini Cenabı Hakka takdime etmeye niyet edersek
          onları biz bizzat kendimiz yapmışız gibi
          Allah bizden kabul ediyor
          ve onun için bunları namazımızda
          söylememizi emretmiştir.

          açık çek
          ne kadar doldurursak
          o kadar bize verecek
          sevap o kadardır
          ne kadar hissedersek
          hissemiz o kadardır

          bazen bunu şuursuz söylüyoruz
          yine sevabından istifade ederiz
          yine feyzinden istifade eder
          ama o nisbette ..

          bazılarımız daha küçük bir çapta onu düşünüyor
          o kadar hisse alıyor

          Hz Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm gibi ulvi insanlar,
          şimdiki kainatın,
          geçmişteki bütün kainatların,
          gelecekteki bütün kainatların, ubudiyetlerini niyet ederek
          Allah’a takdim ediyor
          ve takdim ettiği için de
          hepsinin sevabını alabiliyor

          #751298
          Anonim
            Ve mübarekâtın hülâsası olan “essalavat” kelimesiyle de,
            zîhayatın hülâsası olan bütün zîruhun
            ibâdât-ı mahsusalarını tasavvur edip
            dergâh-ı İlâhîye o ihâtalı mânasıyla arzediyor.

            ruh
            cenabı hakkın yarattığı en mükemmel mahluktur desek
            akla da kurana da sünnetede aykırı değildir

            ruh öyle birşeydir ki;
            ne zamana bağlıdır
            ne mekana bağlıdır
            ama cenabı hakk onu bir bedene sıkıştırmış
            bütün bedeni bütün hertarafını
            Allahın izniyle idare ediyor

            gözdede gören ruhtur
            kulakta da duyan ruhtur
            dildede tadan konuşan ruhtur
            kalpte çalrpıntıyı hissttiren de ruhtur
            ruh 70trilyonluk hücrenin hepsinde iş yapıyor

            üstadımız
            esselavat kelimesiyle ruhun ilişkisini kuruyor
            burada ruh sahiplerinin
            ruhlarının özelliğiyle kabiliyetiyle istidadıyla mükemmeliyetiyle
            bu ruhun
            Cenabı Hakka sunduğu tebriklerini, takdirlerdirini,
            bütün bu ruh sahiplerinin ubudiyetlerini
            esselavat lafzı ile Cenabı Hakka sunumuş oluyoruz.

            #751299
            Anonim
              Ve “ettayyibat” kelimesiyle de,
              zîruhun hülâsaları olan kâmil insanların
              ve melâike-i mukarrebînin,
              salâvatın hülâsası olan tayyibat ile
              nuranî ve yüksek ibadetlerini irade ederek
              Mâbuduna tahsis ve takdim eder.

              Hz Peygamber Aleyhisselâtu Vesselâm miracında,
              124bin enbiyı ilzamın
              melaikei mukarrebin dediğimiz büyük melaikelerin sunduğu
              keyfiyetli ve külliyetli ubudiyetlerin hepsi
              sahabe-i kiramın
              evliyayı ilzamın
              bütün asfiyayı kiramın
              ve bütün müminlerin ubudiyetini
              ben yapmışım gibi kabul et ya Rabbi diye sunmuş

              ve Cenabı Hakk onu ondan kabul etmiştir

              ve aynı yol

              herbir mümin ümmetine de

              Cenabı Hakkın izni ile

              açık olmuş

              yani her bir mümin
              ettayibat kelimesini söylemekle
              başta hz muhammed Aleyhisselâtu Vesselâmın yaptığı bütün ubudiyet
              bütün enbiya-ı ilzamın ubudiyeti
              bütün sahabelerin
              bütün evliyanın
              bütün ulemanın
              bütün asfiyanın
              ve melaike-i mukarrebin dediğimiz sana yakın olan bütün meleklerin
              ubudiyetlerini
              ben geldim ve sana sunuyorum
              onların herbirisinin yapmış olduğu ubudiyeti
              ben yapmışım gibi benden kabul buyur
              ve bunu namazda söylememizi
              bizzat Allah emrediyor
              ve ne kadar hissedersek
              o kadar sevabı o sevapları Allah bize verecek

              #751300
              Anonim
                Hem nasıl ki o gecede Cenâb-ı Hak tarafından
                “esselamu aleyke ya eyyühennebiyyu” demesi,
                istikbâlde yüzer milyon insanların her biri,
                her gün, hiç olmazsa on defa
                “esselamu aleyke ya eyyühennebiyyu” demelerini
                âmirâne iş’ar eder

                bizim teşehhüdümüze bu selam neden girmiş?
                Cenab-ı Hakk kendi nebisine verdiği selamı,
                her bir müminin takdim etmesini,
                amirane istiyor.

                ve o selâm-ı İlâhî, o kelimeye geniş bir nur
                ve yüksek bir mânâ verir.

                bu selamı sıradan biri mi vermiş?
                haşa
                bizzat Cenab-ı Hakkın kendisi vermiş
                işte bizim de bu selamı öyle tartmamız
                düşünmemiz gerekiyor.
                Hz.Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm’a
                bütün insanlar selam getirse
                veya getirmese
                hiçbirşey değişmez

                Cenabı Hakk selam vermiş;

                innallahe ve melaiketehu yusellune ya eyyunnebi
                Allah ve melaikeleri o nebiye selam ediyor
                ya eyyuhellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima
                işte madem öyledir
                ey iman edenler
                siz de ona
                selam getirmelisiniz

                #751302
                Anonim
                  Öyle de,
                  Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın,
                  o selâma mukàbil “esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihiyn” demesi
                  istikbalde muazzam ümmeti
                  ve ümmetinin salihleri,
                  selâm-ı İlâhîyi temsil eden İslâmiyete mazhar olmasını
                  ve İslâmiyetin umumî bir şiarı olan mü’minler ortasındaki
                  “esselamu aleyke ve aleykum selam” umum ümmet demesini
                  râciyâne,
                  dâîyâne Hâlıkından istediğini ifade ve ihtar eder.

                  peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
                  selamı Cenabı Allah’tan alıp bırakmıyor,

                  peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
                  daha bu dünyaya geldiği ilk gün
                  daha ilk anlarında
                  “ümmeti ümmeti” diye bağırdığı duyuluyor,
                  daha bebek iken ümmetini dileyen bir zat

                  gidelim haşre;

                  herkesin ya rabbi beni kurtar beni muhafaza et dediği o dehşetli hengamda
                  yine bir tek zat
                  secdeye kapanıyor
                  “ümmeti ümmeti” diye bağırıyor

                  bebek iken bile,
                  mahşerde bile, ümmetini dileyen,
                  ümmetini isyteyen bir peygamber
                  miraçtaki haline bakalım;

                  Cenab-ı Hakk ona selam ediyor
                  o selam Allah ın vereceği tüm nimetleri içeriyor
                  biz olsak aleykum selam deriz, tamam eyvallah selamı aldım,

                  ama peygamberimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
                  ya Rabbi selamını aldım,
                  ama bütün salih kullarının hissesine de o selamı aldım demek suretiyle
                  bizi hissesiz bırakmıyor
                  o selamda bizi yalnız bırakmıyor

                  Ve o sohbette hissedâr olan Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm,
                  emr-i İlâhî ile o gece “eşheduenlailahe ilallah ve eşhedunne muhammeden resulullah” demesi,
                  bütün ümmet kıyamete kadar böyle şehadet edeceğini
                  ve böyle diyeceklerini mübeşşirâne haber verir.
                  Ve bu mükâleme-i kudsiyeyi tahattur ile kelimelerin mânâları parlar, genişlenir.

                  Cenab-ı Hakk hakkıyla anlamayı
                  anladıklarımızla amel etmeyi nasip etsin

                  subhaneke la ilme lena illa maallemtena inneke entel alimul hakim ve ahuru davahum enilhamdulillahi rabbul alemin, el fatiha ma salavat

                  #751335
                  Anonim

                    Cok az bir zaman kalabilmiş olsam da fazlasıyla istifade ettigim bir sohbet oldu…

                    Allah razı olsun abi…

                    #751344
                    Anonim

                      Maşallah,Barekallah….

                      #751379
                      Anonim

                        ALLAH RAZI OLSUN çok istifadeli bir ders….Rabbim azami istifade ve istifaza nasib etsin. 🙂

                        [marq][highlight]Ve bu mükâleme-i kudsiyeyi tahattur ile kelimelerin mânâları parlar, genişlenir.[/highlight][/marq]

                        #751399
                        Anonim

                          ALLAH razı olsun.ah bir anlayarak kılıversek namazımızı zaten

                          #751428
                          Anonim

                            teveccüh edip okuyan, istifade uman bütün kardeşlerimden Rabbim razı olsun

                            hikmetleri en güzel şekilde anlayıp Hakk’a yakışır kullar, peygamberimiz aleyhisselatu vesselama yakışır ümmet, üstadımıza yakışır talebeler olmayı nasip etsin

                            amin .. amin .. amin ..

                            inşallah okumaya ve tevekkül etmeye devam edersek,
                            inayet-i İlahi o gerçek namazlarla, gerçek ibadetlerle aramızdaki perdeleri kaldıracaktır umudundayız ..

                            #751432
                            Anonim

                              Allah razı olsun kardeşim çok sağol Allah hepimize bolca istifade etmemizi sağlasın,namazlarımızı anlayarak kılmayı nasib etsin..Amin..

                              #760182
                              Anonim

                                @nuktepira 145835 wrote:

                                peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
                                selamı Cenabı Allah’tan alıp bırakmıyor,

                                peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
                                daha bu dünyaya geldiği ilk gün
                                daha ilk anlarında
                                “ümmeti ümmeti” diye bağırdığı duyuluyor,
                                daha bebek iken ümmetini dileyen bir zat

                                gidelim haşre;

                                herkesin ya rabbi beni kurtar beni muhafaza et dediği o dehşetli hengamda
                                yine bir tek zat
                                secdeye kapanıyor
                                “ümmeti ümmeti” diye bağırıyor

                                bebek iken bile,
                                mahşerde bile, ümmetini dileyen,
                                ümmetini isyteyen bir peygamber
                                miraçtaki haline bakalım;

                                Cenab-ı Hakk ona selam ediyor
                                o selam Allah ın vereceği tüm nimetleri içeriyor
                                biz olsak aleykum selam deriz, tamam eyvallah selamı aldım,

                                ama peygamberimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
                                ya Rabbi selamını aldım,
                                ama bütün salih kullarının hissesine de o selamı aldım demek suretiyle
                                bizi hissesiz bırakmıyor
                                o selamda bizi yalnız bırakmıyor

                                Nasıl bir Peygamberin ümmetiyiz?
                                Acaba nasıl bir ümmetiz……

                                Elfü elfi saletin ve elfü elfi selemin aleyke Ya Rasulallah
                                Elfü elfi saletin ve elfü elfi selemin aleyke Ya Habiballah
                                Elfü elfi saletin ve elfü elfi selemin aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin…

                                Allah razı olsun abim

                                #779069
                                Anonim
                                  Yani,
                                  “Bütün zîhayatların, hayatlarıyla gösterdikleri
                                  tesbihat-ı hayatiye ve Sânilerine
                                  takdim ettikleri fıtrî hediyeler ey Rabbim,
                                  Sana mahsustur.

                                  Ben dahi
                                  bütün onları tasavvurumla
                                  ve imanımla Sana takdim ediyorum.”

                                  Topraktan çıkan, bulanık bir çamurdan olan, 200 bin çeşit nebatat,bitkileri akla getirir…Demekki cansız tohum ve çamurdan çıkan ve hayattar bir macun olan nebatat yani bitkilerin Hayy ismiyle şükür ve zikirleri hamdleri Allah’adır…

                                  Çok gelişmiş bir labaratuvarda bir yumurtanın tüm elementleriyle oluşturulduğunu düşünün…O yumurta eğer bir tavuğun altına konulsa o yumurtadan civciv çıkmayacaktır..Demekki hayatı veren Allah’dır…Et tahiyyatu ile hayattar zîhayat varlıkların hayatları ve fıtri hediyeleri yani meyveleriyle tüm şükürleri Allah’a aittir…Et tahiyyatu akla bunu getirir…

                                  Yani Hayy olan Allah a bakıyor…Bitkilerin dil ve halleriyle ve topraktan çıkan camidken zîhayat olan varlıkların şükrüdürler…

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 29)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.