- Bu konu 27 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
9 Ekim 2010: 09:38 #779070
Anonim
Ve mübarekâtın hülâsası olan “essalavat” kelimesiyle de,
zîhayatın hülâsası olan bütün zîruhun
ibâdât-ı mahsusalarını tasavvur edip
dergâh-ı İlâhîye o ihâtalı mânasıyla arzediyor.El-Mübarakat: Sudan çıkan, suyun canlılık verdiği nimetleri ve canlıları tahattur ettirir akla getirir…Nutfe gibi bir tek sudan…Binlerce hayvanların oluşması gibi..Yada bir nutfeden bir insanın teşekkül etmesi gibi…Fettah olan açıp genişleten…Ve Hallak-ı kainat..Gibi onlarca esması el mübarakata bakıyor… o zaman El-mübarekatü lillah diyeceğiz..
Mu’minûn Süresinde:
Bismillah.
12. Andolsun ki Biz, insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık.
13. Sonra ona sağlam bir karargahta yerleşen bir nutfe kıldık.
14. Sonra o nutfeyi alaka kıldık(kan pıhtısı), sonra o alakayı bir parça et ve o bir parça eti kemik yaptık(kıkırdak); kemiğe de et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir hilkat olarak varettik. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir!Bu buyruğa dair açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağız:
9 Ekim 2010: 09:44 #779071Anonim
1- İnsanın Yaratılışı:
Yüce Allah’ın: “Andolsun kî Biz insanı” buyruğunda kastedilen insan Âdem -salat ve selam ona-dır.
Bu açıklamayı Katade ve başkaları yapmıştır. Çünkü o çamurdan süzülerek yaratılmıştır. Buna göre yüce Allah’ın: “Sonra ona sağlam bir karargahta yerleşen bir nutfe kıldık.” buyruğundaki zamir de Âdemoğluna ait olur.
Her ne kadar burada ondan söz edilmiyorsa da durumun herkesçe bilinmesi dolayısıyla bu uygun düşmüştür.
Çünkü buyruğun anlamı bu zamirin ondan başkasına gitmesine elverişli değildir.
Bunun (bu açıdan) bir benzeri de yüce Allah’ın: “Nihayet o perdenin arkasına girince…” (Sâd, 38/32) buyruğudur. Burada zamir kendisinden söz edilmeyen güneşe aittir.9 Ekim 2010: 09:47 #779072Anonim
2- Nutfe:
Yüce Allah’ın: “Sonra ona sağlam bir karargahta yerleşen bir nutfe kıldık” buyruğuna gelince, nutfe, alaka(kan pıhtısı), mudğa(et parçası) ve bunun ile ilgili hükümlere dair açıklamalar el-Hac Sûresi’nin baş taraflarında (22/5. âyet, 1. başlık ve devamında) geçmiş bulunmaktadır.9 Ekim 2010: 09:49 #779073Anonim
3- “Bambaşka Bir Yaratılış”:
Yüce Allah’ın: “Sonra onu bambaşka bir hilkat olarak varettik” buyruğunda sözü edilen bu bambaşka hilkatin ne olduğu hususunda ilim adamları farklı görüşlere sahiptirler.
İbn Abbas, eş-Şa’bî, Ebu’l-Âliye, ed-Dahhâk ve İbn Zeyd dedi ki: Bundan kasıt önceleri cansız bir varlık iken daha sonra ona ruhun üflenmesidir.
Yine İbn Abbas’tan, dünyaya gelişidir, diye açıkladığı rivayet edilmiştir.
Katâde de bir kesimden naklen: Saçlarının bitmesidir, diye açıklarken,
ed-Dahhak ta: Dişlerin çıkması ve saçların bitmesidir, üye açıklamıştır,
Mücahid de; Gençliğinin kemale ermesidir, demiştir.
Yine bu açıklama İbn Ömer’den de rivayet edilmiştir.
Doğru olan, bunun hem bu hususları, hem de bunların dışında kalan konuşmak, idrâk, güzel çabalamalar, makul olan şeyleri elde etmek ve ölünceye kadar hayatında görülen gelişmeleri kapsayan umumî bir ifade olduğudur…
9 Ekim 2010: 09:53 #779074Anonim
4- Yaratanların En Güzeli:
“Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir” buyruğuna gelince, rivayet edildiğine göre Ömer b. el-Hattab bu âyet-i kerimenin baş tarafından itibaren “sonra onu bambaşka bir hilkat olarak varettik” buyruğuna kadar dinledikten sonra:
“Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir” demiştir.
Rasûlullah (sav) bunun üzerine: “Evet, bu böylece (bana) indirilmiştir” diye buyurdu.Ebû Dâvûd et-Tayatisî’nin, Müsned’inde kaydedilen rivayete göre:
“An-dolsun ki Biz, insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık” âyeti nazil oldu. Bu âyet nazil olunca, ben de:
“Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir.” dedim.
Bunun üzerine: “Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı yücedir” buyruğu nazil oldu.
Bu sözleri söyleyenin Muaz b. Cebel olduğu da rivayet edilmektedir.
Yine bu sözleri Abdullah b. Ebi Serh’in söylediği de rivayet edilmiştir;
o bu sebeble irtidad etmiş ve: Muhammed’in getirdiğinin bir benzerini ben de getiriyorum demişti. İşte yüce Allah’ınr “Allah’a yalan iftira edenden, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken: ‘Bana da vahyolundu’ diye söyleyenden, bir de: ‘Allah’ın indirdiği gibi ben de indiririm ‘diyenden daha zalim kim olabilir” (el-En’âm, 6/93)
buyruğu el-En’âm Sûresi’nde açıklandığı gibi, onun hakkında nazil olmuştur.
9 Ekim 2010: 09:54 #779075Anonim
İbn Cüreyc der ki: Yüce Allah: “Yaratanların en güzeli” diye buyurmuştur. Çünkü O, İsa (a.s)a yaratması hususunda belli bir izin vermiştir. Bazıları da bu hususta karar verememiştir. Ancak “san’at” anlamında bu lafzın insanlar hakkında kullanılmayacağı söylenemez. Yoktan var etmek ve icad etmek anlamıyla ise insanlar hakkında kullanılamaz.
9 Ekim 2010: 09:56 #779076Anonim
5- İbn Abbas’ın Kur’ân’ı Anlayışına Bir Örnek:
Ömer (ra), Ashab-ı Kiram’ın ileri gelenlerine Kadir gecesiyle ile ilgili soru sorması üzerine onlar: En iyi bilen Allah’tır, diye cevap vermişler.Ömer (r.a) îbn Abbas’a: Ey İbn Abbas sen ne dersin? diye sorunca, o da -bu âyet-i kerimeden hareketle- şöyle demişti:
Ey mü’minlerin emiri! Şüphesiz ki yüce Allah gökleri yedi, yeri yedi olarak yaratmıştır. Âdemoğlunu da yediden yarattığı gibi, onun rızkını da yedi şeyde kılmıştır. Görüşüme göre Kadir gecesi yir-miyedinci gecedir. Ömer (r.a) da şöyle demişti: Henüz daha yaşını, başını almamış bu gencin dediğinin bir benzerini söylemekten acze mi düştünüz? Bu hadisi İbn Ebi Şeybe uzun uzadıya Müsned’inde kaydetmektedir.
9 Ekim 2010: 10:02 #779077Anonim
Ve mübarekâtın hülâsası olan “essalavat” kelimesiyle de,
zîhayatın hülâsası olan bütün zîruhun
ibâdât-ı mahsusalarını tasavvur edip
dergâh-ı İlâhîye o ihâtalı mânasıyla arzediyor.Es-Salavat: hava sahifesinde teşekkül eden (oksijenle karbonun hareketi..yada insanın göğüs kafesinde yanan sobanın hikmeti..yada fotosentez hikmeti..bir zerrenin hiçbir sesi karıştırmadan hepsini iletmesi..her hava zerresinin tüm televizyon kanallarının radyoların ve diğer sinyalleri taşıması…yağmurların teşekkülü..gök kubbedeki zararlı şeylerin süzülüşü..meteor yağmurlarının eritilmesi..radyasyonlu güneş ışınlarının yansıtılması..okunan dualar ile şekillenen havanın şifalı olması…gibi binlerce hikmetler…) olay ve nimetlerin tahattur hatra getirmek ile şükürleri Allah’a sunuluyor..
9 Ekim 2010: 10:12 #779078Anonim
Ve “ettayyibat” kelimesiyle de,
zîruhun hülâsaları olan kâmil insanların
ve melâike-i mukarrebînin,
salâvatın hülâsası olan tayyibat ile
nuranî ve yüksek ibadetlerini irade ederek
Mâbuduna tahsis ve takdim eder.Et-Tayyibat: Temiz varlıkların ibadetleri, temiz sözler Kur’an Hadis başta olmak üzere tüm virdlerin zikirlerin hepsi nur alemine bakıyor…Efendimiz a.s.m de Allah a ulaşan bu güzel sözlere nazar ediyor..ve Nur aleminin mahsulatını Allah’a arz ediyor…
9 Ekim 2010: 10:15 #779079Anonim
@nuktepira 145832 wrote:
Ve “ettayyibat” kelimesiyle de,
zîruhun hülâsaları olan kâmil insanların
ve melâike-i mukarrebînin,
salâvatın hülâsası olan tayyibat ile
nuranî ve yüksek ibadetlerini irade ederek
Mâbuduna tahsis ve takdim eder.Hz Peygamber Aleyhisselâtu Vesselâm miracında,
124bin enbiyı ilzamın
melaikei mukarrebin dediğimiz büyük melaikelerin sunduğu
keyfiyetli ve külliyetli ubudiyetlerin hepsi
sahabe-i kiramın
evliyayı ilzamın
bütün asfiyayı kiramın
ve bütün müminlerin ubudiyetini
ben yapmışım gibi kabul et ya Rabbi diye sunmuşve Cenabı Hakk onu ondan kabul etmiştir
ve aynı yol
herbir mümin ümmetine de
Cenabı Hakkın izni ile
açık olmuş
yani her bir mümin
ettayibat kelimesini söylemekle
başta hz muhammed Aleyhisselâtu Vesselâmın yaptığı bütün ubudiyet
bütün enbiya-ı ilzamın ubudiyeti
bütün sahabelerin
bütün evliyanın
bütün ulemanın
bütün asfiyanın
ve melaike-i mukarrebin dediğimiz sana yakın olan bütün meleklerin
ubudiyetlerini
ben geldim ve sana sunuyorum
onların herbirisinin yapmış olduğu ubudiyeti
ben yapmışım gibi benden kabul buyur
ve bunu namazda söylememizi
bizzat Allah emrediyor
ve ne kadar hissedersek
o kadar sevabı o sevapları Allah bize verecek…..
9 Ekim 2010: 10:17 #779080Anonim
@nuktepira 145833 wrote:
Hem nasıl ki o gecede Cenâb-ı Hak tarafından
“esselamu aleyke ya eyyühennebiyyu” demesi,
istikbâlde yüzer milyon insanların her biri,
her gün, hiç olmazsa on defa
“esselamu aleyke ya eyyühennebiyyu” demelerini
âmirâne iş’ar ederbizim teşehhüdümüze bu selam neden girmiş?
Cenab-ı Hakk kendi nebisine verdiği selamı,
her bir müminin takdim etmesini,
amirane istiyor.
ve o selâm-ı İlâhî, o kelimeye geniş bir nur
ve yüksek bir mânâ verir.bu selamı sıradan biri mi vermiş?
haşa
bizzat Cenab-ı Hakkın kendisi vermiş
işte bizim de bu selamı öyle tartmamız
düşünmemiz gerekiyor.
Hz.Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm’a
bütün insanlar selam getirse
veya getirmese
hiçbirşey değişmez
Cenabı Hakk selam vermiş;
innallahe ve melaiketehu yusellune ya eyyunnebi
Allah ve melaikeleri o nebiye selam ediyor
ya eyyuhellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima
işte madem öyledir
ey iman edenler
siz de ona
selam getirmelisiniz…..
9 Ekim 2010: 10:18 #779081Anonim
@nuktepira 145835 wrote:
Öyle de,
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın,
o selâma mukàbil “esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihiyn” demesi
istikbalde muazzam ümmeti
ve ümmetinin salihleri,
selâm-ı İlâhîyi temsil eden İslâmiyete mazhar olmasını
ve İslâmiyetin umumî bir şiarı olan mü’minler ortasındaki
“esselamu aleyke ve aleykum selam” umum ümmet demesini
râciyâne,
dâîyâne Hâlıkından istediğini ifade ve ihtar eder.peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
selamı Cenabı Allah’tan alıp bırakmıyor,peygamber Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
daha bu dünyaya geldiği ilk gün
daha ilk anlarında
“ümmeti ümmeti” diye bağırdığı duyuluyor,
daha bebek iken ümmetini dileyen bir zatgidelim haşre;
herkesin ya rabbi beni kurtar beni muhafaza et dediği o dehşetli hengamda
yine bir tek zat
secdeye kapanıyor
“ümmeti ümmeti” diye bağırıyorbebek iken bile,
mahşerde bile, ümmetini dileyen,
ümmetini isyteyen bir peygamber
miraçtaki haline bakalım;Cenab-ı Hakk ona selam ediyor
o selam Allah ın vereceği tüm nimetleri içeriyor
biz olsak aleykum selam deriz, tamam eyvallah selamı aldım,ama peygamberimiz Aleyhisselâtu Vesselâm
ya Rabbi selamını aldım,
ama bütün salih kullarının hissesine de o selamı aldım demek suretiyle
bizi hissesiz bırakmıyor
o selamda bizi yalnız bırakmıyorVe o sohbette hissedâr olan Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm,
emr-i İlâhî ile o gece “eşheduenlailahe ilallah ve eşhedunne muhammeden resulullah” demesi,
bütün ümmet kıyamete kadar böyle şehadet edeceğini
ve böyle diyeceklerini mübeşşirâne haber verir.
Ve bu mükâleme-i kudsiyeyi tahattur ile kelimelerin mânâları parlar, genişlenir.Cenab-ı Hakk hakkıyla anlamayı
anladıklarımızla amel etmeyi nasip etsinsubhaneke la ilme lena illa maallemtena inneke entel alimul hakim ve ahuru davahum enilhamdulillahi rabbul alemin, el fatiha ma salavat
Allah razı olsun.
15 Ocak 2013: 08:48 #811382Anonim
Allah razi olsun..
5 Haziran 2013: 16:55 #814292Anonim
Bu dersi yapandan ve buraya yazanlardan tüm emeği geçenlerden Allah ebeden razı olsun inşallah.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.