- Bu konu 6 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Eylül 2010: 20:18 #664674
Anonim
Aşk insan fıtratına ancak rabbine bağlanmak için dercedilmiştir. Bu melekeyi farkında olmadan veya kendini engelleyemeden hatalar yapabilen terk edebilecek seni hor görebilecek acı çektirecek kısacası nefis taşıyan bir varlığa bağlanmak için kullanmak çoğu zaman hüsranla sonuçlanmıştır.
Kalp ki, hiçbir güneşin ışığına muhtaç olmayan gerçek güzelin aynasıdır ve ufukların da gözünün yetmediği o büyüklük aşkı için yaratılmıştır; terk eden, giden, sevgiliyi sevmek için kullanamazsın onu.
Evet, kalp ancak Allah sevgisi için yaratılmıştır ve ancak onu anmakla tatmin olur. allah ve resul aşkı nedir bilmeyen insana ’keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam’ mısraları ne yazık ki çok şey ifade etmez. İnsan aşk hissini Allah’a değilde kula karşı hissetmiş ise evet aynen bu mısralarda yazdığı gibi o sevgilinin aşkı ile oturup onunla kalkar. O sevgili ne yazıkki senin her sıkıntını anlamaz sanarsınki o mükemmel o kusursuz onun güzelliği hiç geçmeyecek o hiç hata yapmaz. halbuki gerçek te öyle değildir mahbub. Kalp ancak öylesini istediği ancak onunla tatmin olabildiği için maşukunu o kalıba sokmaya çalışır bu noktadan sonra artık mantık işlemez hale gelir aşkın gözü kördür denen meseleye dayanır olay.
Hâlbuki kalbin aradığı sevgili hiç hata işlemeyen tüm vasıflarıyla mükemmel sen hatalar işlesen de pişman olup ona sığındığında seni her zaman affedebilen seni her zaman dinlemeye hazır dertlerini çözebilecek en büyük makam ve onu anlatmaya kelimelerin yetersiz kaldığı halikımız malikimiz olan Allah’tır. Kısacası insan kusursuza müştaktır.
Kul kendisi gibi bir yaratılmışa karşı bu duyguları beslediği takdirde her zaman onun rızasın sevgisini hoşnutluğunu kazanmak için gayret sarf eder. Onun için hayatta yalnızca o önemlidir tüm dünya onun etrafında dönmektedir adeta.
Acı ama gerçek durum şudur ki aşk kul olmaktır. ilahi aşkı hiç tatmamış bir insan bu mecazi aşkı yaşadığında gün gelecek diyecektir tıpkı mecnunun dediği gibi sen benim leylam olamazsın. O aşk duygusu öyle büyüyecektir ki o kalbi yanlış şekilde doldurduğu için kendiside karşısındaki de acılar yaşayacaktır çünkü iki tarafta kusursuz değildir kesinlikle ve alçaktan düşen insan belki zarar görmez ama göklere çıkartılmış liyakat kesbetmediği mevkiye yerleştirilmiş insan düştüğünde elbette büyük acılar yaşayacaktır.
Neden günümüzde ayrılıklar daha fazla hâlbuki o kadar seçici davranıyoruz. Bu işi eskiler daha mı iyi başarıyordu acaba. Onlar nerdeyse birbirini görmüyorlardı bile evlenmeden önce. aşk tehlikelidir. Kusurları göremez olur insan. Gün gelir aşk biter ve geriye kalanlar işte bunlarla bir ömür geçirilecektir.
hadiste ne güzel diyor,
Sevdiğin kişiyi ölçülü sev.
Yoksa, bir gün gelir o insan gözünde sevimsizleşir de önceki aşırı muhabbetinden dolayı elemin iyice ziyadeleşir.
Kızdığın kimseye karşı da ölçülü ol ve nefret hissinin önünü kes. Aksi halde, gün döner de o şahıs dostun oluverirse evvelki öfkeli tavırlarının mahcubiyeti seni çok üzer.
Aşk gerekli değildir gerekli olan kesinlikle saygı, sevgi ve hoşgörüdür. Klasik gelebilir belki ama aslolan budur.sözü söz üstadına bırakmak en yerinde bir sonuç olacaktır.İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir.
Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, Allah’a ısmarladık demeyip gider. -Gençliğin ve malın gibi.- Ya muhabbetin için seni tahkir eder. Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksandokuzu, maşukundan şikayet eder. Çünki Samed âyinesi olan bâtın-ı kalb ile sanem-misal dünyevî mahbublara perestiş etmek, o mahbubların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar.
kâinata dağınık bütün muhabbetlerin, onun esma ve sıfâtına karşı verilmiş bir muhabbettir. Sen sû’-i istimal etmişsin, cezasını da çekiyorsun. Çünki yerinde sarfolunmayan bir muhabbet-i gayr-ı meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir.
15 Eylül 2010: 21:00 #777132Anonim
AŞK VE SEVGİ
(24. SÖZ 5. DAL 1. MEYVENİN AÇIKLAMASI)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) BUYURUYOR Kİ:
‘İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. O iyi olursa beden tümüyle iyi
kötü olursa tamamıyla kötü olur. Dikkat edin o kalptir’ (Buhari
iman
39)
Muhabbet
yani sevgi
yani aşk
şu kainatın varoluş sebebidir. Hem kainatın rabıtasıdır. [1] Yani kainata bağlanma sebebidir. Biz
annemizi
babamızı
eşimizi
tabiatı vs severek bu kainata bağlanırız.
İnsan
kainat ağacının meyvesi olduğundan kainatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine yerleştirilmiştir. [2] Kainatı bir ağaç olarak düşünürsek insan o ağacın meyvesidir. Zira kainattaki bütün varlıklar insan için var edilmiş
insan da Allah(cc) için var edilmiştir.
Nasıl ki bir ağaç her şeyiyle meyvenin gelişip olgunlaşmasına hizmet ediyorsa aynen bunun gibi bütün varlıklar canlısından cansızına kadar insanoğlunun hizmetine sunulmuştur. Ve nasıl ki bir meyvenin çekirdeğini toprağa ektiğimizde
koskoca bir ağaç elde ediyorsak
işte bunun gibi kainatın meyvesi olan insanoğlunun
çekirdeği hükmünde olan kalbini
doğru yerlere ektiğimizde
kainatı istila edecek kadar büyük bir sevgi potansiyeli ortaya çıkar.
Ferden ferda her insan da bu sevgi potansiyeli mevcuttur. Böyle nihayetsiz bir muhabbete layık olacak
nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir.
İşte insanın fıtratına yerleştirilen bu potansiyel sevgi
ya yaratılmışlara veya yaratana yönelmiş olacaktır.
Sevgiyi İslami doktrinde üçe ayırabiliriz:
A)Basit sevgi
B)Mecazi sevgi
C)Hakiki sevgi.
Basit sevgi; insanın mala
mülke
paraya vs maddi varlıklara duyduğu sevgidir.
Mecazi sevgi; insanın
bir başka insana duyduğu sevgidir. Eşine
annesine
babasına
evladına
arkadaşına
karşı cinse vs duyduğu sevgi mecazidir.
Hakiki sevgi ise; insanın Allah’a(cc) duyduğu sevgidir.
Aslında sevgi
Allah(cc) içindir. Fakat insan onu suiistimal ettiği için basit ve mecazi sevgiler ön plana çıkmıştır. Allah sevgisi tabiri caiz ise bilek gibidir. Parmaklarda mal
para
eş
ana
baba gibi diğer sevgilerdir. Bilek olmadan parmaklardan söz edilemeyeceği gibi
Allah(cc) sevgisi olmadan da diğer sevgilerden bahsedilemez.
Allah(cc) sevgisi
tabiri caiz ise prizma gibidir. Prizma
kendine yönlendirilen beyaz ışığı yedi renge böler. Yağmur sırasında
yağmur damlasına vuran güneş ışınlarının yedi renge bölünerek gökkuşağını oluşturması gibi. işte insanoğlu kalbinde mevcut olan saf
salt sevgi ışığını
Allah’a(cc) yönlendirirse bu sevgi kainata
ana baba sevgisi
eş sevgisi
tabiat sevgisi
mal sevgisi vs olarak yansır ve böylece hayatımız
gökkuşağı misali renklenir.
Yunus’un ‘yaratılanı
yaratandan ötürü sevmek’ sözü
anlatmak istediğimiz hakikati en güzel şekilde ifade etmektedir.
Eğer bu sevgi Allah’a(cc) yönlendirilmez; direk mala
makama veya bir insana yönlendirilirse
O mal
makam veya insan
bu büyük sevgiye layık olmadığı için
kişi muhabbet ettiği şeyle imtihan olacaktır. Çünkü;
‘Yerinde sarf olunmayan bir gayri meşru muhabbetin cezası
merhametsiz bir musibettir’[3]
Eğer muhabbet
gayrı meşru ise; paraysa
parayla imtihan olunacaktır; makamsa
makamla imtihan olunacaktır; insansa
o insanla imtihan olunacaktır. Sıkıntı ve acı görülecek
maddi sıkıntılar yakasını bırakmayacak
gayrı meşru sevdiğinden ya mukabele göremediği için acı duyacak; ya firaktan (gerek dünyevi ayrılık
gerekse ölüm ayrılığından) acı duyacak; veya kıskançlıktan acı duyacaktır.
Çünkü; bir kalpte iki sevgi bulunmaz. ‘Allah bir kimsenin göğsünde iki kalp yaratmamıştır’ [4] buyurulmuştur. Allah’ın ayinesi olan insan kalbi
yerinde sarf olunmayarak gayrı meşrulaşmıştır. Ve gayrı meşru bir muhabbetin neticesi de
merhametsizce acı çekmektir.
Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
‘Öyle insanlar vardır ki Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar
tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. O
böyle yaparak kendilerine zulmedenler
azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi
bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup
Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu
keşke şimdiden bilselerdi!’[5]
Bu ayet gösteriyor ki Rabbimizden başka bir varlığı veya kişiyi
Allah’ı seviyor gibi sevmek Allah’ı o varlığa veya kişiye denk tutmak demektir. Bu sevgide Allah’a ortak koşmak demektir ve tevhide aykırıdır.
Peki bir kalpte iki sevgi bulunmazsa ben eşimi
ana babamı
evlatlarımı vs nasıl seveceğim?
Eşinizi
ana babanızı
evladınız
malınızı vs sevmeyin demiyoruz.
Bilakis onları sevin
ama Allah(cc) için sevin diyoruz.
Peki Allah(cc) için sevmek nasıl olur?
Bize verilen bütün nimetlerin Allah’tan(cc) geldiğini bilerek ona şükretmekle olur.
Bunu bir teşbihle anlatacak olursak:
Siz sevdiğiniz bir insana hediyeler alırsınız. Mesela bir gül aldığınızı düşünelim.
Niçin sevdiğiniz kişiye gül almışsınızdır?
Öncelikle sevdiğiniz kişi gülü seviyordur
onun için gül almışsınızdır; eğer papatya seviyorsa papatya alırsınız.
Niçin sevdiğiniz kişiye gül almışsınızdır?15 Eylül 2010: 21:00 #777133Anonim
Çünkü onun size olan sevgi ve teşekkürü artsın diye gül almışsınızdır.
Aynen bunun gibi de Allah’ta(cc) insanın hayatının belli dönem ve noktalarında insanoğluna güller takdim etmektedir. Bu küçük bir çocukken üç tekerlekli bisiklet olabilir; veya gençken üniversite sınavını kazanmak olabilir; veya hayırlı bir iş olabilir; veya hayırlı bir eş olabilir; veya hayırlı bir aş olabilir; veya hayırlı bir evlat olabilir; veya makam olabilir; veya para olabilir; hasılı istediğimiz herhangi bir şey olabilir.
İşte bize takdim edilen bu güller karşısında asıl sevgimizi Allah’a(cc) yönlendirmeli ve O’na(cc) teşekkür etmeliyiz ki İslami doktrinde biz buna şükür diyoruz.
Elbetteki ilgi duyduğumuz şeyleri seveceğiz
gülü sevdiğini bildiğimiz kişiye gül aldığımız gibi Allah’ta(cc) sevdiğimiz ve istediğimiz için o nimetleri bize vermiştir.
Ama asıl nimeti vereni bilip
asıl sevgimizi O’na(cc) vermeliyiz.
Yoksa nasıl ki gül aldığınız kişi size hiç teşekkür etmese
tüm sevgisini güle yönlendirse
gülle yatsa
gülle kalksa nasıl alınırsınız
üzülürsünüz ve bir daha hediye almayı istemezseniz.
Aynen öyle de bize verilen bütün nimetler Rabbimizin bize ikramıdır.
Bunun için şükretmeliyiz ki bize verilen nimetler artsın.
Çünkü Allah(cc): ‘Eğer şükrederseniz
Ben nimetlerimi daha da artırırım
ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir!’ buyurmaktadır. [6]
Bize verilen rızk için ne kadar şükredersek Allah(cc) rızkımızı da o nispette arttıracak.
Ailemiz için ne kadar şükredersek Allah(cc) huzur ve mutluluğumuzu da o nispette arttıracak.
Evladımız için ne kadar şükredersek Allah(cc) o nispette evladımızı hayırlı kılacaktır.
Sevginin kaynağı ilahi olduğu müddetçe sıkıntı ve ızdırabtan uzak
huzurlu ve mutlu bir sevgiyi elde etmiş oluruz. Yok eğer sevginin kaynağı
bir şarta veya sevgilinin sahip olduğu bir özelliğe bağlı ise o sevginin uzun ve huzurlu sürmesi zordur.
Bu bağlamda sevgiyi
sevginin kaynağı açısından üçe ayırabiliriz:
A)Eğer türü sevgi: Bu tür sevgide
sevilen kişi
bir şarta bağlı olarak sevilir. Örneğin:
–Eğer uslu çocuk olursan seni severiz. Veya;
–Eğer bana itaat edersen seni severim. Gibi.
8-)Çünkü türü sevgi: Bu tür sevgide
sevilen kişi
sahip olduğu bir özellikten dolayı sevilir. Sevgilerin büyük bir çoğunluğu bu türdendir. Örneğin:
-Seni seviyorum
çünkü çok güzelsin. Veya;
-seni seviyorum
çünkü çok yakışıklısın. Veya;
-seni seviyorum
çünkü çok zenginsin. Gibi.
Bu açıkladığımız eğer ve çünkü türü sevgide
daima iki çeşit kaygı vardır.
Birincisi; sahip olduğum bu özellik yok olursa kaygısı.
-Şuan güzelim
ama güzelliğim kaybolursa
yaşlanırsam. veya
-Şuan zenginim
ama fakir düşersem vs. kaygısıdır.
İkinci kaygı ise; sahip olduğum özellikten daha iyi birini bulursa kaygısıdır.
-Güzelim
ama benden daha güzelini bulursa. Veya
-Zenginim
ama benden daha zenginini bulursa vs. kaygısıdır.
Bu saydığımız kaygılardan uzak üçüncü tür bir sevgi vardır ki asıl muhtaç olduğumuz sevgide budur.
C)Rağmen türü sevgi: Bu tür sevgide sevgili her şeye rağmen sevilir. Güzel de olsa
çirkin de olsa
fakir de olsa
sakatta kalsa sevgili sevilir. Ona vefa gösterilir ve yarı yolda bırakılmaz. Çünkü; sevgili para için veya güzellik için değil sırf Allah(cc) için sevilmektedir.
Gerçekten seviyorsanız biliniz ki bu sevildiğinizden ötürüdür. Allah için birisini seviyorsanız
Allah o kişinin kalbinde bir sevgi yaratacaktır.Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu gibi:
‘İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince
onlar için çok merhametli olan Allah
(gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.’ [7]
Rabbimizin bir ismi de Vedud’tur. Vedud
hem insanları seven
hem de insanlar tarafından sevilen manasına gelir. Yüce Rabbimizin
insanoğluna duyduğu sevgi de rağmen türü sevgidir.
Hadis-i Şerifte:
‘Muhakkak ki Allah(cc) sizin suretlerinize ve mallarınıza değil
kalplerinize ve amellerinize bakar’ [8] buyurulmuştur.
HACI AHMET ALTINER
[1] Bediüzzaman Sait Nursi
Sözler
Sözler Yayınevi
24.söz
5.dal
1.meyve
sh.348[2] Ayrıntılı bilgi için: Bediüzzaman Sait Nursi
Sözler
Sözler Yayınevi
24.söz
5.dal
1.meyve
sh.348[3] Bediüzzaman Sait Nursi
Sözler
Sözler Yayınevi
24.söz
5.dal
1.meyve
sh.350[4] Ahzab suresi
33/4[5] Bakara suresi:2/165
[6] İbrahim suresi:14/7
[7] Meryem suresi:19/96
[8] Müslim
Birr 33.15 Eylül 2010: 21:01 #777134Anonim
kardeş emeğine sağlık bende yazınızın devamı niteliğinde olan şu paylaşımda bulunmak istedim.
15 Eylül 2010: 21:03 #777135Anonim
Sevdiğin kişiyi ölçülü sev.
Yoksa, bir gün gelir o insan gözünde sevimsizleşir de önceki aşırı muhabbetinden dolayı elemin iyice ziyadeleşir.
Kızdığın kimseye karşı da ölçülü ol ve nefret hissinin önünü kes. Aksi halde, gün döner de o şahıs dostun oluverirse evvelki öfkeli tavırlarının mahcubiyeti seni çok üzer.Rabbim razı olsun..güzel paylaşım olmuş..
15 Eylül 2010: 21:40 #777140Anonim
Okunduğunda insana iç muhasebe yaptıran bir yazı mahiyetini taşıyor bu çok önemli kendimizi sorgulayabiliyorsak, içimizdeki gerçeklerle yüzleşebiliyorsak, kusurlarımızı görebiliyorsak demek ki bunları düzeltebiliriz.Gözlerimizi o kadar çok başkalarının kusurlarıyla meşgul ediyoruz ki, kendimizi neler yaptığımızı fark edemiyoruz. bir gün boyunca hereketlerimizi kayıt edip izlersek o zaman ne kadar çok hata yaptığımızı görebiliriz Rabbim bizi tüm kötülüklerden muhafaza eylesin inş…
15 Eylül 2010: 22:16 #777142Anonim
dar zamanda biraz acelece yazdığım bi yazıydı.özel isimlere dikkat etmemişim kusura bakmayın beğendiğiniz için ben teşekkür ederim.bu düşüncelerime birşey ilave etme gereği hissediyorum.belki aşk derecesinde olmasa da ”kendısıyle huzura, sukuna ,kavuşasınız diye, eşler yarattık.Aranıza sevgi ve muhabbeti koyduk. ”ayetinin de işaret ettiği sorunları aşabilme ve mutluluk adına bağlayıcı mahiyette bir muhabbet zaruri.
15 Eylül 2010: 23:09 #777145 -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.