• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #666813
    Anonim

      Çık da seyret baharın cuş-i rengârengini;
      Nefh-i Sur’un dinle mevc a mevc olan âhengini!
      Bir yeşil kan, bir yeşil kan yağdırıp, kudret yere:
      Yemyeşil olmuş feza; gömgök kesilmiş dağ dere
      En kısır toprak doğurmuş, emzirir birçok nebat
      Fışkırır bir damlacık ottan, tutup sıksan hayat
      Dün kemikten külçe halindeydi her çıplak fidan
      Bak. Ne sağlam kan, bugün dolgun yüzünden damlayan!
      Dün kudurmaktaydı ormandan cahimi bir zefir
      Aşiyan tutmuş, bugün her dalda Perran bir safir!
      Dün nigehbaniydi milyarlarca ziruhun sübat;
      Silkinip çıkmış o mahbesten bugün bir kâinat
      Dün ne matemdeydi âlem! Yer hazin gökler hazin
      Sur-i fıtrattır bugün: Fıtrat bugün sahra Güzin!
      İşlemiş kırlarda yer yer kudretin feyyaz eli
      Öyle yapraklar ki sun’undan: Gidip bir görmeli! (Safahat, s. 206)
      Bülbül, Çanakkale Şehitleri ve İstiklal Marşı büyük şiirlerdir, ama Mehmet Akif’in hamasi ve hamiyet yönünü gösteren şiirlerdir. Akif denince çok zaman onlar akla gelir, ama koca Akif bu şiirler değildir. Bunlar Safahat isimli o muhteşem eserin birkaç sahifesidir. Mehmet Akif bizim tefsir geleneğimiz içinde bir Kur’an yorumcusu ve müfessirdir. Birçok ayeti yaşadığı dönemin olayları ile bağlantı kurarak biraz da ciğeri yanmış bir mümin olarak yorumlar, çareler düşünür, bir doktor gibi hasta cemiyete sunar ilaçlarını.

      Dem çeker bülbül, benim beynimde baykuşlar öter
      Sonra karşımdan geçer, bir bir yıkılmış laneler
      Aşinalık yok hayalin konsa en bildik yere
      Yâd ayaklar çiğniyor. Düşmüş vatan yâd ellere
      Başka ses bilmem muhitimden enin eyler huruş
      Beklerim dinsin bu matem, beklerim olmaz hamuş
      Ah tek bir aşiyandan bin yetimin nalesi
      Yükselirken dinleyen insan mıdır bülbül sesi? Kendi dirilmeyi unutmuş ruhunun yanında milletin de hissizliğini ölüm gibi anlatır.
      Duygusuz olmak kadar dünyada lakin derd yok;
      Öyle salgınmış ki melun: Kurtulan bir ferd yok!
      Kendi sağlam… hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin
      İşte en korkuncu hüsranın, helakin, heybetin!
      Sonra Akif toplumsal körlük ve ölülüğü diriltmesi için Allah’a döner sitemle karışık ondan canlanma ister. Tıpkı topraklar gibi.
      Ey ölüm renginde topraktan hayat i’la eden
      Bir yığın toprak da olsak sade çiğnenmek neden?
      Başka tiynetler mi hep şayan olan ihsanına?
      Bir nesim ister kımıldanmak için canlar bugün;
      Bir nesim olsun İlahi… canlanır kanlar bütün
      Nevbaharın ruhu etsin bir de bizlerden zuhur…
      Yoksa artık Sur-ı İsrafil’e kalmıştır nuşur” (Safahat, s. 206)

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.