- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
28 Aralık 2010: 14:41 #666813
Anonim
Çık da seyret baharın cuş-i rengârengini;
Nefh-i Sur’un dinle mevc a mevc olan âhengini!
Bir yeşil kan, bir yeşil kan yağdırıp, kudret yere:
Yemyeşil olmuş feza; gömgök kesilmiş dağ dere
En kısır toprak doğurmuş, emzirir birçok nebat
Fışkırır bir damlacık ottan, tutup sıksan hayat
Dün kemikten külçe halindeydi her çıplak fidan
Bak. Ne sağlam kan, bugün dolgun yüzünden damlayan!
Dün kudurmaktaydı ormandan cahimi bir zefir
Aşiyan tutmuş, bugün her dalda Perran bir safir!
Dün nigehbaniydi milyarlarca ziruhun sübat;
Silkinip çıkmış o mahbesten bugün bir kâinat
Dün ne matemdeydi âlem! Yer hazin gökler hazin
Sur-i fıtrattır bugün: Fıtrat bugün sahra Güzin!
İşlemiş kırlarda yer yer kudretin feyyaz eli
Öyle yapraklar ki sun’undan: Gidip bir görmeli! (Safahat, s. 206)
Bülbül, Çanakkale Şehitleri ve İstiklal Marşı büyük şiirlerdir, ama Mehmet Akif’in hamasi ve hamiyet yönünü gösteren şiirlerdir. Akif denince çok zaman onlar akla gelir, ama koca Akif bu şiirler değildir. Bunlar Safahat isimli o muhteşem eserin birkaç sahifesidir. Mehmet Akif bizim tefsir geleneğimiz içinde bir Kur’an yorumcusu ve müfessirdir. Birçok ayeti yaşadığı dönemin olayları ile bağlantı kurarak biraz da ciğeri yanmış bir mümin olarak yorumlar, çareler düşünür, bir doktor gibi hasta cemiyete sunar ilaçlarını.Dem çeker bülbül, benim beynimde baykuşlar öter
Sonra karşımdan geçer, bir bir yıkılmış laneler
Aşinalık yok hayalin konsa en bildik yere
Yâd ayaklar çiğniyor. Düşmüş vatan yâd ellere
Başka ses bilmem muhitimden enin eyler huruş
Beklerim dinsin bu matem, beklerim olmaz hamuş
Ah tek bir aşiyandan bin yetimin nalesi
Yükselirken dinleyen insan mıdır bülbül sesi? Kendi dirilmeyi unutmuş ruhunun yanında milletin de hissizliğini ölüm gibi anlatır.
Duygusuz olmak kadar dünyada lakin derd yok;
Öyle salgınmış ki melun: Kurtulan bir ferd yok!
Kendi sağlam… hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin
İşte en korkuncu hüsranın, helakin, heybetin!
Sonra Akif toplumsal körlük ve ölülüğü diriltmesi için Allah’a döner sitemle karışık ondan canlanma ister. Tıpkı topraklar gibi.
Ey ölüm renginde topraktan hayat i’la eden
Bir yığın toprak da olsak sade çiğnenmek neden?
Başka tiynetler mi hep şayan olan ihsanına?
Bir nesim ister kımıldanmak için canlar bugün;
Bir nesim olsun İlahi… canlanır kanlar bütün
Nevbaharın ruhu etsin bir de bizlerden zuhur…
Yoksa artık Sur-ı İsrafil’e kalmıştır nuşur” (Safahat, s. 206) -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.