- Bu konu 10 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Ocak 2011: 15:07 #667617
Anonim
“”Haydi, bu muhalden kat-ı nazar, esbab-ı maddiyenin elbette tesirleri, mübaşeretle ve temasla olur. Halbuki, o esbab-ı tabiiyenin temasları, zîhayat mevcutların zâhirleriyledir. Halbuki görüyoruz ki, o esbab-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas edemedikleri o zîhayatın bâtını, on defa zâhirinden daha muntazam, daha lâtif, san’atça daha mükemmeldir. Esbab-ı maddiyenin elleri ve âletleriyle hiçbir cihetle yerleşemedikleri, belki tam zâhirine de temas edemedikleri küçücük zîhayat, küçücük hayvancıklar, en büyük mahlûklardan daha ziyade san’atça acip, hilkatçe bedî bir surette oldukları halde, o câmid, cahil, kaba, uzak, büyük ve birbirine zıt olan sağır, kör esbaba isnad etmek, yüz derece kör, bin derece sağır olmakla olur.””
burdaki batın tam olarak neyi kastediyor..?
“o esbab-ı tabiiyenin temasları, zîhayat mevcutların zâhirleriyledir. ” tam olarak ne demek..? zahiri ile değil zaten asıl sebep batınında değilmi ? mesela portakalın gelişmesi sapından içine ulaşan sapı ile gıdalanıyor..yani batınından besleniyor..
zahiri ile muhatap olan bizleriz..asıl sebepler batınında meydana geliyor.. siz ne dersiniz ?
24 Ocak 2011: 18:20 #735329Anonim
Portakalın sapı sebepdir. Fakat o sapı o portakala takan ve o saptan portakala ne gitmesi gerektiğini bilen ve bir nevi bunu o sapa bildiren, öğreten Cenab-ı Hakktır. Yani bir portakalın maddesinin oluşmasında sapı rol oynuyor olabilir. Ama manasında kudret kalemi işliyor. Elbette o kudret kalemi olmasa portakalın sapı portakalın yetişmesi için ne gerektiğini bilemeyecek. O yüzden sebeplerin mevcudatın batınıyla yani manasıyla herhangi bir teması sözkonusu değildir. Sadece zahirinin yani maddesinin oluşmasında izn-i İlahi ile küçük bir rolleri var.
24 Ocak 2011: 18:34 #735332Anonim
….o zîhayatın bâtını, on defa zâhirinden daha muntazam, daha lâtif, san’atça daha mükemmeldir
……… küçücük zîhayat, küçücük hayvancıklar, en büyük mahlûklardan daha ziyade san’atça acip, hilkatçe bedî bir surette oldukları halde,….
Sanki burda manası değilde maddesinden bahsediyor gibime geldi..yanlışmı anlamışım.?24 Ocak 2011: 18:53 #735335Anonim
Est. belki ben yanlış anlıyorumdur. Şöyle anlıyorum ki; bahsettiğiniz kısımda maddesinden bahsediyor ama bu maddenin oluşabilmesi için manevi bir kuvvet, kudret olması gerektiğini belirtiyor. Yani küçük birşeyin içerisine san’at dercetmek büyük şeylere san’at dercetmekten daha zordur. Ve sebeplerin manen bir ilme sahib olupta bu san’atlı bir maddeyi yapabilmeleri imkânsızdır. Küçücük bir hayvancığın san’atla tertib edilmiş olan batnı elbette maddedir. Bu maddenin oluşmasında sebepler belki çok cüz’i olarak işlettiriliyorlar. Fakat bu maddenin oluşması için nelerin gerekli olduğu konusu manaya giriyor ki bu Cenab-ı Hakk’ın işidir. Sebepleri birer perde olarak koymuş sadece. Çok karışık oldu. Tam anlatamadım söylemek istediğimi. Ama mü’min ferasetlidir, siz anlarsınız inş. 🙂
24 Ocak 2011: 18:56 #735337Anonim
Siz “inşallah anlarsnız” duası ile izahınızı bitirdikten sonra bana beklemek düşer artık..:)
İnşallah duanız kabul olur ve anlamadıklarımızı anlarız..hakiki manası ile..amin
24 Ocak 2011: 19:03 #735339Anonim
Est. kardeş Nur’ları kasdetmiyorum. Onları anlıyorsunuzdur da benim yazdıklarım biraz anlaşılmaz oldu. O yüzden öyle söyledim sakın yanlış anlamayın.
25 Ocak 2011: 09:06 #735309Anonim
sizin yazdıklarınız çok anlaşılır..risalelerde anlaşılır ama o seviyede olmadığımdan manadaki maksadı alamıyorum..sizlerin izahları ile topladığım bal özlerini peteğime taşımaya devam ediyorum..inşallah tamamlanacak..
25 Ocak 2011: 10:11 #735314Anonim
Konuya başından bakacak olursak
Anlatılmak istenen sebeplerin bir araya gelip bir şeyi yaratmasının mümkün olmadığıdır
Bunu ifade ederken de 3 tane imkansızlık sunuyor Üstad Hz’leri3.muhalde de diyorki “Bir mevcudun birliği var ise, elbette Zatında BİR olan VAHİD olan biri tarafından meydana getirilebilir”
Etrafımıza baktığımız zaman her şeyin farklı olduğunu görüyoruz
Bütün elmalar birbirinden farklı, bütün böcekler birbirinden farklı..
Aynı tür aynı cins bile olsalar, birbirlerine çok benzeseler bile farklılarMisal; Dünya yaratıldığından beri yeryüzüne gelen her insan birbirinden farklıysa, hepsinden 1 tane varsa demek icadlarıda 1 olan Zat tarafından mümkün olabilir
Özellikle o mevcut gayet mükemmel bir düzen ve hassas bir ölçü içinde iken, kapsamlı bir hayata sahipken, onların icadını birçok ellere, karmakarışık sebeplere vermek mümkün değildir.
Zaten mümkün olsa, bir anlaşmazlık, bir düzensizlik, ölçüsüzlük olur. Bir yerde sözü geçen iki kişi bile olduğu zaman sorunlar yaşanıyorken, biri şöyle yapalım diğeri böyle yapalım dediği için karmakarışıklık, düzensizlik oluyorken, yüzlerce sebebe İlah’lık vermek saçmalıktır, ahmaklıktır.
Doğal sebeplere ilahlık veren onlara Kudret vermiş olur, İlim vermiş olur, Hikmet vermiş olur, bu ise ahmaklıktan başka bişey değildir.. halbuki onlar zaten mahluktur, Allah’ın emri tahtındadırlar, askerdirler, amir değillerdir, yani zaten kendileri şuursuzdur, kendi kendilerini bile idare edemezken başka canlıları idare etmeleri mümkün değildir.
Sebeplerin icada etkileri vardır ama temas iledir. Mesela bir bitkinin büyümesi için güneşe ihtiyacı vardır, suya ihtiyacı vardır, topraktaki vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır, ama doğrudan temas gerekir. Güneş ışığını doğrudan alamazsa, yağmur ona temas etmezse, topraktaki vitamin ve minerallere erişemezse büyüyemez. Ama bu demek değildirki, bu bitkiyi büyüten güneştir, topraktır, sudur. Eğer güneşe İlahlık verilse güneşin her şeye teması yok, suya verilse suyun her şeye teması yok, toprağa verilse toprağın her şeye teması yok.
Allah cc sebeplerin bir araya gelmesi ile o icadı mümkün kılabilir, yani onlar sadece aracıdırlar izin ve irade dairesinde hareket ederler, kendi vazifelerini yerine getirirler.
Bundan dolayı sebepler sadece birşeyin görünen kısmına etki edebilirler, içine değil.Halbuki baktığımız zaman narın içi dışından daha sanatlı yaratılmıştır, ya da insana baktığımızda organların, damarların düzeni, işleyişi bedenin dış görünüşünden çok daha mükemmeldir. Yani İçe baktığımız zaman daha kolay bir şekilde diyebiliriz ki, bu mükemmel işleyişi, düzeni, ölçüyü, sanatı, BİR olan bir Zat yaratmış olabilir, başka birinin eli karışamaz.
25 Ocak 2011: 10:22 #734219Anonim
@akna 233615 wrote:
Sebeplerin icada etkileri vardır ama temas iledir. Mesela bir bitkinin büyümesi için güneşe ihtiyacı vardır, suya ihtiyacı vardır, topraktaki vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır, ama doğrudan temas gerekir. Güneş ışığını doğrudan alamazsa, yağmur ona temas etmezse, topraktaki vitamin ve minerallere erişemezse büyüyemez. Ama bu demek değildirki, bu bitkiyi büyüten güneştir, topraktır, sudur. Eğer güneşe İlahlık verilse güneşin her şeye teması yok, suya verilse suyun her şeye teması yok, toprağa verilse toprağın her şeye teması yok.
bu kısım tamda öğrenmek istediğim manaları ifade ediyor..Allah Razı olsun kardeş..
düşünmeye tefekküre soru sormaya cevap vermeye devam inşallah
25 Ocak 2011: 13:08 #734194Anonim
amin ecmain inşaAllah
26 Ocak 2011: 06:55 #733502Anonim
bu sorula ilgili açtığım tabiat konusunda cevabı vardır…
buraya aktarıyorum…
“Haydi, bu muhalden kat-ı nazar, esbab-ı maddiyenin elbette tesirleri, mübaşeretle ve temasla olur. Halbuki, o esbab-ı tabiiyenin temasları, zîhayat mevcutların zâhirleriyledir. Halbuki görüyoruz ki, o esbab-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas edemedikleri o zîhayatın bâtını, on defa zâhirinden daha muntazam, daha lâtif, san’atça daha mükemmeldir. Esbab-ı maddiyenin elleri ve âletleriyle hiçbir cihetle yerleşemedikleri, belki tam zâhirine de temas edemedikleri küçücük zîhayat, küçücük hayvancıklar, en büyük mahlûklardan daha ziyade san’atça acip, hilkatçe bedî bir surette oldukları halde, o câmid, cahil, kaba, uzak, büyük ve birbirine zıt olan sağır, kör esbaba isnad etmek, yüz derece kör, bin derece sağır olmakla olur.”(2)Maddi alemde tesir ve tedbir ancak temas ile olur. Yani dokunmadan ve temas etmeden, bir şeye tedbir ve tesir etmek mümkün değildir. Mesela; insan bir bardak su içmek için, eli ile bardağı kavramadan, onu tutmadan suyu içemez. Madem maddi alemde işler temas ve dokunmak ile oluyor, sebepler kainatta yaratıyor ise; sebeplerin de her şeye temas ve dokunmak ile tesir ve tedbir etmesi gerekir. Halbuki sebepler, mevcudatın ancak zahir kısmı ile temas halindeler, mevcudatın bir de iç yüzleri ve batınları var. Mevcudatın iç yüzleri ve batınları dış yüzlerinden daha mükemmel bir sanat ve incelik içindeler. Sebeplerin ise bu mevcudatın iç yüzleri ile temas ve münasebeti görünmüyor.
Demek sebepler yaratmıyorlar. Sebeplerin ekseri olarak, fıtratları kaba ve tahripkardır. En büyük dört sebep olan toprak, su, ateş ve hava; hepsinin tabiatı kaba ve tahripçidir. Mesela; insanın hassas ve nazik olan ciğer ve gözüne şu unsurlar temas etse insan ölür. Topraktan az bir miktar ciğere gitse insan anında ölür. Demek sebepler, mevcudatta hakiki fail ve yaratıcı değiller. Kainatta her şeyin en ince haline nüfuz ederek tedbir ve tasarruf eden Allah’ın irade ve kudretidir; yoksa kaba, tahripkar, kör, cansız ve şuursuz sebepler değildir.
26 Ocak 2011: 08:45 #733477Anonim
Allah Razı olsun kardeş..saol
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.