• Bu konu 17 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 19)
  • Yazar
    Yazılar
  • #668961
    Anonim

      Selamun Aleykum Muhterem Müslümanlar

      Hiç programımda yokken bu akşam saatlerinde kastamonu Lahikasını okumak istedim;Neden bilmiyorum..Kitabı açtım ve üstad hz’lerinin şakirdlerine ve dostlarına yazdığı mektupları okumaya başladım..Hoşuma gidiyor ,üstadın mektuplarını okumak zaman zaman hüzünleniyorum,zaman zamanda yazdıklarından kendi payıma bir ders çıkarıyorum;

      Tam sayfalar arasında gezinirken sayfa 126 ‘ya geldim;

      Üstad hz’leri gene engin fikirleriyle ilginç bir tesbit ve tasvirde bulunmuşlardı;

      Farz ve veciblerde ve şeairi İslamiyede ve sünnet_i seniyyenin ittibaında ve haramların terkinde riya giremez..izharı riya olamaz..Meğer gayet za’f-ı imanla beraber fıtraten riyakar ola….;

      Evet kıymetli müslümanlar konu bu şekilde başlıyor ve devam ediyor;Şaşırdım açıkcası;

      çünkü biz Riyayıyı günah biliriz..Riya müslümanın hayatından men edilmiştir..;
      Sonra okudukça anladım üstadın ne demek istediğini;

      mesala bir imamı düşünün kendisinin sesi güzel belki kalben bu imam sesinin güzelliğini aleme duyurmak için ezan okur veya tesbihat çektirir cemaata;Her ne kadarda kalbinde riya varsa bu imamın görevi için Ezanı Muhammediyeyi halkın iyiliği için okumak zorunda..Sonucunda riyasına rağmen sevabınıda alır bu imam efendi;

      İşte bunun gibi; bu konuyu buraya taşımak istedim;

      kıymetli müslümanlar bu konuda örnekleri çoğaltabilirmiyiz ne dersiniz acaba?buyrun inşl..

      #785776
      Anonim

        Bir yazari örnek verebilir miyiz?

        Mesela, islami teblig adina binlerce sayfalar doldurup, kitaplar yazar,
        ama amacindan biride kendi ismini duyurmaktir, nam yapmaktir. Burda da Riyakarlik soz konusudur , ama bu sahsin kitaplarlarini okuyarak hidayete ulasan bir musluman vesilesiyle, yazarda teblig sevabini alir.

        #785777
        Anonim

          iyide bu aslında büyük bir tehlike değilmidir?
          yani beğenilmek sadece yapma sebeplerinden biri olsada
          devam ettikçe riyanın boyutu artmazmı?
          ene kabarmaz mı?
          yani tedbir almak, iyice büyümeden ezmek gerekmez mi?

          #785780
          Anonim

            @akna 237101 wrote:

            iyide bu aslında büyük bir tehlike değilmidir?
            yani beğenilmek sadece yapma sebeplerinden biri olsada
            devam ettikçe riyanın boyutu artmazmı?
            ene kabarmaz mı?
            yani tedbir almak, iyice büyümeden ezmek gerekmez mi?

            Söylediğinizde haklsınız elbetteki;Yanlız konu biraz ilerlesin konuyu biraz daha açarsak bu konu netleşecek sanıyorum;Ama özetle size şöyle diyeyim ;gene üstadın tabiriyle söylersek;

            Ehl-i Tarikatın fena fi’ş şeyh ,fena fi’r Resul ve nefsi emmareyi öldürmek gibi riyadan kurtaran vasıtalrın bu zamanda biriside Fena fi’l -ihvan yani şahsiyetini kardeşlerinin şahsi maneviyesi içinde eritip öyle davrandığı için inşaallah riyadan kurtulur o müslüman kardeşimiz;

            Bakınız Fakir kardeşimiz güzel bir örnekle konuya yaklaştı;Müslümanın biri kitap yazar elbetteki şöhret gibi hassas bir çizgi var..ama sonucunda bir çok müslümanın hidayetinede vesile olacaktır inşl…o zaman riyadan kurtulur Allahu alem;

            böyle düşünelim akna kardeş…

            #785783
            Anonim

              malumunuz ALLAH c.c ile melekler arasinda gecen güzel bir bahis vardir . ALLAH c.c sohbet meclisindeki meleklerine sorar bu gün kullarim ne yapti meleklerde seni andilar seni tesbih ettiler cennetini düsünüp sevindiler cehennemindende korktular YA RAABBI derler

              Bunun üzerine ALLAH c.c sahid olun bu kullarimi affettim buyurur. Ama melekler YA RABBI onlarin icinde bir zat vardiki o farkli bir maksatla oraya gelmisti niyeti baska idi derler .

              ALLAH Tealada onuda affettim onlar öyle bir cemaattirki onlarla oturanlar onlar sayesinde bedbaht olmaz buyurdu .
              Aynen bunun gibi farkli bir maksat ama onun getirisi ise sevab ciheti
              Arkadaslarimiz toplumun kurtulusuna bakan yönünden bahsetmisler bende bireysel olarak kurtulma cihetini paylasmak istedim .

              Baki selam ve muhabbetle .

              #785788
              Anonim

                Çok yanlış anlamalar olmuş burda..onun için yeniden okuyalım…

                üstadın anlatmak istediği ile tebliğ kardeşin anladığı aynı şeyler değildir…dikkatli okuyalım.

                #785789
                Anonim

                  Birincisi: Farz ve vaciplerde ve şeâir-i İslamiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâında ve haramların terkinde riya giremez; izharı, riya olamaz-meğer, gayet za’f-ı imanla beraber, fıtraten riyakâr ola. Belki, şeâir-i İslamiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü’l-İslam İmam-ı Gazâlî (r.a.) gibi zatlar beyan ediyorlar. Sâir nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid’alar zamanında ittibâ-ı sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramların terkinde takvâyı izhar etmek, değil riya, belki ihfâsından pek çok derece daha sevaplı ve halistir.
                  İkinci nokta: Riyaya insanları sevk eden esbabın,
                  Birincisi: Za’f-ı imandır. Allah’ı düşünmeyen, esbaba perestiş eder, halklara hodfuruşlukla riyakârâne vaziyet alır. Risale-i Nur şakirtleri, Risale-i Nur’dan aldıkları kuvvetli iman-ı tahkiki dersiyle esbaba ve nâsa ubudiyet noktasında bir kıymet, bir ehemmiyet vermiyor ki, ubudiyetlerinde onlara gösterişle riya etsinler.
                  İkinci sebep: Hırs ve tamah, za’f-ı fakr noktasında teveccüh-ü nâsı celbine medar riyâkârâne vaziyet almaya sevk ediyor.
                  Risale-i Nur’un şakirtleri, iktisat ve kanaat ve tevekkül ve kısmetine rıza gibi, Risale-i Nur’un dersinden aldıkları izzet-i imaniye, inşaallah onları riyadan ve dünya menfaatleri için hodfuruşluktan men eder.
                  Üçüncü sebep: Hırs-ı şöhret, hubb-u cah, makam sahibi olmak, emsaline tefevvuk etmek gibi hisler ve insanlara iyi görünmek, tasannukârâne (haddinden fazla kendine ehemmiyet verdirmek) ve tekellüfkârâne (lâyık olmadığı yüksek makamlarda görünmek) tarzını takınmakla riya eder.
                  Risale-i Nur şakirtleri, ene’yi, nahnü’ye tebdil ettikleri, yani enaniyeti bırakıp, Risale-i Nur dairesinin şahs-ı manevisinin hesabına çalışması, ben yerine biz demeleri ve ehl-i tarikatın fenâ fi’ş-şeyh, fenâ fi’r-resul ve nefs-i emmareyi öldürmek gibi riyadan kurtaran vasıtaların bu zamanda birisi de fenâ fi’l-ihvan, yani şahsiyetini kardeşlerinin şahs-ı maneviyesi içinde eritip öyle davrandığı için, inşaallah, ehl-i hakikatin riyadan kurtulmaları gibi, bu sırla onlar da kurtulurlar.
                  Üçüncü nokta: Vazife-i diniye itibarıyla nâsa hüsn-ü kabul ettirmek, o makamın iktiza ettiği yüksek tavırlar ve vaziyetler, hodfuruşluk ve riya sayılmaz ve sayılmamalı-meğer o adam, o vazifeyi, kendi enaniyetine tabi edip istimal ede.
                  Evet, bir imam, imamet vazifesinde tesbihatları izhar eder, ismâ eder; hiçbir cihette riya olamaz. Fakat vazife haricinde o tesbihatları âşikâre halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevaplıdır.

                  Risale-i Nur’un hakikî şakirtleri, neşriyat-ı diniyelerinde ve ittibâ-ı sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-ı kebâirdeki takvâlarında, Kur’an hesabına vazifedar sayılırlar. İnşaallah riya olmaz. Meğer ki, Risale-i Nur’a, başka bir maksad-ı dünyeviye için girmiş ola. Daha yazılacaktı, fakat bir tevakkuf hali kesti.

                  #785790
                  Anonim

                    farz,vacip ve sünnetleri yerine getiren kişiye ne riyakar adam diyemeyiz..

                    Bunları yapmasıyla riya olmaz..her yerde uygulanır..namaz gizli kılayım riya olmasın demesine gerek yok,bunlar mecburen yapılır.

                    fıtraten riyakar olan ve imanı zaaf olan..riyakarlık yapabilir..namaz kılayım herkes benim ,namaz kıldığımı bilsin..bu riyadır..maun süresini iyi anlamalıyız.

                    insnaın aklına riyakarlık yapıyorum vesvesesi gelebilir..Buna karşı bu mektup ilaçtır..farzlarda,vaciplerde,sünnetlerde,islami şeairleri yerine getirmede riya yoktur..siz vazifenizi devam ediniz demektir..

                    ama öyle insanlar da var ki,etraf beni bilsin diye yapıyorlar..bu riyadır.

                    bu amellerinde sevabı yoktur..

                    #785791
                    Anonim

                      Evet, bir imam, imamet vazifesinde tesbihatları izhar eder, ismâ eder(sesini duyurur); hiçbir cihette riya olamaz.

                      Fakat vazife haricinde o tesbihatları âşikâre(açıkça) halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevaplıdır.

                      #785792
                      Anonim

                        @FaKiR_ 237100 wrote:

                        Bir yazari örnek verebilir miyiz?

                        Mesela, islami teblig adina binlerce sayfalar doldurup, kitaplar yazar,
                        ama amacindan biride kendi ismini duyurmaktir, nam yapmaktir. Burda da Riyakarlik soz konusudur , ama bu sahsin kitaplarlarini okuyarak hidayete ulasan bir musluman vesilesiyle, yazarda teblig sevabini alir.

                        Allah rızası için yapmadığından sevap almaz..rıza ilahi olmadığı için dinlenilmez.

                        Ve keza, nazarla niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet, niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalb eder.

                        Risale-i Nur Klliyat Arama Motoru

                        #785793
                        Anonim

                          Evet, niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir.

                          Ve gösteriş için(RİYA) yapılan bir ibadeti günaha kalb eder.

                          #785794
                          Anonim

                            @ademyakup 237155 wrote:

                            Evet, niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir.

                            Ve gösteriş için(RİYA) yapılan bir ibadeti günaha kalb eder.

                            Arkadaş! Bu niyet meselesi, benim kırk senelik ömrümün bir mahsulüdür. Evet, niyet öyle bir hâsiyete mâliktir ki, âdetleri, hareketleri ibadete çeviren pek acip bir iksir ve bir mayedır.
                            Ve keza, niyet ölü ve meyyit olan hâletleri ihya eden ve canlı, hayatlı ibadetlere çeviren bir ruhtur.
                            Ve keza, niyette öyle bir hâsiyet vardır ki, seyyiatı(günahı) hasenata(iyiliğe) ve hasenatı(iyiliği) seyyiata(günaha) tahvil eder(değiştirir).

                            Demek, niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır.

                            Öyleyse, necat(kurtuluş), halâs, ancak ihlâsladır.

                            İşte bu hâsiyete binaendir ki, az bir zamanda çok ameller husule gelir. Buna binaendir ki, az bir ömürde Cennet, bütün lezaiz ve mehâsiniyle kazanılır. Ve niyetle insan daimî bir şâkir(şükür eden) olur, şükür sevabını kazanır.

                            Risale-i Nur Klliyat Arama Motoru

                            #785796
                            Anonim

                              Selamun aleykum adem hocam;

                              Sizin söylediklerinizi elbette kabul ediyorum..Riyanın şeytanın bir oyunu olduğunu ve kalbi bir hastalık olduğunu kabul etmemek mümkünmüdür;

                              Zaten ben riyayı haram olduğunu ilk girişte yazmışımdır;

                              Adem hocam Bir çok ayette geçtiği üzere Kalbin içini yanlız ve yanlız Allah bilir..Şimdi başörtü lü bir hanım düşünelim;Ve baş örtüsü mümin kadına farz kılınmış..Ve herkeste olduğu gibi nefisi önceleri bu hanımı tetiklemekte;mesala başörtüs bana daha çok yakıştı daha güzel oldum düşüncesi kalbine doğabilir önceleri;Şimdi bu hanım kardeşimiz zamanla örtüsünün şuuruna erecektir..Nefsiyle daima mücadele halinde olacaktır..Riya korkusuylla hemen açması ve bu farizanın terki daha haram olmaz mı?

                              Ve ben dün gece o sayfayı etraflıca okudum..Benide şaşırtan bu konu yavaş yavaş anlama sınırına getirdi beni;

                              Yani nefs ve iman mücadelesi ölene kadar kulun kalbinde ?

                              Belki ben yanlış anladım hocam;

                              Ozaman sizden rica ediyorum bu konuyu sadeleştirip örneklerle anlatabilirmisiniz..Açıkcası sizin fikirleriniz benim için önem arz ediyor..Buyrun hocam yanlışları telefi edelim inşl..

                              #785797
                              Anonim

                                @ademyakup 237151 wrote:

                                farz,vacip ve sünnetleri yerine getiren kişiye ne riyakar adam diyemeyiz..

                                Bunları yapmasıyla riya olmaz..her yerde uygulanır..namaz gizli kılayım riya olmasın demesine gerek yok,bunlar mecburen yapılır.

                                fıtraten riyakar olan ve imanı zaaf olan..riyakarlık yapabilir..namaz kılayım herkes benim ,namaz kıldığımı bilsin..bu riyadır..maun süresini iyi anlamalıyız.

                                insnaın aklına riyakarlık yapıyorum vesvesesi gelebilir..Buna karşı bu mektup ilaçtır..farzlarda,vaciplerde,sünnetlerde,islami şeairleri yerine getirmede riya yoktur..siz vazifenizi devam ediniz demektir..

                                ama öyle insanlar da var ki,etraf beni bilsin diye yapıyorlar..bu riyadır.

                                bu amellerinde sevabı yoktur..[/QUOTE]

                                Hocam şimdi namaz farz ve zahiri bir ibadettir ..tabiki onu aleni kılarız..Saklanmasında bir hüküm yoktur..Hatta üstad hz’leri namazı toplu yerlerde ve açıktan çok kılınız diye izahatleride vardır..;

                                Mesala bir örnek daha verebiliriz zekat konusu;sadakanın gizli olanı makbulken zekati aşikar vermek daha efdaldir;Çünkü islamda sosyal adalette düzeni için örnek teşkil etmesi açısından zekatin aşikar yapılaması fıkıh ve hadislerde çok geçmektedir..;
                                islamda bazı ameller gizli bazıları teşvik amaçlı aleni yapılmaları emredilmiştir..Peki riyadan nasıl temizliyebilir bu kul amelini;

                                #785798
                                Anonim

                                  @ademyakup 237152 wrote:

                                  Evet, bir imam, imamet vazifesinde tesbihatları izhar eder, ismâ eder(sesini duyurur); hiçbir cihette riya olamaz.

                                  Fakat vazife haricinde o tesbihatları âşikâre(açıkça) halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevaplıdır.

                                  iŞİN HAKİKAT BOYUTU BUDUR ELBETTEKİ;
                                  Ben diyorumki hocam o imam efendinin görevi icabı bu tesbihatı ve namazı kıldırmak zorunda cemaate;İslamın emrini yapmak zorunda bundan geri duramaz zaten;veya ezanı muhammediyeyi okumak zorunda;[Hayyel el salah ] namaza davet etmek zorunda;

                                  takıldığım nokta burada ;imamın görevini yapması değil..Peki kim bilebilir o imamın kalbinin içini;Riyasının olmadığını kim bilebilir kul anlarmı HAYIR!!
                                  Hükmü veren Cenabı Allahtır…İbadetinin kabul olup olmadığını ve ameline ecir alıp almadığınıda Allahu alem deriz öyle değilmi hocam…

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 19)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.