• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #672153
    Anonim

      İsraf denince, eşya ve zaman gibi
      elde edilmesi güç şeylerin lüzumsuz harcanması akla gelir; Ekmek israfı,
      elektrik israfı, su israfı, giyim eşyası israfı gibi… Fakat söz israfı pek
      aklımıza gelmez.

      İsraf, saçıp savurmak, yerli
      yersiz harcamak, eldeki nimetin kadrini bilmez bir şekilde sarfetmek olduğuna
      göre, elbette konuşmak nimetinin meyvesi olan sözün de israfı olur.

      Konuşabilmek melekesi insana
      mahsus kıymetli bir nimettir. Ağız, dil, ses ve gırtlağa sahip bulunan diğer
      canlılara verilmeyen “beyan, ifade etme, konuşma” nimetini insana
      veren kudret, tabii ki, o nimetin nasıl kullanılması gerektiğini de tayin ve
      tespit eylemiştir.

      Bu meselenin, biri dinî ve ahlakî;
      diğeri edebî olmak üzere iki yönü vardır. Bu yazıda meselenin dinî ve ahlakî
      yönünü ele alacağız.

      Her şeyde olduğu gibi sözde olan
      israf da dinimizde ve kültürümüzde hoş görülmemiş, önlenmesi için tedbirler alınmıştır.
      Hangi sözlerin israf sayıldığı hususunu ileriye bırakarak, niçin sözde israf
      olur sualiyle meseleye ışık tutmaya çalışalım.

      Kur’ân-ı Kerim’de, insanın
      elinden, dilinden, gözünden ve kulağından, hatta kalbinden ve hayalinden geçen
      her türlü fiil veya tasavvur disiplin altına alınmış faydalı olacak şekilde
      hükme bağlanmıştır. Bu mükemmel insan anlayışı içinde, ferdin hiçbir davranışı
      ölçüsüz, başıboş bırakılmamıştır.

      İslam bir ölçü ve uyumlar
      manzumesi olduğuna göre, insanın ağzından çıkan kelamın da bazı esaslar ile
      tanzim edilmesi icap eder. Kısaca söz israfı diye adlandırdığımız ve mesuliyeti
      olan tekellüm/muhavere, dinin üç esasından biri olan “ahlâk”ın
      temelini oluşturur.

      Meseleye ayet ve hadislerden bir
      kaçıyla ışık tutup, kültürümüzde nasıl makes bulduğunu görmeye çalışalım.
      Kur’an’da mealen şöyle buyruluyor:”O bir söz söylemeye dursun, mutlaka yanında
      hazır bir gözcü vardır.” Buradan anlaşılabileceği gibi, insanın ağzından çıkan
      her sözü, anında teyp bandına kaydedilircesine, zabtedildiğini anlıyoruz.

      Hz. Peygamber (s.a.v.)’den söz
      sarfına dair pek çok hadis rivayet edilmiştir.

      Bunlardan bazıları şu mealdedir:
      “Mümin, diğer müminlerin elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”
      “İki çeneniz arası ile iki apış arasını koruyacağınıza garanti veriniz ben
      de size Cennet garantisini vereyim.” “ALLAH’a ve ahiret gününe inanan
      komşusuna ikram etsin, misafirine ikram etsin. Ya hayır söylesin yahut
      sussun” “Lüzumsuz sözleri bırakmak, insanın İslamî güzellikleri arasında
      sayılır.”

      Bu hadisleri çoğaltmak mümkündür.
      Ayet ve hadislerden anlaşılan şudur ki, kişi hayırlı, faydalı, lüzumlu olan
      konularda konuşmalı, boş yere gereksiz ve abes sözlerden kaçınmalıdır.

      İslam büyüklerinin bu ilahî
      tavsiyeye titizlikle uydukları görülür. Boş söz konuşurum endişesiyle, Hz.
      Ebubekir (ra)’in ağzında çakıl taşı bulundurduğu ve ancak gerektiği yerde ağzından
      taşı çıkararak konuştuğu naklediliyor. İmam-ı Ahmet, ölüm anı yaklaştığı sırada,
      inleyişlerinin yazıldığını duymuş ve ruhunu teslim edene kadar inlememiş, susmuştur.
      Meseleyi bu kadar dikkatle ele almışlar, vakit ve sözlerini israf etmemeye çalışmışlardır.

      İslam’ın, konuşma âdâbı ve söz disiplinine
      genişçe yer verdiğini görüyoruz. Kişinin ağzından çıkan sözler, evsafına göre
      tasnif edilmiş, isimlendirilmiş ve uygun olmayanlarından sakınılması tavsiye
      edilmiştir. Aşağıda sadece isimlerini saymakla yetineceğimiz, fakat her biri
      ayrı bir mevzu teşkil edecek kelâmları konuşmak, “söz israfı” olacağı
      için, bunlardan sakınmak imanlı olmanın gereğidir.

      Dinimizce yasaklanmış olan sözler
      kısaca şunlardır: Küfür sözleri, yalan, gıybet, iftira, istihza etmek (alay
      etmek), mâlâyani (boş ve faydasız) konuşmak, cidal, husumet sözleri konuşmak,
      kelamda tasannu (ağzını eğe büke) konuşma, dedikodu ve koğuculuk, iki dilli ve
      iki yüzlülük, lanet etmek, kötü söz ve küfürleşme, şehveti tahrik edici sözler,
      başkasının sırrını yaymak.

      Yukarıda İslamî ahlaka sahip kişilerin
      söz disiplinine kısaca temas ettik. İslâm ahlakı ile terbiye olup yetişmiş ve
      bunu hayatına tatbik etmiş atalarımızın birçok sözünde gevezelik ve boş sözler
      kınanmıştır.

      Türkçe’de söz kelimesi ciddi konuşmalar,
      dinlenebilir özelliğe sahip kelamlar için kullanılmıştır. Söz bir kelimeye değil,
      bir mânâ bir hüküm ifade eden cümleye de denmiştir.”Atasözü” deyişinde
      de bu mânâ vardır. Deyimlerimizde de söz, ciddiyet ifade eder. Mesela, söz
      vermek, sözünde durmak, sözüne güvenilmek, sözünün eri olmak… Bu deyimlerden
      bir kaçıdır. Söz ile ilgili ata yâdigarı şu darb-ı mesellerde de İslâmî bir
      terbiye kokmaktadır. “Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. Anlayana bir
      söz yeter. Söz gümüş ise sükût altındır.”

      Yerli yersiz konuşan, boş şeylere
      dalıp gidenlerin ağzından çıkanlara ise “laf/lakırtı” denmiştir.
      Mesela, laf atmak, lafını bilmemek, lafını esirgememek. Laftan anlamaz olmak,
      laf lafı açmak… Deyimleri söz israfına işaret etmektedir. “Laf ile
      peynir gemisi yürümez.” sözünde de, kuru ve boş kelam ile bir yere varılamayacağı
      ve bunun söz israfı olacağı vurgulanmıştır.

      Sözü uzatmadan, söz ustalarının bu
      konuda söylediklerinden bir kaçını nakledip meseleyi bitirelim. Söz israfı
      yapmama konusunda ölümsüz Yunus, çağları delen sesiyle şöyle diyor:

      Onsuz sözün gör nedir, çok söz
      ayvan yüküdür.

      Arife bir söz yeter, tende cehver

      Gönüllerin pasını ger sileyim der
      isen.

      Şol sözü söylegil kim sözün
      hülasasıdır.

      Söz var kıla kaygıya şad, söz var
      eyler bilişi yâd,

      Eger horluk eger izzet her kişiye
      sözden gelir.

      Söz ola kese savaşı, söz ola
      kestire başı,

      Söz ola ağulu aşı. Bal ile yağ ede
      bir söz.

      Sözünü bilen kişinin yüzünü ağ ede
      bir söz,

      Sözünü pişirip diyenin işini sağ
      ede bir söz.

      Sözü uzatıp dolaştırmadan en
      keskin şekliyle, en kestirmeden söylemesini bilen Hak dostu, gönül eri, eren
      tipi büyük Yunus, söz israfı hakkındaki fikrini “Çok söz hayvan
      yüküdür” diyerek kestirmeden ifade etmiştir.

      Kutadgu Bilig sahibi Yusuf Has
      Hacip de söz israfı hakkında şöyle der:

      Sözüne dikkat et, başın gitmesin,
      dilini tut, dişin kırılmasın.

      Sen kendi selametini istiyorsan, ağzından
      yakışıksız bir söz çıkarma.

      Çok sözden fayda görmedim, amma
      söylemek de faydasız değil.

      Sözünü çok söyleme, sırasında ve
      az şöyle, binlerce söz düğümünü bir sözde çöz.

      Dili iyi gözet başın gözetilmiş
      olur, sözünü kısa kes ömrün uzun olur.

      İnsan iki şey ile kendini
      ihtiyarlamaktan kurtarır; Biri iyi iş biri iyi söz.

      Her sözü saklamayı da anlayış hoş
      görmez, insan lüzumlu olan sözü söyler, gizlemez.

      Benden sana gümüş ve altın kalsa,
      sen onları bu söze denk tutma.

      Söz israfının zararına bazı meşhurlar
      da dikkat çekmiş, sakınılması tavsiyesinde bulunmuşlardır. İşte onlardan birkaçı:

      Söylemediğim şeylerin hiçbiri bana
      zarar vermedi. (Calvin Coleridge)

      Susmak insanı ele vermeyen sadık
      bir arkadaştır. (Confucius)

      Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama
      susmak bir san’attır. (Goethe)

      Gürültü ve acı sözler, haksızlığın
      işaretidir. (Victor Hugo)

      Gönül alıcı bir söz, kışı yaza
      çevirir. (Çin atasözü)

      Her bildiğini söyleme, her söylediğini
      bil. (Clavdius)

      Ne kadar çok söylersen karşındaki
      o kadar az hatırlar. Az söyle de kazancın çok olsun. (Fenelon)

      Asrın beyin yapıcısı, söz israfına
      şu vecize ile dikkat çeker:

      “Her söylediğin doğru olmalı,
      fakat her doğruyu demek doğru değildir.”

      Demek sözün dinlenmeyeceği yerde
      söylenmesi, kayalıklar üzerine tohum ekilmesi gibi boşa gidecek bir nasihat, diğer
      ifadeyle söz israfı oluyor.

      Başlığını söz israfı diye attığımız
      yazıyı daha fazla uzatmadan. Yusuf Has Hâcip’in şu özlü deyişi ile noktalayalım:

      “Aman sözün aydın olsun öz
      olsun.

      Işık saçsın, bakan köre göz
      olsun.”

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.