• Bu konu 2 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #671305
    Anonim


      36. FASIL: AMR B. MÜRRE EL-CÜHEYNÎ’NİN KENDİ KAVMİNİ ALLAH’A DAVET ETMESİ

      Amr b. Mürre’nin Rasûlullah’ın Peygamberliği Hakkında Bir Rüya Görmesi

      – Amr b. Mürre el-Cüheynî şöyle anlatıyor: Kavmimle beraber câhiliye döneminde hacca gittim. Mekke’de bulunduğum sırada rüyamda Kâbe’den bir nur çıktığını gördüm. Ben o nurun aydınlığında Medine’nin dağı ile Cüheyne’nin Eş’ar isimli dağını gördüm. Bir de baktım ki o nurun içinden şöyle bir ses yükseliyor:

      ‘Karanlıklar tamamen dağıldı, ışık göründü; peygamberlerin sonuncusu geldi!’ Bu nur ikinci kez parladı. Bu defa Hîre’nin kasırlarını, Medâyin’in beyaz saraylarını gördüm. Nurun içinden bir ses işittim, şöyle diyordu: ‘İslâm çıktı, putlar kırıldı, akrabalar gözetilmeye başlandı!’ Korku içinde uyandım ve kavmime ‘Allah’a yemin ederim ki şu Kureyş kabilesi içerisinde bir hadise meydana gelecektir’ dedim ve gördüğüm rüyayı onlara anlattım.[1]

      ___________________________

      [1] Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/186.

      #791213
      Anonim


        Amr’ın Hz. Peygamber’e Gelerek Müslüman Olması

        Memleketime döndüğümde ismi Ahmed olan bu peygamberin çıktığını haber aldım. Doğruca Hz. Peygamber’e giderek ona rüyamı haber verdim. Şöyle buyurdular:

        ‘Ey Mürre’nin oğlu Amr! Allah’ın kullarının tamamına peygamber olarak gönderilen zat benim. Bütün kulları İslâm’a davet ediyorum. Onlara emrediyorum ki, kanlar akıtılmasın, akrabalarla ilişkiler kesilmesin. Sadece Allah’a ibadet edilerek putlar terkedilsin. Kâbe ziyaret edilsin, oniki ayda bir de Ramazan orucu tutulsun. Bana icâbet edenlere cennet, isyan edenlere ise cehennem vardır. Ey Amr! İman et! Allah seni cehennemin dehşetinden emin kılacaktır!’ Bunun üzerine şöyle dedim:

        ‘Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehâdet ederim ki sen Allah’ın Rasûlü’sün. Birçok kavmin hoşuna gitmese de ben, helal-haram ne getirdinse hepsine iman ettim’. Sonra ona, peygamberliğini duyduğumda söylediğim birtakım şiirlerimi okudum. (Bizim bir putumuz vardı. Babam da ona hizmet ediyordu. Ben Rasûlullah’ın peygamberliğini duyduğumda kalktım, onu kırdım. Sonra da Hz. Peygamber’e gidip ona şu şiiri okudum):

        ‘Şahitlik ederim ki Allah haktır.
        Ve taşlardan yapılan ilahları ilk terkeden de ben oldum.
        Hicret ettiğin halde eteklerini derledim.
        Sıkıntılı ve meşakkatli yollardan geçtim.
        Bütün bunları şahsen ve aslen insanların en hayırlısı
        Ve göklerdeki padişahın elçisi olana arkadaş olabilmek için yaptım’.

        Hz. Peygamber bunları dinledikten sonra ‘Ey Amr! Sana merhaba!’ dedi.[1]

        ___________________________________

        [1] Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/186-187.

        #791214
        Anonim


          Hz. Peygamber’in, Amr’ı Kavmi Cüheynî’yi Davet Etmesi İçin Göndermesi ve Ona Bazı Öğütler Vermesi

          Hz. Peygamber’e şöyle dedim:

          ‘Anam babam sana feda olsun (ey Allah’ın Rasûlü)! Beni kavmime elçi olarak gönder. Umulur ki senin vasıtanla Allah bana nasıl iman nasip etmişse onlara da benim vasıtamla iman nasip eder’. Hz. Peygamber beni onlara elçi olarak gönderdi ve şu tavsiyelerde bulundu:

          ‘Çok yumuşak ve doğru sözlü ol ve sakın mağrur ve kıskanç olma!’ Kavmime döndüm ve onlara şunları söyledim:

          ‘Ey Benî Rifâa ve ey Cüheyne kabilesi! Ben Allah Rasûlü’nün elçisiyim ve size gönderildim. Sizi İslâm’a davet ediyorum. Kanların akıtılmasını durdurmanızı, akrabalık bağlarını koparmamanızı, bir olan Allah’a tapmanızı, putları terketmenizi, Kâbe’yi ziyaret etmenizi, oniki aydan Ramazan ayında oruç tutmanızı emrediyorum. Bana icâbet edenler için cennet, isyan edecek olanlar içinse cehennem vardır. Ey Cüheyne kabilesi! Allah sizi Arapların en hayırlısı kıldı. Câhiliye devrinde onlara sevdirilen şeyleri sizin için sevimsiz kıldı. Çünkü Araplar iki kızkardeşle birlikte evlenirler ve haram aylarda savaşırlardı. Babası ölen kişi kendi babasının karısıyla evlenirdi. Fakat siz bunları yapmıyordunuz. Gelin, şu Benî Lüeyy b. Gâlib’den gönderilen peygambere iman ediniz. Bu sayede dünya şerefini ve ahiret saadetini elde ediniz!’ Bunları söyledikten sonra bir kişi çıkarak şöyle dedi: ‘Ey Amr b. Mürre! Allah senin hayatını acı kılsın: Sen bize ilahlarımızı terketmemizi ve cemiyetimizi dağıtıp yüce atalarımızın dinine muhalefet etmemizi mi emrediyorsun? Tihâme ehlinden olan şu Kureyşli kişi bizi hangi şeye davet ediyor?’ Sonra o habis şu şiiri okudu:

          ‘Mürre’nin oğlu öyle bir şey getirdi ki bu insanları ıslah için söylenmiş bir söz değildir. Ben zannediyorum ki onun bu sözü yaptıkları bir gün gelecek bizim için boğaz acısı olacaktır. O bizim büyüklerimizi, atalarımızı ahmak saymaktadır. Kim onun sözünü tutar ve ona tâbi olursa kurtuluşa isabet etmemiş olur’.

          Bu habis adamın şiirlerini dinledikten sonra şöyle dedim: ‘Hangimiz yalancı isek Allah onun hayatını acı kılsın. Onun dilini lâl, gözünü kör etsin!’Allah’a yemin ederim ki o şahıs, dişleri tamamen düşmeden, gözleri kör olmadan ve yaşlılıktan dolayı aklı ifsada uğramadan ölmedi. Bu kişi ne yese onun tadını alamazdı. [1]

          __________________________

          [1] Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/187-188.

          #791215
          Anonim


            Amr’ın Kavminden İslâm’ı Kabul Edenlerle Birlikte Hz. Peygamber’e Gelmesi ve Peygamber’in Onlara Bir Ahitnâme Yazması

            Kavmimden İslâm’ı kabul edenlerle birlikte Hz. Peygamber’e geldik. Bize selam verdi ve gelişimize çok sevindi. Bize şu mektubu yazdı:

            “Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla!

            Bu kitap (ferman) aziz olan Allah’tan hakla gönderilen Peygamber’in diliyle yazılmıştır. Doğru ve hakkı ayıran bir kitaptır. Amr b. Mürre vasıtasıyla Cüheyne b. Zeyd kabilesine yazılmıştır: Humus’u vermeniz, beş vakit namazı kılmanız, zekatın en azını vermeniz, deve ve koyun sürüsü birleştirildiğinde iki koyun, ayrıldıklarında ise her biri için birer koyun zekat vermeniz şartıyla arazinizin içini, ovalarını, vadilerin tepelerini, sırtlarını otlatabilir ve sularını kullanabilirsiniz. Çift hayvanı için sadaka (zekat) yoktur. Aynı şekilde at için de herhangi bir zekat yoktur. Aramızdaki bu şarta Allah ve müslümanlardan şu anda burada bulunanlar şahittir”[1]

            _____________________________

            [1] Kenz, VII/64 (Ruyani ve İbn Asakir’den); Bidaye, II/351 (Ebu Nuaym’dan); Mecma, VII/244 (Tabarani’den).
            Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/188.

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.