- Bu konu 31 yanıt içerir, 18 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
20 Ağustos 2008: 06:02 #719263
Anonim
hocalar deyince bir hatıra yazayım.
Kırgızıstanda malatyadan bir kardeş orada vakıflık yapıyor bingöllü bir kardeş bu yaz o anlatmıştı.
orada bir Alimin yanına ziyarete gidiyorlar.
Alim zat bağdaş kurmuş oturuyormuş. Bizimkiler diz çöküp yanına oturmuşlar.
Sohbet başlamış. Alim zat bir soru sormuş o kardeşte risale-i nurdan cevap vermiş.
alim zat yaslandığı halde iken düz bağdaşa geçmiş.
2. bir soru sormuş risaleden onada cevap verince;
Alim zat bağdaşı bozmuş.
Bizimkiler bir soruya daha cevap verince;
O alimzat ne dese iyi yanınıza talebe verelim okutun diye konuşmaya başlamış.
…….
Viçdanlı tevazulü bir alimmiş onuda tebrik ederiz. Risale-i hakkıyla okuyup istifade edenleride.
Allah c.c Ku’ran dersi olan Risale-i nurda istifademizi artırsın inş.20 Ağustos 2008: 08:03 #719265Anonim
Abi Allah razı olsun hem tebessum ettim,hem gururlandım. :angel:
14 Kasım 2008: 10:41 #721951Anonim
GuLSerbeti;75236 wrote:“ibni Metta” sanirim Yunus a.s kunyesi yada lakabi oluyor zira manasi “Metta’nin oglu” demek..
ilk defa duydum, emeklerinize saglik abiler…bir de insanlarin, (nasil dunyada babasinin ismiyle aniliyorsa – filan ibni filan gibi) Ahirette annesinin ismiyle anilip cagirilacagini duymustum, dogrumudur?
eger oyleyse Hocanin anne adiyla telkin yapmasi bunun icindir herhalde..cok ilginc ilk defa duydum,
nerde okudun gulserbeti, kaynak belirtebilirmisin?14 Kasım 2008: 12:43 #721969Anonim
Fezapilotu;84203 wrote:cok ilginc ilk defa duydum,
nerde okudun gulserbeti, kaynak belirtebilirmisin?duymustum yazmisim Fezam, abilerede dogru olup olmadigini sormustum.. :dft001: nerden duydum, kim dedi, yada okudummu..hic hatirlamiyorum… yani hala emin deilim dogrulugundan…
arastirma konusu aslinda, aksini isbat edersek, sorun kalmas…bi bakalim ins.
dikkatine Tesekkurler, ins. yanlis bilgiye vesile olmamisizdir…14 Kasım 2008: 13:15 #721970Anonim
Rasulullah (sav) güzel isim koymanın önemini şöyle açıklıyor: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (1)
1- Ebu Davud, Edeb 69
gecen konu icin;
Allah razi olsun, Hakkinizi helal edin…
:007:
7 Aralık 2008: 22:31 #723659Anonim
Demek bu dua ,dualarımızın kabul olmasına en mühim bir vesile olacak….
Tevessül denilen bir mevzu vardır,ilmihallerde de geçer…Allahu Teala hazretlerine yakın şahsiyetlerin yüzüsuyu hürmetine yaptığımız dua ve niyazlarımız buna örnek teşkil eder…Onlar vesile kılınarak taleplerimize icabet istemedir bu…
Yapıln bu mukaddimenin ardından,dua prosesine ulaştıran mevzu anlatılacaktır;sonrasında ise fener günümüze ve duanın bize bakılan yüzüne tutulacaktır…
İzninizle devam etmek için metnin bir kısmını daha ekliyorum:
Hazret-i Yunus İbn-i Metta Alâ Nebiyyina ve Aleyhissalâtü Vesselâm’ın münacatı, en azîm bir münacattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır. Hazret-i Yunus Aleyhisselâm’ın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümid kesik bir vaziyette
لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّاِلمِينَ
münacatı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur. Şu münacatın sırr-ı azîmi şudur ki: O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti. Çünki o halde ona necat verecek öyle bir zât lâzım ki; hükmü hem balığa, hem denize, hem
geceye, hem cevv-i semaya geçebilsin. Çünki onun aleyhinde “gece, deniz ve hut” ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine müsahhar eden bir zât onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsa idiler, yine beş para faideleri olmazdı. Demek esbabın tesiri yok. Müsebbib-ül Esbab’dan başka bir melce’ olamadığını aynelyakîn gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için şu münacat birdenbire geceyi, denizi ve hutu müsahhar etmiştir. O nur-u tevhid ile hutun karnını bir taht-el bahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağ-vari emvac dehşeti içinde; denizi, o nur-u tevhid ile emniyetli bir sahra, bir meydan-ı cevelan ve tenezzühgâhı olarak o nur ile sema yüzünü bulutlardan süpürüp, Kamer’i bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdid ve tazyik eden o mahlukat, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn altında o lütf-u Rabbanîyi müşahede etti.
7 Aralık 2008: 22:38 #723660Anonim
Münacatın büyük sırrı şu ki: Hz Yunus as.’ın o anında esbab tamamen sükut ediyor…Esbab,sebep kelimesinin çoğuludur…Tevekkülden önceki basamaktır…
Bir örnek verelim: Sınav akşamı ders notlarına çalışan bir öğrencinin ders çalışma eylemi neticeye ulaştıracak “sebep” tir…Hz Yunus as ‘ın bulunduğu anda onu kurtaracak hiçbir “sebep” (fiil) kalmamıştı…Sebepler dairesinde bir çaresizlikle yüzyüzeydi…İşte bu yüzden -belki de çoğumuzun güçlü olarak bel bağladığı sebepler- sükut etmişti,vazifelerini eda edemiyorlardı…Öyle bir Zat lazımdı ki,sebeplerin de sebebi olsun;yani Üstadın ifadesiyle Müsebibül Esbap olsun…
Esbap tesirini nasıl kaybeder?
“Nur-u tevhid içinde sırrı ehadiyet inkışaf etti” den ne anlamalıyız?sorularıyla devam edelim inşAllah…
9 Aralık 2008: 13:18 #723680Anonim
Pekala sorularımı yanıtlayayım inşAllah…
Allahu tekaddes hazretlerinin “kün” emri ile elbette herşey o istikamette vücuda gelir…Esbabın tesirini kaybetmesi mevzusuna da bu cihetten bakmak lazımdır önce…
Hz İsmail’i kesmeyen bıçak,o an için bıçak olma evsafını kaybetmiştir;yani orada esbap sükut etmiştir…
Namaza başlmasına vesile olmaya çalıştığımız bir insan düşünelim;kitap aldık,hal dili ile örnek olmaya çalıştık,namaz ile alakalı görsel,işitsel maateryaller sağladık ve dahi arkadaşa ulaştırdık;fakay hala başlangıç olmadı…Burada sebeplere riayet ettim;lakin sebepler o an ve o kişi için sükut etti;o anda Müsebbibül Esbaba havale ettim: “Rabbim kalpleri evirip,çeviren sensin,arkadaşıma namaza karşı temayül ver…..” vs..Demek ki Bir Müsebbibül Esbap var…
9 Aralık 2008: 13:25 #723681Anonim
Nur-u tevhid içinde sırrı ehadiyet inkişaf etti….
Vahdaniyet ve Ehadiyet Rabbimizin isimlerindendir…Vahdaniyet “birlik” ,ehadiyet “teklik”…Hiçbir insanın parmak izlerinin birbirine benzememesi vahdi;gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin herpimizde müşterek olması ehadi bir tecellidir…
Hz Yunus AS’IN içinde bulunduğu anda öyle bir zat lazımdı ki hükmü ayrı ayrı hem balığa hem denize…geçsin…İşte bu Zat Cenab- Haktır…O anda aynelyakin derecesinde tevhid içinde sırrı ehadiyeti görüyor…
Bir abimiz de şöyle açıklamıştı:
Oradaki sırrı ehadiyet Cenab-ı Hakkın “ata” kanunudur..Bazı anlarda Allahu Teala kullarına ekstra lütuflarda bulunur,işte bu da o lütuf nevindendir…
Allahualem…4 Nisan 2009: 14:19 #737455Anonim
necim;87613 wrote:Nur-u tevhid içinde sırrı ehadiyet inkişaf etti….Vahdaniyet ve Ehadiyet Rabbimizin sıfatlarındandır..Vahdaniyet “birlik” ,ehadiyet “teklik”…Hiçbir insanın parmak izlerinin birbirine benzememesi ehadiyet;gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin hepimizde müşterek olması vahidi bir tecellidir…
4 Nisan 2009: 14:25 #737457Anonim
“Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.”
amin:):):)4 Nisan 2009: 18:21 #737474Anonim
purtas;115706 wrote:necim;87613 wrote:Nur-u tevhid içinde sırrı ehadiyet inkişaf etti….Vahdaniyet ve Ehadiyet Rabbimizin isimlerindendir…Vahdaniyet “birlik” ,ehadiyet “teklik”…Hiçbir insanın parmak izlerinin birbirine benzememesi vahdi;gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin herpimizde müşterek olması ehadi bir tecellidir…
tam tersi olması gerekmiyormu?yaniparmak izlerinin benzememesi ehad’i gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin herpimizde müşterek olması vahid’i bir tecelli.?açıklayabilirmisiniz
Burada anlaşılmayan husus nedir yeterince açık değil mi ?
6 Nisan 2009: 18:50 #737791Anonim
bir dipnot;
HuSeYni;75211 wrote:bu arada ibni mettaMetta Yunus Aleyhisselam’ın annesidir,
İbni Metta; Metta oğlu anlamına gelmektedir.
Kur’an’da annesin adı ile anılan yani babasına değil de annesine izafe edilen iki peygamberden birisidir Yunus Aleyhisselam.
Diğeri de İsa Aleyhisselam, Kur’an ‘da Meryem oğlu İsa olarak geçmektedir.(Abdulhamit Oruç Hoca’nın dersinden)
6 Nisan 2009: 19:20 #737801Anonim
necim;87613 wrote:Nur-u tevhid içinde sırrı ehadiyet inkişaf etti….Vahdaniyet ve Ehadiyet Rabbimizin sıfatlarındandır…Vahdaniyet “birlik” ,ehadiyet “teklik”…Hiçbir insanın parmak izlerinin birbirine benzememesi ehadiyet
;gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin hepimizde müşterek olması vahidi bir tecellidir…
Doğru demişsiniz.
kusurumuz hatamız varsa affola :007:
17 Eylül 2009: 02:38 #755584Anonim
@purtas 115706 wrote:
necim;87613 wrote:Nur-u tevhid içinde sırrı ehadiyet inkişaf etti….Vahdaniyet ve Ehadiyet Rabbimizin isimlerindendir…Vahdaniyet “birlik” ,ehadiyet “teklik”…Hiçbir insanın parmak izlerinin birbirine benzememesi vahdi;gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin herpimizde müşterek olması ehadi bir tecellidir…
tam tersi olması gerekmiyormu?yaniparmak izlerinin benzememesi ehad’i gözlerimizin,yüzümüzdeki yerinin herpimizde müşterek olması vahid’i bir tecelli.?açıklayabilirmisiniz
Evet,doğrusu tam tersi olacaktır;yanlışlık olmuş…
Ehadi Bir deki farklılık ki bu dahi BİR’i gösterir;vahidi bir deki aynılık ki bu da BİR’i gösterir…Parmak izlerimizin farklılığı ehadi bir tecellidir;gözlerimizin yüzümüzdeki yerinin herkeste aynı olması da vahidi bir tecellidir…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.