• Bu konu 15 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
  • Yazar
    Yazılar
  • #784435
    Anonim

      Ve o makine-i insaniyede yüzer âlet var. Herbirinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazifesi ayrı, mükâfâtı ayrıdır. Adeta insan-ı ekber olan âlemde tecellî eden bütün esmâ-i İlâhiye, bir âlem-i asgar olan insanda dahi o esmânın umumiyetle cilveleri var. Bunda sıhhat ve âfiyet ve lezâiz gibi nâfi emirler nasıl şükrü dedirtir, o makineyi çok cihetlerle vazifelerine sevk eder, insan da bir şükür fabrikası gibi olur.


      Ve o makina suretli insanda yüzer alet var. Bu aletler nelerdir. ve Vazifeleri nelerdir. Bunu açıklamışlar. Mesela dil. Bir alettir. Bir vazifesi tatmaktır. üzerinde yüzlerce gözeneği var. uç kısmı farklı yanları farklı ortası farklı tatları almaya yarıyor. lezzetleri tadarsın. lezzetlerin sonunda elhamdülillah dersin. ahiretinde elhamdülillah yersin.ama şükretmezse o dil. o zamanda dilin miğdeye kapıcı bir kavvattan ibaret olur. mükafatı şükredersedir.genel vazifesi tatmakları tanımak ve şükürdür. lezzeti yemeklerdir. elemi ise kötü söz boş söz ve yanlış sözler lakayıt şeyler söylemekdir. dil bunu yer. miğde nasiplenir. parçalar her hücreye miktarınca payını verir. tüm vücut zerreleri ayrı ayrı lezzet ve güç bulur. her bir zerre bir alettir. ve bir işlevi vardır. her bir doku organ mekanizma keza öyle…

      bütün kainat insanı tanıyor. bu cihetle insana hizmet ediyor. bir yerde insanın kainat olmadan olması düşünülemez. bir tahta parçası olan ağaç. insan için akılsız olduğu halde. ve hiç insanla alakası olmadığı halde insana fayda verecek yemişler vermekte…bunun gibi alem insan için bir sınav meydanıdır. insana umumi genel olarak bakar…

      ve insana şükrü dedirttirecek vazifelere sevk eder. insanda kainatla bir şükrü fabrikasına döner…yer elhamdülillah der, ahirette elhamdülillah’ı yer…

      İnsan hikmet sahibi olmalıdır. kainatı okumalı faydalı şeyleri anlamalıdır. bu aklın hikmet yönüdür. her kime hikmet verilmişse ona çok hayırlar verilmiştir. Hikmetle doğruyu anlamak lazım gelir. hikmet doğru yanlışın sıhhat ile ayırt edilebilmesidir.Böylece daimi bir istikamet ile sırat-ı müstakim i bulur…

      #784436
      Anonim

        Maddî hastalıklar için, ubudiyete mâni olduğu zaman iltica edebiliriz

        Hz. Eyyüb a.s’ın hastalığı kalp ve dil’e ulaşıyor. Kurtçuklar buralara yani İlahi zikrin merkezlerine varıyor. Bu da kulluğunda noksanlığa sebep olabilir diye. Münacat ediyor. Bizler de ibadetimizi ve kulluğumuzu etkileyen müsibetlere muarız hallere uğradığımızda maddi hastalıklarda Allah’a sığınmalıyız. Bu haller dışında elimizden geldiği kadar sabırla hastalığa katlanıp şükürsüzlük etmemeliyiz. Sabırla gitmesini beklemeliyiz. Of değil af demeliyiz. Hastalık gitti. Beraberinde de bizlerdeki yanlışı ve günahları temizledi. Bizleri terbiye etti. diyeceğimiz vakti tahayyül ile sabra kuvvet vermeliyiz…

      2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.