- Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
21 Mayıs 2011: 20:21 #671631
Anonim
2. FASIL: SAHABÎLERİN ALLAH YOLUNDA EZÂ VE CEFÂLARA KATLANMASIHz. Ebubekir’in Zorluklara Göğüs Germesi
(Hz. Ebubekir’in Hz. Peygamber’den Israrla, Ortaya Çıkıp Halkı Açıkça İslâm’a Davet Etmesini İstemesi ve Bu Yolda Halka Hitap Etmesi)
– Hz. Peygamber’in ashabı toplanmıştı -o sırada otuz sekiz kişiydiler-. Hz. Ebubekir, Hz. Peygamber’e, ortaya çıkıp halkı açıktan İslâm’a davet etmesi için ısrar etti. Hz. Peygamber “Sayımız azdır” dediyse de Hz. Ebubekir ısrarında devam etti. Nihayet H. Peygamber çıktı, ashabı da mescidin çeşitli yerlerine dağılarak yakınlarının aralarına katıldılar. Bu sırada Hz. Ebubekir ayağa kalkarak halka bir hutbe okudu. Hz. Peygamber de oturmuş onu dinliyordu: Bunun üzerine müşrikler, Hz. Ebubekir’e ve diğer müslümanlara saldırıp dövdüler. Hz. Ebubekir’i o kadar çok dövmüşlerdi ki sonunda baygın düştü. Özellikle kötülüğüyle meşhur olan Utbe b. Rabia altı çivili ayakkabılarıyla yüzüne vurmaya başladı. Sonra karnına çıkıp tepeledi. Öyle ki Ebubekir’in yüzü tanınmayacak hale gelmişti. Bunu duyan Teymoğulları koşarak gelip müşrikleri uzaklaştırdılar. Ebubekir’i bir elbiseye sararak evine götürdüler. Onun ölmeyeceğinden emin olduktan sonra mescide geldiler ve dediler ki:
‘Allah’a yemin ederiz ki, Ebubekir ölecek olursa, biz de Utbe’yi öldüreceğiz.’ Sonra tekrar Ebubekir’in yanına dönüp, Ebu Kuhafe ile birlikte onu konuşturmak için akşama kadar uğraştılar. Ebubekir akşama doğru konuşabildi ve hemen
“Allah’ın Peygamber’i nasıldır?” diye sordu. Bunun üzerine
“Sen onun yüzünden bu felâkete uğradın. Buna rağmen onun için üzülüyorsun” diye azarladılar. Annesi Ümmü’l-Hayr’a da
“Ona birşeyler yedirmeye çalış” deyip ayrıldılar.
Ümmü’l-Hayr, Ebubekir’le başbaşa kaldığında ona birşeyler yiyip içmesi hususunda çok ısrar etti. Ebubekir ise devamlı olarak
“Hz. Peygamber ne oldu?” diye soruyordu. Annesi
“Andolsun, benim arkadaşın hakkında bir bilgim yok” dedi. Ebubekir
“O halde, Hattab’ın kızı Ümmü Cemil’e git! Hz. Peygamber’i ondan sor!” dedi. O da Ümmü Cemil’e geldi. Ve dedi ki:
“Ebubekir senden Muhammed’in durumunu soruyor!” Ümmü Cemil (korkudan)
“Muhammed’den haberim yok. Eğer istersen seninle beraber oğluna gidelim” dedi. Ebubekir’in annesi bu teklifi kabul edince, Ümmü Cemil onunla beraber Ebubekir’e geldi. Onu ölüm derecesinde ağır hasta olarak görünce, bir çığlık atarak
“Allah’a yemin ederim ki, sana bu yara ve bereleri açan bir kavim kesinlikle fısk ve küfür ehlidir. Ümid ederim ki Allah senin için onlardan intikam alsın!” dedi. Ebubekir
“Hz. Peygamber nasıl?” diye sordu. Ümmü Cemil
“Annen burada” deyince Ebubekir
“Annemden çekinme, ondan bir zarar gelmez” deyince, Ümmü Cemil
“Hz. Peygamber’in durumu iyidir” dedi. Ebubekir
“O şimdi nerede?” diye sordu. Ümmü Cemil
“Erkam b. Erkam’ın evindedir” dedi. Ebubekir
“Allah’a ahdim olsun ki, Hz. Peygamber’i görmedikçe yemek yemeyeceğim, su içmeyeceğim” dedi. Onlar ortalık sakinleşinceye kadar beklediler. Sonra Ebubekir’i aralarına alarak Hz. Peygamber’e götürdüler. Ebubekir Hz. Peygamber’i görünce hemen onun boynuna sarıldı ve öpmeye başladı. Oradaki müslümanlar da Ebubekir’e sarılıp onu öpmeye başladılar. Ebubekir, Hz. Peygamber’in kendisi için üzüldüğünü görünce
“Anam babam sana feda olsun, ey Allah’ın Rasûlü! O fasığın yüzüme vurmasından başka, bir şeyim yok. Bu benim annemdir, çocuklarına çok iyi davranır. Sen ise mübareksin, onu Allah’ın dinine davet et ve hidayet vermesi için Allah’a dua et. Belki Allah onu, senin vasıtanla ateşten korur” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber önce dua etti. Sonra Ümmü’l-Hayr’ı İslâm’a davet etti. Ümmü’l-Hayr da müslüman oldu. Ebubekir hanımı ve annesi Hz. Peygamber ile beraber Erkam b. Erkam’ın evinde bir ay misafir kaldılar. Müslümanlar o zaman otuz dokuz kişiydiler. Çünkü Hamza b. Abdulmuttalib de Ebubekir’in dövüldüğü gün müslüman olmuştu. [1]
_______________________________
[1] Hafız Ebü’l-Hassan el-Tarablusi (Hz. Aişe’den)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/270-271.21 Mayıs 2011: 20:24 #792133Anonim
Hz. Peygamber’in Duası Üzerine Ömer b. Hattab’ın Müslüman OlmasıHz. Peygamber bir çarşamba günü Ömer b. Hattab veya Ebu Cehil b. Hişam’dan birisiyle İslâmiyet’i güçlendirmesi için Allah’a dua etti. Ertesi gün sabah Ömer b. Hattab gelerek müslüman oldu. Hz. Peygamber ile yanındaki müslümanlar o kadar yüksek sesle tekbir getirdiler ki, sesleri Mekke’nin yukarı mahallelerinden bile duyuldu. Kafir ve kör olan Erkam’ın babası “Ey Allah’ım! Oğlum Ubeyd’i affet. Çünkü o sapıttı” dedi.
Ömer müslüman olduktan sonra“Ey Allah’ın Rasûlü, biz hak üzerindeyken niçin dinimizi gizliyoruz? Halbuki onlar batıl üzerinde oldukları halde dinlerini savunuyorlar” dedi. Hz. Peygamber
“Ey Ömer! Biz sayıca azız. Dün başımıza geleni sen de gördün” dedi. Hz. Ömer
“Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, ben Mekke’nin her neresinde küfrümü göstermişsem, aynı yerlerde İslâm’ımı da açıkça göstereceğim” dedi ve çıkıp Kâbe’yi tavaf etti. O sırada müşrikler onun, kendilerine iyi bir haber getirmesini bekliyorlardı. Ebu Cehil kendisine
“Ey Ömer! Falan adamın dediğine göre sen Muhammed’e iman etmişsin. Bu doğru mu?” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer
“Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed de onun kulu ve Rasûlü’dür” dedi. Bunun üzerine müşrikler Hz. Ömer’e doğru saldırdılar. Hz. Ömer, Utbe’yi altına alıp göğsüne çıkarak dövmeye başladı. Parmağını gözlerine sokuyor, Utbe de feryad ediyordu. Bunu gören halk oradan uzaklaştı. Ömer de Utbe’yi yerde bırakarak kalktı. Bundan sonra Ömer’e kim yaklaşırsa, o da orada bulunan en yakın akrabasından ileri gelen birisine saldırıyordu. Böylece onları aciz bıraktı. Bundan sonra Ömer, müşriklerin toplandığı yerleri teker teker gezerek imanını oralarda ilân ettikten sonra Hz. Peygamber’in yanına dönerek
“Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü! Müşrikler artık sana bir şey yapamazlar. Yemin ederim ki, küfürle oturduğum bütün meclislerde, hiç çekinmeden ve kimseden korkmadan İslâm’ımı ilân ettim” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Ömer ile Hamza önünde oldukları halde mescide gitti ve Kâbe’yi tavaf ederek öğle namazını kıldı. Daha sonra Ömer ile birlikte Daru’l-Erkam’a gitti. Ömer tek başına evine gitti. Sonra da Hz. Peygamber evine döndü.[1]
_____________________________
[1] En sıhhatli görüş şudur ki, Ömer’in müslüman oluşu, bi’set’in altıncı yılında, Habeşiştan hicretinden son radır. Bidaye, III/30; İsabe, IV/447.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/271-272.21 Mayıs 2011: 20:26 #792134Anonim
Müslümanlara Baskının Artması ve Ebubekir’in Habeşistan’a Hicret Etmek Üzere Yola Çıktığında İbn Dûğûnne İle Arasında Geçen OlayHz. Aişe şöyle anlatıyor: Ben anne ve babamı tanıdığımdan beri müslüman olarak gördüm. Hz. Peygamber de her gün bize uğrardı. Bu arada müşriklerin baskısı da son haddine varmıştı. Nihayet babam Habeşistan’a hicret etmek üzere yola çıktı, Berke’l-Ğumad’a vardı. Orada İbn Dûğünne ile karşılaştı. İbn Dûgûnne babama
“Ey Ebubekir! nereye gidiyorsun?” diye sordu. Babam
“Kavmim beni Mekke’den çıkardı. Ben de yeryüzünde seyahat ederek Allah’a ibadet etmek istiyorum” deyince İbn Dûgûnne
“Ey Ebubekir! Senin gibi bir insan ne yurdundan çıkar, ne de çıkartılır. Çünkü sen yoksul insanlara yardım eder, akrabalık bağlarını gözetir ve ağır yüklere göğüs gerersin. Misafirlere ikramda bulunur, felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Ben seni himayeme alıyorum. Geri dön ve Rabb’ine memleketinde ibadet et” dedi. Böylece Hz. Ebubekir geri döndü ve İbn Dûgünne ile beraber Mekke’ye geldi. İbn Dûgûnne bir akşam Kureyş’in eşrafı ile beraber Kâbe’yi tavaf ederken onlara
“Ebubekir memleketinden kovulacak adam değildir. Fakirlere yardım eder, akrabalık bağlarım gözetir, ağır yükleri göğüsler, misafire ikramda bulunur, felakete uğrayanların yardımına koşar. Böyle bir adamı nasıl yurdundan çıkartırsınız?” dedi. Kureyş de İbn Dûgûnne’nin himayesini kabul ettiler. Fakat ona
“Ebubekir’e söyle Rabb’ine evinde ibadet etsin. orada namaz kılsın, istediğini okusun. Bunları açıktan yaparak bizi rahatsız etmesin. Çünkü biz, onun kadınlarımızı ve çocuklarımızı saptırmasından korkuyoruz” dediler.
İbn Dûgûnne bunu Hz. Ebubekir’e söyledi. Ebubekir bir müddet evinde Allah’a ibadet etti, namazım açıkta kılmıyordu. Ancak evinde Kur’an okuyordu. Sonra Ebubekir evinin avlusuna bir mescit yapmaya karar verdi. Artık orada namaz kılmaya ve Kur’an okumaya başladı. Ebubekir çok içli bir insan olduğu için, Kur’an okurken ağlardı. Onun bu durumu kadınların ve çocukların dikkatini çekti. Kalabalıklar halinde gelip onu dinlemeye başladılar. Müşriklerin ileri gelenleri bu durumdan endişeye düştüler ve İbn Dûgûnne’ye haber gönderip çağırdılar. Ona
“Biz Ebubekir için evinde ibadet etmek şartıyla sana teminat vermiştik. Fakat o sınırı aştı. Evinin avlusuna mescit yaparak orada açıktan Kur’an okumaya, namaz kılmaya başladı. Onun bu durumu kadın ve çocuklarımızı yoldan çıkarıyor. Onu bundan alıkoy. Eğer sadece evinde ibadet edecekse, bunu yapsın. Fakat böyle yapmayıp açıktan ibadet etmeye devam edecekse, himayeni ondan geri al. Çünkü biz sana verdiğimiz sözden dönmek istemiyoruz. Ancak Ebubekir’in açıktan ibadet etmesine de müsâde etmeyiz” dediler.
İbn Dûgûnne, babama gelerek
“Seninle nasıl anlaştığımızı biliyorsun. Ya anlaşmamıza uyarsın, yahut da ahdimi bana geri verirsin. Çünkü ben Arapların, ahid verdiğim bir kişiden; ahdimi geri aldığımı duymalarını istemiyorum” dedi. Babam da ona
“Ahdini sana geri veriyorum. Ben Rabb’imin himayesine razıyım” dedi.[1]
– Ebubekir, muhacir olarak Mekke’den çıkmıştı. Bir veya iki gün Mekke’den uzaklaşmıştı. İbn Dûgûnne onunla karşılaştı. İbn Dûgûnne o zaman Habeşlilerin efendisi idi. İbn Dûğûnne
“Ey Ebabekir! Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Ebubekir
“Kavmim beni Mekke’den çıkardı. Bana eziyet ettiler, dünyayı başıma dar ettiler” dedi. İbn Dûgûnne bunun sebebini sordu ve şöyle dedi:
“Vallahi sen felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Yoksulların elinden tutarsın. Maruf işler yaparsın. Mekke’ye dön! Sen benim himayemdesin!”
Kendisi de Ebubekir ile beraber Mekke’ye gelerek, Kureyşlilere
“Ey Kureyş ileri gelenleri! Ben İbn Ebî Kuhafe’yi himayeme aldım. Sakın hiç kimse ona dokunmasın” dedi. Böylece Kureyş, Ebubekir’e dokunmaktan vazgeçtiler.[2]
– İbn Dûgûnne
“Ey Ebabekir! Ben kavmine eziyet edesin diye sana himaye vermedim. Evine git, orada istediğini yap!” dedi. Ebubekir
“Bana verdiğin emanı geri verip Allah’ın emanı ile yetineyim mi?” dedi. O da
“Evet” dedi. Ebubekir emanı iade edince, İbn Dûgûnne
“Ey Kureyşliler, Ebu Kuhafe’nin oğlu benim verdiğim emanı, bana geri iade etmiştir. Bundan sonra ne isterseniz yapabilirsiniz” dedi.[3]
– Hz. Ebubekir, İbn Dûgûnne’nin himayesinden çıktığı zaman, Kureyş’in sefihlerinden birisine rastladı. Kâbe’ye gitmek isterken o sefih başına toprak serpti. Ebubekir biraz sonra da Velid b. Mugire’ye (veya As b. Vail’e) rastladı. Ebubekir, Velid’e veya As’a
“Bu sefihin bana yaptığını görmüyor musun?” dedi. O da
“Bunu kendi başına getiren sensin” diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebubekir
“Ey Rabb’im! Sen ne halimsin! Ey Rabb’im! Sen ne halimsin. Ey Rabb’im, sen ne halimsin!” dedi.[4]
– Esma şöyle anlatıyor:
“Ey Ebubekir, imdada yetiş” diye bir ses geldi. Babam bizim yanımızdan çıktı. Başında dört adet saç örgüsü vardı. O şöyle bağırıyordu:
“Âzab olasıcalar. Rabb’im Allah’tır diyen ve size Rabb’inizden açık mucizeler getiren bir kişiyi mi öldüreceksiniz?” Onlar Hz. Peygamber’i bırakarak, Ebubekir’e yöneldiler. Babam eve geldiğinde, o saç örgülerinden hangisine el atsa, elinde kalıyordu. Ve o “Ey celâl ve ikram sahibi! Sen ortaktan münezzehsin!” diyordu.[5]
_______________________________
[1] Buhari, s. 552 (Hz. Aişe’den)
[2] İbn İshak
[3] Bidaye, III/94
[4] Bidaye, III/95
[5] Ebu Ya’la ve başkaları
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/272-274. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.