• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661633
    Anonim

      Heykelin Hikayesi

      İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta
      birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç
      armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.
      Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını
      huzuruna çağırdı. İstediği; birer karış yüksekliğinde, altından,
      birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında
      bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
      Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına
      gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.
      Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: “Doğum gününü
      bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin
      tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden
      çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”
      Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel
      gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar
      insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle
      incelediler ama aralarında bir fark göremediler.
      Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu
      ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr
      olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi.
      İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç,
      hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.
      Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce
      heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
      Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.
      İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.
      Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı.
      Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor,
      oradan öteye gitmiyordu.
      Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:
      Kıssadan Hisse…
      “Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.
      Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan makbul değildir.
      En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.
      Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim.”

      alıntı

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.