• Bu konu 11 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
13 yazı görüntüleniyor - 1 ile 13 arası (toplam 13)
  • Yazar
    Yazılar
  • #643913
    Anonim

      İnsanın fıtratında bekaya karşı gayet şedid bir aşk var. Hattâ her sevdiği şeyde kuvve-i vâhime cihetiyle bir nevi beka tevehhüm eder, sonra sever. Ne vakit zevalini düşünse veya görse, derinden derine feryad eder. Bütün firaklardan gelen feryadlar, aşk-ı bekadan gelen ağlamaların tercümanlarıdır. Eğer tevehhüm-ü beka olmazsa muhabbet edemez. Hattâ denilebilir ki: Âlem-i bekanın ve ebedî Cennet’in bir sebeb-i vücudu, şu mahiyet-i insaniyedeki o şiddetli aşk-ı bekadan çıkan gayet kuvvetli arzu-yu beka ve beka için fıtrî umumî duadır ki, Bâki-i Zülcelal o şedid sarsılmaz fıtrî arzuyu, o tesirli kuvvetli umumî duayı kabul etmiştir ki, fâni insanlar için bâki bir âlemi halketmiş. Hem hiç mümkün müdür ki: Fâtır-ı Kerim, Hâlık-ı Rahîm, küçük midenin cüz’î arzusunu ve muvakkat bir beka için lisan-ı hal ile duasını hadsiz enva’-ı mat’umat-ı leziziyenin icadıyla kabul etsin de, umum nev-i beşerin pek büyük bir ihtiyac-ı fıtrîden gelen pek şiddetli bir arzusunu ve küllî ve daimî ve haklı ve hakikatlı, kalli, halli, bekaya dair gayet kuvvetli duasını kabul etmesin? Hâşâ, yüzbin defa hâşâ. Kabul etmemek mümkün değildir. Hem hikmet ve adaletine ve rahmet ve kudretine hiçbir cihetle yakışmaz. Madem insan bekaya âşıktır, elbette bütün kemalâtı, lezzetleri, bekaya tabidir. Ve madem beka, Bâki-i Zülcelal’e mahsustur ve madem Bâki’nin esması bâkiyedir ve madem Bâki’nin âyineleri Bâki’nin rengini, hükmünü alır ve bir nevi bekaya mazhar olur. Elbette insana en lâzım iş, en mühim vazife; o Bâki’ye karşı alâka peyda etmektir ve esmasına

      yapışmaktır. Çünki Bâki yoluna sarfolunan herşey, bir nevi bekaya mazhar olur. İşte o ikinci يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى cümlesi bu hakikatı ifade ediyor. İnsanın hadsiz manevî yaralarını tedavi etmekle beraber, fıtratındaki gayet şiddetli arzu-yu bekayı onunla tatmin ediyor.

      #712992
      Anonim

        İşte bu kusurdan teberri edip o fâni mahbubattan kat-ı alâka etmek, o mahbuplar onu terk etmeden evvel o onları terk etmek cihetiyle Mahbub-u Bâkîye hasr-ı muhabbeti ifade eden Yâ Bâkî Ente’l-Bâkî olan birinci cümlesi, “Bâkî-i Hakikî yalnız Sensin. Mâsivâ fânidir. Fâni olan, elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz” mânâsını ifade ediyor. “Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar. Onlar beni bırakmadan evvel ben onları Yâ Bâkî Ente’l-Bâkî demekle bırakıyorum. Yalnız Sen bâkisin ve Senin ibkàn ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyleyse, Senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller” demektir.
        İşte bu hâlette kalb hadsiz mahbubatından vazgeçiyor. Hüsün ve cemalleri üstünde fânilik damgasını görür, alâka-i kalbi keser. Eğer kesmezse, mahbupları adedince mânevî cerihalar oluyor.
        İkinci cümle olan Yâ Bâkî Ente’l-Bâkî o hadsiz cerihalara hem merhem, hem tiryak oluyor. Yani, “Yâ Bâkî, madem Sen bâkisin, yeter. Herşeye bedelsin. Madem Sen varsın, her ¸ey var.”
        Evet, mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemal, umumiyetle Bâkî-i Hakikînin hüsün ve ihsan ve kemâlâtının işârâtı ve çok perdelerden geçmiş zayıf gölgeleridir, belki cilve-i Esmâ-i Hüsnânın gölgelerinin gölgeleridir.

        Rabbim ne olur şu hakikatı hayatıma gecirmeyi nasib et bana 🙁

        #712995
        Anonim

          Rabbim ne olur şu hakika tı hayatıma gecirm eyi nasib et bana

          amin amin..

          #713104
          Anonim

            Demek, sevdiğin şeyler ya seni tanımıyor,ya seni tahkir ediyor,ya sana refakat etmiyor. senin rağmına müfarakat ediyor.
            Evet insan evvela nefsini sever. sonra akaribini, sonra milletini, sonra zihayat mahlukları, sonra kainatı, dünyayı sever.Bu dairelerin herbirisine karşı alakadardır. onların lezzetleriyle mütelezziz ve elemleriyle müteellim olabilir. halbuki şu herc ü merc alemde ve rüzgar deveranında hiçbir şey kararında kalmadığından biçare keb-i insan, her vakit yaralanıyor. Elleri yapıştığı şeylerle, o şeyler gidip ellerini paralıyor, belki koparıyor.
            Daima ızdırap içinde kalır, yahut gaflet ile sarhoş olur. Madem öyledir, ey nefis! Aklın varsa, bütün o muhabbetleri topla, hakiki sahibine ver, şu belalardan kurtul.
            Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemal ve cemal sahibine mahsustur.
            ne vakit hakiki sahibine verdin, o vakit bütün eşyayı O’nun namiyle ve O’nun aynesi olduğu cihetle ıztırapsız sevebilirsin. Demek şu muhabbet doğrudan doğruya kainata sarfedilmemek gerektir. Yoksa, muhabbet en leziz bir ni’met iken, en elim bir nıkmet olur.

            yermi dördüncü söz beşinci dal.
            şuaların ve illaialyh nin dualarına anynen katılıyorum .amin inşallah

            #713137
            Anonim

              [sağol vakarcım bu hakikat burası ile cok alakalı idi maşallah sana sen baya terakki etmişin :p

              #713139
              Anonim

                🙂 sayenizde sebeb oluyorsunuz bişilere

                #713140
                Anonim
                  vakar wrote:
                  🙂 sayenizde sebeb oluyorsunuz bişilere

                  yeme beni biz sen gibi olsam yeter bana…
                  bu arada adresini acsana zevilidrak kardeşim 😉

                  #713157
                  Anonim

                    eği sani nasıl yiyim?

                    #713160
                    Anonim
                      vakar wrote:
                      eği sani nasıl yiyim?

                      mecazi ifade denen bi şey vardır zevilidrak(!) kardeşim bilmem duydun mu 🙂

                      #713174
                      Anonim

                        güzel kardeşim espiri denen bişide vardır demi? 😛

                        #713176
                        Anonim
                          vakar wrote:
                          güzel kardeşim espiri denen bişide vardır demi? 😛

                          ciidyet sahibi insanların espiri ile alakası olmaz :p

                          #713288
                          Anonim
                            Şualar wrote:
                            ciidyet sahibi insanların espiri ile alakası olmaz :p

                            vişş bunuda sen bana söylüyorsun 🙂

                            #713353
                            Anonim
                              vakar wrote:
                              vişş bunuda sen bana söylüyorsun 🙂

                              demi nasih kendi uygulamazsa nasihatı tesir etmezmiş…tesiri olmadı işte:)

                            13 yazı görüntüleniyor - 1 ile 13 arası (toplam 13)
                            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.