- Bu konu 20 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
20 Aralık 2010: 20:06 #782943
Anonim
@Zuhr 227303 wrote:
insana verilen “istidat” ve “cihazat”lar nelerdir? bu ikisi arasındaki farkları birkaç örnekle açıklayabilir misiniz?
İnsana verilen cihazatlar; “göz, dil, kulak, kalp, akıl, fikir, hayal, sır, vicdan, nefis, hisler… vs. istidat ise bu cihazatların yetenek ve kabiliyetleri. Mesela göz bir cihazattır. Gözün istidatı ise görmektir. O göz ya kainat kitabının mütalacılığını yapar yada nefis hesabına çalış(tırıl)ıp, geçici, devamsız güzellikleri seyreder.
@Zuhr 227303 wrote:
cihazat ve istidatların Allah rızası yolunda kullanılması ile, insanın vazifesi ve saadeti arasında nasıl bir ilişki vardır?
İnsanın bu dünyadaki asıl vazifesi Hâlık-ı Kâinatı tanımak ve O’na iman edip ibadet etmektir. İnsan ancak bu vazifesini yerine getirebildiği taktirde ruhen, kalben ve aklen rahat edebilir, huzura erer. Bu vazifesini yerine getirebilmesi için Cenab-ı Hakkın ona verdiği cihazat ve istidatı yine O’nun yolunda kullanması ve bu istidatları inkişaf ettirmesi gerekir.
Mesela akıl cihazını Cenab-ı Hakk’a satmayıp nefis hesabına çalıştırılsa, insanın başına hem geçmiş zamanın elemlerini hemde gelecek zamanın korkularını yükletip muzır, kötü bir alet olacak. Eğer Malik-i Hakikisine satılsa kainat kitabının tılsımlı bir anahtarı hükmüne geçer.21 Aralık 2010: 10:59 #782971Anonim
- “bâki bir Zâtın bâki esmâsının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir.” Ahirette insanda hangi isimler tecelli edecektir ?
- “Lisanı يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى dediği gibi, kalbi, ruhu, aklı, bütün letâifi” Risalei nurun çok yerinde akıl kalp ve ruh sıralamasını görüyoruz…Neden bu üçü çok zikrediliyor ?
21 Aralık 2010: 11:34 #782974Anonim
“bâki bir Zâtın bâki esmâsının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir.” Ahirette insanda hangi isimler tecelli edecektir ?
Bütün isimler insanda tecelli ediyor..dünyada gölge mertebesinde…ahirette ise tam tecelli ediyor.ondandır ki hiç kulak işitmemiş,göz görmemiş nimetlere kavuşacaktır.ve yine bundandır ki bir anda çok kişiyle muhatab olacaktır.
- “Lisanı يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى dediği gibi, kalbi, ruhu, aklı, bütün letâifi” Risalei nurun çok yerinde akıl kalp ve ruh sıralamasını görüyoruz…Neden bu üçü çok zikrediliyor ?
sadece üçü zikredilmiyor…bütün letaifi de deyince…bütün duygu ve his ve cihazatları derecesine göre hisselerini alıyorlar.yeter ki istidatlarımızı iman hakikatlarıyla inkişaf eyleyelim..
21 Aralık 2010: 12:57 #782981Anonim
- cihazat ve istidatların Allah rızası yolunda kullanılması ile, insanın vazifesi ve saadeti arasında nasıl bir ilişki vardır?
- “bütün cihazatı ve istidadatıyla o Bâkî-i Sermedînin daire-i marziyâtında esmâsına yapışıp” istidatları rızası dahilinde esmasına yapışarak ebed yolunda ilerlemek nasıl olur ?
İnsanın cihazat cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki: Akıl ve fikir sebebiyle insanın hasseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peyda etmiştir. Ve ihtiyacatın kesreti sebebiyle çok çeşit çeşit hissiyat peyda olmuştur. Ve hassasiyeti çok tenevvü etmiş. Ve fıtratın câmiiyeti sebebiyle pek çok makasıda müteveccih arzulara medar olmuş. Ve pek çok vazife-i fıtriyesi bulunduğu sebebiyle, âlât ve cihazatı ziyade inbisat peyda etmiştir. Ve ibadatın bütün enva’ına müstaid bir fıtratta yaratıldığı için bütün kemalâtın tohumlarına câmi’ bir istidad verilmiştir. İşte şu derece cihazatça zenginlik ve sermayece kesret, elbette ehemmiyetsiz muvakkat şu hayat-ı dünyeviyenin tahsili için verilmemiştir. Belki şöyle bir insanın vazife-i asliyesi, nihayetsiz makasıda müteveccih vezaifini görüp, acz ve fakr ve kusurunu ubudiyet suretinde ilân etmek ve küllî nazarıyla mevcudatın tesbihatını müşahede ederek şehadet etmek ve nimetler içinde imdadat-ı Rahmaniyeyi görüp şükretmek ve masnuatta kudret-i Rabbaniyenin mu’cizatını temaşa ederek nazar-ı ibretle tefekkür etmektir.(Gençlik Rehberi)
İnsanın fıtraten mâlik olduğu câmiiyetin acâibindendir ki: Sâni-i Hâkim şu küçük cisimde gayr-ı mahdut envâ-ı rahmeti tartmak için gayr-ı mâdut mizanlar vaz etmiştir. Ve Esmâ-i Hüsnânın gayr-ı mütenâhi mahfî definelerini fehmetmek için, gayr-ı mahsur cihâzat ve âlât yaratmıştır. Meselâ, mesmûat, mubsırat, me’kûlât âlemlerini ihata eden insandaki duygular, Sâniin sıfât-ı mutlakasını ve geniş şuûnatını fehmetmek içindir. (Mesnevî-i Nuriye – Onuncu Risale)21 Aralık 2010: 13:43 #782988Anonim
- “Lisanı يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى dediği gibi, kalbi, ruhu, aklı, bütün letâifi” Risalei nurun çok yerinde akıl kalp ve ruh sıralamasını görüyoruz…Neden bu üçü çok zikrediliyor ?
insanın sadece akıldan ibaret olmadığını
kalbin ve ruhunda gıdaya, nura ihtiyacı olduğunu sürekli söylüyoruz
bu cihazatların hepsi birbirine bağlıdır ve kamil bir iman için hepsinin itminan olması gereklidirhepsinin sahip olduğu istidatlar farklıdır
mesela aklımızla düşünürüz, mantık yürütürüz, doğruyu yanlışı elemeye çalışırız
kalbimizin ise bedenen merkezi bir yeri olduğu gibi, manende çok ehemmiyetlidir
vicdan, sevgi, üzüntü, merhamet .. gibi çok önemli hassalarımız orada yer alır
ve kalb aynı zamanda karar verme merciidir
yani bu istidatları rızayı İlahi yolunda sarfederek, doğru kararlar alabilirizKalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır.” İşaratü’l-İ’caz
ruhumuzda aynı şekilde akıl ve kalble bağlantılıdır
ve onların izlediği yol ile ya huzur bulur, manen rahatlar
ya da huzursuz olur, elem çekerRisale-i Nur’da bazı konulara baktığımız zaman Üstad’ın “Bu ders akıldan ziyade kalbe bakar” gibi ikazlarını görüyoruz
buradanda çok rahat şunu söyleyebiliriz ki
okuduğumuz ya da şahit olduğumuz her şey direk aklımıza bakmayabilir
anlamadığımızı düşünsekte kalbimiz ve ruhumuz gıdalanır, hissesini alıryada aklımızla tam olarak algıladığımız emin olduğumuz konularda bile hata yapabilir
yanlış yollara sapabiliriz
“Akıbeti görmeyen ve bir dirhem hazır lezzeti ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyât-ı insâniye akıl ve fikre galebe ettiğinden, ehl-i sefâheti sefâhetinden kurtarmanın yegâne çaresi, ehl-i sefâhetin aynı lezzetinde, elemini gösterip hissini mağlûp etmektir. Ve
(Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler…(İbrâhim Sûresi: 3.))âyetinin işaretiyle, bu zamanda, âhiretin elmas gibi nîmetlerini, lezzetlerini bildiği halde dünyevî kırılacak şişe parçalarını onlara tercih etmek, ehl-i îman iken ehl-i dalâlete o hubb-u dünya ve o sır için tâbî olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yegânesi, dünyada dahi Cehennem azâbını ve elemlerini göstermekle olur ki; Risâle-i Nur, o meslekten gidiyor.” Ayetü’l-Kübrâ21 Aralık 2010: 15:51 #782995Anonim
Allah razı olsun hepinizden ..
maşallah .. barekallah ..21 Aralık 2010: 19:58 #783009Anonim
- “bâki bir Zâtın bâki esmâsının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir.” Ahirette insanda hangi isimler tecelli edecektir ?
Allahın isimleri bakidir, sonsuzdur. Dünya Allahın Hakîm isminin bir gereği olarak, bütün isimlerinin hakkıyla tecelli etmesine yeterli bir zemin olamıyor. Mesela Adl ve Kahhar isimleri asilerin tedibini, cezalandırılmasını ve itaat edenlerin mükafatlandırılmasını gerektirirken, bunun hikmeti gereği tehir edildiğine şahit oluyoruz. Zira öyle olsaydı, insanlar her suç karşılığında cezalandırılanları, yada itaat karşılığında mükafatlandırılanları gördükçe, kimse günah işlemeye, asi olmaya cesaret edemezdi, inanmak zorunda kalırdı, itaate mecbur olurdu.
Ahiret ise Allahın bütün isimlerinin (Cemali ve Celali) nihayetsiz derecede tecellisine uygun bir zemindir. Cennette insan Allahın bütün Cemali isimlerinin tecellisine mazhar olacaktır; Rahim, Kerim, Latif, Cemil, Nur gibi. Cehennemdekilerde daha çok Celali isimlerinin tecellilerini göreceklerdir; Celil, Azim, Cebbar, Kahhar, Adl, vs…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.