- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Haziran 2011: 19:08 #672220
Anonim
13. FASIL: CÜNÂDE b. EBÎ ÜMEYYE’NİN HİCRET ETMESİ– Cünâde b. Ebî Ümeyye şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber zamanında hicret etmiştik. Bu hicret hakkında ihtilafa düşüldü. Kimimiz hicretin kesildiğini, kimimiz de henüz kesilmeyip devam ettiğini söyledik. Nihayet Hz. Peygamber’in huzuruna çıkarak hicretin kesilip kesilmediğini sordum. Hz. Peygamber “Kâfirlerle savaşıldığı müddetçe hicret kesilmez” buyurdular.[1]
– Abdullah b. es-Sa’dî şöyle anlatıyor: Benî Sa’d b. Bekir kabilesinden birkaç kişiyle birlikte Hz. Peygamber’e gittik. Grubumuz yedi ya da sekiz kişiden oluşuyordu ve içlerinde yaş bakımından en küçükleri de bendim. Beni yüklerin yanında bekçi olarak bırakıp isteklerini söylemek üzere Hz. Peygamber’e gittiler. Onların dönüşünden sonra da ben gittim ve Hz. Peygamber’e“Ey Allah’ın Resûlü! Benim bir isteğim vardır” dedim. Ne olduğunu sordular. Ben de
“Bazı kimseler “Hicret sona ermiştir” diyorlar. Siz ne buyuruyorsunuz?” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber
“Senin isteğin diğerlerinkinden daha hayırlıdır” buyurdular ve sonra da şöyle eklediler: “Kafirlerle savaşıldığı müddetçe hicret kesilmez.”[2]
___________________________
[1] Kenz VIII/331 (Ebu Nuaym ve Hasan b. Süfyan’dan).
[2] Kenz VIII/333 (İbn Mendeh ve Asakir’den); İsabe II/319 (Ebu Hatim, İbn Hibban ve Nesai’nin de rivayet ettiği zikredilir). Hattabi şunları söylüyor: “İslam’ın ilk zamanlarında müslümanlardan Hz. Peygamber’e hicret etmeleri isteniyordu. Medine’ye yapılan hicretten sonra Hz. Peygamber’in yanına gitmek, onunla beraber savaşlara katılmak ve dinin emir ve yasaklarını öğrenmek için hicret farz oldu. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de birçok ayetle tekit edilmiştir. Öyle ki hicret edenlerle etmeyenler arasında her türlü yardımlaşma kesilmiştir. Mekke’nin fethinden sonra çevredeki bütün kabileler İslam’a girdiğinden vacip olan hicret düşmüştür; ancak müstehap olan hicret devam etmektedir. Begavi, Sünnet Şerhi’nde şunları söylüyor: “Bu hadis ile İbn Abbas’tan gelen ‘Fetihten sonra hicret yoktur!’ hadisinin arası şu şekilde bulunabilir. Fetihten sonra hicret yoktur!’ hadisiyle Mekke’den Medine’ye yapılan hicret kastedilmektedir. ‘Hicret hiçbir zaman kesilmez’ hadisi ile de küfür diyarında bulunan müslümanların İslam diyarına hicret etmeleri kastedilmektedir. Diğer taraftan bu iki hadis şu şekilde uzlaştırılabilir: Hicret yoktur demek Hz. Peygamber’e hicret yoktur demektir. Yani vatanından ayrılıp da ancak Hz. Peygamber’in izin vermesiyle dönülebilecek bir hicret yoktur. Hz. Peygamber’in ‘Kafirlerle savaşıldığı müddetçe hicret kesilmez’ sözünden maksat da göçebeler ve başkalarının da bunlardan başka bir niyette hicret etmeleridir. El-İsmail’nin bir rivayetine göre İbn Ömer bu konuda şunları söylemiştir: ‘Hz. Peygember’e yapılan hicret fethinden sonra kesilmiştir. Fakat esas hicret kafirlerle savaşıldığı müddetçe yani dünyada kafirlerin hakim olduğu ülkeler bulundukça yapılacak olan hicrettir ki bu vaciptir ve kesilmez’. Dininden dolayı fitneye düşme korkusu taşıyan müslümanların hicret etmesi vaciptir. Hadisten anlaşıldığına göre hicretin sona ermesi dünyada hiçbir kafir memleketinin kalmamasına bağlıdır; çünkü ancak böyle bir ortamda hicrete gerek kalmayacaktır”. Fethü’l-Bari VII/163.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/353. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.