• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662548
    Anonim

      Bismillâhirrahmânirrahîm,
      elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât

      sabah ve akşam namazlarının ardından tesbihatımızı yaparken onar kere tekrarladığımız cülme-i tevhidiyenin
      dördüncü kelimesindeyiz

      DÖRDÜNCÜ KELİME
      لَهُ الْمُلْكُ
      Yani, mülk umumen Onundur.
      Sen, hem Onun mülküsün,
      hem memlûküsün,
      hem mülkünde çalışıyorsun.


      mal edinmek için ticaret yapılır
      bir şey almak için gider bedeli neyse ödersiniz ve satın alırsınız
      bir bedel ödenmeden alınan malın mülkiyeti bize ait olmaz
      mülkiyeti bizim değilse de üzerinde tesarrufumuz olamaz

      yani onu keyfimizce kullanamayız
      biz bu dünyaya gelmeden önce bir sipariş formu doldurmadık
      bir fiyat ödemedik
      ben şunları şunları istiyorum karşılığında da bunları veriyorum demedik
      ki zaten ne diyecek halimiz var ne de ödeyecek bir variyetimiz
      kendimiz de dahil olmak üzere bu kainatın tek sahibi var
      o da Allah cc. dır
      madem Allah herşeyin malikidir, mülkiyeti ondadır
      biz dahi onun mülküyüz, onun kuluyuz
      ve onun mülkünde çalışıyoruz
      çalıştırılıyoruz

      Şu kelime, şöyle şifalı bir müjde veriyor ve diyor:
      Ey insan!
      Sen kendini, kendine mâlik sayma.
      Çünkü sen kendini idare edemezsin.
      O yük ağırdır;
      kendi başına muhafaza edemezsin,
      belâlardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin.
      Öyle ise, beyhude ıztıraba düşüp azap çekme..
      Mülk başkasınındır.
      O Mâlik hem Kadîrdir, hem Rahîmdir.
      Kudretine istinad et; rahmetini ittiham etme.
      Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safâyı bul.

      insan kendisine sahip değildir
      mülkü kendisinin değildir
      mülk kiminse
      idaresi de ona ait olur

      demek biz kendi kendimizi idare edemeyiz
      idare etmeye kalksak en basiti bu maddi vucut nasıl ayakta kalacak
      yaşamak için gerekenleri nasıl temin edeceğiz
      suyundan havasına bunları nasıl 7 24 karşılayabileceğiz

      bizim gücümüz bu ağır yükü kaldırmaya yetmez
      o vakit gücü sonsuz olandan
      asıl mülk sahibinden destek almak gerektir

      Hem der ki:
      Mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun
      ve ıslah edemediğin şu kâinat,
      bir Kadîr-i Rahîmin mülküdür.
      Mülkü sahibine teslim et.
      Ona bırak; cefâsını değil,
      safâsını çek.
      O hem Hakîmdir, hem Rahîmdir.
      Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir.


      dikkat edersek Hakîm ve Rahim isimlerine vurgu yapılıyor
      olub bitenlerin hepsi
      faydalar gözetilerek ve bir merhamet perdesi ile yapılıyor
      kainattaki bir olay ne kadar dehşet verirse versin
      bilmeliyiz ki arkasında ona hükmeden zat
      muhakkak bir âli fayda gözeterek bu işe izin vermiş

      Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi
      “Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler” de,
      pencerelerden seyret, içlerine girme.
      pencerelerden seyret, içlerine girme.


      bunu farkında olmadan çok yapıyoruz
      bir kaza haberi duyuyoruz misal, ülkenin bambaşka bir yerinde hiç tanımadığımız insanların başına gelmiş
      aile fertleri vefaat etmiş bir çocuk kalmış
      bir anda o çocuk oluveriyoruz
      vah vahlara dalıyoruz
      halbuki bizim merhametimiz le Rabb-i Rahim in merhameti kıyas edilebilir mi ?
      o çocuğun başına gelen bizim acımamızı celb ettide Kudreti sonsuz Rabbimiz onu görmedi mi
      biz onun haline eyvahlar ederken acaba farkında olmadan kimi yargılıyoruz

      burada bahs olunan taş kalpli olmak değildir
      tersine müslümanın kalbi yumuşak olmalıdır alakalı olmalıdır
      ama ölçüyü şaşmamak esas olmalı
      olayları penceren seyreder gibi seyredip
      içine girip kaybolmamalı

      mülkün sahibi kimse
      idaresi de ona aittir
      o nasıl isterse öyle tasarruf eder
      ve yine o nasıl isterse onun memurları da öyle çalışır
      madem biz kendimize malik değiliz, o vakit sahibimiz bizim nasıl olmamızı istiyorsa
      öyle olmak esastır
      örtün diyorsa örtüneceğiz, yeme diyorsa yemeyeceğiz, gitme diyorsa gitmeyeceğiz
      ve beyhude ıztıraba düşüp azap çekmeden
      Rabbimizin kudretine istinad edip
      kederden sıkıntıdan korkulardan emin olarak
      hakiki sefayı hakiki huzur yaşayabileceğiz inşallah

      Allah bizleri gereksiz yükler altına girmekten muhafaza buyursun
      nefsimizi de sırtlanıp, ona uyup taşıyamayacağımız yükler altında ezilmekten muhafaza etsin inşallah

      Subhâneke lâ ılmelene illema allemtene inneke entel alîmul hakîm ve ahiru de’vehüm enilhamdülillahi rabbil âlemin, el fatiha

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.