• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #659185
    Anonim

      Bismillahirrahmnirrahim

      Elhamdulillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu ala seyydiina muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain

      Müminde olması gereken hasletler vardır.
      Biz bunları ayet-i kerimelerle öğrendiğimiz gibi en güzel örneğimiz,
      Peygamberimize bakınca da onun hayatını bilinçle yaşamaya çalışınca da görüyoruz.
      Bu hususlardan biri de bir müminin sabır ehli olmasıdır.

      Peygamberler hayatlarıyla bu noktada
      Belki de bizlerin çok zor dediği sabır ehli olmak noktasında nasıl olunabilineceğinin örneklerini bir nevi tebliğini yapmışlardır aslında…

      Risale-i nurda da Üstad’ın ikazlarına baktıkça bu bağlamda bize bizi tarif ettiğini görüyoruz.
      En evvel nefsimiz diyor Üstad.
      Sabırsızdır diye
      Hakikatten de öyle

      Ey sabırsız nefsim!
      Acaba, geçmiş günlerdeki ibâdet külfetini ve namazın meşakkatini
      ve musîbet zahmetini bugün düşünüp muztarip olmak
      hem gelecek günlerdeki ibâdet vazifesini ve namaz hizmetini ve musîbet elemini
      bugün tasavvur edip sabırsızlık göstermek hiç kâr-ı akıl mıdır?

      Akıl karı olmayan bir şey var ki o da;
      Sabrımızı geçmiş ve gelecek zamanlara yaymak.
      Bu hal sanki bizlerde refleks olmuş!

      Sabrı sağa sola dağıtıyor olmamak için halimizin farkında olmak gerekiyor.
      İşte bu satırlar farkında kılıyor değil mi?
      Geçmişe gidiyoruz.
      Tüm yaşadıklarımızı dilimize döküyoruz
      Neler yaşamadık ki
      Onca sıkıntı onca dert onca hastalık
      Öf bee ne günlerdi diyerek de ekliyoruz hani
      Ne sıkıntılarla ibadet ettiğimizi ne sıkıntılarla namaz kıldığımızı
      Nice hastalıklara giriftar olduğumuzu hatırlıyor ve üzülüyoruz.

      Şu an hazır zamanda yani geçmişin o sıkıntılarıyla sıkılıyoruz.
      Veya gelecek kaygımız ya şöyle olursa ya böyle endişelerimiz
      Tek kendimiz için olsa keşke
      Ama öyle değil
      Çocuklarımız eşimiz akrabalarımız hepsini düşünüyoruz.

      Gelecekte hadi büyük musibetler gelirse başımıza kaygısını çekiyor olmak
      Nolucak bu çoluk çocuk endişesini hazır anda ızdırap haline getirip çaresizlik hissetmek
      Birde bitmek bilmeyen vazifelerimiz var.
      Ve gelecekte de devam edecek düşüncesinde olmak
      Allaha karşı olan vazifelerimiz de cabası demek…

      Ne kadar karı akıldır dedi
      Öyleki halimiz neye benzedi.
      Hiçten korkar dövülmeden ağlar misali oldu değil mi?
      Oysa hiç biri henüz gelmemiş, vuku bulmamış.

      Sabır kuvvetini dağıtmamak gerek.
      Lakin dağıtınca neye benziyoruz Üstadın temsiliyle…

      Şu sabırsızlıkta misâlin şöyle bir sersem kumandana benzer ki:
      Düşmanın sağ cenah kuvveti onun sağındaki kuvvetine iltihak etmiş
      ve ona taze bir kuvvet olduğu halde o tutar,
      mühim bir kuvvetini sağ cenâha gönderir, merkezi zayıflaştırır.
      Hem, sol cenahta düşmanın askeri yok iken ve daha gelmeden büyük bir kuvvet gönderir.
      “Ateş et!” emrini verir.
      Merkezi bütün bütün kuvvetten düşürtür
      Düşman işi anlar, merkeze hücum eder, târ ü mâr eder.

      İşte sabırsızlığımız bizi bu sersem kumandandan farksız kılıyor.
      Askerlik görmüşleriniz varsa savaş tekniklerini bilenleriniz varsa
      Eldekini muhafaza koşullarını bilenlerimiz varsa hak verecektir.

      Sabır bu işte çok önemlidir.
      İtidalli davranmayı sağlar.
      Ve itidal başarı için vazgeçilmezdir.

      Evet, buna benzersin.
      Çünkü, geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalbolmuş.
      Elemi gitmiş, lezzeti kalmış; külfeti, kerâmete
      iltihak ve meşakkati, sevâba inkılâb etmiş
      Öyle ise, ondan usanç almak değil, belki yeni bir şevk, taze bir zevk
      ve devama ciddî bir gayret almak lâzım gelir.

      Öyle değil mi?
      Geçmiş zahmetle sıkıntıyla doluysa bile zahmetlerin bitmiş olması,
      külfetlerin nihayet bulması geride sevapların lezzetlerin ve şükürlerin olması gerekir
      Yani hali hazırda şükretmek gerekir.

      Gelecek günler ise mâdem gelmemişler, şimdiden düşünüp usanmak ve fütur getirmek,
      aynen o günlerde açlığı ve susuzluğu ile bugün düşünüp,
      bağırıp çağırmak gibi bir divâneliktir.

      Evet
      Henüz gelmediyse şimdiden feryadı figan
      Anca divanenin işidir dedi Üstad

      Mâdem hakikat böyledir
      âkıl isen, ibâdet cihetinde yalnız bugünü düşün.
      Ve, “Onun bir saatini ücreti pek büyük, külfeti pek az,
      hoş ve güzel ve ulvî bir hizmete sarf ediyorum” de.
      O vakit senin acı bir fütûrun, tatlı bir gayrete inkılâb eder.

      İşte bu da reçete…
      Divane akılsız sersem olmamak için akıllı olan böyle davranır.

      İşte ey sabırsız nefsim!
      Sen, üç sabır ile mükellefsin:
      Birisi tâat üstünde sabırdır,
      birisi mâsiyetten sabırdır,
      diğeri musîbete karşı sabırdır.

      Üç mükellefiyet…
      Sanıyorum bunları oturtursak yani mükellef olduğumuz şuurunda olursak
      Sabır göstereceğiz.
      Günahlara karşı
      İbadetlere karşı ve
      Musibetlere karşı…

      Günahlara karşı sabretmek
      Üstad başka bir yerde takvadır der.
      Zaten takvanın tanımını yaparken de
      Günahlardan çekinmek olarak tasvir eder.

      İbadetlere karşı sabretmek,
      Ubudiyet-i kamileye ulaşmak için bir basamak oluyor.
      En kamil ibadet için o noktada da sabır ehli olmak gerek ki buna mükellefiz.

      Bir diğeri de musibetler dedi.
      Göndereni bilmek ve gönderenin kuluna zulmetmediğini bilmek…
      Yani sabrıyla birlikte musibeti gönderdiğini bilmek…

      Eğer sabrımızı sağa sola dağıtmazsak,
      Geçmişimize ve geleceğimize bulunduğumuz hazır ana kafi gelecek.
      Kuvvette olduğumuzun farkında oluyoruz.

      Ve musibet içinde teslim oluyor tevekkül ediyor sabır içinde şükrederek
      Musibetin vazifesini bitirmesini bekliyoruz.

      Aklın varsa, temsilde görünen hakikati rehber tut.
      Merdâne, “Yâ Sabûr” de,
      üç sabrı omuzuna al.
      Cenâb-ı Hakkın sana verdiği sabır kuvvetini,
      eğer yanlış yolda dağıtmazsan, her meşakkate ve her musîbete kâfi gelebilir.
      Ve o kuvvetle dayan.

      Ya sabur deyip yola çıkmalı ve sabır kuvvetimizi yerinde kullanmayı
      Kendimize oturtmalıyız ki musibet ve meşakkat zamanları takatsiz kalıp
      Neden ben, eyvah, öff demelere başlamayalım.
      Şikayet edercesine bir itham içinde kalmayalım.

      Ayet-i kerimede buyruluyor:
      Allah sabredenlerle birliktedir.
      Elhamdülillah

      Öyle ise inşallah bizlerde sabredenlerden oluruz diyelim.
      O sabır kuvvetiyle son nefesimize kadar her halükarda
      Ondan gelene tevekkül ve rıza ile dayanırız.

      O sabırla kuvvetiyle son nefese kadar üzerimize düşen
      İbadetlerde aksama olmadan vazifelerimizi yapmanın rahatlığıyla
      bu ruhu teslim edenlerden olmuş oluruz.
      İnşallah

      Subhaneke la ilmelena illa ma allemtena inneke entel alimul hakim ve davahum enilhamdulillahi rabbil alemin elfatiha

      21.30’da sohbet kanalında yapılan derstir.
      Muhabbet-i Bakiye
      #762509
      Anonim

        O sabırla kuvvetiyle son nefese kadar üzerimize düşen
        İbadetlerde aksama olmadan vazifelerimizi yapmanın rahatlığıyla
        bu ruhu teslim edenlerden olmuş oluruz.
        İnşallah
        Amin inşallah…
        Allah c.c razı olsun…

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.