- Bu konu 3 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
21 Nisan 2008: 18:31 #638332
Anonim
Ve hâkim, hakaik-i Kur’aniye ve imaniye olacak. Öyle ise şimdiki kader-i İlahî ve kısmetimize razı olmalıyız ki, bize parlak bir istikbal, ecnebilere müşevveş bir mazi düşmüş. Bu davama çok bürhanlardan ders almışım. Şimdi o bürhanlardan mukaddematlı bir buçuk bürhanı zikredeceğim. Okuyan -> Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
[VIMEO]3453619[/VIMEO]
21 Nisan 2008: 19:55 #688935Anonim
Allah razi olsun muhtesem bir sohbetti…
Allah emegi gecen Herkesten Razi olsun..aminTarihce-i Hayat,1.kisim’dan /Hutbe-i Şamiye ;
Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayat-ı içtimaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebîler, Avrupalılar terakkîde istikbale uçmalarıyla beraber, bizi maddî cihette kurûn-u vustada durduran ve tevkif eden altı tane hastalıktır. O hastalıklar da bunlardır:
1. Ye’sin (ümitsizliğin) içimizde hayat bulup dirilmesi.
2. Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi.
3. Adavete muhabbet.
4. Ehl-i îmanı birbirine bağlayan nûranî rabıtaları bilmemek.
5. Çeşit çeşit sarî hastalıklar gibi intişar eden istibdat.
6. Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek.Bu altı. dehşetli hastalığın ilacını da, bir tıb fakültesi hükmûnde hayat-ı içtimaiyemize, eczahane-i Kur’aniyeden ders aldığım “altı kelime” ile beyan ediyorum. Mualecenin esasları onları biliyorum.
BİRİNCİ KELİME: “El-emel,” yani, rahmet-i İlahiyeden kuvvetli ümit beslemek.
Evet, ben kendi hesabıma aldığım dersime binaen, ey İslam cemaati, müjde veriyorum ki, şimdiki alem-i İslamın saadet-i dünyeviyesi, bahusus Osmanlıların saadeti ve bilhassa İslamın terakkîsi, onların intibahıyla olan Arabın saadetinin fecr-i sadıkının emareleri inkişafa başlıyor ve saadet güneşinin de çıkması yakınlaşmış. Ye’sin rağmına olarak ben dünyaya işittirecek Haşiye derecede kanaat-i katiyemle derim:İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyetin olacak; ve hakim, hakaik-ı Kur’aniye ve îmaniye olacak. Bu davama çok bürhanlardan ders almışım. Şimdi o bürhanlardan mukaddematlı bir buçuk bürhanı zikredeceğim. O bürhanın mukaddematına başlıyoruz:
İslamiyet hakaikı hem manen, hem maddeten terakkî etmeye kahil ve mükemmel bir istidadı var.Birinci cihet olan manen terakkî ise: Biliniz! Hakîki vukuatı kaydeden tarih, hakîkate en doğru şahittir. İşte tarih bize gösteriyor. Hatta, Rusu mağlûp eden Japon başkumandanının İslamiyetin hakkaniyetine şehadeti de şudur ki:
“Hakîkat-i İslamiyetin kuvveti nisbetinde, Müslümanlar o kuvvete göre hareket etmeleri derecesinde ehl-i İslam temeddün edip terakkî ettiğini tarih gösteriyor. Ve ehl-i İslamın hakîkat-i İslamiyede zaafiyeti derecesinde tevahhuş ettiklerini, vahşete ve tedennîye düştüklerini ve herc ü merc içinde belalara, mağlûbiyetlere düştüklerini tarih gösteriyor. Sair dinler ise bilakistir…’
Eğer biz ahlak-ı İslamiyenin ve hakaik-ı îmaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabîleri elbette cemaatlerle İslamiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslamiyete dehalet edecekler.
Ey bu Cami-i Emevîdeki kardeşlerim gibi alem-i İslamın cami-i kebîrinde olan kardeşlerim! Siz de ibret alınız. Bu kırk beş senedeki bu dehşetli hadisattan ibret alınız. Tam aklınızı başınıza alınız, ey mütefekkir ve akıl sahibi ve kendini münevver telakkî edenler!Hasıl-ı kelam: Biz Kur’an Şakirtleri olan Müslümanlar, bürhana tabî oluyoruz, akıl ve fikir ve kalbimizle hakaik-ı îmaniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklit için bürhanı bırakmıyoruz. Onun için, akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur’an hükmedecek.
Hem de, İslamiyet güneşinin inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar; o mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emareleri göründü. Yetmiş birde fecr-i sadık başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kazib de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak.
Evet, hakaik-ı İslamiyetin mazi kıt’asını tamamen istilasına sekiz dehşetli manialar mümanaat ettiler
Birinci, İkinci, Üçüncü Maniler: Ecnebîlerin cehli ve o zamanda vahşetleri ve dinlerine taassuplarıdır. Bu üç mani, marifet ve medeniyetin mehasini ile kırıldı, dağılmaya başlıyor.
Dördüncü, Beşinci Maniler: Papazların, rûhanî reislerin riyasetleri ve tahakkümleri; ve ecnebîlerin körü körüne onları taklit etmeleridir. Bu iki mani dahi fikr-i hürriyet ve meyl-i taharrî-i hakîkat nev-i beşerde başlamasıyla zeval bulmaya başlıyor.
Altıncı, Yedinci Maniler: Bizdeki istibdat ve şeriatın muhalefetinden gelen sû-i ahlakımız mümanaat ediyordular. Bir şahıstaki münferid istibdat kuvveti şimdi zeval bulması, cemaat ve komitenin dehşetli istibdatlarının otuzkırk sene sonra zeval bulmasına işaret etmekle; ve hamiyet-i İslamiyenin şiddetli feveranıyla ve sû-i ahlakın çirkin neticeleri görülmesiyle, bu iki mani de zeval buluyor ve bulmaya başlamış. İnşaallah tam zeval bulacak.
Sekizinci Mani: Fünûn-u cedîdenin bazı müsbet mesaili, hakaik-ı İslamiyenin zahiri manalarına muhalif ve muarız tevehhüm edilmesiyle, zaman-ı mazideki istilasına bir derece sed çekmiş.
Mesela, küre-i arza emr-i İlahî ile nezarete memur “Sevr” ve “Hût” namlarında iki rûhanî melaikeyi dehşetli cismanî bir öküz, bir balık tevehhüm edip, ehl-i fen ve felsefe, hakîkati bilmediklerinden İslamiyete muarız çıkmışlar.Bu misal gibi yüz misal var ki, hakîkati bilindikten sonra, en muannid feylesof da teslim olmaya mecbur oluyor. Hatta Risale-i Nur, “Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesi”nde, fennin iliştiği bütün ayetlerin herbirisinin altında Kur’an’ın bir lem’a-i i’cazını gösterip, ehl-i fennin medar-ı tenkit zannettikleri Kur’an-ı Kerîm’in cümle ve kelimelerinde fennin eli yetişmediği yüksek hakîkatleri izhar edip, en muannid feylesofu da teslime mecbur ediyor. Meydandadır, isteyen bakabilir ve baksın; bu mani, kırk beş sene evvel söylenen o sözden sonra nasıl kırıldığını görsün.
Evet, bazı muhakkikin-i İslamiyenin bu yolda telifatları var. Bu Sekizinci dehşetli manianın zîr ü zeber olacağına dair emareler görünüyor.
Evet, şimdi olmasa da otuz-kırk sene sonra fen ve hakîki marifet ve medeniyetin mehasini bu üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip, o sekiz manileri mağlûp edip dağıtmak için taharrî-i hakîkat meyelanını ve insafı ve muhabbet-i insaniyeti, o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş. Şimdi onları kaçırmaya başlamış. İnşaallah yarım asır sonra onları darmadağın edecek.
Evet, meşhurdur ki, “En katî fazîlet odur ki, düşmanları dahi o fazîletin tasdikine şehadet etsin.”
• • •
Haşiye
Eski Said, hiss-i kablelvuku ile 1371’de, başta Arab devletleri, alem-i İslamın ecnebî esaretinden ve istibdadından kurtulup İslamî devletler teşkîl edeceklerini kırk beş sene evvel haber vermiş. İki Harb-i Umumî ve otuz-kırk sene devam eden istibdad-ı mutlakı düşünmemiş, üç yüz yirmi yedide olacak gibi müjde vermiş, tehirinin sebebini nazara almamış.6 Ocak 2010: 08:14 #763743Anonim
Video linki kaldırılmış yeniden ekleyebilir misiniz? Teşekkür ediyoruz.
6 Ocak 2010: 18:28 #688932Anonim
Video eklenmiştir.
6 Ocak 2010: 19:12 #763787Anonim
Emeğinize sağlık ancak videoda zaman zaman ses problemi oluyor..rahatsız edici bir ses çıkıyor dinleyemedik haberdar edelim istedik.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.